bugün
- sude sendromu10
- rakipleri gözaltına alıp seçim kararı almak8
- masklavi ile yeni parti mitingine gitmek7
- yagmurcu3
- ismet birader neden koşturmuyor sorunsalı3
- kemal kılıçdaroğlu6
- sözlük açsanız ismi ne olurdu9
- öbür sözlükte uluya kerhane denmesi17
- çıplaklar kampında tarih hocasıyla karşılaşmak4
- 30 yaşına girmek6
- hristiyanlık8
- özenilen şeyler3
- ahlak duygunuzu nerden alıyorsunuz16
- ey insan3
- samed agirbas3
- cinler sizinle nasıl iletişime geçiyor14
- kızları en güzel olan şehir13
- silver ile evlenecek erkek52
- erkek erkeğe arkadaşça sakso çekmek3
- intihardaki vücut pozisyonunu yatakta taklit etmek3
- 2026 yılı türk biralarının içilemez hale gelmesi21
- sırrı süreyya önder28
- atatürk'e alerjisi olan tipler11
- kolye zincirlerinin birbirine dolaşması10
- bir insanı aslında olmadığına ikna etmek2
- dindarların çoğunun fakir olması10
- euro 20163
- mauro icardi13
- damarsız tüysüz manisa yaprağı15
- abdullah öcalan orospu çocuğudur18
- sarapci koala58
- and the oscar goes to5
- göğüs kıllarım çıkmıyor16
- affetmenin gücü6
- mesaj atıp konuşmayan kız7
- hayatinin bittigini fark etmek2
- flört uygulamasında yazılımcı profili2
- sıfır atık vakfı3
- akrostişli şiir6
- bayern münih2
- vahiy kitabına göre kıyamet alametleri11
- 18 ay askerlik yapanlar nasıl yaptı sorunsalı8
- claudian clouds4
- 30 ağustos 2026 girne feribot faciası26
- devlet bahçeli2
- dün gece ne oldu13
- sözlükte linç yiyen insana karışır mısın17
- 3 eylül 2026 türkiye almanya voleybol maçı2
- ilişki yapmaya üşenmek6
- akepeli değilim ama akp'ye oy atıyorum saçmalığı15
uzun süredir dizi hakkında yorum yapmıyorum. gününde izlemekte zorlanıyorum zaten kalabalığın vs arasında. zaten reytinge de etki etmiyoruz* o yüzden paşalar gibi hep internetten izliyorum. ha bu yeni mi değişti, yok değil tabii ki başından beri öyle. hem reklamsız oluyo mis, hem de dikkatim dağılmıyor. bir tek 49. bölümü evde ankara'da büyük ekrandan izledim, onu da reklamları fast forward geçerek.
yani demek istediğim şu ki, dizide o kadar çok şey oluyor ki reklam bile insanın konsantrasyonunu feci şekilde dağıtıyor. ne kadar uzun reklamlar bilmiyorum, bilmekte istemiyorum tabii ki.* ama ben başka türlü 90 dakikanın sonunu getiremem. kesintisiz izlemek lazım.
neyse mert'in ölümüyle işler değişmeye başlamıştı. hafif hafif rayına oturttular sonrasında. o ön hazırlığın biraz uzun sürdüğü düşüncesindeyim ama başka türlü de çıkılmazmış işin içinden. bu bana ilk sezonda 19-22. bölümler arasında da olmuştu ama sonra dehşet bir bölümle geri gelmişti dizi.
ben bu değişimde yusuf eğir karakterinin inanılmaz etkisi olduğunu düşünüyorum. hani dizide saf iyi veya saf kötü yok ya. işte bu adam tam bir saf kötü. ben çok eğleniyorum onu izlerken. göt olurken suratında oluşan ifade, o sinirden çıldırmalar falan. on nümero olmuş diyor, tebrik ediyorum.
kimse kızmasın ama berrak tüzünataç'ı her gördüğümde ata bindin mi? diye sormak istiyorum. galiba arada başka dizilerde vs oynamış ama ben tv kültürüne sahip olmadığım için bilemiyorum. henüz o imajı da silemedi gözümde zaten neyse.
sonra ezel-bade aşkı zorlama diyenlere de kısmen hak veriyorum. ama bunu ömer/ezel-eyşan muhabbetiyle karşılaştırmayın. hem sonra hepimiz öğk demedik mi lan? eyşan ne kevaşeymiş diye saydırmadık mı zamanında? o yüzden bırakın, ergen de olsa insan aşık olabilir. zaten ben düşünüyorum ki bade karakterinin çılgınca can vermesi lazım ezel'in bir level daha atlayabilmesi için. neyse o zamanı geldiğinde ölür herhalde.
bir bakıma da iyi oldu ezel'in eyşan'ı geride bırakması. bi karar veremiyodu o yüzden, hiçbir şeyi beceremiyodu son hamleye kaldığı için. şimdi daha iyi olacağı düşüncesindeyim.
51. bölümün ise iki fragmanıyla beni yerimden sıçrattığını belirtmemde fayda var.
sevenleri için ramiz dayı'dan geliyor:
fırtınada ağaçlar nasıl çatırdar bilir misin kardeş?
yani demek istediğim şu ki, dizide o kadar çok şey oluyor ki reklam bile insanın konsantrasyonunu feci şekilde dağıtıyor. ne kadar uzun reklamlar bilmiyorum, bilmekte istemiyorum tabii ki.* ama ben başka türlü 90 dakikanın sonunu getiremem. kesintisiz izlemek lazım.
neyse mert'in ölümüyle işler değişmeye başlamıştı. hafif hafif rayına oturttular sonrasında. o ön hazırlığın biraz uzun sürdüğü düşüncesindeyim ama başka türlü de çıkılmazmış işin içinden. bu bana ilk sezonda 19-22. bölümler arasında da olmuştu ama sonra dehşet bir bölümle geri gelmişti dizi.
ben bu değişimde yusuf eğir karakterinin inanılmaz etkisi olduğunu düşünüyorum. hani dizide saf iyi veya saf kötü yok ya. işte bu adam tam bir saf kötü. ben çok eğleniyorum onu izlerken. göt olurken suratında oluşan ifade, o sinirden çıldırmalar falan. on nümero olmuş diyor, tebrik ediyorum.
kimse kızmasın ama berrak tüzünataç'ı her gördüğümde ata bindin mi? diye sormak istiyorum. galiba arada başka dizilerde vs oynamış ama ben tv kültürüne sahip olmadığım için bilemiyorum. henüz o imajı da silemedi gözümde zaten neyse.
sonra ezel-bade aşkı zorlama diyenlere de kısmen hak veriyorum. ama bunu ömer/ezel-eyşan muhabbetiyle karşılaştırmayın. hem sonra hepimiz öğk demedik mi lan? eyşan ne kevaşeymiş diye saydırmadık mı zamanında? o yüzden bırakın, ergen de olsa insan aşık olabilir. zaten ben düşünüyorum ki bade karakterinin çılgınca can vermesi lazım ezel'in bir level daha atlayabilmesi için. neyse o zamanı geldiğinde ölür herhalde.
bir bakıma da iyi oldu ezel'in eyşan'ı geride bırakması. bi karar veremiyodu o yüzden, hiçbir şeyi beceremiyodu son hamleye kaldığı için. şimdi daha iyi olacağı düşüncesindeyim.
51. bölümün ise iki fragmanıyla beni yerimden sıçrattığını belirtmemde fayda var.
sevenleri için ramiz dayı'dan geliyor:
fırtınada ağaçlar nasıl çatırdar bilir misin kardeş?
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar