bugün
- erzurum da 150 tl'ye satılan serpme kahvaltı9
- bik bik'in kraliçe olması11
- sarı tekerin yazar olamaması9
- türk kızı'nın hırt suçlu fetişi6
- kolye142
- asla evlenilmeyecek kızlar11
- bik bik'in hacker'a yemek yapması20
- kafasına haç düşen rahibin ölmesi4
- ıpkis'in bir işe yaramaması10
- 18 ekim 2026 uludağ sözlüğün hacklenmesi19
- bik bik moderatör olmasın kampanyası6
- uzun süre bir uçuruma bakmak4
- hacker saldırısı gazileri8
- hitler dönemi fenerbahçe dominasyonu7
- peynir dolgulu jalapeno3
- usualsuspects'e ödül ayağı atmak5
- sözlüğe yeni bir moderatör alınsın kampanyası5
- uludağ sözlük'ü yıkamayacaksınız7
- cep telefonu22
- fransa8
- nokia20
- arkadaşınızın sizi övmesi3
- usualsuspectsin mod olması6
- zall'ın makara yapması6
- usualsuspects'in ayağı4
- her boku yiyip suçu şeytana atmak2
- yılmaz erdoğan2
- uludağ sözlüğün hacklenmesi14
- araba3
- meltem hendem2
- antalya2
- bik bik'in hacker'a yalakalık yapması11
- kuzey kıbrıs ta öğrenci olmak2
- abd de futbol sahasına kamyonet dalması4
- fenerbahçe organize troll örgütü3
- bilim3
- ay3
- uzay3
- ben yokken sözlükte neler oldu4
- esaretin bedeli5
- asla evlenilmeyecek erkekler10
- fon vurgunu24
- türkiyede kürt olarak barınabilmek için gerekenler71
- konya denilince akla gelenler7
- son parti4
- hacker'ın hesabı mı kısıtlaması7
- jagermeister3
- istersem sozlugu hacklerim5
- cimer'e yazılan öğretmen şikayetleri6
- sözlükte aynı anda iki hesap kullanan tip7
bilmem kaç şekilde anlatılabilir bu şehir ama kısaca;
giderek daha da boka saran, köyleşen. çukurlaşan şehirdir.
elimizi attığımız üç beş şey de giderek kurumaktadır. ters yönde büyümek konusunda ustalaşan bu şehrin son mahareti ise, sosyal ve ekonomik bunalımların insanlarını çoğaltmasıdır.
görgüsüz ya da sonradan görme saplamaların giderek çoğaldığı eski-güzel şehrin yerini giderek, taş budalası, bina külhanbeyi, güç delisi ve gösteriş manyağı öküzlerin oryantalist şehri almıştır.
kültürel alanda bir elin parmağını (o bile çok) dahi geçmeyek sayıda etkinlik düzenlenmekte, o etkinliklere de üç beş belli adam gitmektedir.
şu bilmemkaç milyon nüfusa dayanan, şehirler sıralamasında bilmem kaçıncı olan koca köyde, doğru dürüst bir sanat galerisi bile yoktur. (eğrisine de razıyız ama...)
Örneğin (bin örnekten ilk aklıma gelen); Şehrin en köklü derneklerinden olan Afad (Fotoğraf amatörleri) eskiden bir çok organizasyona lokomotif olurken, şu aralar ellerinde bilmem kaç mp kameralarıyla sevişmeye.. pardon fotoğrafçı(!) olmaya giden bebelere bilmem kaç lira karşılığında ders vermekte, karanlık odadan, filmlerden, fotoğraf ya da fotoğrafçılardan doğru dürüst bahsetmemektedir. Analog fotoğraf hakkında soru soran bir öğrenciye (bir de bu adama burayı biz önerdik..!) ne yapacan Analogu, boşver diyebilen adamlara dönüşmüştür bu derneğin üye "sanatçıları". Ki bu dernek, zamanında gayet saygıdeğer bir eğitim vermekte, iyi fotoğrafçılar yetiştirmekteydi. Lakin dediğim gibi, Her bokun yozlaştığı adana'da bu da bok olmasa olmazdı zaten. Çok değil!
Değişmeyenlere gelince; değişmeyen tek şey, kebaptır, şalgamdır. Çünkü öküzü de, entelektüeli de, para babası da, işçisi de, çocuğu da, genci de sever kebabı Adana'da. Hani sevilmeyecek meret değildir ama,
Sadece bu mudur ağalar, bu mudur canlar?
Et - ekmek ne kadar doyurur boş ufukları, yavan zihinleri..?
Bir tek sokak bile kalmamıştır ki ayaklarımız coşkuyla yerlerine değsin. Akşamlarına sohbetler yağdırıp, kokusuna şiir dizelim... Abaza ergenler başka yerlerini sürterek gezinir oldular çünkü en naif caddelerde bile.
Kaçsak gitsek desek buralardan, içimizde bir keder kalıyor. Yaşı 25'in üzerindeki bir çok insan şu şehrin kültürel dokusuna (ki o da yok artık) az da olsa yetişmiştir. Peki ya sonrakiler? Neyi neyle satın alacak, neyin kıymetini ne kadar bilecek, ne okuyacak, ne görecek, kime danışacak ve hangi ufuk sayesinde gözlerini açıp büyüyecektir?
Üniversitede Okuyan gençler (ki Çukurova Üniversitesi apayrı bi konudur!!!) iş bulamadıktan sonra hangi kitabın, hangi filmin, hangi sanatın, hangi serginin ardına düşsün?
iş bulan adamlar, Çalıştıkları yerlerden üç kuruş daha almak için illa ki kodaman götü mü yalasın?
Çalışan ama Sigortası yatmayan Binlerce işçi, kime ne anlatsın?
"Ne kültürü, ne sanatı birader, millet aç diyen" adama az çok cevap verebiliyorken eskiden, artık kime ne dert anlatılsın..?
Ayıptır yahu!
Viva Yozlaşma!
Viva Yozlaştırma!
giderek daha da boka saran, köyleşen. çukurlaşan şehirdir.
elimizi attığımız üç beş şey de giderek kurumaktadır. ters yönde büyümek konusunda ustalaşan bu şehrin son mahareti ise, sosyal ve ekonomik bunalımların insanlarını çoğaltmasıdır.
görgüsüz ya da sonradan görme saplamaların giderek çoğaldığı eski-güzel şehrin yerini giderek, taş budalası, bina külhanbeyi, güç delisi ve gösteriş manyağı öküzlerin oryantalist şehri almıştır.
kültürel alanda bir elin parmağını (o bile çok) dahi geçmeyek sayıda etkinlik düzenlenmekte, o etkinliklere de üç beş belli adam gitmektedir.
şu bilmemkaç milyon nüfusa dayanan, şehirler sıralamasında bilmem kaçıncı olan koca köyde, doğru dürüst bir sanat galerisi bile yoktur. (eğrisine de razıyız ama...)
Örneğin (bin örnekten ilk aklıma gelen); Şehrin en köklü derneklerinden olan Afad (Fotoğraf amatörleri) eskiden bir çok organizasyona lokomotif olurken, şu aralar ellerinde bilmem kaç mp kameralarıyla sevişmeye.. pardon fotoğrafçı(!) olmaya giden bebelere bilmem kaç lira karşılığında ders vermekte, karanlık odadan, filmlerden, fotoğraf ya da fotoğrafçılardan doğru dürüst bahsetmemektedir. Analog fotoğraf hakkında soru soran bir öğrenciye (bir de bu adama burayı biz önerdik..!) ne yapacan Analogu, boşver diyebilen adamlara dönüşmüştür bu derneğin üye "sanatçıları". Ki bu dernek, zamanında gayet saygıdeğer bir eğitim vermekte, iyi fotoğrafçılar yetiştirmekteydi. Lakin dediğim gibi, Her bokun yozlaştığı adana'da bu da bok olmasa olmazdı zaten. Çok değil!
Değişmeyenlere gelince; değişmeyen tek şey, kebaptır, şalgamdır. Çünkü öküzü de, entelektüeli de, para babası da, işçisi de, çocuğu da, genci de sever kebabı Adana'da. Hani sevilmeyecek meret değildir ama,
Sadece bu mudur ağalar, bu mudur canlar?
Et - ekmek ne kadar doyurur boş ufukları, yavan zihinleri..?
Bir tek sokak bile kalmamıştır ki ayaklarımız coşkuyla yerlerine değsin. Akşamlarına sohbetler yağdırıp, kokusuna şiir dizelim... Abaza ergenler başka yerlerini sürterek gezinir oldular çünkü en naif caddelerde bile.
Kaçsak gitsek desek buralardan, içimizde bir keder kalıyor. Yaşı 25'in üzerindeki bir çok insan şu şehrin kültürel dokusuna (ki o da yok artık) az da olsa yetişmiştir. Peki ya sonrakiler? Neyi neyle satın alacak, neyin kıymetini ne kadar bilecek, ne okuyacak, ne görecek, kime danışacak ve hangi ufuk sayesinde gözlerini açıp büyüyecektir?
Üniversitede Okuyan gençler (ki Çukurova Üniversitesi apayrı bi konudur!!!) iş bulamadıktan sonra hangi kitabın, hangi filmin, hangi sanatın, hangi serginin ardına düşsün?
iş bulan adamlar, Çalıştıkları yerlerden üç kuruş daha almak için illa ki kodaman götü mü yalasın?
Çalışan ama Sigortası yatmayan Binlerce işçi, kime ne anlatsın?
"Ne kültürü, ne sanatı birader, millet aç diyen" adama az çok cevap verebiliyorken eskiden, artık kime ne dert anlatılsın..?
Ayıptır yahu!
Viva Yozlaşma!
Viva Yozlaştırma!
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar