bugün
- cenneti arzulayan örnek yaşam sürer5
- barbunya pilakisi seven bokkefali4
- eğitim seviyesi azaldıkça kişide artan şey10
- keyif kaçıran şeyler3
- samsak döveci9
- sözlüğün yeni tasarımı22
- masterchef 20263
- özür dilerim ile kusura bakma arasındaki farklar7
- sözlük yazarlarının su bardakları6
- memur olup sıradan bir hayatla geberip gitmek8
- akp'nin kemalistleşmesi2
- opel vectra b4
- tinto brass12
- eskiden arkadaşlar genelevde aynı kadına gitmezdi10
- aponun villası9
- italyan arabaları3
- holocaust2
- pforzheim toplum mürşidi piizci ismed efendi2
- galatasaray amed operasyonu4
- sözlük hanımlarının bugünkü kıyafetleri40
- kimseye ihtiyaç duymamak5
- uludede ile hacca gitmek3
- rüyada hiç gitmediğin mekanı görmek4
- hayal garip2
- paranın mutluluk getirmemesi7
- kötü bir insan mıyım ben5
- sense and sensibility2
- yaşadım demek için ne yapmalı7
- konuşurken anladın mı deyip duran tip6
- 4 kasım 2026 fenerbahçe liverpool maçı93
- atatürk denilince akla ilk gelen takım2
- royal starla kuş pazarına gitmek2
- şikayet et butonunun çalışmaması2
- belediye ruhsat birimi3
- yazarların kedilerine söylemek istedikleri4
- sözlüğün en ılık yazarı3
- hababam sınıfı3
- açık beğen2
- küfürlü atasözleri4
- terhis oluyorum sözlük21
- şeriatı savunan begüm polat'ın şaplak şovu49
- kaçak akım rölesi3
- kadınlar nasıl giyinmeli sorunsalı14
- kendi yanağından makas almak3
- günaydın kızlar4
- kafayı kıran geliyor3
- yaban arılarının ekstra stok yapması2
- fatma betül sayan kaya28
- kasım ayı indirimleri2
- allah ın selamını bile almayan vicdansız sabuha2
Part-l
Kim bizim düşmanımız?
Hakketten az bir düşünelim yahu, kim bizim düşmanımız?
Rusya ?
Amerika ?
Araplar ?
Kürtler ?
Yunanlar ?
Ermeniler ?
Aleviler ?
Yobazlar ?
Kemalistler ?
Ulusalcılar ?
Kim yaa.. Allah aşkına kimler bizim düşmanımız?
Yıllarca en büyük düşmanımız Ruslardı. Bu "Pis Gomünistler" bizim birlik ve beraberliğimizi tehdit ediyordu, adamlar Allah'sızdı yahu, ne namus kavramları vardı nede şeref. Bize bir bulaşsalar külfeyen kül olurduk Allah saklasın. Bu yüzden benim ülkemdeki insanların komünistim dediği an katli vacib olurdu. Yıllar boyu düşünmeden yargılamadan kendi vicdanlarımızdaki dar ağaçlarında astık insanları. Bilgiden yoksun iken fikir sahibi olmaya kalktık, kırdık döktük öldürdük.!
Peki ne oldu?
Ülkemin namus fedaisi, prensipli gençleri bu ülkeyi sovyet komünizmden yıllarca, her zorluk altında korumaktan yorgun düşünce, kanlı elleri ile gidip rus kadınlarına sarıldılar. Güzel ülkemin o çok milliyetçi erkekleri, daha türkçeyi konuşamazken rusça ögrenmeye başladı. Ve bizlere Rus rejimini düşman belleten devlet zihniyetimiz ise gidip milyar dolarlık anlaşmalar imzaladı bu "gomünist" lerle. Sonra gördük ki, ( Yada bilmiyorum gördük mü? ) Ruslar bizim düşmanımız filan değilmiş.! Yaz aylarında ülke turizmimizin en büyük gelir kapısıymış onlar. Yeni yabancı gelinlerimizin uyruğuymuş halbuki bu namussuzların ırkı. Bakanlar kurulumuzun palazlanmasına sebebmiş adamlar. Düşman değillermiş bize yani.! Sadece alıp veremediklerimiz varmış, alıp vermeye başlayınca gül gibi geçinip gidiyormuşuz.
Sonra bu Yunanlılar.!
Bunlarla savaşmışız zaten.! Yani ha bugün ha yarın yine dalaşacağız bunlarla. Ki bizim yarım saatimizi almaz bunları yok etmek ama global hukuk diye bişey var işte. Hele bir el kaldırsınlar bize, o zaman günlerini görür bu yunan tohumları.!! Diye diye, diye diye çürüttük kendi beyinlerimizi.
Unuttuk tabii, unuttuk...
Halbuki aynı iklimin insanlarıyız biz onlarla. ikimizde aynı içkiyi içer, aynı türkülerde hüzünleniriz. Ve her gece uzaktan uzağa şerefe kaldırırız kadehlerimizi birbirimize, bilmeden..
Bizim egelimiz ne kadar yunansa, yunanda o kadar egelidir aslında.
Hatta lanet ederken Yunan topraklarına hep unuturuz Atatürk'ün doğum yeri olan Selanik'i bi'şekilde.!!
Agopun meyhanesinde oturur, yunanlar ölmeli deriz ve Agop o arada boşalan içkilerimizi tazeler bizim, görmeyiz.
Bizler, istanbul'u Yunanlı şairler gibi severiz. Onlar gibi Konstantin deriz adına.
Gider kuyumcu Dimitri'den kızımızın düğün takılarını alırız ama yinede sevmeyiz zihnimizdeki o yunan portresini.
Ya şimdi.? Şimdisini biliyoruz işte.. Onlar diye ötekileştirdiklerimiz Bodrum'da, bizler ise Girit'te, Atina'da.!!
Araplar, Bulgarlar ve diğer düşman(!) ülkeler içinde hep aynı şeyler geçerli aslında. Bize öcü gösterilen herşeyin altında beyaz çarşafların altında öcü taklidiyle bizleri korkutmaya çalışan, hep aynı zihniyetin yüzü çıktı. Korkutulduk, çok korkudulduk.! Ki korktuk ta. Sonra beyaz çarşafların altındakiler cebimizi boşaltıp gursağımıza göz dikti. Ekmeğimizi aşımızı alıp, olmayan düşmanlara karşı korudular bizi. Biz korkmaktan sorgulamaya vakit bile bulamadık.!!!
Peki bunlar yetti mi?
Elbette ki yetmedi.. Dünya değişiyordu. Uzaktakine maske takıp onu korkunç bir yaratık haline dönüştürme işi artık modası geçmiş ayakkabılar gibiydi. Kimse almıyordu artık bunları, inanmıyorlardı bu yalanlara. O zaman yeni düşmanlar, yeni yaratıklar bulmanın, bulmanın demeyelim de, yaratmanın zamanı gelmiş hatta geçiyordu.
Ne yapmalıydı peki! Yapılacak olan aslında bi evvel yapılandan daha kolaydı.
Şimdi çalın kapı komşunuzun kapısını, evin resine oğlunuz sizin oğlunuz değilmiş deyin.! O evde yarım saat sonra feryat figan yükselir. Ve kimseyi bu yalanın yalan olduğuna inandıramazsınız artık. Bakışlara bir kere olsun o şüphe bakışı eklenmişse eskisi gibi bakmak çook ama çok zordur.
Tamda bunu yaptılar bize ve yapmayada devam ediyorlar.
Aleviler için, "Kızılbaş bunlar, mum söndü yapıp kim kimi yakalasa ona atlıyor. Yengeymiş, kardeşmiş, anneymiş, teyzeymiş ayırmıyorlar bile." dediler.! Oha lan.!!! Bunu Dersimliler için söylediler yahu.! Namusları için kan dökmüş, can vermiş insanlar için dediler.! ithama bakın yaa!! Ama yoook, inandık biz buna. Aleviye kız verilmez, aleviden kız alınmaz fikri yerleşti hepimizin beynine. Oruçsuz, namazsız, abdestsiz gezer bunlar deyip dışladık, sonra kızımız yurtdışında okul okurken tanıştığı protestan genç ile evlenince davullu zurnalı düğün yaptık da, Alevi'yi sevmedik.!
Ve bugün hala aleviyi ve aleviliği tartışmaktayız. Laik devletten bahsedip camilere imam atamakta, bu ülkedeki hristiyanın, ermeninin,yahudinin vergisiyle bu imamlara maaş vermekteyiz ama hala alevilerin cem evlerine ve dedelik kurumuna da burun kıvırmayı ihmal etmiyoruz.. Çünkü hepimizin bilinç altında aleviler aynı yerde.!
Onlar hala mum söndü yapıyor.
Onlar hala oruçsuz.
Hala namazsız ve abdestsiz munafıklar bizim gözümüzde.!
Sonra Kürtler ;
işte burda çok uçlu bir değnek var karşımızda, ki değneğin her ucunda dışkı var. Öncelikle devletin tek tip öğrenci, tek tip memur, tek tip vatandaş yaratma çabası var burda. Çünkü bu ülkede Türk Müslüman Sunni Oportunist ve Erkek değilsen zaten ilk golü yemişsindir. E şimdi hem kürt, hem solcu hemde üstelik yer yer müslüman değilsen başlı başına problemsindir.
Ve ağalık düzeni vardır ki, kürt sorunun ana taşıyıcılarındandır bu. Hükümetler orda ki halka hizmet götürüp, halkın yaşam standartlarına katkıda bulunacağına sadece yörenin ilgili ağasına paye vermekle yıllar boyu ordaki halk ile olan ilişkisini istediği seviyede(!) tutmayı başarmıştır. Cumhuriyet dönemi hükümetlerinin hemen hemen hepsi için sadece seçimden seçime halkın ayağına gitmişlerdir tespitinde bulunursak pekte yalan söylemiş olmayız. Ama güneydoğuya seçim için bile gidilmedi.! Ağa kendi menfaatleri için köylülere istediği gibi zülum ederken sadece izlediler. Devlette, jandarmada, poliste Ağa'nın kendisi ve çevresiydi o topraklarda. Her seçimde aynı sözler yankılanırdı kürt köylülerinin kulaklarında.
"Bu köyden başka partiye tek oy çıksın, yakarım burayı. Benim daha onlarca köyüm var.!"
Evet, G.Doğunun seçim sloganı yıllarca bu oldu.!!
Devam edecek....
Kim bizim düşmanımız?
Hakketten az bir düşünelim yahu, kim bizim düşmanımız?
Rusya ?
Amerika ?
Araplar ?
Kürtler ?
Yunanlar ?
Ermeniler ?
Aleviler ?
Yobazlar ?
Kemalistler ?
Ulusalcılar ?
Kim yaa.. Allah aşkına kimler bizim düşmanımız?
Yıllarca en büyük düşmanımız Ruslardı. Bu "Pis Gomünistler" bizim birlik ve beraberliğimizi tehdit ediyordu, adamlar Allah'sızdı yahu, ne namus kavramları vardı nede şeref. Bize bir bulaşsalar külfeyen kül olurduk Allah saklasın. Bu yüzden benim ülkemdeki insanların komünistim dediği an katli vacib olurdu. Yıllar boyu düşünmeden yargılamadan kendi vicdanlarımızdaki dar ağaçlarında astık insanları. Bilgiden yoksun iken fikir sahibi olmaya kalktık, kırdık döktük öldürdük.!
Peki ne oldu?
Ülkemin namus fedaisi, prensipli gençleri bu ülkeyi sovyet komünizmden yıllarca, her zorluk altında korumaktan yorgun düşünce, kanlı elleri ile gidip rus kadınlarına sarıldılar. Güzel ülkemin o çok milliyetçi erkekleri, daha türkçeyi konuşamazken rusça ögrenmeye başladı. Ve bizlere Rus rejimini düşman belleten devlet zihniyetimiz ise gidip milyar dolarlık anlaşmalar imzaladı bu "gomünist" lerle. Sonra gördük ki, ( Yada bilmiyorum gördük mü? ) Ruslar bizim düşmanımız filan değilmiş.! Yaz aylarında ülke turizmimizin en büyük gelir kapısıymış onlar. Yeni yabancı gelinlerimizin uyruğuymuş halbuki bu namussuzların ırkı. Bakanlar kurulumuzun palazlanmasına sebebmiş adamlar. Düşman değillermiş bize yani.! Sadece alıp veremediklerimiz varmış, alıp vermeye başlayınca gül gibi geçinip gidiyormuşuz.
Sonra bu Yunanlılar.!
Bunlarla savaşmışız zaten.! Yani ha bugün ha yarın yine dalaşacağız bunlarla. Ki bizim yarım saatimizi almaz bunları yok etmek ama global hukuk diye bişey var işte. Hele bir el kaldırsınlar bize, o zaman günlerini görür bu yunan tohumları.!! Diye diye, diye diye çürüttük kendi beyinlerimizi.
Unuttuk tabii, unuttuk...
Halbuki aynı iklimin insanlarıyız biz onlarla. ikimizde aynı içkiyi içer, aynı türkülerde hüzünleniriz. Ve her gece uzaktan uzağa şerefe kaldırırız kadehlerimizi birbirimize, bilmeden..
Bizim egelimiz ne kadar yunansa, yunanda o kadar egelidir aslında.
Hatta lanet ederken Yunan topraklarına hep unuturuz Atatürk'ün doğum yeri olan Selanik'i bi'şekilde.!!
Agopun meyhanesinde oturur, yunanlar ölmeli deriz ve Agop o arada boşalan içkilerimizi tazeler bizim, görmeyiz.
Bizler, istanbul'u Yunanlı şairler gibi severiz. Onlar gibi Konstantin deriz adına.
Gider kuyumcu Dimitri'den kızımızın düğün takılarını alırız ama yinede sevmeyiz zihnimizdeki o yunan portresini.
Ya şimdi.? Şimdisini biliyoruz işte.. Onlar diye ötekileştirdiklerimiz Bodrum'da, bizler ise Girit'te, Atina'da.!!
Araplar, Bulgarlar ve diğer düşman(!) ülkeler içinde hep aynı şeyler geçerli aslında. Bize öcü gösterilen herşeyin altında beyaz çarşafların altında öcü taklidiyle bizleri korkutmaya çalışan, hep aynı zihniyetin yüzü çıktı. Korkutulduk, çok korkudulduk.! Ki korktuk ta. Sonra beyaz çarşafların altındakiler cebimizi boşaltıp gursağımıza göz dikti. Ekmeğimizi aşımızı alıp, olmayan düşmanlara karşı korudular bizi. Biz korkmaktan sorgulamaya vakit bile bulamadık.!!!
Peki bunlar yetti mi?
Elbette ki yetmedi.. Dünya değişiyordu. Uzaktakine maske takıp onu korkunç bir yaratık haline dönüştürme işi artık modası geçmiş ayakkabılar gibiydi. Kimse almıyordu artık bunları, inanmıyorlardı bu yalanlara. O zaman yeni düşmanlar, yeni yaratıklar bulmanın, bulmanın demeyelim de, yaratmanın zamanı gelmiş hatta geçiyordu.
Ne yapmalıydı peki! Yapılacak olan aslında bi evvel yapılandan daha kolaydı.
Şimdi çalın kapı komşunuzun kapısını, evin resine oğlunuz sizin oğlunuz değilmiş deyin.! O evde yarım saat sonra feryat figan yükselir. Ve kimseyi bu yalanın yalan olduğuna inandıramazsınız artık. Bakışlara bir kere olsun o şüphe bakışı eklenmişse eskisi gibi bakmak çook ama çok zordur.
Tamda bunu yaptılar bize ve yapmayada devam ediyorlar.
Aleviler için, "Kızılbaş bunlar, mum söndü yapıp kim kimi yakalasa ona atlıyor. Yengeymiş, kardeşmiş, anneymiş, teyzeymiş ayırmıyorlar bile." dediler.! Oha lan.!!! Bunu Dersimliler için söylediler yahu.! Namusları için kan dökmüş, can vermiş insanlar için dediler.! ithama bakın yaa!! Ama yoook, inandık biz buna. Aleviye kız verilmez, aleviden kız alınmaz fikri yerleşti hepimizin beynine. Oruçsuz, namazsız, abdestsiz gezer bunlar deyip dışladık, sonra kızımız yurtdışında okul okurken tanıştığı protestan genç ile evlenince davullu zurnalı düğün yaptık da, Alevi'yi sevmedik.!
Ve bugün hala aleviyi ve aleviliği tartışmaktayız. Laik devletten bahsedip camilere imam atamakta, bu ülkedeki hristiyanın, ermeninin,yahudinin vergisiyle bu imamlara maaş vermekteyiz ama hala alevilerin cem evlerine ve dedelik kurumuna da burun kıvırmayı ihmal etmiyoruz.. Çünkü hepimizin bilinç altında aleviler aynı yerde.!
Onlar hala mum söndü yapıyor.
Onlar hala oruçsuz.
Hala namazsız ve abdestsiz munafıklar bizim gözümüzde.!
Sonra Kürtler ;
işte burda çok uçlu bir değnek var karşımızda, ki değneğin her ucunda dışkı var. Öncelikle devletin tek tip öğrenci, tek tip memur, tek tip vatandaş yaratma çabası var burda. Çünkü bu ülkede Türk Müslüman Sunni Oportunist ve Erkek değilsen zaten ilk golü yemişsindir. E şimdi hem kürt, hem solcu hemde üstelik yer yer müslüman değilsen başlı başına problemsindir.
Ve ağalık düzeni vardır ki, kürt sorunun ana taşıyıcılarındandır bu. Hükümetler orda ki halka hizmet götürüp, halkın yaşam standartlarına katkıda bulunacağına sadece yörenin ilgili ağasına paye vermekle yıllar boyu ordaki halk ile olan ilişkisini istediği seviyede(!) tutmayı başarmıştır. Cumhuriyet dönemi hükümetlerinin hemen hemen hepsi için sadece seçimden seçime halkın ayağına gitmişlerdir tespitinde bulunursak pekte yalan söylemiş olmayız. Ama güneydoğuya seçim için bile gidilmedi.! Ağa kendi menfaatleri için köylülere istediği gibi zülum ederken sadece izlediler. Devlette, jandarmada, poliste Ağa'nın kendisi ve çevresiydi o topraklarda. Her seçimde aynı sözler yankılanırdı kürt köylülerinin kulaklarında.
"Bu köyden başka partiye tek oy çıksın, yakarım burayı. Benim daha onlarca köyüm var.!"
Evet, G.Doğunun seçim sloganı yıllarca bu oldu.!!
Devam edecek....
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar
© 2005 – 2026 uludagsozluk.com