bugün
- kızları en güzel olan şehir12
- ahlak duygunuzu nerden alıyorsunuz12
- cinler sizinle nasıl iletişime geçiyor13
- kolye zincirlerinin birbirine dolaşması11
- öbür sözlükte uluya kerhane denmesi12
- atatürk'e alerjisi olan tipler11
- kadın nefreti4
- hristiyanlık7
- sözlükteki satranç taşları4
- 18 ay askerlik yapanlar nasıl yaptı sorunsalı8
- cinlerin özünde iyi insanlar olması2
- gecenin şarkısı11
- erkekler zıçar kızlar kakaloş yapar4
- 50 bin liraya sabah 10'a kadar uyumadan durmak2
- mesaj atıp konuşmayan kız3
- türk erkeği endonezyalı kız evliliği6
- 2026 yılı türk biralarının içilemez hale gelmesi21
- sözler köşkü6
- ilişki yapmaya üşenmek3
- damarsız tüysüz manisa yaprağı15
- irmik helvası3
- arabada son ses dinlenecek şarkılar2
- erkek nefreti2
- sırrı süreyya önder28
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı15
- silver ile evlenecek erkek52
- kolay gelsin denilen esnafın cevap vermemesi3
- abdullah öcalan orospu çocuğudur18
- vahiy kitabına göre kıyamet alametleri11
- gece geç saatte ışığı yanan evler4
- sözlüğü annesi gibi gören insan2
- göğüs kıllarım çıkmıyor16
- sıpsıkıcı olmanız4
- şikeci amedspor5
- sözlük açsanız ismi ne olurdu2
- askerde sözlüğe girmek4
- dün gece ne oldu13
- saçını mora boyatan kızın amacı3
- 30 ağustos 2026 girne feribot faciası26
- bir yazarın profiline girip entrylerini okumak8
- multitap2
- burcu akrep olan birini akrep sokması3
- normal sözlük ismi ne2
- ataköy'deki anyma konserinin iptal edilmesi3
- sözlükte evlenecek adam kalmaması3
- bodofff2
- sözlüğün bitmiş olması3
- sarapci koala58
- günümüz çocuklarının ana babayı saymaması2
- fasulyeyi akşamdan suya koyan erkek5
aslında tanıma başlık koymakta zorlandım ama sanırım en yakını bu olur. insanlar olarak doğa üstü güçlere, mucizelere pek bi meraklıyız. meraklı olmakta sorun yok ama gördüğümüz yerde bunları putlaştırmaya çalışıyoruz. istiyoruz ki bunlar irdelenmesin, sorgulanmasın, aman eleştirilmesin, aman toz kondurulmasın, aman kusursuz olsunlar, aman kimseler tarafından anlaşılmasınlar, vs.
olayın derinine inersek kanımca bu merak olayı insanın acizliğinden kaynaklanıyor. acizlikten kastım insanların bilimde çok ilerlemesine rağmen kilit noktalarda hala soru işaretlerinin bulunması ve aslında hayati sorularına cevap bulamaması. cevabını veremediğimiz bu sorular karşında korkuya kapılıyoruz ve içten içe biri çıksın da bize bu cevapları versin isteğiyle yanıp tutuşuyoruz. biri çıksın ve herşeye meydan okusun, hayata meydan okusun, maddeye meydan okusun, bütün sorularımıza cevap verebilecek güçte olsun. sanırım bir yaratıcıya inanma ihtiyacı ve dinlere bağlanma eğilimi de tam olarak bununla alakalı. bu noktada hiç bir sorun yok. altını çizerek tekrar söylemek istiyorum, bu bir içgüdü meselesi ve herhangi bir tehlikesi yok.
lakin tehlikeli olan bir durum var ki o da kendisinde doğa üstü bir güç cevheri gördüğümüz her varlığı sorgu sual etmeden abartmaya, yüceltmeye, putlaştırmaya çalışıyoruz. hele ki bizim gibi bu güce inanan insanların sayısı çok ise, yandı gülüm keten helvası. artık bu konuda ne bir eleştiriye, ne bir karşı görüşe, ne de bir fikre saygı duymayız. bu konuda negatif tek bir kelime dahi duymak istemeyiz. hatta eleştiri getirenlere karşı önyargılar oluşturur, nefret besler ve bu kişileri düşman belleriz. aynı inanca sahip olanlar olarak kutuplaşır inandığımız gücün önünde bir duvar olur çıkarız. bu davranışımızın nedenine gelirsek, basit olarak bilgi eksikliğimizdir kanaatimce. yeterli bilgiye sahip değiliz. o kadar eksiğiz ki beynimizi nasıl kullanacağımızı yani nasıl düşüneceğimizi bile bilmiyoruz. insanoğlu bu kadar ileri gitmişken neden bu haldeyiz peki. sanırım bilimde gelinen noktalar bakımından tam bir dağılım eşitsizliği sözkonusu bireyler açısından. dünya nufusunun çok az bir kısmı, kalan kısmın çok çok ilerisinde bilgi bakımından. çözüm tabi ki tek kelimeyle eğitim. biraz derininde aileden başlayan eğitim. biraz daha derinin de ailenin de iyi eğitim verebilecek sevide bilgiye sahip olması. biraz daha derinin de ilerde ebeveyn olacak kişinin eğitime zaman ve kafa ayırabilecek standartlarda yaşaması ve gerekli bilgiyi alması.
elimizdeki şartları göz önünde bulundurarak bu soruna bir çare arayacak olursak, çözüm zor gibi gözükse de, gittikçe çığa dönüşecek bir kartopunu doru yönde ve ivmede atmak kadar basittir aslında. tek yapmamız gereken, ileride ebeveyn olacak kişileri, çocuklarına iyi eğitim verebilecek seviyede bilgi ve yaşam standartına sahip olmaları gerektiği konusunda eğitmek ve bu fikre sahip çıkacak eğitim seviyesine çekmektir. yani ilerde anne-baba olacak kişiler, ebeveyn olmanın sorumluluğunu kavrayacak ve yeterli olmadığı takdirde yapacağı çocuğa kötülük edeceğini bilecek seviyede eğitilmelidir. eğer bu kişiler bu fikrin arkasında durarak hareket eder ve anne-baba olabilecek seviyeye gelmeden çocuk yapmayı reddelerse, küçük kartoplarıyla başlayan bu oluşum bir kaç nesil sonra karşı konulamaz çığlar haline gelir ve kendisini engellemeye çalışan düşünceleri de içine katarak bizi kurtarır. bu kadar kolay mı peki? tabi ki değil, çünkü arazi buna hiç uygun değil. hem kartopunu çığa dönüştürecek eğimde değil, hem de kartopunun büyüyemeden yok olmasına sebep olacak engellerle dolu. en büyük engel ise dağın tepesine çok yakın bir noktada çin seddi gibi yükselen din duvarı. çözüm aradığımız sorun öyle bir sorun ki, bu sorunun yarattığı sonuçlar, bu sorunu çözme yollarını tıkamış vaziyette. bilgisayarıza, anti-virüs programı yüklemenize engel olan bir virüsün bulaştığını düşünün. tek farkı, bilgisaraylara format atılabiliyorken, bu virüse bulaşmış insana format atılamaması ve üstüne üstlük kendini kopyalarayak bire üç oranında çoğalması. yani olayımız kartopuna hendek atlatmaktan çok çok çok daha zor beyler.
bakın bu üç oldu, bi yerden başlıyorum alakasız yerlere gidiyorum, bu sefer bi votka yollayın bakalım. hava buz kesti içimiz ısınsın bari. bakınız sözlükte ikram uygulaması demiycem korkma, sıkıldım artık. hadi kal sağlıcakla,
olayın derinine inersek kanımca bu merak olayı insanın acizliğinden kaynaklanıyor. acizlikten kastım insanların bilimde çok ilerlemesine rağmen kilit noktalarda hala soru işaretlerinin bulunması ve aslında hayati sorularına cevap bulamaması. cevabını veremediğimiz bu sorular karşında korkuya kapılıyoruz ve içten içe biri çıksın da bize bu cevapları versin isteğiyle yanıp tutuşuyoruz. biri çıksın ve herşeye meydan okusun, hayata meydan okusun, maddeye meydan okusun, bütün sorularımıza cevap verebilecek güçte olsun. sanırım bir yaratıcıya inanma ihtiyacı ve dinlere bağlanma eğilimi de tam olarak bununla alakalı. bu noktada hiç bir sorun yok. altını çizerek tekrar söylemek istiyorum, bu bir içgüdü meselesi ve herhangi bir tehlikesi yok.
lakin tehlikeli olan bir durum var ki o da kendisinde doğa üstü bir güç cevheri gördüğümüz her varlığı sorgu sual etmeden abartmaya, yüceltmeye, putlaştırmaya çalışıyoruz. hele ki bizim gibi bu güce inanan insanların sayısı çok ise, yandı gülüm keten helvası. artık bu konuda ne bir eleştiriye, ne bir karşı görüşe, ne de bir fikre saygı duymayız. bu konuda negatif tek bir kelime dahi duymak istemeyiz. hatta eleştiri getirenlere karşı önyargılar oluşturur, nefret besler ve bu kişileri düşman belleriz. aynı inanca sahip olanlar olarak kutuplaşır inandığımız gücün önünde bir duvar olur çıkarız. bu davranışımızın nedenine gelirsek, basit olarak bilgi eksikliğimizdir kanaatimce. yeterli bilgiye sahip değiliz. o kadar eksiğiz ki beynimizi nasıl kullanacağımızı yani nasıl düşüneceğimizi bile bilmiyoruz. insanoğlu bu kadar ileri gitmişken neden bu haldeyiz peki. sanırım bilimde gelinen noktalar bakımından tam bir dağılım eşitsizliği sözkonusu bireyler açısından. dünya nufusunun çok az bir kısmı, kalan kısmın çok çok ilerisinde bilgi bakımından. çözüm tabi ki tek kelimeyle eğitim. biraz derininde aileden başlayan eğitim. biraz daha derinin de ailenin de iyi eğitim verebilecek sevide bilgiye sahip olması. biraz daha derinin de ilerde ebeveyn olacak kişinin eğitime zaman ve kafa ayırabilecek standartlarda yaşaması ve gerekli bilgiyi alması.
elimizdeki şartları göz önünde bulundurarak bu soruna bir çare arayacak olursak, çözüm zor gibi gözükse de, gittikçe çığa dönüşecek bir kartopunu doru yönde ve ivmede atmak kadar basittir aslında. tek yapmamız gereken, ileride ebeveyn olacak kişileri, çocuklarına iyi eğitim verebilecek seviyede bilgi ve yaşam standartına sahip olmaları gerektiği konusunda eğitmek ve bu fikre sahip çıkacak eğitim seviyesine çekmektir. yani ilerde anne-baba olacak kişiler, ebeveyn olmanın sorumluluğunu kavrayacak ve yeterli olmadığı takdirde yapacağı çocuğa kötülük edeceğini bilecek seviyede eğitilmelidir. eğer bu kişiler bu fikrin arkasında durarak hareket eder ve anne-baba olabilecek seviyeye gelmeden çocuk yapmayı reddelerse, küçük kartoplarıyla başlayan bu oluşum bir kaç nesil sonra karşı konulamaz çığlar haline gelir ve kendisini engellemeye çalışan düşünceleri de içine katarak bizi kurtarır. bu kadar kolay mı peki? tabi ki değil, çünkü arazi buna hiç uygun değil. hem kartopunu çığa dönüştürecek eğimde değil, hem de kartopunun büyüyemeden yok olmasına sebep olacak engellerle dolu. en büyük engel ise dağın tepesine çok yakın bir noktada çin seddi gibi yükselen din duvarı. çözüm aradığımız sorun öyle bir sorun ki, bu sorunun yarattığı sonuçlar, bu sorunu çözme yollarını tıkamış vaziyette. bilgisayarıza, anti-virüs programı yüklemenize engel olan bir virüsün bulaştığını düşünün. tek farkı, bilgisaraylara format atılabiliyorken, bu virüse bulaşmış insana format atılamaması ve üstüne üstlük kendini kopyalarayak bire üç oranında çoğalması. yani olayımız kartopuna hendek atlatmaktan çok çok çok daha zor beyler.
bakın bu üç oldu, bi yerden başlıyorum alakasız yerlere gidiyorum, bu sefer bi votka yollayın bakalım. hava buz kesti içimiz ısınsın bari. bakınız sözlükte ikram uygulaması demiycem korkma, sıkıldım artık. hadi kal sağlıcakla,
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar