bugün
- o kadar zengin olmak ki ölümü yenememek13
- bir sözlük kızını aşırı seksi bulmak5
- ferdi tayfurun 6 milyar tl servet yapması5
- elon muskın ilk dolar trilyoneri olması4
- ayağı alçılı kız yıkamak5
- deniz şortunun içine boxer giyilir mi sorunsalı10
- diyanetin abd'deki villaları5
- iç sıkıntısından intihar etmek10
- 12 haziran 2026 kanada bosna hersek maçı2
- aylık asgari ücret iyi midir sorunsalı2
- 20 cm iyi midir3
- aylık 341 bin lira iyi para mıdır sorunsalı2
- dünya kupası maçı olunca trt'nin şifrelenmesi2
- dişçinin kucağına oturmak2
- iyi öpüşmek için yapılması gerekenler14
- tek başına tatile çıkmak4
- cilgincapkin220
- izmir merkezli feto operasyonu3
- karamanoğlu beyliğinin bayrağı6
- geleyim beş dakika göreyim seviyesinde sevmek13
- polat alemdar3
- milli takım şarkısının akp tarafından üretilmesi12
- birader beylerin birader beyler olmaları6
- yazarların şu an istediği şey4
- trabzon'un abartılmış balon bir şehir olması2
- en çok kullandığınız ağrı kesici9
- sarı yeleli aslan trump8
- iran'ın hürmüz boğazı nı kapatması8
- yazarları gülümseten şeyler6
- ümmetçiler neden filistin'i kurtarmıyor10
- nargile tütünü3
- zall sözlüğü bizzat takip ediyor18
- kuş besleyen akciğeri hastalığı2
- kontrat fosfor karburator4
- hababam sınıfı semra hoca7
- 1 dakikada 47 mekik çekmek2
- makyaj öncesi alt tabaka hazırlığı2
- mor semsiyeli yabanci21
- 60 saat boyunca uyumayan insan4
- iş sıkıntısı olmasa okuyacağınız bölüm4
- yaz günü bira içmek5
- zallın fake hesabı var mı9
- bir şarkı sözü der ki2
- müslim sarı3
- mardin de bir ağanın inşa ettirdiği ilginç köy evi3
- m r e r e c t o23
- kamu görevlilerinin zıvanadan çıkması2
- anın görüntüsü18
- talibanin kadınlara hemşire ve ebeliği yasaklaması10
- 12 haziran 2026 güney kore çekya maçı5
yazmakta geciktim ama, aralık ayında ankara passage pub'da güzel bir konser verdiler. elbette ordaydık dostum! şimdi de konsere dair izlenimlerime geçeyim.
konser günü önce bilkent'e akabinde odtü'ye söyleşiye geldiler. bilkent'in durumu, fotolardan gördüğüm kadarıyla içler acısıydı. salondaki izleyiciler 10 taneydi, bilemedin 15. eşek hoşaftan ne anlar diyerek bu konuyu kapatıyorum.
odtü söyleşisi ise çok keyifliymiş. gidemedim ama reddgiller her yaptıkları işin yakinen takip edilmesinden memnun olduklarını belirtmişlerdi söyleşi sonrası. akşam da passage'a geçtiler.
passage pub sürekli gittiğimiz, güzel bir mekan. sakarya gibi bol apaçi ve türkü bar yoğunluklu bir bölgede böyle bir seviyeyi tutturmuş olmaları zaten takdire şayan. gelgelelim, en arkadaki yerimizden kalkıp biraz önlere doğru ilerlemeye çalışınca sevgili arkadaşlarımla birlikte ezilme tehlikesi atlattık. dip dibe, göt göte! öeehh diyerek daha fazla çabalamadan yerimize döndük. nefret ettiğim if tarzı kalabalık passage'da da vardı. buna nasıl bir çözüm bulunur, bilmiyorum. daha geniş bir mekanda ferah feza bir konser olmalıydı diyeceğim ama ankara'da geniş, bu konsepte uygun ve öğrenci dostu bir mekan kaldı mı, emin değilim.
bir diğer sıkıntılı nokta, biletlerin neden sadece konser günü satıldığıydı. günler öncesinden sorduğumuzda, istanbul'dan bilet getirileceği (?) gibi garip bir şey söylemişti passage elemanları. istanbul dışındaki şehirlerde çaldıkları programlarda, mekan doldurabilme gibi bir kaygısı kalmamış bir gruptur bence redd (bunu dert ediyorlar manasında demiyorum, ama artık kemik bir kitleleri olduğu için ticari olarak da durum böyle). dolayısıyla garip geldi ne bileyim.
redd elemanları, sahnede çen çen konuşan insanlar değiller malumunuz. ama grup elemanları genel olarak keyifsizlerdi sanki. asla performanslarına dair bir aksamayı ya da yavaşlığı kastetmiyorum ki bilakis coşturdular. ama manyak gibi gelmelerini bekleyip konserlerine gittikten sonra farklı bir aura beklemiş de olabiliriz. bu da bizim beklentimizin yüksekliğiyle alakalı olabilir mi, bittabi olabilir. hah bir de, doğan duru'nun şarkı aralarında söylediği hiçbir şeyi arkalardan duyamadık maalesef.
redd izleyicisi de tıpkı redd gibi coşturdu desem yamuluyor olamam. alkolün de etkisiyle, o enerji birbirimize geçti sanki. şahsen tanımadığım zibilyon tane insanla el ele tutuşarak daire olup electric boogie yaptığım başka bir konser hatırlamıyorum. bilhassa bu nokta aramızda kalsın istiyorum sevgili sözlük.
konser sonlarında "dünya" diye çığırmamızla "dünya"yı çaldılar ve çok mutlu ettiler. ancak konser bitip de sahneden inmelerinden sonra "bis" diye bağırdık, tekrar gelip bir tek parça çalsalardı muhteşem olacaktı. yapmadılar, üzdüler. ama sahnede uzun kaldılar diyebiliriz, yol yorgunluğu v.s. ya da bis isteğimizi duymamış olmaları da olası. kendilerini seviyoruz vesselam, bir dahaki konsere artık.
piçler için özet: redd çok iyi bir gruptur, dinleyiniz, dinletiniz.
konser günü önce bilkent'e akabinde odtü'ye söyleşiye geldiler. bilkent'in durumu, fotolardan gördüğüm kadarıyla içler acısıydı. salondaki izleyiciler 10 taneydi, bilemedin 15. eşek hoşaftan ne anlar diyerek bu konuyu kapatıyorum.
odtü söyleşisi ise çok keyifliymiş. gidemedim ama reddgiller her yaptıkları işin yakinen takip edilmesinden memnun olduklarını belirtmişlerdi söyleşi sonrası. akşam da passage'a geçtiler.
passage pub sürekli gittiğimiz, güzel bir mekan. sakarya gibi bol apaçi ve türkü bar yoğunluklu bir bölgede böyle bir seviyeyi tutturmuş olmaları zaten takdire şayan. gelgelelim, en arkadaki yerimizden kalkıp biraz önlere doğru ilerlemeye çalışınca sevgili arkadaşlarımla birlikte ezilme tehlikesi atlattık. dip dibe, göt göte! öeehh diyerek daha fazla çabalamadan yerimize döndük. nefret ettiğim if tarzı kalabalık passage'da da vardı. buna nasıl bir çözüm bulunur, bilmiyorum. daha geniş bir mekanda ferah feza bir konser olmalıydı diyeceğim ama ankara'da geniş, bu konsepte uygun ve öğrenci dostu bir mekan kaldı mı, emin değilim.
bir diğer sıkıntılı nokta, biletlerin neden sadece konser günü satıldığıydı. günler öncesinden sorduğumuzda, istanbul'dan bilet getirileceği (?) gibi garip bir şey söylemişti passage elemanları. istanbul dışındaki şehirlerde çaldıkları programlarda, mekan doldurabilme gibi bir kaygısı kalmamış bir gruptur bence redd (bunu dert ediyorlar manasında demiyorum, ama artık kemik bir kitleleri olduğu için ticari olarak da durum böyle). dolayısıyla garip geldi ne bileyim.
redd elemanları, sahnede çen çen konuşan insanlar değiller malumunuz. ama grup elemanları genel olarak keyifsizlerdi sanki. asla performanslarına dair bir aksamayı ya da yavaşlığı kastetmiyorum ki bilakis coşturdular. ama manyak gibi gelmelerini bekleyip konserlerine gittikten sonra farklı bir aura beklemiş de olabiliriz. bu da bizim beklentimizin yüksekliğiyle alakalı olabilir mi, bittabi olabilir. hah bir de, doğan duru'nun şarkı aralarında söylediği hiçbir şeyi arkalardan duyamadık maalesef.
redd izleyicisi de tıpkı redd gibi coşturdu desem yamuluyor olamam. alkolün de etkisiyle, o enerji birbirimize geçti sanki. şahsen tanımadığım zibilyon tane insanla el ele tutuşarak daire olup electric boogie yaptığım başka bir konser hatırlamıyorum. bilhassa bu nokta aramızda kalsın istiyorum sevgili sözlük.
konser sonlarında "dünya" diye çığırmamızla "dünya"yı çaldılar ve çok mutlu ettiler. ancak konser bitip de sahneden inmelerinden sonra "bis" diye bağırdık, tekrar gelip bir tek parça çalsalardı muhteşem olacaktı. yapmadılar, üzdüler. ama sahnede uzun kaldılar diyebiliriz, yol yorgunluğu v.s. ya da bis isteğimizi duymamış olmaları da olası. kendilerini seviyoruz vesselam, bir dahaki konsere artık.
piçler için özet: redd çok iyi bir gruptur, dinleyiniz, dinletiniz.
Gündemdeki Haberler
güncel Önemli Başlıklar