bugün
- osuruktan şiirler59
- yılmaz güney izleyip ahmet kaya dinleyen tip14
- enayimiknatisi ile kavga etmek21
- yılmaz güney büyüklüğü4
- yılmaz güney filmleri6
- avanosun nevşehirde olması5
- tarhana çorbası7
- şarapçı koala'nın ulusalcı nefreti8
- sözlüğün boktanlaşması4
- farah zeynep abdullah'ın yılmaz güney tweetleri3
- çay içen erkeklerden iğreniyorum ıyy diyen kız5
- bik bik kız kaçırdı9
- ırkçıların geri zekalı olduğu gerçeği3
- astral seyahate çıkış harcı4
- sabah alarmı yapılacak şarkı4
- abdullah öcalan10
- yoruldum beni kucağına al diyen 75 kiloluk kız2
- mezeler eşliğinde rakı içip söyleşmek2
- türkiyenin tüm derdinin kürtler olması2
- koala hesabını silmesin kampanyası2
- şah hatayi'nin hataylı olmaması4
- babo dünyayı düzdün doymadın2
- alparslan kuytul13
- tarhana içenlerin köylü ve eğitimsiz olması10
- gammazın gammazlanması4
- muslettin amca6
- yasakçı zihniyet15
- fenerbahçe biraz sert biraz katı9
- reels izleme bağımlılığı6
- ekşi sözlük21
- eğitimde tek tip insan yetiştirme2
- etimek tatlısı4
- ilk buluşmada 13 pişi yiyen kız12
- sevri imzalayanların vatan haini ilan edilmesi3
- sözlükte kavga oluyor hissi5
- escort kadınla kondomsuz ilişkiye girmek3
- büyük ortadoğu projesi3
- 21 yaşında erkek 31 yaşında kadın ilişkisi4
- sigarayı azaltmak3
- polisin verilen emrin yasaya uygunluğunu sorgusu12
- fashion tv izleyip 31 çeken tip3
- ismail kartal16
- müsavat dervişoğlu8
- denize girmek2
- nervio yu gammazlamak3
- gazisini zulüm eden savaşta asker bulamaz5
- sarapci koala2
- game of thrones taki kerhaneci6
- 18 ağustos 2026 fenerbahçe lyon maçı30
- çay demleyip ozan arif kasetleri dinlemek2
Bir gün bir üniversite öğrencisi çıkıyor. Okul içerisinde birbirleriyle haberleşmek maksadıyla bir yazılımcık yazdığını, bu yazılımcığın internete açtığını, öncelikle okul içinde arkadaşlar arasında kullanılan bir platform olan bu yazılımın internet vasıtasıyla öncelikle ABD'de sonra onlarca ülkede birdenbire (4-5 yıl kadar bir sürede) milyarlarca dolar değeri olan, bir firma haline geldiğini söylüyor.
Dilerseniz biraz süreci irdeleyelim. Türkiye'ye yansıdığı yıllarda tamamen ingilizce olarak yayındaydı. Her nasılsa çok kuvvetli bir kulaktan kulağa pazarlama ile öncelikli olarak ingilizce bilen, veya tam olarak ingilizce bilmese dahi anlayabilen kitleyi etkiledi. Bu etki toplumun "moda" yönderlerine ve internet uzmanlarına ulaşmış oldu.Sonrası aslında daha kolaydı. Türkçeleştirildi, ve muhafazakar, kendini yüzyüze platformlarda çok ifade etmeye alışmamış, toplumsal baskılardan dolayı içerisindeki bazı dürtüleri dışarı vuramayan toplum olarak, Türkiye'den beklenen ilgiyi görüyor sanırım. BEKLENEN iLGi diyorum. Bana kalırsa bu beklenti rastlantısal, daha önceden hesaplanmamış, planlanmamış bir olgu değildi.
Dilerseniz şimdi bu tezimi savunmaya ve kendimce delilleri ortaya koymaya çalışayım. Ben internet yatırımları, digital pazarlama ve internet reklamcılığı ile yaklaşık olarak 6 yıldır profesyonel olarak ilgileniyorum. Facebook kuruluş yıllarına rastlayan zamanlarda koca koca koca holdinglerin internet yatırımları için milyonlarca dolar harcadığına hepimiz tanığız. Bu yatırımların içerisinde aynen facebook gibi insanların birbirleri ile haberleşmeleri, birbirlerini (eski arkadaşlar anlamında) bulmaları, ve bir takım aşkların filizlenmesi için uygun platformları olanları da gördük. Ayrıca bu tip sitelerde ikinci bir kimlikle olmadığın gibi görünmen de mümkündü. Ama hiçbiri Facebook gibi global bir fenomen, dev bir bilgi bankası ve toplumsal bir alışkanlık yaratamadı.
Ülkemizi ele alalım. Facebook kelimesinin pazarlama iletişimi açısından andırdığı, anımsattığı, referans ettiği hiç bir olgu olmadığı yıllarda, bu kulaktan kulağa pazarlama kimler tarafından yaratıldı.Nereden ve kimlerle başladı. Acaba Facebook'a üye olan ilk 50 Türkiye Türkü kimlerdir? Keşke sorumun cevabını alabilseydim. işte o zaman tezimi daha sağlam temellere oturtma şansım olabilirdi.
Şimdi yazının başlığında sorduğumuz sorumuza yanıt arayalım.aslında bir tek yazı ile bu cevapları ortaya koymak zor olacak ama devamını da yazıyor olacağım.
IsaacAsimov bilim kurgu kitaplarından imparatorluk serisinde bir bilimden bahsediyor. Psiko-Tarih adındaki bu bilimin kuramı şöyle;
Bir insana vereceğiniz bir etki ile onun nasıl tepkiler vereceğini tahmin edemeyebilirsiniz.Yani aslında bir insanın gelecek zamanlarda yapmasını istediğiniz, yaşamasını istediğiniz hayatı ona yaşatmanız için gerekli etkileri hesaplamak tek başına çok zordur. Çünkü insanlar çok karmaşık varlıklardır. Hangi etkilere nasıl tepkiler verecekleri matematiksel olarak olasıklandırılamayabilir.(bu tahmin sıradan insanlarda daha kolaydır)
Ancak eğer yönetilmesi gereken tepkiler büyük topluluklar olursa, onlara nasıl etkiler verdiğinizde nasıl tepkiler alacağınızı rahatlıkla hesaplayabilir, BEKLENTiLER üzerine çalışma yapabilir ve dolayısıyla tepkilerini yönetebilirseniz. Hele bu toplumlar 1000'lerce yıldır birlikte yaşayan, ortak değerleri olan, ortak tarihleri olan toplumlarsa... (Türkler, ingilizler gibi) Onların hangi etkilere nasıl tepkiler vereceğini rahatlıkla anlayabilirsiniz.
Bunu Isaac Asimov bir matematik profesörü olan Hari Seldon aracılığıyla galaksiyi yöneten vakıf adına hesaplayarak, 500 Yıl boyunca bir toplumu istedikleri gibi yöneterek kurgulamış.
Şimdi hepbirlikte düşünelim; Facebook’un dünyada en çok kullanıldığı ülkeler nereler? ABD, ingiltere, TÜRKiYE, ENDONEZYA, PAKiSTAN !!! Çok ilginç değil mi? Stratejik olarak ilginç ülkeler. 3 müslüman ülke, hem de bugüne kadar kolay kolay zaptedilemeyen, tam olarak fethedilemeyen ülkeler...
Lütfen herkes Türkiye'deki facebook rakamlarını incelesin, istatistiklerini de. Ortalama 1 Türk kullanıcısının günde 56 dk Facebook üzerinde olduğunu. istihbarat ve psikolojik savaş açısından bu rakamların ne ifade ettiğini, facebookta dünya nüfusunun 10'da birinin bilgilerinin ve erişim bilgilerinin olduğunu, orada yaratılan ve yaşatılan yeni bir dünya kültürü oluşturulduğunu. Dünya ülkeleri yönetimlerinin bile bu konuda maalesef çaresizlik içerisinde, online dünyanın oturtulduğu ÖZGÜR iNTERNET zeminin temelleri ile boğuşamadığını. 400 milyon dünya gencinin ve insanının tümünün birbirleri ile veya verilen bir etkiye nasıl tepkiler verdiğinin hesaplanmaya çalışıldığını (beğen / Paylaş / Dürt) Ve buna benzer milyonlarca istatistik üzerine şu anda kimlerin çalıştığını lütfen düşünün.
Şimdi son birşey daha sormak istiyorum. Bu Facebook sitesini kuran çocuk olduğu iddia edilen, her ne tesadüfse yahudi genç arkadaşın milyarca dolarlık bir dünya devini hala başarılı bir şekilde yeni yıllara taşıması, iş deneyimi bile olmayan bir üniversite öğrencisinin 1000 lerce kişilik bir ekibin koordinasyonunu, markanın iletişimini ve gizli servisler karşısında sımsıkı durabildiğine inanıyor musunuz? Ben iNANMIYORUM. Bu yazıyı beğenmeniz durumunda mutlaka facebook tan beğenin bakalım * bu yazı ne kadar gezebilecek facebook duvarlarında.
Emre Güzeldal
Digital Pazarlama Uzmanı
Dilerseniz biraz süreci irdeleyelim. Türkiye'ye yansıdığı yıllarda tamamen ingilizce olarak yayındaydı. Her nasılsa çok kuvvetli bir kulaktan kulağa pazarlama ile öncelikli olarak ingilizce bilen, veya tam olarak ingilizce bilmese dahi anlayabilen kitleyi etkiledi. Bu etki toplumun "moda" yönderlerine ve internet uzmanlarına ulaşmış oldu.Sonrası aslında daha kolaydı. Türkçeleştirildi, ve muhafazakar, kendini yüzyüze platformlarda çok ifade etmeye alışmamış, toplumsal baskılardan dolayı içerisindeki bazı dürtüleri dışarı vuramayan toplum olarak, Türkiye'den beklenen ilgiyi görüyor sanırım. BEKLENEN iLGi diyorum. Bana kalırsa bu beklenti rastlantısal, daha önceden hesaplanmamış, planlanmamış bir olgu değildi.
Dilerseniz şimdi bu tezimi savunmaya ve kendimce delilleri ortaya koymaya çalışayım. Ben internet yatırımları, digital pazarlama ve internet reklamcılığı ile yaklaşık olarak 6 yıldır profesyonel olarak ilgileniyorum. Facebook kuruluş yıllarına rastlayan zamanlarda koca koca koca holdinglerin internet yatırımları için milyonlarca dolar harcadığına hepimiz tanığız. Bu yatırımların içerisinde aynen facebook gibi insanların birbirleri ile haberleşmeleri, birbirlerini (eski arkadaşlar anlamında) bulmaları, ve bir takım aşkların filizlenmesi için uygun platformları olanları da gördük. Ayrıca bu tip sitelerde ikinci bir kimlikle olmadığın gibi görünmen de mümkündü. Ama hiçbiri Facebook gibi global bir fenomen, dev bir bilgi bankası ve toplumsal bir alışkanlık yaratamadı.
Ülkemizi ele alalım. Facebook kelimesinin pazarlama iletişimi açısından andırdığı, anımsattığı, referans ettiği hiç bir olgu olmadığı yıllarda, bu kulaktan kulağa pazarlama kimler tarafından yaratıldı.Nereden ve kimlerle başladı. Acaba Facebook'a üye olan ilk 50 Türkiye Türkü kimlerdir? Keşke sorumun cevabını alabilseydim. işte o zaman tezimi daha sağlam temellere oturtma şansım olabilirdi.
Şimdi yazının başlığında sorduğumuz sorumuza yanıt arayalım.aslında bir tek yazı ile bu cevapları ortaya koymak zor olacak ama devamını da yazıyor olacağım.
IsaacAsimov bilim kurgu kitaplarından imparatorluk serisinde bir bilimden bahsediyor. Psiko-Tarih adındaki bu bilimin kuramı şöyle;
Bir insana vereceğiniz bir etki ile onun nasıl tepkiler vereceğini tahmin edemeyebilirsiniz.Yani aslında bir insanın gelecek zamanlarda yapmasını istediğiniz, yaşamasını istediğiniz hayatı ona yaşatmanız için gerekli etkileri hesaplamak tek başına çok zordur. Çünkü insanlar çok karmaşık varlıklardır. Hangi etkilere nasıl tepkiler verecekleri matematiksel olarak olasıklandırılamayabilir.(bu tahmin sıradan insanlarda daha kolaydır)
Ancak eğer yönetilmesi gereken tepkiler büyük topluluklar olursa, onlara nasıl etkiler verdiğinizde nasıl tepkiler alacağınızı rahatlıkla hesaplayabilir, BEKLENTiLER üzerine çalışma yapabilir ve dolayısıyla tepkilerini yönetebilirseniz. Hele bu toplumlar 1000'lerce yıldır birlikte yaşayan, ortak değerleri olan, ortak tarihleri olan toplumlarsa... (Türkler, ingilizler gibi) Onların hangi etkilere nasıl tepkiler vereceğini rahatlıkla anlayabilirsiniz.
Bunu Isaac Asimov bir matematik profesörü olan Hari Seldon aracılığıyla galaksiyi yöneten vakıf adına hesaplayarak, 500 Yıl boyunca bir toplumu istedikleri gibi yöneterek kurgulamış.
Şimdi hepbirlikte düşünelim; Facebook’un dünyada en çok kullanıldığı ülkeler nereler? ABD, ingiltere, TÜRKiYE, ENDONEZYA, PAKiSTAN !!! Çok ilginç değil mi? Stratejik olarak ilginç ülkeler. 3 müslüman ülke, hem de bugüne kadar kolay kolay zaptedilemeyen, tam olarak fethedilemeyen ülkeler...
Lütfen herkes Türkiye'deki facebook rakamlarını incelesin, istatistiklerini de. Ortalama 1 Türk kullanıcısının günde 56 dk Facebook üzerinde olduğunu. istihbarat ve psikolojik savaş açısından bu rakamların ne ifade ettiğini, facebookta dünya nüfusunun 10'da birinin bilgilerinin ve erişim bilgilerinin olduğunu, orada yaratılan ve yaşatılan yeni bir dünya kültürü oluşturulduğunu. Dünya ülkeleri yönetimlerinin bile bu konuda maalesef çaresizlik içerisinde, online dünyanın oturtulduğu ÖZGÜR iNTERNET zeminin temelleri ile boğuşamadığını. 400 milyon dünya gencinin ve insanının tümünün birbirleri ile veya verilen bir etkiye nasıl tepkiler verdiğinin hesaplanmaya çalışıldığını (beğen / Paylaş / Dürt) Ve buna benzer milyonlarca istatistik üzerine şu anda kimlerin çalıştığını lütfen düşünün.
Şimdi son birşey daha sormak istiyorum. Bu Facebook sitesini kuran çocuk olduğu iddia edilen, her ne tesadüfse yahudi genç arkadaşın milyarca dolarlık bir dünya devini hala başarılı bir şekilde yeni yıllara taşıması, iş deneyimi bile olmayan bir üniversite öğrencisinin 1000 lerce kişilik bir ekibin koordinasyonunu, markanın iletişimini ve gizli servisler karşısında sımsıkı durabildiğine inanıyor musunuz? Ben iNANMIYORUM. Bu yazıyı beğenmeniz durumunda mutlaka facebook tan beğenin bakalım * bu yazı ne kadar gezebilecek facebook duvarlarında.
Emre Güzeldal
Digital Pazarlama Uzmanı
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar