bugün
- yazarların 80 lerde nasıl göründüğü12
- yalnızlık edebiyatı13
- gizli hesap6
- kin tutmayı beceremeyen insan9
- tai lung42
- en sevmediğin insan tipleri7
- bir kızla dalga geçmek4
- mavi göz7
- 6 eylül 2026 türkiye italya voleybol maçı18
- ciddi ciddi voleybol maçı izleyen insan olması9
- en sevdiğiniz sözlük yazarı9
- mudanya da ido deniz otobüsünün iskeleye çarpması2
- sözlükte psikolojik delilerin olması10
- namazlarınızın yaradan için hiçbir kıymeti yok11
- gece vardiyası yazarlar4
- bu koyden olsam ne olacak ve sarı şeker12
- claudian clouds22
- askerliğin gençler için faydalı olması5
- ikinci defa askere gitmek5
- kahverengi gözlü olmak4
- önlenemez mhp yükselişi2
- eva murati3
- pazar gecesi3
- islam'ın hak dini olması6
- herkesin tavsiye verdiği insan3
- tupac amaru shakur2
- bir viski doldurup kızların final maçını izlemek12
- çok zeki olmayan çok düşünmeyen güzel kız2
- iyi geceler6
- sözlüğün en hamarat yazarı8
- özbek kadınlar14
- yalnız ölmek4
- akrep2
- namazın amacı6
- sözlük whatsapp grupları13
- uludağ itiraf10
- friedrich hegel la bi cay icek12
- uludağ sözlük benim için ancak mezarda biter5
- iğrenme eşiği olmayan erkek9
- kadını kurtarmak isterken bıçaklanan'u y4
- kitap kapakları3
- deneme entry si2
- melissa vargas7
- filenin sultanlarının avrupa şampiyonu olması6
- gece geç saatte ışığı yanan evler4
- anın görüntüsü25
- 9 eylül 2026 sporting lizbon galatasaray maçı17
- özbek pilavına kaşık saplamak7
- sarapci koala47
- güzel ayak mevsiminin kapanmaya başlaması3
Rodrigo Cortés'E "bir tabut ve tabut'un içindeki bir adamla 95 dakikalık bir film çekebilir misin?" diye sormuşlar. o da bu soruya : "a.ına bile korum" diye cevap vermiş duyduğum kadarıyla.
muhteşem bir psikolojik gerilim filmi. bürokrasiye, savaşa, kapitalizme, amerika'ya vs giydiren, empati kurmanın dibine vurdurtan, insanı psikolojik olarak dağıtan ve klostrofobik insanların kesinlikle izlememesi gereken bir film.
--spoiler--
film'de siz de paul ile birlikte çaresiz kalıyorsunuz. düşünsenize! toprak altındasınız, elinizde bir tane çakmak, bir tane kalem, bir tane bozuk fener, bir tane de kısıtlı şarjlı cep telefonu var. 90 dakika da süreniz. yoksa mortingen. onunla empati kurunca travma yaşamanız içten bile değil.
dona ve o personel müdürüne sülale boyu dümdüz gidiyorsunuz! ara sıra paranoyaklaşıyorsunuz. hatta bir ara "paul" tel'de "benim adımı nereden biliyorsunuz?" dediğinde dedim ki "bu işin için de bir iş var"(hani tanıdığı biri falan mı yaptırdı gibi.) ama sonunda yine (gerçi bir an çıktığını hayal ettiği sahne'de ben de çıktığını sandım. hayal ettiğini anlayınca ben de yıkıldım. o holikopter sesleri, ışık hüzmesi falan..) şaşırdık. ben çıkmasını hem umut hem tahmin etmiştim ama olmadı. adam o kadar uğraştı. tabuttan yılan kovdu, o kadar telefon görüşmesi yaptı, içeri kum girmesin diye o kadar çaba harcadı vs. ama o öldü biz de öldük. ama biz hala küfredebiliyoruz. neye mi? kapitalizm'e (o personel müdürü olacak o.ospu çocuğuna), bürokrasi'ye, kendilerine sürekli kahraman diyen, yalandan kahraman ve kurtarma hikayeleri uyduran amerikan ordusuna ve askerlerine, savaşla alakasız insanların kafasına sıkan, kafasını kesen, tabut'ta ölüme terkeden şerefsizlere (ha adamın bazı lafları haklı tabi; "11 eylül de benim suçum değildi ama çocuklarım öldü. saddam da burada değildi ama siz buradasınız" gibi. ama öldürmek için amerikan askerlerini kurban seçseler daha haksız olmazlardı) , dona denen kaltağa...vs.
bu arada kum'un sesi, en sonda geldiğini sandığımız yardımın uğultulu sesleri, kurtarma tim komutanı dan'in "üzgünüm paul, çok üzgünüm" deyişi hala kulaklarımda.
--spoiler--
son zamanlarda izlediğim en güzel filmlerden. herkes izlemeli. ilk başta söylediğim gibi klostrofobisi olanlar hariç.
"senin ailen de açlıktan ölseydi sen de birilerini öldürürdün"
muhteşem bir psikolojik gerilim filmi. bürokrasiye, savaşa, kapitalizme, amerika'ya vs giydiren, empati kurmanın dibine vurdurtan, insanı psikolojik olarak dağıtan ve klostrofobik insanların kesinlikle izlememesi gereken bir film.
--spoiler--
film'de siz de paul ile birlikte çaresiz kalıyorsunuz. düşünsenize! toprak altındasınız, elinizde bir tane çakmak, bir tane kalem, bir tane bozuk fener, bir tane de kısıtlı şarjlı cep telefonu var. 90 dakika da süreniz. yoksa mortingen. onunla empati kurunca travma yaşamanız içten bile değil.
dona ve o personel müdürüne sülale boyu dümdüz gidiyorsunuz! ara sıra paranoyaklaşıyorsunuz. hatta bir ara "paul" tel'de "benim adımı nereden biliyorsunuz?" dediğinde dedim ki "bu işin için de bir iş var"(hani tanıdığı biri falan mı yaptırdı gibi.) ama sonunda yine (gerçi bir an çıktığını hayal ettiği sahne'de ben de çıktığını sandım. hayal ettiğini anlayınca ben de yıkıldım. o holikopter sesleri, ışık hüzmesi falan..) şaşırdık. ben çıkmasını hem umut hem tahmin etmiştim ama olmadı. adam o kadar uğraştı. tabuttan yılan kovdu, o kadar telefon görüşmesi yaptı, içeri kum girmesin diye o kadar çaba harcadı vs. ama o öldü biz de öldük. ama biz hala küfredebiliyoruz. neye mi? kapitalizm'e (o personel müdürü olacak o.ospu çocuğuna), bürokrasi'ye, kendilerine sürekli kahraman diyen, yalandan kahraman ve kurtarma hikayeleri uyduran amerikan ordusuna ve askerlerine, savaşla alakasız insanların kafasına sıkan, kafasını kesen, tabut'ta ölüme terkeden şerefsizlere (ha adamın bazı lafları haklı tabi; "11 eylül de benim suçum değildi ama çocuklarım öldü. saddam da burada değildi ama siz buradasınız" gibi. ama öldürmek için amerikan askerlerini kurban seçseler daha haksız olmazlardı) , dona denen kaltağa...vs.
bu arada kum'un sesi, en sonda geldiğini sandığımız yardımın uğultulu sesleri, kurtarma tim komutanı dan'in "üzgünüm paul, çok üzgünüm" deyişi hala kulaklarımda.
--spoiler--
son zamanlarda izlediğim en güzel filmlerden. herkes izlemeli. ilk başta söylediğim gibi klostrofobisi olanlar hariç.
"senin ailen de açlıktan ölseydi sen de birilerini öldürürdün"
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar