bugün
- atları bağlayın geceyi burada geçiriyoruz20
- yazarların işlediği günahlar12
- toplu taşımada yer verme ahlakı5
- 7 kasım 2026 galatasaray amed maçı22
- amedspor31
- günlük tutmak7
- psikologun aman buna da ağlama zırlak demesi7
- yemek yaparak sözlükten koca düşürmek16
- soğuk gecelerde yatağı ısıtma sorunu13
- flörtün ilkesel reddi2
- yazarların fotoğrafları9
- katatespizartmasinın mutfağına konuk olmak16
- aleksey batrakov29
- saçmalayan yazarlar2
- sevgiliyle saatlerce telefonda konuşmak9
- fenerbahçe liverpool'u yensin sakso çekeceğim33
- ipkis2
- fatma betül sayan kaya milletin nene hatunu dur15
- sözlük hanımlarının bugünkü kıyafetleri40
- bu ne hal yahu9
- atalarınızdan duyulan şamanik bilgiler9
- 4 kasım 2026 fenerbahçe liverpool maçı87
- profdrekremculfa3
- arkadaşlar uyuyalım mı artık6
- rahibin bu günahları çıkaramam demesi5
- bik bik'in mutfağına konuk olmak18
- akşama ne yemek yapsam10
- kadın tır şoförleri6
- şimdi ne yapsam acaba7
- durduk yere tribe girmek5
- korkudan patır patır altına yapmak5
- psikoloğun incinmişsin demesi4
- kar soğuğu6
- yarma şeftali7
- cumartesi gecesi6
- erbabı yaparken yorgan titremezmiş4
- bir sözlük yazarıyla şömine başında şarap içmek6
- çoban salatasını çobanlar mı yaptı5
- ağıza alınca rahatlatan şeyler9
- şeriatı savunan begüm polat'ın şaplak şovu49
- kanal 7 gelin dizisi5
- 19 yaşındaki oğlum üvey annesiyle kaçtı10
- the merich'in mutfağına konuk olmak7
- kendini odada unutmak4
- sözlüğün yeni tasarımı23
- yakışıklı güvenlik4
- kemal kılıçdaroğlu vs bülent ecevit9
- sözlüğün en çok oylayan yazarı5
- sezar salatasını sezar mı yaptı4
- manken gibi kadınla evlenmek5
Kaybetmem emredilen binlerce savaşı kazanıp en büyük yaralarımla karşına çıktım bugün. hissiz, renksiz ve biçimsiz tuğlalarla örülmüş derin bir kuyunun içinde geçirdiğim katmerli yılların ardından, bir tırmanış tutturdu kalbim gökyüzüne.. zenginliğinden milyar defa basitliğe indirgenmiş tonlarca geceden geçip, tüm siyah-beyaz tonuna rağmen hayatın .... geldim işte bir yerlerden, bir zamanlardan, binbir yaralı kalpten; tüm hüzünlerden arındırıp bizi, masal anlatan bir sevişme için..
Seni seviyorum; tüm kelimelerin peşi sıra aceleciliğinin arasında yok olan bu iki kelimeyi yine defalarca belki de yine hiç düşünmeden, anlamını sorgulamadan sarfedebilmek için seviyorum seni.. Olabildiğine uzak dursan da, korkup kaçsan hatta en az bizim kadar sorgulayıp yorsan bile aşkı, geldim bugün..
Aşk bu dünyaya ait değildi artık. Çünkü dünya lekesiz değil, ihanet etmişliği var aşk'a, sicili fazlasıyla bozuk.. derin bir affın yaşattığı umarsız hafifliğin hissettireceği tüm by-pass ameliyat enjekteli, sahte, plastik kokan aşkların arkasından(!) asla biçimini yitirmeyen, unutmanın yasak olduğu ve içinde sadece senin saklandığın bir aşk ile geldim dün, bugün ve yarın, bir demden bir diğerine, katran koyusu kirmizi(!) bir çift gözün kapandığı anda.. Sıyrılıp tüm lüzümsüz yalnızlıklardan, kudurmuş bir aşk için avaz avaz bağırabilmek için yanındayım.. Seninle tamamlanacak bir aşkın ilk yap-boz parçası ellerin, öyle ki şekli tam kalbimin ortasında ki boşluğa ait.
ilk ben öldüm bir masalda ve ölürken bir avuç huzur, bir avuç aşk bıraktım dünyana miras olarak. Sesine, ahengine, görkemine buladım geri kalan yanlarımı ki; ardıma her bakışımda bir parça ben görebilmek istedim üstünde. Şimdi masalı ele geçirilmiş aptal bir yazarın kalemini kırarak aynı masalın bir başka kahramanı olarak yazıyorum kendimi.. Bir dünyadan bambaşka bir dünyaya aidiyet tayin ediyorum iliklerime, senin olduğun her yerde..
Soruları, sorguları geride cevapsız bırakıp ruhumu ruhunun tam ortasında saklamaya geldim. tıpkı aklımın en karışık olduğu saatlerde ansızın gelişin gibi bu sefer. Seni örnekliyorum evrenin tüm tanım bekleyen anlamsızlığında. Her sonucu seninle ilintilendiriyorum, mutlaka bir ilişkin olmalı hayatımda yaşanmışlığa anlam katabilecek ne varsa.
Adının bilinmediği, anımsanmadığı ve hiç duyulmadığı bir dünya aradım kendime. Her bulduğum dünyadan sessizce uzaklaştım.. Hangimiz daha hızlı koşuyorduk? zaman mı yoksa ben mi? Hangisi daha anlamlıydı? Zaman mı yoksa zamansızlık mı? Ansızın gelen bir hayatın kazandırdığı boşvermişliği de bırakıp bir kenara çıktım yola. Uzun zamanlar, kısa hayatlardan geçip bir çırpıda, aidiyetimi tayin ettiğim dünyaya geldim.. Aklımda sınırsız korku ve bir parça umut katılmış hayalperest yalnızlıklarla birlikte geldim..
Geldim bugün. Bir sır gibi saklıyorum zihnimde tüm yaşadıklarımızı. Hüzün bitince geri döndüm, hatta tam karşında duruyorum tüm yorgunluğum ve yorulmuşluğum, umulmazlıklarım, hayallerim ve sıradansızlığımla. Her şey olması gerektiği gibi işte.. Git diyebilir misin artık ya da sorgular mısın gelişimi? Sev desem çok mu küstah davranırım? Kovulur muyum kendi yazdığım uzun zamanlar, kısa hayatlar, imkansız mutluluklarla bezenmiş masalımdan? Yoksa yine yanlış bir masala mı dahilim? *
Seni seviyorum; tüm kelimelerin peşi sıra aceleciliğinin arasında yok olan bu iki kelimeyi yine defalarca belki de yine hiç düşünmeden, anlamını sorgulamadan sarfedebilmek için seviyorum seni.. Olabildiğine uzak dursan da, korkup kaçsan hatta en az bizim kadar sorgulayıp yorsan bile aşkı, geldim bugün..
Aşk bu dünyaya ait değildi artık. Çünkü dünya lekesiz değil, ihanet etmişliği var aşk'a, sicili fazlasıyla bozuk.. derin bir affın yaşattığı umarsız hafifliğin hissettireceği tüm by-pass ameliyat enjekteli, sahte, plastik kokan aşkların arkasından(!) asla biçimini yitirmeyen, unutmanın yasak olduğu ve içinde sadece senin saklandığın bir aşk ile geldim dün, bugün ve yarın, bir demden bir diğerine, katran koyusu kirmizi(!) bir çift gözün kapandığı anda.. Sıyrılıp tüm lüzümsüz yalnızlıklardan, kudurmuş bir aşk için avaz avaz bağırabilmek için yanındayım.. Seninle tamamlanacak bir aşkın ilk yap-boz parçası ellerin, öyle ki şekli tam kalbimin ortasında ki boşluğa ait.
ilk ben öldüm bir masalda ve ölürken bir avuç huzur, bir avuç aşk bıraktım dünyana miras olarak. Sesine, ahengine, görkemine buladım geri kalan yanlarımı ki; ardıma her bakışımda bir parça ben görebilmek istedim üstünde. Şimdi masalı ele geçirilmiş aptal bir yazarın kalemini kırarak aynı masalın bir başka kahramanı olarak yazıyorum kendimi.. Bir dünyadan bambaşka bir dünyaya aidiyet tayin ediyorum iliklerime, senin olduğun her yerde..
Soruları, sorguları geride cevapsız bırakıp ruhumu ruhunun tam ortasında saklamaya geldim. tıpkı aklımın en karışık olduğu saatlerde ansızın gelişin gibi bu sefer. Seni örnekliyorum evrenin tüm tanım bekleyen anlamsızlığında. Her sonucu seninle ilintilendiriyorum, mutlaka bir ilişkin olmalı hayatımda yaşanmışlığa anlam katabilecek ne varsa.
Adının bilinmediği, anımsanmadığı ve hiç duyulmadığı bir dünya aradım kendime. Her bulduğum dünyadan sessizce uzaklaştım.. Hangimiz daha hızlı koşuyorduk? zaman mı yoksa ben mi? Hangisi daha anlamlıydı? Zaman mı yoksa zamansızlık mı? Ansızın gelen bir hayatın kazandırdığı boşvermişliği de bırakıp bir kenara çıktım yola. Uzun zamanlar, kısa hayatlardan geçip bir çırpıda, aidiyetimi tayin ettiğim dünyaya geldim.. Aklımda sınırsız korku ve bir parça umut katılmış hayalperest yalnızlıklarla birlikte geldim..
Geldim bugün. Bir sır gibi saklıyorum zihnimde tüm yaşadıklarımızı. Hüzün bitince geri döndüm, hatta tam karşında duruyorum tüm yorgunluğum ve yorulmuşluğum, umulmazlıklarım, hayallerim ve sıradansızlığımla. Her şey olması gerektiği gibi işte.. Git diyebilir misin artık ya da sorgular mısın gelişimi? Sev desem çok mu küstah davranırım? Kovulur muyum kendi yazdığım uzun zamanlar, kısa hayatlar, imkansız mutluluklarla bezenmiş masalımdan? Yoksa yine yanlış bir masala mı dahilim? *
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar
© 2005 – 2026 uludagsozluk.com