bugün
- normal keki ıslak keke çevirme tekniği9
- başkent istanbul olsun9
- gocu29
- tai'nin mutfağına konuk olmak4
- vay vay vay queen ravenna abla hoşgeldin5
- ekrem imamoğlu5
- bi buçuk iskenderi bitirebilen kadın5
- batı piçtir piç kalacaktır3
- sözlükte herkesin birbirini tehdit etmesi3
- ameliyata girmeden tarayıcı geçmişini silmek3
- sokrates in savunması2
- mutsuzluğa mahkum olduğunu sanan tipler4
- recep tayyip erdoğan4
- kamosun şafak operasyonuyla ters kelepçe yemesi6
- silah otomobil maden elektrigimizi kestiriyor2
- dün gece sözlükte yaşanan akıl almaz olay9
- penisiyle entry giren yazar2
- sözlükteki karanlık kişiler4
- trump'ın erdoğan'ı yine övmesi6
- yağmurlu havaları seven insan6
- bir ilişkinin bitmesi2
- pırlanta sevinç2
- asrın soygunu11
- mora katliamı4
- teröristleri güçlendirmek2
- ingilizce bilmeyen akademisyenler6
- özel sektörün acımasız olması3
- iş yerindeki orospu çocukları6
- günün sözü13
- büyüye inanmayan kadın2
- claudian clouds44
- cimere şikayet eden yazar tipi3
- fusya semsiyeli yabanci'nın gerçek kimliği38
- true nickli yazar22
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı9
- selam verilen kızın siklememesi4
- cinsel organla evlenen insanlar2
- güzel ayak mevsiminin kapanmaya başlaması4
- tai lung vs gocu22
- karton toplarken cin musallat olması2
- tusubasanın türkiye maçında attığı gol2
- s'i l v'e r m'i s t3
- bahar feyzan3
- tai gocu kardeştir zall bizi birleştir2
- düşmanın sizi övmesi2
- manisada okul saldırısı18
- purgatory2
- yazılımcıların flört edememesi6
- sözlüğe renk katan yazarlar hangi rengi katıyor20
- aşk5
Kaybetmem emredilen binlerce savaşı kazanıp en büyük yaralarımla karşına çıktım bugün. hissiz, renksiz ve biçimsiz tuğlalarla örülmüş derin bir kuyunun içinde geçirdiğim katmerli yılların ardından, bir tırmanış tutturdu kalbim gökyüzüne.. zenginliğinden milyar defa basitliğe indirgenmiş tonlarca geceden geçip, tüm siyah-beyaz tonuna rağmen hayatın .... geldim işte bir yerlerden, bir zamanlardan, binbir yaralı kalpten; tüm hüzünlerden arındırıp bizi, masal anlatan bir sevişme için..
Seni seviyorum; tüm kelimelerin peşi sıra aceleciliğinin arasında yok olan bu iki kelimeyi yine defalarca belki de yine hiç düşünmeden, anlamını sorgulamadan sarfedebilmek için seviyorum seni.. Olabildiğine uzak dursan da, korkup kaçsan hatta en az bizim kadar sorgulayıp yorsan bile aşkı, geldim bugün..
Aşk bu dünyaya ait değildi artık. Çünkü dünya lekesiz değil, ihanet etmişliği var aşk'a, sicili fazlasıyla bozuk.. derin bir affın yaşattığı umarsız hafifliğin hissettireceği tüm by-pass ameliyat enjekteli, sahte, plastik kokan aşkların arkasından(!) asla biçimini yitirmeyen, unutmanın yasak olduğu ve içinde sadece senin saklandığın bir aşk ile geldim dün, bugün ve yarın, bir demden bir diğerine, katran koyusu kirmizi(!) bir çift gözün kapandığı anda.. Sıyrılıp tüm lüzümsüz yalnızlıklardan, kudurmuş bir aşk için avaz avaz bağırabilmek için yanındayım.. Seninle tamamlanacak bir aşkın ilk yap-boz parçası ellerin, öyle ki şekli tam kalbimin ortasında ki boşluğa ait.
ilk ben öldüm bir masalda ve ölürken bir avuç huzur, bir avuç aşk bıraktım dünyana miras olarak. Sesine, ahengine, görkemine buladım geri kalan yanlarımı ki; ardıma her bakışımda bir parça ben görebilmek istedim üstünde. Şimdi masalı ele geçirilmiş aptal bir yazarın kalemini kırarak aynı masalın bir başka kahramanı olarak yazıyorum kendimi.. Bir dünyadan bambaşka bir dünyaya aidiyet tayin ediyorum iliklerime, senin olduğun her yerde..
Soruları, sorguları geride cevapsız bırakıp ruhumu ruhunun tam ortasında saklamaya geldim. tıpkı aklımın en karışık olduğu saatlerde ansızın gelişin gibi bu sefer. Seni örnekliyorum evrenin tüm tanım bekleyen anlamsızlığında. Her sonucu seninle ilintilendiriyorum, mutlaka bir ilişkin olmalı hayatımda yaşanmışlığa anlam katabilecek ne varsa.
Adının bilinmediği, anımsanmadığı ve hiç duyulmadığı bir dünya aradım kendime. Her bulduğum dünyadan sessizce uzaklaştım.. Hangimiz daha hızlı koşuyorduk? zaman mı yoksa ben mi? Hangisi daha anlamlıydı? Zaman mı yoksa zamansızlık mı? Ansızın gelen bir hayatın kazandırdığı boşvermişliği de bırakıp bir kenara çıktım yola. Uzun zamanlar, kısa hayatlardan geçip bir çırpıda, aidiyetimi tayin ettiğim dünyaya geldim.. Aklımda sınırsız korku ve bir parça umut katılmış hayalperest yalnızlıklarla birlikte geldim..
Geldim bugün. Bir sır gibi saklıyorum zihnimde tüm yaşadıklarımızı. Hüzün bitince geri döndüm, hatta tam karşında duruyorum tüm yorgunluğum ve yorulmuşluğum, umulmazlıklarım, hayallerim ve sıradansızlığımla. Her şey olması gerektiği gibi işte.. Git diyebilir misin artık ya da sorgular mısın gelişimi? Sev desem çok mu küstah davranırım? Kovulur muyum kendi yazdığım uzun zamanlar, kısa hayatlar, imkansız mutluluklarla bezenmiş masalımdan? Yoksa yine yanlış bir masala mı dahilim? *
Seni seviyorum; tüm kelimelerin peşi sıra aceleciliğinin arasında yok olan bu iki kelimeyi yine defalarca belki de yine hiç düşünmeden, anlamını sorgulamadan sarfedebilmek için seviyorum seni.. Olabildiğine uzak dursan da, korkup kaçsan hatta en az bizim kadar sorgulayıp yorsan bile aşkı, geldim bugün..
Aşk bu dünyaya ait değildi artık. Çünkü dünya lekesiz değil, ihanet etmişliği var aşk'a, sicili fazlasıyla bozuk.. derin bir affın yaşattığı umarsız hafifliğin hissettireceği tüm by-pass ameliyat enjekteli, sahte, plastik kokan aşkların arkasından(!) asla biçimini yitirmeyen, unutmanın yasak olduğu ve içinde sadece senin saklandığın bir aşk ile geldim dün, bugün ve yarın, bir demden bir diğerine, katran koyusu kirmizi(!) bir çift gözün kapandığı anda.. Sıyrılıp tüm lüzümsüz yalnızlıklardan, kudurmuş bir aşk için avaz avaz bağırabilmek için yanındayım.. Seninle tamamlanacak bir aşkın ilk yap-boz parçası ellerin, öyle ki şekli tam kalbimin ortasında ki boşluğa ait.
ilk ben öldüm bir masalda ve ölürken bir avuç huzur, bir avuç aşk bıraktım dünyana miras olarak. Sesine, ahengine, görkemine buladım geri kalan yanlarımı ki; ardıma her bakışımda bir parça ben görebilmek istedim üstünde. Şimdi masalı ele geçirilmiş aptal bir yazarın kalemini kırarak aynı masalın bir başka kahramanı olarak yazıyorum kendimi.. Bir dünyadan bambaşka bir dünyaya aidiyet tayin ediyorum iliklerime, senin olduğun her yerde..
Soruları, sorguları geride cevapsız bırakıp ruhumu ruhunun tam ortasında saklamaya geldim. tıpkı aklımın en karışık olduğu saatlerde ansızın gelişin gibi bu sefer. Seni örnekliyorum evrenin tüm tanım bekleyen anlamsızlığında. Her sonucu seninle ilintilendiriyorum, mutlaka bir ilişkin olmalı hayatımda yaşanmışlığa anlam katabilecek ne varsa.
Adının bilinmediği, anımsanmadığı ve hiç duyulmadığı bir dünya aradım kendime. Her bulduğum dünyadan sessizce uzaklaştım.. Hangimiz daha hızlı koşuyorduk? zaman mı yoksa ben mi? Hangisi daha anlamlıydı? Zaman mı yoksa zamansızlık mı? Ansızın gelen bir hayatın kazandırdığı boşvermişliği de bırakıp bir kenara çıktım yola. Uzun zamanlar, kısa hayatlardan geçip bir çırpıda, aidiyetimi tayin ettiğim dünyaya geldim.. Aklımda sınırsız korku ve bir parça umut katılmış hayalperest yalnızlıklarla birlikte geldim..
Geldim bugün. Bir sır gibi saklıyorum zihnimde tüm yaşadıklarımızı. Hüzün bitince geri döndüm, hatta tam karşında duruyorum tüm yorgunluğum ve yorulmuşluğum, umulmazlıklarım, hayallerim ve sıradansızlığımla. Her şey olması gerektiği gibi işte.. Git diyebilir misin artık ya da sorgular mısın gelişimi? Sev desem çok mu küstah davranırım? Kovulur muyum kendi yazdığım uzun zamanlar, kısa hayatlar, imkansız mutluluklarla bezenmiş masalımdan? Yoksa yine yanlış bir masala mı dahilim? *
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar