bugün
- kadın olsaydım çok açık giyerdim12
- kimsesizlerin kimsesi zall'a açık mektuptur12
- namus takıntısı olan erkek17
- namus6
- ece irtem5
- dinlerin geldiği günden beri kan dökmesi16
- kürtlere hırt diyen paramesyum3
- kavurmalı yumurta5
- futbol7
- açık giyinebilmek özgürlüktür2
- ulaşınca sıkılmak2
- 14 haziran 2026 hollanda japonya maçı7
- yardımda bulunulan kişinin lüks harcamalar yapması4
- karton toplayan cocuk evlenirse karısına bakar mı5
- iran'a iltica etmek3
- yazarlar birbirlerine laf atmaktan tanım yapamıyor4
- en büyük pişmanlığınız2
- dünya kupası mağlubiyetinin arkasında siyonizm var4
- regl dönemi çirkinliği5
- 14 haziran 2026 avustralya türkiye maçı58
- güzel kızların isimleri9
- emek hırsızı patronları ifşa etme akımı5
- kadınlar sözlük5
- curaçao6
- kadınsı erkek2
- talkan ve curcan katliamları4
- true'ya arkadan sahip olmak3
- aya gidilmedi dünya düz aşı karşıtıyım3
- diyete başlama pazartesisi5
- 2026 dünya kupası6
- evlenmeyi başaramamış kadın17
- istanbul'da ortalama kiranın 42 bin tl olması4
- pernado bey birader3
- bilgi için mi like için mi yazılır7
- halkım yok sayılıyor işte kürt sorunu benim5
- 15 haziran 20262
- evde boş boş çerez yiyip bira içmek4
- fildişi sahili3
- yazarların şu sıralar streslendikleri konular3
- buddy dude21
- ekber ve erşed kanunları2
- ekvador2
- 14 haziran 2026 avustralyalının türk çocuğu x i3
- müzisyen yazarlar3
- 86 yıl sonra bile atatürk'e minnet duyulma sebebi3
- hayatın planladığımız gibi gitmemesi3
- diamond bosphorusss2
- sözlük yazarlarının suları3
- kızına eşine bikini giydiren aile reisi7
- ismet bin komsomol el tavariş ül raskolnikov4
"abi açım"...
yıl 2000, annem gene sokağa atmış beni, babam aracılığıyla, gene kim bilir hangi sebepten çıkan bir kavga yüzünden, hani çok sigara içtim de tüller kirlendi diye miydi, çok banyoda kaldım da çok tüp-su harcandı diye miydi, yoksa ekmeğin arasına çok peynir koydum diye miydi anımsamıyorum şimdi...
sokaklarda yatıp kalkıyorum, tren garında, cami avlularında, parklarda. gündüzleri ise belediye kütüphanesindeyim, hem kitap okuyorum zaman geçiyor, hem ısınıyorum böylece, sanırım kışa girerken bir zamandı. hafızamda çok şey flu acı çektiğim dönemlere dair, pek anımsayamıyorum bu ve benzeri dönemleri. o kütüphanede keşfettim mesela, turan dursun'un şaheseri "din bu" serisini. o kitapları okuyarak, kafamda aşamadığım ama çelişkilerine dair soru işaretlerim olan din olgusunu çözdüm kendimde. böylece sosyal demokratlıktan marksist olmaya terfi edebildim, zaman içinde okuyup araştırıp kafa yorarak. ilk adım bu kitap oldu: "din bu-1"...
ağır hastayım, henüz daha ilaç tedavisi yüzü görmemişim, obsesif kompulsif nevroz çöreklenmiş üstüme, depresif atak gırtlağa kadar, okul yeni bitmiş, askerliği yapmamışım daha ve kalıcı iş vermiyor zaten kimse fabrikada kendi branşımda lastik sektöründe, ne titrim gereği tekniker olarak ne de düz işçi. iş yok, para yok, böylece ekonomik bağımsızlık da yok, baba evinde arka odada yalıtılmış, yok sayılmış, hiçlenmişim ta askeri okuldan kendimi attırdığımdan beri...
sokaklardayım, aç, umutsuz, öfkeli...bir iş buldum sonra bir kırtasiye dükkanında, anamdan bin kat cimri bir adamın yanında...üç beş ekmek parası çıksın diye, hem dükkan sıcak, hem öğle yemeği de veriyor muydu ne...
bu işi bulmazdan önce, karnımı doyuran biri var: o zamanki sevgilim bayan ö.
serçe kadar bir kız, kalbi ağır sıklet, gözleri ise madagaskar...
o'ndan aldığım parayla karnımı doyuruyorum, sigara falan bir de...
derken bir akşam, ah bir akşam...bir hamburger dükkanları zinciri, kampanya yapmış, hamburgerler çok ucuz, canım çekmiş, gidip 2-3 tane almışım, bir de patates ve kola yanında,
içersi tıklım tıklım, yemeğe gelenler, geyiğe gelenler, dostlar "marka" dükkanda görsün diye gelenler...derken...
kıçımı daha kor komaz sandalyeye, ağzıma tam bir lokma atacakken elimdeki hamburgerden, kapıdan pejmurde giyimli bir genç girdi ben yaşlarda, tam da kapının karşısındaydı masam, direkt bana yöneldi ve dedi ki: "abi açım...",
"abi açım, bir çorba parası..."
ah ulan bu yürek çatlayaydı, ah ulan bu yürek denizin dibini boylayaydı, bakakaldım elimde hamburger, ağzım yarı açık, şaşkınlık ve acziyet arası bir halde. ben de açtım, zor bulmuştum bu elimdekini, ne diyeceğimi ne yapacağımı bilemez halde bir iki saniye kalakalmışken, görevliler koluna girip çıkardılar dışarı genci.
10 sene mi olmuş ne bu olay yaşanalı, aklıma geldi bugün ki hep aklımın ve vicdanımın bir köşesindeydi, gittikçe derine batan bir iğne gibi. şaşkınlığımı tez aşıp o genci masama buyur etmek, görevlileri uzaklaştırmak boynumun borcuydu insan olarak, kendim de aç olsam, açıkta olsam, paylaşmam gerekirdi yemeğimi, belki de en çok benim boynumun borcuydu, onun halinden en iyi anlayan kişi olarak o tıklım tıklım vicdansızlık, insafsızlık, duyarsızlık dolu yemek dükkânında...
çok pişmanım...çok...
serkan engin
aralık 2010
yıl 2000, annem gene sokağa atmış beni, babam aracılığıyla, gene kim bilir hangi sebepten çıkan bir kavga yüzünden, hani çok sigara içtim de tüller kirlendi diye miydi, çok banyoda kaldım da çok tüp-su harcandı diye miydi, yoksa ekmeğin arasına çok peynir koydum diye miydi anımsamıyorum şimdi...
sokaklarda yatıp kalkıyorum, tren garında, cami avlularında, parklarda. gündüzleri ise belediye kütüphanesindeyim, hem kitap okuyorum zaman geçiyor, hem ısınıyorum böylece, sanırım kışa girerken bir zamandı. hafızamda çok şey flu acı çektiğim dönemlere dair, pek anımsayamıyorum bu ve benzeri dönemleri. o kütüphanede keşfettim mesela, turan dursun'un şaheseri "din bu" serisini. o kitapları okuyarak, kafamda aşamadığım ama çelişkilerine dair soru işaretlerim olan din olgusunu çözdüm kendimde. böylece sosyal demokratlıktan marksist olmaya terfi edebildim, zaman içinde okuyup araştırıp kafa yorarak. ilk adım bu kitap oldu: "din bu-1"...
ağır hastayım, henüz daha ilaç tedavisi yüzü görmemişim, obsesif kompulsif nevroz çöreklenmiş üstüme, depresif atak gırtlağa kadar, okul yeni bitmiş, askerliği yapmamışım daha ve kalıcı iş vermiyor zaten kimse fabrikada kendi branşımda lastik sektöründe, ne titrim gereği tekniker olarak ne de düz işçi. iş yok, para yok, böylece ekonomik bağımsızlık da yok, baba evinde arka odada yalıtılmış, yok sayılmış, hiçlenmişim ta askeri okuldan kendimi attırdığımdan beri...
sokaklardayım, aç, umutsuz, öfkeli...bir iş buldum sonra bir kırtasiye dükkanında, anamdan bin kat cimri bir adamın yanında...üç beş ekmek parası çıksın diye, hem dükkan sıcak, hem öğle yemeği de veriyor muydu ne...
bu işi bulmazdan önce, karnımı doyuran biri var: o zamanki sevgilim bayan ö.
serçe kadar bir kız, kalbi ağır sıklet, gözleri ise madagaskar...
o'ndan aldığım parayla karnımı doyuruyorum, sigara falan bir de...
derken bir akşam, ah bir akşam...bir hamburger dükkanları zinciri, kampanya yapmış, hamburgerler çok ucuz, canım çekmiş, gidip 2-3 tane almışım, bir de patates ve kola yanında,
içersi tıklım tıklım, yemeğe gelenler, geyiğe gelenler, dostlar "marka" dükkanda görsün diye gelenler...derken...
kıçımı daha kor komaz sandalyeye, ağzıma tam bir lokma atacakken elimdeki hamburgerden, kapıdan pejmurde giyimli bir genç girdi ben yaşlarda, tam da kapının karşısındaydı masam, direkt bana yöneldi ve dedi ki: "abi açım...",
"abi açım, bir çorba parası..."
ah ulan bu yürek çatlayaydı, ah ulan bu yürek denizin dibini boylayaydı, bakakaldım elimde hamburger, ağzım yarı açık, şaşkınlık ve acziyet arası bir halde. ben de açtım, zor bulmuştum bu elimdekini, ne diyeceğimi ne yapacağımı bilemez halde bir iki saniye kalakalmışken, görevliler koluna girip çıkardılar dışarı genci.
10 sene mi olmuş ne bu olay yaşanalı, aklıma geldi bugün ki hep aklımın ve vicdanımın bir köşesindeydi, gittikçe derine batan bir iğne gibi. şaşkınlığımı tez aşıp o genci masama buyur etmek, görevlileri uzaklaştırmak boynumun borcuydu insan olarak, kendim de aç olsam, açıkta olsam, paylaşmam gerekirdi yemeğimi, belki de en çok benim boynumun borcuydu, onun halinden en iyi anlayan kişi olarak o tıklım tıklım vicdansızlık, insafsızlık, duyarsızlık dolu yemek dükkânında...
çok pişmanım...çok...
serkan engin
aralık 2010
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar