bugün
- true'nin libidosu neden yüksek7
- herkes ülkeden şikayetçi ise sorunlu kim7
- putin türkmüş9
- kankinizin sevgilinizi götürmesi5
- true'nin acile kaldırılması9
- mahalle kültürünün yok olması4
- tek adam4
- diyanet'in japonya da ne işi var3
- türk vatandaşları türktür8
- şeriatçıların başarılı olduğu şeyler5
- ibadethanelerin ürkünç olması10
- dinci şairler4
- kıza fotoğraf yolladıktan sonra olabilecekler4
- iyi bir insanın kötü bir insana dönüşme süreci7
- giysi fiyatlarının uçması3
- sözlük yazarlarının kombinleri8
- türkiyeli olmak3
- canımın yubari kavunu çekmesi8
- sözlükte kimsenin kalmadığını hissetmek2
- osuruktan şiirler41
- 18 ağustos 2026 kuduz paniği2
- kill bill vol 33
- ilk öpüştüğüm kız6
- vexillarius the slayer3
- eczacının sağlıklı günler demesi5
- 18 ağustos 2026 fenerbahçe lyon maçı20
- adana kebap10
- mokv öldü mü2
- almanyada çok insan öldü haklı mıydı4
- aslan gibi adam11
- gut hastalığı2
- rus milfi3
- burası instagram değil sözlük4
- gece pencereyi açık unutup yatmak5
- amca diyen bokolog2
- bebek katili4
- dünya asla vazgeçme günü4
- koreli ucube ile evlenen kadın3
- şu an sizi ne mutlu ederdi3
- ince memed3
- aleksey batrakov13
- haftanın gammazları listesi26
- ben geldim kerkenezler18
- türkiyenin ukraynaya füze satışına putin uyardı3
- sözlükten soğuma nedenleri17
- gogo yubari ile okul gezisinde yanyana düşmek2
- claudian clouds22
- kanal ayarlama 1500 lira11
- arkadaşlar sizce bu balık mı rihanna mı3
- rusya'dan ingiltere'ye iha tehdidi2
XVII
Doğrusu insan sözün ucunu biraz kaçırınca ister istemez gerçeklerden biraz uzaklaşıyor. Fenerciler hakkında anlattıklarım tümüyle doğru değildi. Üstelik bilmeyenlere gezegenim hakkında yanlış bir fikir verme tehlikesine de düşüyorum. insanlar Dünya'da çok az bir yer kaplarlar. iki milyar insanın tümünü ayakta tıpkı açık hava toplantılarındaki gibi bir araya toplasanız, hepsi hepsi ancak eni boyu otuzar kilometre olan bir alana sığarlar. Yani tüm insanlığı pasifikteki küçük bir adaya sığdırabilirsiniz.
Tabii, büyükler bunu söylediğinizde inanmazlar. Çok daha geniş bir yer kapladıklarını sanırlar. Baobap ağaçları gibi önemserler kendilerini. Aynı hesabı kendilerinin de yapmalarını önermelisiniz. Rakamları çok sevdikleri için bundan hoşlanacaklardır. Ama siz bunun için zaman harcamayın. Gereksiz. Bana güvendiğinizi biliyorum.
Küçük prens Dünya'ya geldiğinde hiç kimseyi görememesine çok şaşırdı. Yanlış. gezegene geldiğini düşünüyordu ki, kumun üzerinde altın gibi parıldayan ayışığı rengindeki yılanı gördü.
"iyi akşamlar," dedi nazikçe.
"iyi akşamlar," dedi yılan.
"Bu geldiğim gezegenin adı ne?" diye sordu küçük prens.
"Dünya," diye yanıtladı yılan. "Burası da Afrika."
"Ya! Demek Dünya'da hiç insan yaşamıyor?"
"Burası çöl. Çölde insan olmaz. Dünya çok büyüktür," dedi yılan. Küçük prens bir taşın üstüne oturdu, bakışlarını gökyüzüne çevirdi.
"Acaba," diye söze başladı. "Günün birinde hepimiz kendi yıldızımızı bulalım diye mi hepsi böyle birbirinden uzak. Örneğin, şu benim gezegen. Tam üstümüzde, ama ne kadar uzak!"
"Çok güzel," dedi yılan. "Seni buralara getiren nedir?"
"Bir çiçekle sorunlarım vardı," dedi küçük prens.
"Ya!" dedi yılan.
ikisi de sustular. Sonunda küçük prens, "insanlar nerede?" diye söze başladı. "Çölde insan çok yalnız hissediyor kendini..."
"insanların arasında da yalnızdır insan," dedi yılan.
Küçük prens uzun uzun ona baktı.
"Sen komik bir hayvansın," dedi. "Parmağım kadar kalınlığın..."
"Ama bir kralın parmağından bile daha güçlüyüm," dedi yılan.
Küçük prens gülümsedi.
Sen komik bir hayvansın. Parmağım kadar kalınlığın...
"Pek güçlü değilsin. Ayakların bile yok. Yürüyemiyorsun."
"Seni gemilerin götürebileceğinden daha uzaklara götürebilirim istersen," dedi yılan.
Küçük prensin ayak bileğine sarıldı, altın bir bilezik gibi.
"Kime dokunursam, onu geldiği dünyaya geri gönderirim," dedi yine. "Ama sen masum ve içten bir çocuksun. Bir yıldızdan geliyorsun..."
Küçük prens bir şey söylemedi.
"Senin için üzülüyorum. Bu granitten yapılmış Dünya'da ne kadar güçsüzsün," dedi yılan. "Sana yardım edebilirim. Eğer bir gün kendi gezegenini çok özlersen, ben..."
"Oo, seni anlıyorum," dedi küçük prens. "Ama niçin hep bilmece gibi konuşuyorsun?"
"Hepsini çözerim ben," dedi yılan.
ikisi de sustular sonra.
Doğrusu insan sözün ucunu biraz kaçırınca ister istemez gerçeklerden biraz uzaklaşıyor. Fenerciler hakkında anlattıklarım tümüyle doğru değildi. Üstelik bilmeyenlere gezegenim hakkında yanlış bir fikir verme tehlikesine de düşüyorum. insanlar Dünya'da çok az bir yer kaplarlar. iki milyar insanın tümünü ayakta tıpkı açık hava toplantılarındaki gibi bir araya toplasanız, hepsi hepsi ancak eni boyu otuzar kilometre olan bir alana sığarlar. Yani tüm insanlığı pasifikteki küçük bir adaya sığdırabilirsiniz.
Tabii, büyükler bunu söylediğinizde inanmazlar. Çok daha geniş bir yer kapladıklarını sanırlar. Baobap ağaçları gibi önemserler kendilerini. Aynı hesabı kendilerinin de yapmalarını önermelisiniz. Rakamları çok sevdikleri için bundan hoşlanacaklardır. Ama siz bunun için zaman harcamayın. Gereksiz. Bana güvendiğinizi biliyorum.
Küçük prens Dünya'ya geldiğinde hiç kimseyi görememesine çok şaşırdı. Yanlış. gezegene geldiğini düşünüyordu ki, kumun üzerinde altın gibi parıldayan ayışığı rengindeki yılanı gördü.
"iyi akşamlar," dedi nazikçe.
"iyi akşamlar," dedi yılan.
"Bu geldiğim gezegenin adı ne?" diye sordu küçük prens.
"Dünya," diye yanıtladı yılan. "Burası da Afrika."
"Ya! Demek Dünya'da hiç insan yaşamıyor?"
"Burası çöl. Çölde insan olmaz. Dünya çok büyüktür," dedi yılan. Küçük prens bir taşın üstüne oturdu, bakışlarını gökyüzüne çevirdi.
"Acaba," diye söze başladı. "Günün birinde hepimiz kendi yıldızımızı bulalım diye mi hepsi böyle birbirinden uzak. Örneğin, şu benim gezegen. Tam üstümüzde, ama ne kadar uzak!"
"Çok güzel," dedi yılan. "Seni buralara getiren nedir?"
"Bir çiçekle sorunlarım vardı," dedi küçük prens.
"Ya!" dedi yılan.
ikisi de sustular. Sonunda küçük prens, "insanlar nerede?" diye söze başladı. "Çölde insan çok yalnız hissediyor kendini..."
"insanların arasında da yalnızdır insan," dedi yılan.
Küçük prens uzun uzun ona baktı.
"Sen komik bir hayvansın," dedi. "Parmağım kadar kalınlığın..."
"Ama bir kralın parmağından bile daha güçlüyüm," dedi yılan.
Küçük prens gülümsedi.
Sen komik bir hayvansın. Parmağım kadar kalınlığın...
"Pek güçlü değilsin. Ayakların bile yok. Yürüyemiyorsun."
"Seni gemilerin götürebileceğinden daha uzaklara götürebilirim istersen," dedi yılan.
Küçük prensin ayak bileğine sarıldı, altın bir bilezik gibi.
"Kime dokunursam, onu geldiği dünyaya geri gönderirim," dedi yine. "Ama sen masum ve içten bir çocuksun. Bir yıldızdan geliyorsun..."
Küçük prens bir şey söylemedi.
"Senin için üzülüyorum. Bu granitten yapılmış Dünya'da ne kadar güçsüzsün," dedi yılan. "Sana yardım edebilirim. Eğer bir gün kendi gezegenini çok özlersen, ben..."
"Oo, seni anlıyorum," dedi küçük prens. "Ama niçin hep bilmece gibi konuşuyorsun?"
"Hepsini çözerim ben," dedi yılan.
ikisi de sustular sonra.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar