bugün
- erkekler pipilerini birbirlerine gösteriyor mu12
- şeriat gelirse laikçilerin kaçacağı ülke17
- dine hakaretin ifade özgürlüğü olup olmadığı3
- hz davud3
- tai lung27
- 9 budist rahibi arabayla biçen 11 yaşındaki sürücü2
- vurduranlar klübü6
- cumhuriyetin halka sorulmadan getirilmesi25
- erkeğin vajina karşısındaki çaresizliği26
- bayramdan bayrama namaz kılan dangalak2
- nathan ake2
- deniz göktaş27
- babanın 60 yaşından sonra spora başlaması9
- izmirin ve eskişehirin çok yanlış yollara sapması3
- cehennem korkusu12
- sevişmek istediğiniz yazarlar7
- 41 yaşına gelmiş hala daha sözlükte yazan adam15
- beraber huzurevine çıkılacak yazarlar16
- sevişilen en ilginç yer6
- günün şiiri13
- evli hatunu kocası evdeyken hoplatmak9
- bodrum katlar yandı2
- enjeksiyon yapan hemşirenin yüzüne yüzüne osurmak2
- sözlükte flörtleşmek22
- kardeş7
- bik bik abla vs vurduranlar4
- kadınlar memelerini birbirlerine gösteriyor mu11
- biraderikos6
- pandela44
- ölü balık eli7
- kadın poposundan kasa diye bahseden erkek18
- hayat hiç kolaylaşmayacak mı beyler6
- milliyet gazetesi onun arabası var şarkısı reklamı4
- ezan sesinden rahatsız olmak6
- lise 1deki haliniz karşınızda olsa ne dersiniz12
- geliyorum diyen kız5
- ali congun2
- yazarlara verilmiş lakaplar13
- bıcır bıcır sözlük kızı vs maymun sözlük erkeği4
- mesajlara geç cevap veren kız5
- sözlük tipsizlerinin fotoğrafları10
- penisden kot pantolunun belli olması3
- kötülüğe kötülükle karşılık vermek6
- yarın mala vuracak olmak3
- kalçasına kelebek dövmesi yaptıran erkek4
- hardcore ne demek sorunsalı7
- kimsenin seni sen olduğun için sevmediği gerçeği2
- karışık kızartma6
- çok çişi gelen insan9
- üç çocuk yapacağım devlet kadın versin6
XVII
Doğrusu insan sözün ucunu biraz kaçırınca ister istemez gerçeklerden biraz uzaklaşıyor. Fenerciler hakkında anlattıklarım tümüyle doğru değildi. Üstelik bilmeyenlere gezegenim hakkında yanlış bir fikir verme tehlikesine de düşüyorum. insanlar Dünya'da çok az bir yer kaplarlar. iki milyar insanın tümünü ayakta tıpkı açık hava toplantılarındaki gibi bir araya toplasanız, hepsi hepsi ancak eni boyu otuzar kilometre olan bir alana sığarlar. Yani tüm insanlığı pasifikteki küçük bir adaya sığdırabilirsiniz.
Tabii, büyükler bunu söylediğinizde inanmazlar. Çok daha geniş bir yer kapladıklarını sanırlar. Baobap ağaçları gibi önemserler kendilerini. Aynı hesabı kendilerinin de yapmalarını önermelisiniz. Rakamları çok sevdikleri için bundan hoşlanacaklardır. Ama siz bunun için zaman harcamayın. Gereksiz. Bana güvendiğinizi biliyorum.
Küçük prens Dünya'ya geldiğinde hiç kimseyi görememesine çok şaşırdı. Yanlış. gezegene geldiğini düşünüyordu ki, kumun üzerinde altın gibi parıldayan ayışığı rengindeki yılanı gördü.
"iyi akşamlar," dedi nazikçe.
"iyi akşamlar," dedi yılan.
"Bu geldiğim gezegenin adı ne?" diye sordu küçük prens.
"Dünya," diye yanıtladı yılan. "Burası da Afrika."
"Ya! Demek Dünya'da hiç insan yaşamıyor?"
"Burası çöl. Çölde insan olmaz. Dünya çok büyüktür," dedi yılan. Küçük prens bir taşın üstüne oturdu, bakışlarını gökyüzüne çevirdi.
"Acaba," diye söze başladı. "Günün birinde hepimiz kendi yıldızımızı bulalım diye mi hepsi böyle birbirinden uzak. Örneğin, şu benim gezegen. Tam üstümüzde, ama ne kadar uzak!"
"Çok güzel," dedi yılan. "Seni buralara getiren nedir?"
"Bir çiçekle sorunlarım vardı," dedi küçük prens.
"Ya!" dedi yılan.
ikisi de sustular. Sonunda küçük prens, "insanlar nerede?" diye söze başladı. "Çölde insan çok yalnız hissediyor kendini..."
"insanların arasında da yalnızdır insan," dedi yılan.
Küçük prens uzun uzun ona baktı.
"Sen komik bir hayvansın," dedi. "Parmağım kadar kalınlığın..."
"Ama bir kralın parmağından bile daha güçlüyüm," dedi yılan.
Küçük prens gülümsedi.
Sen komik bir hayvansın. Parmağım kadar kalınlığın...
"Pek güçlü değilsin. Ayakların bile yok. Yürüyemiyorsun."
"Seni gemilerin götürebileceğinden daha uzaklara götürebilirim istersen," dedi yılan.
Küçük prensin ayak bileğine sarıldı, altın bir bilezik gibi.
"Kime dokunursam, onu geldiği dünyaya geri gönderirim," dedi yine. "Ama sen masum ve içten bir çocuksun. Bir yıldızdan geliyorsun..."
Küçük prens bir şey söylemedi.
"Senin için üzülüyorum. Bu granitten yapılmış Dünya'da ne kadar güçsüzsün," dedi yılan. "Sana yardım edebilirim. Eğer bir gün kendi gezegenini çok özlersen, ben..."
"Oo, seni anlıyorum," dedi küçük prens. "Ama niçin hep bilmece gibi konuşuyorsun?"
"Hepsini çözerim ben," dedi yılan.
ikisi de sustular sonra.
Doğrusu insan sözün ucunu biraz kaçırınca ister istemez gerçeklerden biraz uzaklaşıyor. Fenerciler hakkında anlattıklarım tümüyle doğru değildi. Üstelik bilmeyenlere gezegenim hakkında yanlış bir fikir verme tehlikesine de düşüyorum. insanlar Dünya'da çok az bir yer kaplarlar. iki milyar insanın tümünü ayakta tıpkı açık hava toplantılarındaki gibi bir araya toplasanız, hepsi hepsi ancak eni boyu otuzar kilometre olan bir alana sığarlar. Yani tüm insanlığı pasifikteki küçük bir adaya sığdırabilirsiniz.
Tabii, büyükler bunu söylediğinizde inanmazlar. Çok daha geniş bir yer kapladıklarını sanırlar. Baobap ağaçları gibi önemserler kendilerini. Aynı hesabı kendilerinin de yapmalarını önermelisiniz. Rakamları çok sevdikleri için bundan hoşlanacaklardır. Ama siz bunun için zaman harcamayın. Gereksiz. Bana güvendiğinizi biliyorum.
Küçük prens Dünya'ya geldiğinde hiç kimseyi görememesine çok şaşırdı. Yanlış. gezegene geldiğini düşünüyordu ki, kumun üzerinde altın gibi parıldayan ayışığı rengindeki yılanı gördü.
"iyi akşamlar," dedi nazikçe.
"iyi akşamlar," dedi yılan.
"Bu geldiğim gezegenin adı ne?" diye sordu küçük prens.
"Dünya," diye yanıtladı yılan. "Burası da Afrika."
"Ya! Demek Dünya'da hiç insan yaşamıyor?"
"Burası çöl. Çölde insan olmaz. Dünya çok büyüktür," dedi yılan. Küçük prens bir taşın üstüne oturdu, bakışlarını gökyüzüne çevirdi.
"Acaba," diye söze başladı. "Günün birinde hepimiz kendi yıldızımızı bulalım diye mi hepsi böyle birbirinden uzak. Örneğin, şu benim gezegen. Tam üstümüzde, ama ne kadar uzak!"
"Çok güzel," dedi yılan. "Seni buralara getiren nedir?"
"Bir çiçekle sorunlarım vardı," dedi küçük prens.
"Ya!" dedi yılan.
ikisi de sustular. Sonunda küçük prens, "insanlar nerede?" diye söze başladı. "Çölde insan çok yalnız hissediyor kendini..."
"insanların arasında da yalnızdır insan," dedi yılan.
Küçük prens uzun uzun ona baktı.
"Sen komik bir hayvansın," dedi. "Parmağım kadar kalınlığın..."
"Ama bir kralın parmağından bile daha güçlüyüm," dedi yılan.
Küçük prens gülümsedi.
Sen komik bir hayvansın. Parmağım kadar kalınlığın...
"Pek güçlü değilsin. Ayakların bile yok. Yürüyemiyorsun."
"Seni gemilerin götürebileceğinden daha uzaklara götürebilirim istersen," dedi yılan.
Küçük prensin ayak bileğine sarıldı, altın bir bilezik gibi.
"Kime dokunursam, onu geldiği dünyaya geri gönderirim," dedi yine. "Ama sen masum ve içten bir çocuksun. Bir yıldızdan geliyorsun..."
Küçük prens bir şey söylemedi.
"Senin için üzülüyorum. Bu granitten yapılmış Dünya'da ne kadar güçsüzsün," dedi yılan. "Sana yardım edebilirim. Eğer bir gün kendi gezegenini çok özlersen, ben..."
"Oo, seni anlıyorum," dedi küçük prens. "Ama niçin hep bilmece gibi konuşuyorsun?"
"Hepsini çözerim ben," dedi yılan.
ikisi de sustular sonra.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar