bugün
- ben aquila bicipite sorularınızı yanıtlıyorum25
- kızlara bişey soracağım erkekler gelmesin10
- ayı saldırınca yapılması gerekenler13
- sinirli kadını sakinleştirmenin yolları14
- gece yarısı çalan telefon7
- uysaljakoben21
- gammaz olmuşum13
- çıplak ayakla misafir karşısına çıkmaya utanmak3
- ilşkisini herkese anlatan kızlar7
- kızların sözlüğü erkek düşürmek için kullanması7
- aquila bicipite8
- kadın mı erkek mi belli olmayan yazarlar21
- geceye bir söz bırak3
- reha muhtar25
- başımın tatlı tatlı dönmesi4
- uyuşturucu kullanan oğlunu öldüren baba7
- yüzüklerin efendisi abartılmış boktan bi filmdir4
- eski dizileri izlemek3
- kadınların zeka seviyesi2
- minyon kadın siniri5
- aşık olunca yapılan salaklıklar3
- ankarada masaj yaptırmak2
- kadınların erkeklerde aradıkları şeyler2
- bir erkeğin instagram kullanma amacı2
- kel erkek3
- daha önce erkeklerle aynı ortamda oturmuş kız2
- samsun da elektrik akımına kapılan 3 işçinin ölümü2
- osuruk kokusunun kalıcılık süresi6
- hiç evlenemeyecek gibi hissetmek4
- ona bir şey söyle16
- denize sıfır bir ev sahibi olmak2
- ekşi sözlükte 2 yıldır çaylak olmak2
- kemal kılıçdaroğlu35
- elit olmak için gerekenler13
- güzel ayaklar mevsiminin gelmesi9
- herkes eski nikini yazsın bitsin bu eziyet11
- bir kadına alınabilecek en güzel hediye7
- toplu taşımaya binen kızın asıl amacı4
- bizim delilere bakayım4
- yazarların 2005 yılı maaşları7
- benim başaklarımı görmek ister misiniz3
- yemek yemek mi güzel giyinmek mi5
- gençler iş beğenmiyor3
- gocu26
- ikinci evliliği yapanları anlayamamak21
- gecenin şarkısı4
- semum3
- ses yakışıklılığı2
- 20'li yaşlarınızın başları nasıl geçti6
- rusya'dan nükleer silah tehdidi2
entry'ler (351)
Michel Teló - Ai Se Eu Te http://Pegohttp://www.you...e.com/watch?v=hcm55lU9knw
tarkan canlı yayında "çişim geldi" demesi olayıdır.
sıçtın mavisini gördükten sonra beyin sulanması başlangıcı.
fenerbahçe ve şike operasyonu.
emeğinin karşılığı 200 lira olmayan ücrettir. eve iş götüren mesleklerden biridir. sadece öğrencilere ders anlatmakla kalmaz, bu öğrencilerin plan ve programını yapar, sınavlarını okur, bunları bilgisayara işler ve akla gelmeyen bir sürü iş daha... bu yapılan işler genelde ders saati dışındadır çünkü o sırada öğrencilerine ders anlatmak zorundadır ve kendi özel zamanında bu işleri yapmaktadır. emeğe saygı.
--spoiler--
Merhaba, ben Türk medyasının usta kalemi Selahattin Duman tarafından teşhis edilen otistiklerden biriyim. Bugüne kadar hep kendimi bir işadamı sanmıştım, bugün öğrendim ki çamaşır makinesi seyreden bir otistikten farkım yokmuş. Beni ve adamdan saydığım tüm arkadaşlarımı gerçekle yüzleştiren Selahattin Duman’a huzurlarınızda teşekkür ederim.
Biz otistikler, ya zengin piçleriyiz, ya da zenginlere hallenen memur çocukları. 1.45′lik boyundan utanmadan iki metrelik mankenlerle gezen bir hipofiz cücesinin peşine takılarak Formula 1 izliyoruz. O kadar aptal, o kadar beceriksiz, o kadar gerizekalıyız ki E5′e çıkıp minibüsünden otobüsüne, taksisinden özel otosuna kadar her çeşit araçla kapışmak yerine Formula 1 izlemekle yetiniyoruz. Elin Formula 1′inin bizim minibüsçülere ne üstünlüğü var ki aslında? Koyunu bile farklı bakan ülkenin minibüsçüsü nasıl bakar, hiç akıl edemedik orasını. Otistiğiz çünkü.
Bizi çok merak mı ediyorsunuz? Yakalayıp tedavi etmek ister misiniz?
Çok kolay bulabilirsiniz bizi. Piyasa yaparken arabalarımızdan çıkan bangır bangır müzikle teşhis edebilirsiniz. Nişantaşı, Ulus, Etiler yollarında milletin kafasını sikeriz, o derece apaçiyiz, o derece malız. Eskiden pezevenkler yüksek sesle müzik çalardı, artık biz çalıyoruz. Battaniye lazımsa ayarlarız bi’ şekil.
Aramızda arabası olmayan sefil otistikler de var. Salak salak hayaller kuruyorlar. “Çok param olsaydı var ya, alırdım şu arabayı, herkesin eline verirdim,” diyerek dolanıyorlar ortalıkta. Para kazanmanın ne olduğunu bilmiyor garipler, istanbul Park’a baba parasıyla gidip F1 izliyorlar. Çalışmaya, maaş almaya başlayınca da maaşlarının bilete yetmeyeceğini anlayıp vazgeçiyorlar F1 sevdasından. Bilete 70 TL veremeyecek kadar aç zaten hepsi, sokakta yatıp bira içmeye, hayatın anlamını sorgulamaya başlıyorlar. F1 işin içinden çıkınca zekâları da geri geliyor, kafaları çalışmaya başlıyor.
Akıl edemiyoruz, gerçekten. Hayatta gördüklerimize benzemeyen araçları seyrediyoruz. Böyle önünde arkasında kanatları olan, kargacık burgacık makineler bunlar. Son sürat, fıldır fıldır dönüyorlar beton bir pist üzerinde. Kim kazandı kim kaybetti belli değil zaten, birileri bize söylemezse hayatta anlamıyoruz kimin kazandığını. Hem biz çok aptalız, hem de bu ucube arabaların yarışları çok karmaşık.
Zaten böyle şeylerden zevk aldığımız için otistik olduk biz. Eskiden çamaşır makinesinin dönen merdanesine bakarak zevk alırdık, merdaneli çamaşır makineleri piyasadan kalkınca F1 izlemeye başladık. Aynı şey çünkü, ha çamaşır makinesi, ha Lewis Hamilton.
Yıllardır aptal aptal bakındık durduk, sayfalarca kitap, makale okuduk, yazdık, hep zevk aldık Formula 1′den. Sonra bir gün istanbul Park’ın sitesindeki yorumları görünce dank etti kafamıza. Gelen 10 yorumdan dokuzu Formula 1 ile kafa buluyordu! Bu yorumları akıllı insanlar yazmışlardı, otistik değillerdi. Kanal projesinden çıkan hafriyatla bizim 300 milyon dolarlık çamaşır makinesini gömmek gibi muhteşem fikirler vardı sitedeki yorumlar arasında!
Evet, haklıydılar! Bugüne kadar nasıl akıl edememiştik bunu!
Sonra Türk medyasının duayenlerinden, usta yazar Selahattin Duman bir köşe yazısı yazdı ve dedi ki, “Formula 1 izleyen herkes otistiktir, anlamadan izliyorlar!” Anlaşılacak bir şey olsa o anlardı çünkü, hepimizden zekiydi ve E5′de her türlü toplu taşıma aracıyla kapışmıştı. O anlamıyorsa kimse anlamaz demekti.
Oh evet, bir anda gözümüz açılmaya, dünyamız aydınlanmaya başladı. Anlamadan yarış izlediğimizin farkına vardık. Olayları kavramaya başladık. Üstad Selahattin Duman durmuyor ve ekliyordu. Bizler, bir hipofiz cücesinin yalanlarına kanan adamlardık.
Dabi ya!
Akıllı bir insan 1.45 boyunda adamın peşine takılır mı hiç? En az 1.98 olmalı, acilen bir referandum yaparak Kobe Bryant’ı Formula 1′in başına getirmeye karar verdik.
Kobe, boyunun uzunluğu sayesinde bizim algılarımızı açabilir. Bundan sonra beton yerine asfalt pistlerde araba yarıştırabiliriz. Kimin kazandığını görmemiz için tüm arabalar yanyana gider, finiş çizgisinde herkes durur ve Selahattin Duman’ın seçeceği otomobil çizgiyi geçerek yarışı kazanır. Böylece kimin kazandığını Selahattin Duman’ın zekâ seviyesindekiler bile anlar.
Aslında hipofiz cücesi Bernie Ecclestone’u kovduktan sonra Kobe Bryant yerine Selahattin Duman’ı da istanbul Park’ın başına geçirebiliriz. Gerçi Kobe kadar uzun olmadığı için onun kadar zeki değildir ama Ecclestone kadar da salak olamaz. Engin zekâsı ve muhteşem öngörüsüyle minibüsçüleri, taksicileri yarıştırabilecek organizasyonlar yapabilir. F1 yerine Karşının Taksisi Grand Prix, MotoGP yerine Pizza Motoru GP, Truck Racing yerine BMC Belde Championship düzenleyebilir.
Çünkü o demişti, Formula 1, hiçbir halta yaramayacak bir organizasyondu. Dediği çıktı adamın. Çünkü o çok zeki, bizim gibi salak değil. Bernie Ecclestone cüce, Adrian Newey zaten okulu kopyayla bitirmiş, Lewis Hamilton arap, Sebastian Vettel dünkü bebe, Michael Schumacher aptal…
En zeki Selahattin Duman, en birinci Selahattin Duman. Herkese sıfır, Selahattin’e 100 puan.
Selahattin, sana puanım doguz kanka!
Bizi aydınlattığın için sağol.
Selahattin Duman’ın F1 takipçilerinden ve otistiklerden özür dilemesini gerektiren saçmalamasını buradan okuyabilirsiniz. Ben okudum aydınlandım, siz de aydınlanın.
Selahattin Duman’ı, 09.05.2011 tarihli yazısında anlamadığı, aklının ermediği, yarışı hangi otomobilin kazandığını anlamayacak kadar yabancı ve bilgisiz olduğu bir organizasyon hakkında ileri geri konuştuğu, E5′e çıkıp minibüslerle, taksilerle dalaşmayı F1 ile bir tutacak kadar saçmaladığı, insanları boyuna göre sınıflandırdığı için kınamıyorum, çünkü söylediklerini normal karşılıyorum. Bir kedinin miyavlaması, bir köpeğin havlaması normaldir; kedi dile gelip de kendi zekâ seviyesinin üzerinde bir söz ederse garip karşılanır, tebrik edilir. Selahattin Duman’ın söyledikleri kendi zekâ ve kültür seviyesi için son derece normaldir.
Ancak Selahattin Duman, Formula 1 takipçilerini otistiklikle itham ederek büyük terbiyesizlik yapmıştır ve hem F1 takipçilerinden, bu işe emek ve gönül verenlerden, hem de otistiklerden ve ailelerinden özür dilemelidir.
--spoiler--
http://www.pitcafe.com/2011/05/sampiyon-selahattin/
Merhaba, ben Türk medyasının usta kalemi Selahattin Duman tarafından teşhis edilen otistiklerden biriyim. Bugüne kadar hep kendimi bir işadamı sanmıştım, bugün öğrendim ki çamaşır makinesi seyreden bir otistikten farkım yokmuş. Beni ve adamdan saydığım tüm arkadaşlarımı gerçekle yüzleştiren Selahattin Duman’a huzurlarınızda teşekkür ederim.
Biz otistikler, ya zengin piçleriyiz, ya da zenginlere hallenen memur çocukları. 1.45′lik boyundan utanmadan iki metrelik mankenlerle gezen bir hipofiz cücesinin peşine takılarak Formula 1 izliyoruz. O kadar aptal, o kadar beceriksiz, o kadar gerizekalıyız ki E5′e çıkıp minibüsünden otobüsüne, taksisinden özel otosuna kadar her çeşit araçla kapışmak yerine Formula 1 izlemekle yetiniyoruz. Elin Formula 1′inin bizim minibüsçülere ne üstünlüğü var ki aslında? Koyunu bile farklı bakan ülkenin minibüsçüsü nasıl bakar, hiç akıl edemedik orasını. Otistiğiz çünkü.
Bizi çok merak mı ediyorsunuz? Yakalayıp tedavi etmek ister misiniz?
Çok kolay bulabilirsiniz bizi. Piyasa yaparken arabalarımızdan çıkan bangır bangır müzikle teşhis edebilirsiniz. Nişantaşı, Ulus, Etiler yollarında milletin kafasını sikeriz, o derece apaçiyiz, o derece malız. Eskiden pezevenkler yüksek sesle müzik çalardı, artık biz çalıyoruz. Battaniye lazımsa ayarlarız bi’ şekil.
Aramızda arabası olmayan sefil otistikler de var. Salak salak hayaller kuruyorlar. “Çok param olsaydı var ya, alırdım şu arabayı, herkesin eline verirdim,” diyerek dolanıyorlar ortalıkta. Para kazanmanın ne olduğunu bilmiyor garipler, istanbul Park’a baba parasıyla gidip F1 izliyorlar. Çalışmaya, maaş almaya başlayınca da maaşlarının bilete yetmeyeceğini anlayıp vazgeçiyorlar F1 sevdasından. Bilete 70 TL veremeyecek kadar aç zaten hepsi, sokakta yatıp bira içmeye, hayatın anlamını sorgulamaya başlıyorlar. F1 işin içinden çıkınca zekâları da geri geliyor, kafaları çalışmaya başlıyor.
Akıl edemiyoruz, gerçekten. Hayatta gördüklerimize benzemeyen araçları seyrediyoruz. Böyle önünde arkasında kanatları olan, kargacık burgacık makineler bunlar. Son sürat, fıldır fıldır dönüyorlar beton bir pist üzerinde. Kim kazandı kim kaybetti belli değil zaten, birileri bize söylemezse hayatta anlamıyoruz kimin kazandığını. Hem biz çok aptalız, hem de bu ucube arabaların yarışları çok karmaşık.
Zaten böyle şeylerden zevk aldığımız için otistik olduk biz. Eskiden çamaşır makinesinin dönen merdanesine bakarak zevk alırdık, merdaneli çamaşır makineleri piyasadan kalkınca F1 izlemeye başladık. Aynı şey çünkü, ha çamaşır makinesi, ha Lewis Hamilton.
Yıllardır aptal aptal bakındık durduk, sayfalarca kitap, makale okuduk, yazdık, hep zevk aldık Formula 1′den. Sonra bir gün istanbul Park’ın sitesindeki yorumları görünce dank etti kafamıza. Gelen 10 yorumdan dokuzu Formula 1 ile kafa buluyordu! Bu yorumları akıllı insanlar yazmışlardı, otistik değillerdi. Kanal projesinden çıkan hafriyatla bizim 300 milyon dolarlık çamaşır makinesini gömmek gibi muhteşem fikirler vardı sitedeki yorumlar arasında!
Evet, haklıydılar! Bugüne kadar nasıl akıl edememiştik bunu!
Sonra Türk medyasının duayenlerinden, usta yazar Selahattin Duman bir köşe yazısı yazdı ve dedi ki, “Formula 1 izleyen herkes otistiktir, anlamadan izliyorlar!” Anlaşılacak bir şey olsa o anlardı çünkü, hepimizden zekiydi ve E5′de her türlü toplu taşıma aracıyla kapışmıştı. O anlamıyorsa kimse anlamaz demekti.
Oh evet, bir anda gözümüz açılmaya, dünyamız aydınlanmaya başladı. Anlamadan yarış izlediğimizin farkına vardık. Olayları kavramaya başladık. Üstad Selahattin Duman durmuyor ve ekliyordu. Bizler, bir hipofiz cücesinin yalanlarına kanan adamlardık.
Dabi ya!
Akıllı bir insan 1.45 boyunda adamın peşine takılır mı hiç? En az 1.98 olmalı, acilen bir referandum yaparak Kobe Bryant’ı Formula 1′in başına getirmeye karar verdik.
Kobe, boyunun uzunluğu sayesinde bizim algılarımızı açabilir. Bundan sonra beton yerine asfalt pistlerde araba yarıştırabiliriz. Kimin kazandığını görmemiz için tüm arabalar yanyana gider, finiş çizgisinde herkes durur ve Selahattin Duman’ın seçeceği otomobil çizgiyi geçerek yarışı kazanır. Böylece kimin kazandığını Selahattin Duman’ın zekâ seviyesindekiler bile anlar.
Aslında hipofiz cücesi Bernie Ecclestone’u kovduktan sonra Kobe Bryant yerine Selahattin Duman’ı da istanbul Park’ın başına geçirebiliriz. Gerçi Kobe kadar uzun olmadığı için onun kadar zeki değildir ama Ecclestone kadar da salak olamaz. Engin zekâsı ve muhteşem öngörüsüyle minibüsçüleri, taksicileri yarıştırabilecek organizasyonlar yapabilir. F1 yerine Karşının Taksisi Grand Prix, MotoGP yerine Pizza Motoru GP, Truck Racing yerine BMC Belde Championship düzenleyebilir.
Çünkü o demişti, Formula 1, hiçbir halta yaramayacak bir organizasyondu. Dediği çıktı adamın. Çünkü o çok zeki, bizim gibi salak değil. Bernie Ecclestone cüce, Adrian Newey zaten okulu kopyayla bitirmiş, Lewis Hamilton arap, Sebastian Vettel dünkü bebe, Michael Schumacher aptal…
En zeki Selahattin Duman, en birinci Selahattin Duman. Herkese sıfır, Selahattin’e 100 puan.
Selahattin, sana puanım doguz kanka!
Bizi aydınlattığın için sağol.
Selahattin Duman’ın F1 takipçilerinden ve otistiklerden özür dilemesini gerektiren saçmalamasını buradan okuyabilirsiniz. Ben okudum aydınlandım, siz de aydınlanın.
Selahattin Duman’ı, 09.05.2011 tarihli yazısında anlamadığı, aklının ermediği, yarışı hangi otomobilin kazandığını anlamayacak kadar yabancı ve bilgisiz olduğu bir organizasyon hakkında ileri geri konuştuğu, E5′e çıkıp minibüslerle, taksilerle dalaşmayı F1 ile bir tutacak kadar saçmaladığı, insanları boyuna göre sınıflandırdığı için kınamıyorum, çünkü söylediklerini normal karşılıyorum. Bir kedinin miyavlaması, bir köpeğin havlaması normaldir; kedi dile gelip de kendi zekâ seviyesinin üzerinde bir söz ederse garip karşılanır, tebrik edilir. Selahattin Duman’ın söyledikleri kendi zekâ ve kültür seviyesi için son derece normaldir.
Ancak Selahattin Duman, Formula 1 takipçilerini otistiklikle itham ederek büyük terbiyesizlik yapmıştır ve hem F1 takipçilerinden, bu işe emek ve gönül verenlerden, hem de otistiklerden ve ailelerinden özür dilemelidir.
--spoiler--
http://www.pitcafe.com/2011/05/sampiyon-selahattin/
f1 sayesinde geliştirilmiş teknolojinin otomobillerdeki gelişmesini sağlayan en büyük yatırımdır, bunu bilmemek ise nedeni hayatı evlenme programlarıyla ya da televole tarzı programları izlenmesi sonucu ortaya çıkan düşüncenin ürünüdür. yarışı yerinde görmeden fikir sahibi olamazsın...
kredi kartına 6 taksit yapılınca tadından yenmeyecek eğlencenin fiyatıdır.
güngören ya da fikirtepe..
kamera özelliği olmayan cep telefonudur. fiyatları düşüktür. 1203, 1616 gibi bir modelin ülkemizde yoğun bir şekilde kullanılması azalmayı değil artışı göstermektedir.
camii hocasınında yapabileceği fotoğraf çektirme hevesidir. [görsel ]
-sıçıp üstüne oturuyorum ya sen ne yapıyorsun?
şifreli sınavları kazanıpda üniversiteli olan daha sonra dünyadan haberi olmayan kişilerdir.
"- ülkenin içine sıçtınız bi sıvamadığınız kaldı." derlerdi.
"-stat oynattırıyor abi." cümlesinin gerçek olduğunu gösteren durumdur.
