bugün
- allah'ın bütün gün insanları izlemesi2
- 40 yaş üstü kel sözlük yazarı7
- meryem can2
- türklerin ileri olduğu konular21
- atatrue2
- 19 temmuz 2026 fransa ingiltere maçı4
- en gey özelliğiniz10
- saraca finch house3
- true nickli yazar11
- dinsize inanır mısın17
- norm ender3
- erkek adam2
- yazarların çektiği manzara fotoğrafları9
- çırçıplak yatmak9
- en son alınan hediye7
- soğuğu sıcağından daha iyi olan şeyler7
- son beş yıldır sevgilisi olmayan insan3
- burçlara inanan erkek15
- bir kadının en güzel bölgesi8
- chatgptye penis fotoğrafını atmak18
- nervio yu çok seviyorum ne yapmalıyım7
- dünyanın en güzel tatlısı8
- caner taslaman7
- bugün sağlığın için ne yaptın7
- mutlak butlan kararının yargıtay'a gönderilmesi2
- eski seni özlüyor musun6
- vantilatörü kendine çevirmek6
- sözlük kavgalarındaki avamlık5
- özlenen hissiyatlar6
- ruh hastası olan yazarlar6
- salak yazarlar7
- sokakta gocu ile karşılaşmak5
- yaz günü çay içme saçmalığı11
- 17 temmuz 2026 bahis operasyonu gözaltıları30
- abd vizesi5
- sözlükte kadınlara sararak tatmin olan incel5
- her başlığın altında biten sözlük paraziti5
- otomatik portakal ve özgür irade paradoksu2
- bir gün öleceğini unutmak10
- kuran da neden namaz yok8
- arkadaşlar bakar mısınız11
- seninle şurada olabilirdik5
- uysaljakoben gocu'nun fake hesabı mı5
- bir insanın daraldığında sığınabileceği yerler5
- gocu31
- pandela6
- evdeki alkolün bittiği anda yapılacaklar5
- oğlak burcu kadını18
- evliliği kurtarmak için çocuk yapmak7
- devletten başkasına güvenilmez11
entry'ler (351)
Michel Teló - Ai Se Eu Te http://Pegohttp://www.you...e.com/watch?v=hcm55lU9knw
tarkan canlı yayında "çişim geldi" demesi olayıdır.
sıçtın mavisini gördükten sonra beyin sulanması başlangıcı.
fenerbahçe ve şike operasyonu.
emeğinin karşılığı 200 lira olmayan ücrettir. eve iş götüren mesleklerden biridir. sadece öğrencilere ders anlatmakla kalmaz, bu öğrencilerin plan ve programını yapar, sınavlarını okur, bunları bilgisayara işler ve akla gelmeyen bir sürü iş daha... bu yapılan işler genelde ders saati dışındadır çünkü o sırada öğrencilerine ders anlatmak zorundadır ve kendi özel zamanında bu işleri yapmaktadır. emeğe saygı.
--spoiler--
Merhaba, ben Türk medyasının usta kalemi Selahattin Duman tarafından teşhis edilen otistiklerden biriyim. Bugüne kadar hep kendimi bir işadamı sanmıştım, bugün öğrendim ki çamaşır makinesi seyreden bir otistikten farkım yokmuş. Beni ve adamdan saydığım tüm arkadaşlarımı gerçekle yüzleştiren Selahattin Duman’a huzurlarınızda teşekkür ederim.
Biz otistikler, ya zengin piçleriyiz, ya da zenginlere hallenen memur çocukları. 1.45′lik boyundan utanmadan iki metrelik mankenlerle gezen bir hipofiz cücesinin peşine takılarak Formula 1 izliyoruz. O kadar aptal, o kadar beceriksiz, o kadar gerizekalıyız ki E5′e çıkıp minibüsünden otobüsüne, taksisinden özel otosuna kadar her çeşit araçla kapışmak yerine Formula 1 izlemekle yetiniyoruz. Elin Formula 1′inin bizim minibüsçülere ne üstünlüğü var ki aslında? Koyunu bile farklı bakan ülkenin minibüsçüsü nasıl bakar, hiç akıl edemedik orasını. Otistiğiz çünkü.
Bizi çok merak mı ediyorsunuz? Yakalayıp tedavi etmek ister misiniz?
Çok kolay bulabilirsiniz bizi. Piyasa yaparken arabalarımızdan çıkan bangır bangır müzikle teşhis edebilirsiniz. Nişantaşı, Ulus, Etiler yollarında milletin kafasını sikeriz, o derece apaçiyiz, o derece malız. Eskiden pezevenkler yüksek sesle müzik çalardı, artık biz çalıyoruz. Battaniye lazımsa ayarlarız bi’ şekil.
Aramızda arabası olmayan sefil otistikler de var. Salak salak hayaller kuruyorlar. “Çok param olsaydı var ya, alırdım şu arabayı, herkesin eline verirdim,” diyerek dolanıyorlar ortalıkta. Para kazanmanın ne olduğunu bilmiyor garipler, istanbul Park’a baba parasıyla gidip F1 izliyorlar. Çalışmaya, maaş almaya başlayınca da maaşlarının bilete yetmeyeceğini anlayıp vazgeçiyorlar F1 sevdasından. Bilete 70 TL veremeyecek kadar aç zaten hepsi, sokakta yatıp bira içmeye, hayatın anlamını sorgulamaya başlıyorlar. F1 işin içinden çıkınca zekâları da geri geliyor, kafaları çalışmaya başlıyor.
Akıl edemiyoruz, gerçekten. Hayatta gördüklerimize benzemeyen araçları seyrediyoruz. Böyle önünde arkasında kanatları olan, kargacık burgacık makineler bunlar. Son sürat, fıldır fıldır dönüyorlar beton bir pist üzerinde. Kim kazandı kim kaybetti belli değil zaten, birileri bize söylemezse hayatta anlamıyoruz kimin kazandığını. Hem biz çok aptalız, hem de bu ucube arabaların yarışları çok karmaşık.
Zaten böyle şeylerden zevk aldığımız için otistik olduk biz. Eskiden çamaşır makinesinin dönen merdanesine bakarak zevk alırdık, merdaneli çamaşır makineleri piyasadan kalkınca F1 izlemeye başladık. Aynı şey çünkü, ha çamaşır makinesi, ha Lewis Hamilton.
Yıllardır aptal aptal bakındık durduk, sayfalarca kitap, makale okuduk, yazdık, hep zevk aldık Formula 1′den. Sonra bir gün istanbul Park’ın sitesindeki yorumları görünce dank etti kafamıza. Gelen 10 yorumdan dokuzu Formula 1 ile kafa buluyordu! Bu yorumları akıllı insanlar yazmışlardı, otistik değillerdi. Kanal projesinden çıkan hafriyatla bizim 300 milyon dolarlık çamaşır makinesini gömmek gibi muhteşem fikirler vardı sitedeki yorumlar arasında!
Evet, haklıydılar! Bugüne kadar nasıl akıl edememiştik bunu!
Sonra Türk medyasının duayenlerinden, usta yazar Selahattin Duman bir köşe yazısı yazdı ve dedi ki, “Formula 1 izleyen herkes otistiktir, anlamadan izliyorlar!” Anlaşılacak bir şey olsa o anlardı çünkü, hepimizden zekiydi ve E5′de her türlü toplu taşıma aracıyla kapışmıştı. O anlamıyorsa kimse anlamaz demekti.
Oh evet, bir anda gözümüz açılmaya, dünyamız aydınlanmaya başladı. Anlamadan yarış izlediğimizin farkına vardık. Olayları kavramaya başladık. Üstad Selahattin Duman durmuyor ve ekliyordu. Bizler, bir hipofiz cücesinin yalanlarına kanan adamlardık.
Dabi ya!
Akıllı bir insan 1.45 boyunda adamın peşine takılır mı hiç? En az 1.98 olmalı, acilen bir referandum yaparak Kobe Bryant’ı Formula 1′in başına getirmeye karar verdik.
Kobe, boyunun uzunluğu sayesinde bizim algılarımızı açabilir. Bundan sonra beton yerine asfalt pistlerde araba yarıştırabiliriz. Kimin kazandığını görmemiz için tüm arabalar yanyana gider, finiş çizgisinde herkes durur ve Selahattin Duman’ın seçeceği otomobil çizgiyi geçerek yarışı kazanır. Böylece kimin kazandığını Selahattin Duman’ın zekâ seviyesindekiler bile anlar.
Aslında hipofiz cücesi Bernie Ecclestone’u kovduktan sonra Kobe Bryant yerine Selahattin Duman’ı da istanbul Park’ın başına geçirebiliriz. Gerçi Kobe kadar uzun olmadığı için onun kadar zeki değildir ama Ecclestone kadar da salak olamaz. Engin zekâsı ve muhteşem öngörüsüyle minibüsçüleri, taksicileri yarıştırabilecek organizasyonlar yapabilir. F1 yerine Karşının Taksisi Grand Prix, MotoGP yerine Pizza Motoru GP, Truck Racing yerine BMC Belde Championship düzenleyebilir.
Çünkü o demişti, Formula 1, hiçbir halta yaramayacak bir organizasyondu. Dediği çıktı adamın. Çünkü o çok zeki, bizim gibi salak değil. Bernie Ecclestone cüce, Adrian Newey zaten okulu kopyayla bitirmiş, Lewis Hamilton arap, Sebastian Vettel dünkü bebe, Michael Schumacher aptal…
En zeki Selahattin Duman, en birinci Selahattin Duman. Herkese sıfır, Selahattin’e 100 puan.
Selahattin, sana puanım doguz kanka!
Bizi aydınlattığın için sağol.
Selahattin Duman’ın F1 takipçilerinden ve otistiklerden özür dilemesini gerektiren saçmalamasını buradan okuyabilirsiniz. Ben okudum aydınlandım, siz de aydınlanın.
Selahattin Duman’ı, 09.05.2011 tarihli yazısında anlamadığı, aklının ermediği, yarışı hangi otomobilin kazandığını anlamayacak kadar yabancı ve bilgisiz olduğu bir organizasyon hakkında ileri geri konuştuğu, E5′e çıkıp minibüslerle, taksilerle dalaşmayı F1 ile bir tutacak kadar saçmaladığı, insanları boyuna göre sınıflandırdığı için kınamıyorum, çünkü söylediklerini normal karşılıyorum. Bir kedinin miyavlaması, bir köpeğin havlaması normaldir; kedi dile gelip de kendi zekâ seviyesinin üzerinde bir söz ederse garip karşılanır, tebrik edilir. Selahattin Duman’ın söyledikleri kendi zekâ ve kültür seviyesi için son derece normaldir.
Ancak Selahattin Duman, Formula 1 takipçilerini otistiklikle itham ederek büyük terbiyesizlik yapmıştır ve hem F1 takipçilerinden, bu işe emek ve gönül verenlerden, hem de otistiklerden ve ailelerinden özür dilemelidir.
--spoiler--
http://www.pitcafe.com/2011/05/sampiyon-selahattin/
Merhaba, ben Türk medyasının usta kalemi Selahattin Duman tarafından teşhis edilen otistiklerden biriyim. Bugüne kadar hep kendimi bir işadamı sanmıştım, bugün öğrendim ki çamaşır makinesi seyreden bir otistikten farkım yokmuş. Beni ve adamdan saydığım tüm arkadaşlarımı gerçekle yüzleştiren Selahattin Duman’a huzurlarınızda teşekkür ederim.
Biz otistikler, ya zengin piçleriyiz, ya da zenginlere hallenen memur çocukları. 1.45′lik boyundan utanmadan iki metrelik mankenlerle gezen bir hipofiz cücesinin peşine takılarak Formula 1 izliyoruz. O kadar aptal, o kadar beceriksiz, o kadar gerizekalıyız ki E5′e çıkıp minibüsünden otobüsüne, taksisinden özel otosuna kadar her çeşit araçla kapışmak yerine Formula 1 izlemekle yetiniyoruz. Elin Formula 1′inin bizim minibüsçülere ne üstünlüğü var ki aslında? Koyunu bile farklı bakan ülkenin minibüsçüsü nasıl bakar, hiç akıl edemedik orasını. Otistiğiz çünkü.
Bizi çok merak mı ediyorsunuz? Yakalayıp tedavi etmek ister misiniz?
Çok kolay bulabilirsiniz bizi. Piyasa yaparken arabalarımızdan çıkan bangır bangır müzikle teşhis edebilirsiniz. Nişantaşı, Ulus, Etiler yollarında milletin kafasını sikeriz, o derece apaçiyiz, o derece malız. Eskiden pezevenkler yüksek sesle müzik çalardı, artık biz çalıyoruz. Battaniye lazımsa ayarlarız bi’ şekil.
Aramızda arabası olmayan sefil otistikler de var. Salak salak hayaller kuruyorlar. “Çok param olsaydı var ya, alırdım şu arabayı, herkesin eline verirdim,” diyerek dolanıyorlar ortalıkta. Para kazanmanın ne olduğunu bilmiyor garipler, istanbul Park’a baba parasıyla gidip F1 izliyorlar. Çalışmaya, maaş almaya başlayınca da maaşlarının bilete yetmeyeceğini anlayıp vazgeçiyorlar F1 sevdasından. Bilete 70 TL veremeyecek kadar aç zaten hepsi, sokakta yatıp bira içmeye, hayatın anlamını sorgulamaya başlıyorlar. F1 işin içinden çıkınca zekâları da geri geliyor, kafaları çalışmaya başlıyor.
Akıl edemiyoruz, gerçekten. Hayatta gördüklerimize benzemeyen araçları seyrediyoruz. Böyle önünde arkasında kanatları olan, kargacık burgacık makineler bunlar. Son sürat, fıldır fıldır dönüyorlar beton bir pist üzerinde. Kim kazandı kim kaybetti belli değil zaten, birileri bize söylemezse hayatta anlamıyoruz kimin kazandığını. Hem biz çok aptalız, hem de bu ucube arabaların yarışları çok karmaşık.
Zaten böyle şeylerden zevk aldığımız için otistik olduk biz. Eskiden çamaşır makinesinin dönen merdanesine bakarak zevk alırdık, merdaneli çamaşır makineleri piyasadan kalkınca F1 izlemeye başladık. Aynı şey çünkü, ha çamaşır makinesi, ha Lewis Hamilton.
Yıllardır aptal aptal bakındık durduk, sayfalarca kitap, makale okuduk, yazdık, hep zevk aldık Formula 1′den. Sonra bir gün istanbul Park’ın sitesindeki yorumları görünce dank etti kafamıza. Gelen 10 yorumdan dokuzu Formula 1 ile kafa buluyordu! Bu yorumları akıllı insanlar yazmışlardı, otistik değillerdi. Kanal projesinden çıkan hafriyatla bizim 300 milyon dolarlık çamaşır makinesini gömmek gibi muhteşem fikirler vardı sitedeki yorumlar arasında!
Evet, haklıydılar! Bugüne kadar nasıl akıl edememiştik bunu!
Sonra Türk medyasının duayenlerinden, usta yazar Selahattin Duman bir köşe yazısı yazdı ve dedi ki, “Formula 1 izleyen herkes otistiktir, anlamadan izliyorlar!” Anlaşılacak bir şey olsa o anlardı çünkü, hepimizden zekiydi ve E5′de her türlü toplu taşıma aracıyla kapışmıştı. O anlamıyorsa kimse anlamaz demekti.
Oh evet, bir anda gözümüz açılmaya, dünyamız aydınlanmaya başladı. Anlamadan yarış izlediğimizin farkına vardık. Olayları kavramaya başladık. Üstad Selahattin Duman durmuyor ve ekliyordu. Bizler, bir hipofiz cücesinin yalanlarına kanan adamlardık.
Dabi ya!
Akıllı bir insan 1.45 boyunda adamın peşine takılır mı hiç? En az 1.98 olmalı, acilen bir referandum yaparak Kobe Bryant’ı Formula 1′in başına getirmeye karar verdik.
Kobe, boyunun uzunluğu sayesinde bizim algılarımızı açabilir. Bundan sonra beton yerine asfalt pistlerde araba yarıştırabiliriz. Kimin kazandığını görmemiz için tüm arabalar yanyana gider, finiş çizgisinde herkes durur ve Selahattin Duman’ın seçeceği otomobil çizgiyi geçerek yarışı kazanır. Böylece kimin kazandığını Selahattin Duman’ın zekâ seviyesindekiler bile anlar.
Aslında hipofiz cücesi Bernie Ecclestone’u kovduktan sonra Kobe Bryant yerine Selahattin Duman’ı da istanbul Park’ın başına geçirebiliriz. Gerçi Kobe kadar uzun olmadığı için onun kadar zeki değildir ama Ecclestone kadar da salak olamaz. Engin zekâsı ve muhteşem öngörüsüyle minibüsçüleri, taksicileri yarıştırabilecek organizasyonlar yapabilir. F1 yerine Karşının Taksisi Grand Prix, MotoGP yerine Pizza Motoru GP, Truck Racing yerine BMC Belde Championship düzenleyebilir.
Çünkü o demişti, Formula 1, hiçbir halta yaramayacak bir organizasyondu. Dediği çıktı adamın. Çünkü o çok zeki, bizim gibi salak değil. Bernie Ecclestone cüce, Adrian Newey zaten okulu kopyayla bitirmiş, Lewis Hamilton arap, Sebastian Vettel dünkü bebe, Michael Schumacher aptal…
En zeki Selahattin Duman, en birinci Selahattin Duman. Herkese sıfır, Selahattin’e 100 puan.
Selahattin, sana puanım doguz kanka!
Bizi aydınlattığın için sağol.
Selahattin Duman’ın F1 takipçilerinden ve otistiklerden özür dilemesini gerektiren saçmalamasını buradan okuyabilirsiniz. Ben okudum aydınlandım, siz de aydınlanın.
Selahattin Duman’ı, 09.05.2011 tarihli yazısında anlamadığı, aklının ermediği, yarışı hangi otomobilin kazandığını anlamayacak kadar yabancı ve bilgisiz olduğu bir organizasyon hakkında ileri geri konuştuğu, E5′e çıkıp minibüslerle, taksilerle dalaşmayı F1 ile bir tutacak kadar saçmaladığı, insanları boyuna göre sınıflandırdığı için kınamıyorum, çünkü söylediklerini normal karşılıyorum. Bir kedinin miyavlaması, bir köpeğin havlaması normaldir; kedi dile gelip de kendi zekâ seviyesinin üzerinde bir söz ederse garip karşılanır, tebrik edilir. Selahattin Duman’ın söyledikleri kendi zekâ ve kültür seviyesi için son derece normaldir.
Ancak Selahattin Duman, Formula 1 takipçilerini otistiklikle itham ederek büyük terbiyesizlik yapmıştır ve hem F1 takipçilerinden, bu işe emek ve gönül verenlerden, hem de otistiklerden ve ailelerinden özür dilemelidir.
--spoiler--
http://www.pitcafe.com/2011/05/sampiyon-selahattin/
f1 sayesinde geliştirilmiş teknolojinin otomobillerdeki gelişmesini sağlayan en büyük yatırımdır, bunu bilmemek ise nedeni hayatı evlenme programlarıyla ya da televole tarzı programları izlenmesi sonucu ortaya çıkan düşüncenin ürünüdür. yarışı yerinde görmeden fikir sahibi olamazsın...
kredi kartına 6 taksit yapılınca tadından yenmeyecek eğlencenin fiyatıdır.
güngören ya da fikirtepe..
kamera özelliği olmayan cep telefonudur. fiyatları düşüktür. 1203, 1616 gibi bir modelin ülkemizde yoğun bir şekilde kullanılması azalmayı değil artışı göstermektedir.
camii hocasınında yapabileceği fotoğraf çektirme hevesidir. [görsel ]
-sıçıp üstüne oturuyorum ya sen ne yapıyorsun?
şifreli sınavları kazanıpda üniversiteli olan daha sonra dünyadan haberi olmayan kişilerdir.
"- ülkenin içine sıçtınız bi sıvamadığınız kaldı." derlerdi.
"-stat oynattırıyor abi." cümlesinin gerçek olduğunu gösteren durumdur.