bugün
- kim kimi neden sevmiyor7
- yogartiksen41
- antipanik7
- azerilerce tokatlanan akpli8
- sözlük kadınlarına 15 bin tl hibe ediyorum4
- nervio adlı yazara uyarı12
- uludağ sözlüğün kapanma vaktinin geldiği gerçeği7
- türkiyede kürt olarak barınabilmek için gerekenler71
- birinci nesil yazar görememe sorunsalı4
- uçan araba3
- sinek as vs as maca4
- türküm doğruyum çalışkanım2
- içine cin giren insan nasıl kurtulur10
- sabah 6:00'da nervionun resmine bakarak rakı içmek4
- murat göğebakan2
- dincileri niçin öldürmeliyiz3
- iphone almak için neden6
- kolye24
- sözlükteki yazar olabilme kriterleri ve süreci5
- 40 yıllık fenerbahçelinin acı isyanı7
- ilkokul bebesine türbanı savunmak66
- sarı teker vs sarı tutku4
- öbür sözlükte kızlar teklif ediyormuş3
- güneşli sıcıcık bir edirne günü2
- 14 ekim 2026 aston villa fenerbahçe maçı75
- eskortluk yapan sözlük yazarı25
- arkadaşlar burçlar yalan çıktı7
- queen ravenna büyücülük okulu20
- sözlükteki aptallar3
- 25 yılda adam edilen istanbul'u 5 yılda bitirmek49
- sözlüğün ölmek üzere olduğunu gösteren işaretler3
- aptalca başlık açan yazarlara prim vermek3
- bileklik11
- zürafa13
- kaplan11
- tutmayınca entry silmek6
- kalp14
- cips cola5
- saçma başlık açıp altına forumvari entry girmek2
- karton toplayan cocuk vs yogartiksen13
- malmö3
- sözlüğün ölmüş olması3
- aslan9
- lig on altıncısından altı yemek7
- eskorta para verecek kadar düşmek7
- türkiye15
- sözlüğün ölü haline bakmak2
- verginin hırsızlık olup olmaması6
- sözlüğün ölü vaziyeti2
- sözlüğün tat vermemesi12
entry'ler (1835)
Hayat...
50 yaşındaki karının meme uçlarına utanmadan bakan, üstüne utanmadan düşünen, hatta üstüne hiç sıkılmadan yorum yazan kişiden çok daha doğaldır.
(bkz: edep yahu)
(bkz: edep yahu)
Baba oluyorum lan sözlük...
Babamdan bi haber...
Evlat sahibi oluyorum be sözlük...
Evlatlıktan bi haber...
Bir yanım buruk...
Babamdan bi haber...
Evlat sahibi oluyorum be sözlük...
Evlatlıktan bi haber...
Bir yanım buruk...
Sessiz kalma ne olur bu kadar...
Sessizliğinin içi nasıl karanlık!
Sabah olunca sen de gideceksin...
Gündüzler de karanlık sensizlik kadar...
Sessizliğinin içi nasıl karanlık!
Sabah olunca sen de gideceksin...
Gündüzler de karanlık sensizlik kadar...
insanın içinde patlar o balon....
Adam olamamış çocuk beyanıdır...
Yaw hele bi *iktir gittir.
Adam olamamış çocuk beyanıdır...
Yaw hele bi *iktir gittir.
Bugün benim doğum günüm sözlük...
Cenabet yaşımdan kurtulduğum gün bugün...
Öyle zor öyle yorucu bir yaş ve seneydi ki anlatamam...
Tüm kötü yaşanmışlıklatın üstüne, çok çok güzel şekilde girdim yeni yaşıma, her sene onlarca hediye alan ben bu sene sadece 1 hediye aldım... Hayatımın en güzel hediyesini aldım... 1 ay sonra eşim olacak 'yarim' biblomu yaptırmış. Şok oldum... Benden bir tane daha var...
Bir milyoncularda satılan çin işi küçük biblolardan, ama ben... Valla ben...
Beni olduğum gibi kabul etmiş... Şanslıyım...
6 sene önce doğumunda ağladığım yeğenim bana bügün 'iyiki doğdun' dedi... Sen ne ara büyüdün de beni mutlu edebilecek kadar birey oldun... Sukur seni bize verene....
Sanırım kendi cocugumdan bunu duyana kadar en güzel doğum günündü....
Pasta bile kesmedim ama walla çok mutluyum sözlük...
Cenabet yaşımdan kurtulduğum gün bugün...
Öyle zor öyle yorucu bir yaş ve seneydi ki anlatamam...
Tüm kötü yaşanmışlıklatın üstüne, çok çok güzel şekilde girdim yeni yaşıma, her sene onlarca hediye alan ben bu sene sadece 1 hediye aldım... Hayatımın en güzel hediyesini aldım... 1 ay sonra eşim olacak 'yarim' biblomu yaptırmış. Şok oldum... Benden bir tane daha var...
Bir milyoncularda satılan çin işi küçük biblolardan, ama ben... Valla ben...
Beni olduğum gibi kabul etmiş... Şanslıyım...
6 sene önce doğumunda ağladığım yeğenim bana bügün 'iyiki doğdun' dedi... Sen ne ara büyüdün de beni mutlu edebilecek kadar birey oldun... Sukur seni bize verene....
Sanırım kendi cocugumdan bunu duyana kadar en güzel doğum günündü....
Pasta bile kesmedim ama walla çok mutluyum sözlük...
Masif panel aynı ağaç türünden küçük kesitli masif odun parçalarının yani lamellerin tek parça ya da uç uca ekli parça halindeyken özellikle lifleri paralel olacak şekilde birbirine kenarlarından boyuna ve enine yönde tek tabaka halinde yapıştırılmasıyla elde edilen levhalar olarak tanımlanmaktadır. Hem masif olması nedeniyle hem de fire malzemelerden üretilmesiyle tercih sebebidir.
kullanın şiddetle tavsiye edilir.
Piyasada masifpan olarak da adlandırılır. Ceviz, meşe, kayın, çam sıklıkla bulundurulan türleridir. iroko ya kadar üretilmektedir.
kullanın şiddetle tavsiye edilir.
Piyasada masifpan olarak da adlandırılır. Ceviz, meşe, kayın, çam sıklıkla bulundurulan türleridir. iroko ya kadar üretilmektedir.
yöneticilerine; 'neredesiniz aq..?' diye sormak istediğim düşünce yazma hedesi.
(bu arada sormuş da bulundum, cevap verecekseniz özelden verin, bir de yalnız gelin yiyosa...)
Sözlük aleminde sıçmak isteyen buraya toplanmış sanki aq. lan oğlum az sahip çıkın lan şu boka.. sol frame mi falan bi silkeleyin böyle olmaz..
gerçi kime anlatıyorum, ne para kazandınız ki say say bitmiyor...
siz bu entry e bir sebep bulup 'silik' edersiniz...
tüyü de üstüne dikersiniz.
(bu arada sormuş da bulundum, cevap verecekseniz özelden verin, bir de yalnız gelin yiyosa...)
Sözlük aleminde sıçmak isteyen buraya toplanmış sanki aq. lan oğlum az sahip çıkın lan şu boka.. sol frame mi falan bi silkeleyin böyle olmaz..
gerçi kime anlatıyorum, ne para kazandınız ki say say bitmiyor...
siz bu entry e bir sebep bulup 'silik' edersiniz...
tüyü de üstüne dikersiniz.
Yurtdışı tatilinde sevgili ile markete gidilir. Alış veriş yapılıp kasalara doğru ilerlenir. Kasa sırasında beklerken fark ettik ki; Adamlarda naylon poşet yok, sadece geri dönüşümlü ketenden poşetleri var onları da küçük bir ücret karşılığında satıyorlar.
Alışverişten sonra sevgilim sorar;
- E bunlar da naylon poşet yok ise, çöplerini nasıl atıyorlar...
Seviyorum ben bu Türk kafasını, seviyorum ben bu kızı.
Alışverişten sonra sevgilim sorar;
- E bunlar da naylon poşet yok ise, çöplerini nasıl atıyorlar...
Seviyorum ben bu Türk kafasını, seviyorum ben bu kızı.
Bugün fark ettim ki; 'türk' kelimesinin baş harfini küçük yazınca altını çiziyor... ilk önce 'ne var laaan..!! dedim... Paşa paşa büyük harf ile yazdırdı bana... Sonra da 'aferin lan' dedim...
Kendimden de utandım o ayrı.
Kendimden de utandım o ayrı.
Yurtdışı tatilinde sevgili ile markete gidilir. Alış veriş yapılıp kasalara doğru ilerlenir. Kasa sırasında beklerken fark ettik ki; Adamlarda naylon poşet yok, sadece geri dönüşümlü ketenden poşetleri var onları da küçük bir ücret karşılığında satıyorlar.
Alışverişten sonra sevgilim sorar;
- E bunlar da naylon poşet yok ise, çöplerini nasıl atıyorlar...
Seviyorum ben bu Türk kafasını, seviyorum ben bu kızı.
Alışverişten sonra sevgilim sorar;
- E bunlar da naylon poşet yok ise, çöplerini nasıl atıyorlar...
Seviyorum ben bu Türk kafasını, seviyorum ben bu kızı.
Bilmem hatırlar mısın?
Çok küçük yaşlardayken ben, seni uyarmıştı arkadaşların; ' senin belanı bu çocuk tüttürecek diye'
Tekmelenen bir wc kapısında takılı kaldı sevgi ile saygı arasındaki incecik yapraklar... içeride nasıl huzursuzdum bilir misin?... Hatırlar mısın?
ya saçımı traş ederken burnum akıyor diye attığın fırçayı o bağırmaları... yanında ki dayıma haklı olduğunu gösterme çabalarını hatırlamadın mı?
Ben sigara içebilecek kadar büyümüşken okulun ortasında yanağıma ve de futbol hayatıma attığın o tokadı, pardon şamarı... o acıyı...?
ilk kez sigara ile yakalandığımda sana, beni evden kovduğunu... ben gitmeyince senin evi terk ettiğini, üstüne şehri terk etmek zorunda kaldığımı...
Odtü'den profesör diye, dersimize girip herkesin içinde attığın fırçayla beni yerin dibine soktuğunu...
Gözümün içine baka baka yalan konuşup, sırf evladınım diye insan yerine koymadığın anları...
Daha öğrenciyken ben, senden para almanın ne kadar zor olabileceğini o zamanlarda acıtarak anlattığını...
Hayatta hepsini geçmişken bugün, okul yıllarında beni kıyasladığın çocuklarla artık kıyaslayamadığını...
Bana kızdığında anneme, anneme kızdığında hepimize kan kusturduğunu...
Bu dünyanın en cahilce ve de acizce suçlamasını hiç de hak etmeyen birine yaptığını...
Senin karşında hiç bir fikrimize değer vermediğini... hatta sormadığını...
Abime yaptıklarından sonra hiç de utanmadan 'ben hiç bir şey yapmadım' açıklamalarını, yalanlarını...
Yediğim herhangi bir boku hiç vakit kaybetmeden herkese anlattığını...
ticaret hayatına yeni başlamışken, küçük hatalar yapmama izin vermediğini... Haliyle bugün bile radikal kararlar alamadığımı...
özel hayat konusunda bana hiç bir şekilde bir gramlık bile saygı göstermediğin ergenlik dönemlerimi...
söylesene baba hatırlar mısın... ben söyleyeyim senin yerine... sen benim yaptıklarımı tekrar etmekten... onları defalarca kez anlatmaktan vakit bulup da bunları hatırlamazsın...
Dedemin cenazesine gittiğinde onunla küs olduğunuzu... bir hiç uğruna 100 yaşındaki adamı sana dargın şekilde defnettiğinizi...
Hatırlamazsın dimi...
ben hatırlarım senin de yerine... ama korkma sana hatırlatmam bir kez daha... çünkü sen haklı çıkarsın... çünkü sen en son sözü değil, en çok sözü söylersin...
Kaç kez aylarca küs kaldık seninle... gençliğimin yarısı sana kırgın ya da dargın geçti... Korktuğumdan değil... Anlamadığımdan kaçtım hep senden...
Bugün de aynıyım... Kaçıyorum senden...
Sen bunları hatırlamayacaksın yine bugün... Belki içinden geçireceksin haftaya 'babalar gününde bile aramadı' diye...
Evet aramadım... aramayacağım da...
Yukarıda yazan sebeplerden dolayı değil ama... ben onları her daim hatırlasam da sen görmezsin benim hatırladığımı... göstermem sana..
Göstermem çünkü; görmen gereken ve de hala göremediğin son bir şey daha var aklımda, yarınlarımda...
Seninle son konuşmamızda kurduğun tek bir cümle... unutmadım... unutmayacağım...
ve sana da unutmayacağımı sessizlik ve hissizlik ile anlatacağım...
her zaman evlatlar hata yapmaz... bazen babalar da özür diler... Gurursuz olduğundan değil... Baba olduğundan be...!!!! Baba olduğundan...
Sen özür dilemeden, benden sana bu dünyada evlat olmaz.
Bir kalem daha aldım elime... Bu sefer hikayemde sen yoksun baba...
Çok küçük yaşlardayken ben, seni uyarmıştı arkadaşların; ' senin belanı bu çocuk tüttürecek diye'
Tekmelenen bir wc kapısında takılı kaldı sevgi ile saygı arasındaki incecik yapraklar... içeride nasıl huzursuzdum bilir misin?... Hatırlar mısın?
ya saçımı traş ederken burnum akıyor diye attığın fırçayı o bağırmaları... yanında ki dayıma haklı olduğunu gösterme çabalarını hatırlamadın mı?
Ben sigara içebilecek kadar büyümüşken okulun ortasında yanağıma ve de futbol hayatıma attığın o tokadı, pardon şamarı... o acıyı...?
ilk kez sigara ile yakalandığımda sana, beni evden kovduğunu... ben gitmeyince senin evi terk ettiğini, üstüne şehri terk etmek zorunda kaldığımı...
Odtü'den profesör diye, dersimize girip herkesin içinde attığın fırçayla beni yerin dibine soktuğunu...
Gözümün içine baka baka yalan konuşup, sırf evladınım diye insan yerine koymadığın anları...
Daha öğrenciyken ben, senden para almanın ne kadar zor olabileceğini o zamanlarda acıtarak anlattığını...
Hayatta hepsini geçmişken bugün, okul yıllarında beni kıyasladığın çocuklarla artık kıyaslayamadığını...
Bana kızdığında anneme, anneme kızdığında hepimize kan kusturduğunu...
Bu dünyanın en cahilce ve de acizce suçlamasını hiç de hak etmeyen birine yaptığını...
Senin karşında hiç bir fikrimize değer vermediğini... hatta sormadığını...
Abime yaptıklarından sonra hiç de utanmadan 'ben hiç bir şey yapmadım' açıklamalarını, yalanlarını...
Yediğim herhangi bir boku hiç vakit kaybetmeden herkese anlattığını...
ticaret hayatına yeni başlamışken, küçük hatalar yapmama izin vermediğini... Haliyle bugün bile radikal kararlar alamadığımı...
özel hayat konusunda bana hiç bir şekilde bir gramlık bile saygı göstermediğin ergenlik dönemlerimi...
söylesene baba hatırlar mısın... ben söyleyeyim senin yerine... sen benim yaptıklarımı tekrar etmekten... onları defalarca kez anlatmaktan vakit bulup da bunları hatırlamazsın...
Dedemin cenazesine gittiğinde onunla küs olduğunuzu... bir hiç uğruna 100 yaşındaki adamı sana dargın şekilde defnettiğinizi...
Hatırlamazsın dimi...
ben hatırlarım senin de yerine... ama korkma sana hatırlatmam bir kez daha... çünkü sen haklı çıkarsın... çünkü sen en son sözü değil, en çok sözü söylersin...
Kaç kez aylarca küs kaldık seninle... gençliğimin yarısı sana kırgın ya da dargın geçti... Korktuğumdan değil... Anlamadığımdan kaçtım hep senden...
Bugün de aynıyım... Kaçıyorum senden...
Sen bunları hatırlamayacaksın yine bugün... Belki içinden geçireceksin haftaya 'babalar gününde bile aramadı' diye...
Evet aramadım... aramayacağım da...
Yukarıda yazan sebeplerden dolayı değil ama... ben onları her daim hatırlasam da sen görmezsin benim hatırladığımı... göstermem sana..
Göstermem çünkü; görmen gereken ve de hala göremediğin son bir şey daha var aklımda, yarınlarımda...
Seninle son konuşmamızda kurduğun tek bir cümle... unutmadım... unutmayacağım...
ve sana da unutmayacağımı sessizlik ve hissizlik ile anlatacağım...
her zaman evlatlar hata yapmaz... bazen babalar da özür diler... Gurursuz olduğundan değil... Baba olduğundan be...!!!! Baba olduğundan...
Sen özür dilemeden, benden sana bu dünyada evlat olmaz.
Bir kalem daha aldım elime... Bu sefer hikayemde sen yoksun baba...
emekli olduğumda spartacus te kaç adet meme gösterildiğini, ha bir de kurtlar vadisinde kaç adet insan öldürüldüğünü oturup izleyip sayacam, ant içtim.
Emekli olduğumda; ilk iş olarak spartaküste kaç adet meme gösterildiğini bir de kurtlar vadisinde kaç kişi öldürüldüğünü oturup sayacam.
Demet akalın belanı versin denilecek sıçma şeysi.
Ruhu temiz, bedeni temiz, ağzı orospu olduktan sonra hiç bir bok olmaz efenim.
Sevmeyepilursun ama yiyecesun... Hade bakayiim.
Zorla yedirilir. Üstüne kara lahana çorbası içirilir.