bugün

entry'ler (6)

letterboxd kullandıktan sonra halktan kopmak

letterboxd kullanmaya başladıktan sonra insanın çevresine karşı geliştirdiği ilk refleks bu oluyo arkadaşlar... letterboxd dili ve edebiyatı dersini alıyorsunuz letterboxd kullanırken ve bundan dolayı letterboxdca konuşmaya başlıyorsunuz...

artık ''film bok gibi, bune lan?!'' diyemiyorum... ''görüntü yöneetimi güçlüydü ama anlatı beni içine çekmedi...'' diyorum...

eskiden bim'e gidip 3 ekmeği rahat rahat alırken şimdilerde sadece ekmekleri puanlamak için bime giriyorum... artık güzel kelimesi bana hiçbir şey ifade etmiyo, daha çok açmak istiyorum güzel kelimesinin altındakileri... ateur yaklaşımı, çocukluğumdaki terk edilme korkumu, renk paletlerini, tempoyu konuşmak istiyorum...

anathema dinleyip depresyona girememek

anathema dinleyen arkadaşlarımı eskiden belediyeye ihbar eden birisiydim ama artık gücüm kalmadı, onları eleştirmek, onlara kızmak yerine ben de açıyorum, dinliyorum ama bir türlü onlar gibi depresyona giremiyorum...

onlar gözlerindeki yaşları tutamazken benim kafamda letterboxd entelleriyle alakalı komik başlıklar dönüp duruyo, kendi kendime kahkaha atıyorum... yapamıyorum... depresyona giremiyorum...

tool dinleyip aydınlanamamak

evet, bir türlü yapamıyorum... tool dinleyen diğer dinleyiciler gibi üçüncü gözüm açılmıyo, gizli ilimlere vakıf olup evrenin sırrını çözen o havalı metalci abiler gibi duvara bakıp adamlar fibonacci dizisiyle riff yazmış ya diyerek kendimden geçemiyorum...

çok kafama takıyorum bunu, çok üzülüyorum...

dream pop dinleyenlerin perdeyle olan ilişkisi

dikkat ediyorum, bu dream pop seven kitlenin perdelerle çok enteresan bi bağı var...

o tül perdenin rüzgarda hafifçe havalanmasını izlemek suretiyle varoluşsal sancı çekmeleri bir yana dursun, bazen direkt olarak hareketsiz bir perdeye bile bakıp saatlerce dalıp gidebiliyor bunlar.

sinirlenince yaptığınız şeyler

90'lar dungeon synth'i dinliyorum, bütün sinir gözeneklerimi açıyorum ve rahatlıyorum.

cocteau twins

türün bütün alt kültürünü, eflatun tüllü perdelerini, reverb basılmış gitarlarını yutmuş bir insan olarak itiraf ediyorum uludağ... benim bu grupla olan imtihanım var... dream pop’la aram o kadar iyi ki, türün mahallesinde esnaf beni iyi tanıyo... beach house’la sabahlara kadar melankoliye boğulurum, slowdive’la duşta ağlarım ama bu grubu bi türlü sevemiyorum.
© copyright 2005 - 2026