bugün
- sözlük kızlarının siteye fotoğraf atması5
- sözlük yazarlarının normal kombinleri11
- orman meyveli içecek içen erkek5
- babaların sorduğu ilginç sorular7
- ay takvimine göre konserve yapmak6
- true neden sevilmiyor sorunsalı29
- hava soğudu ulan11
- ailem güvende10
- evlenmek istememenin garip karşılanması9
- sözlük erkeklerinin bugünkü kombinleri20
- mazotun 100 lira olacağı tarih14
- sözlük yazarlarının kekleri7
- sözlükte her gün bir yazarı şımartıyoruz29
- sosyalleşmenin zorlaşması12
- çalışmak istememek4
- tuzlu kahve dizisi2
- restoran görünce çocuğunun gözlerini kapatan insan5
- viski kola12
- soğuk su içme mevsiminin sonuna gelmek7
- ak partililerin apoya villa yaptırması30
- latince sözler3
- insan olmaya ceyrek kala7
- sözlükte 15488 gammaz olması10
- güneşlenmek3
- geceye bir alıntı bırak2
- bir bela geliyor19
- cincinnati cini5
- enayimiknatisii8
- ayıküyün mü3
- türbanlıyla bakışmak4
- fusya semsiyeli yabanci2
- video hazırlamak5
- naruto dayi7
- kot pantolon ve çıplak ayak2
- saadettin ustaosmanoğlu2
- hamas19
- çin üretimi elektrikli arabalar2
- patronunuzun whatsapp profil fotoğrafı5
- tanrı olsaydi dünyadaki kötülüklere ayar verirdi8
- kürtaj dede6
- hasta çocukları için el açtırılan babalar4
- her akşam kocasına kuruyemiş hazırlayan kadın6
- dün gece sözlükte yaşanan akıl almaz olay16
- g i l d e d l i l y12
- nahl suresi 90 ayet2
- kurtlar vadisi senaristlerinin ifadeye çağrılması3
- ılık su içen erkek8
- mal gelecek dükkanın önüne park etme9
- izmir in kurtuluşunu yok sayan dinci2
- mazotun litresi 96 lira13
entry'ler (6)
letterboxd kullanmaya başladıktan sonra insanın çevresine karşı geliştirdiği ilk refleks bu oluyo arkadaşlar... letterboxd dili ve edebiyatı dersini alıyorsunuz letterboxd kullanırken ve bundan dolayı letterboxdca konuşmaya başlıyorsunuz...
artık ''film bok gibi, bune lan?!'' diyemiyorum... ''görüntü yöneetimi güçlüydü ama anlatı beni içine çekmedi...'' diyorum...
eskiden bim'e gidip 3 ekmeği rahat rahat alırken şimdilerde sadece ekmekleri puanlamak için bime giriyorum... artık güzel kelimesi bana hiçbir şey ifade etmiyo, daha çok açmak istiyorum güzel kelimesinin altındakileri... ateur yaklaşımı, çocukluğumdaki terk edilme korkumu, renk paletlerini, tempoyu konuşmak istiyorum...
artık ''film bok gibi, bune lan?!'' diyemiyorum... ''görüntü yöneetimi güçlüydü ama anlatı beni içine çekmedi...'' diyorum...
eskiden bim'e gidip 3 ekmeği rahat rahat alırken şimdilerde sadece ekmekleri puanlamak için bime giriyorum... artık güzel kelimesi bana hiçbir şey ifade etmiyo, daha çok açmak istiyorum güzel kelimesinin altındakileri... ateur yaklaşımı, çocukluğumdaki terk edilme korkumu, renk paletlerini, tempoyu konuşmak istiyorum...
anathema dinleyen arkadaşlarımı eskiden belediyeye ihbar eden birisiydim ama artık gücüm kalmadı, onları eleştirmek, onlara kızmak yerine ben de açıyorum, dinliyorum ama bir türlü onlar gibi depresyona giremiyorum...
onlar gözlerindeki yaşları tutamazken benim kafamda letterboxd entelleriyle alakalı komik başlıklar dönüp duruyo, kendi kendime kahkaha atıyorum... yapamıyorum... depresyona giremiyorum...
onlar gözlerindeki yaşları tutamazken benim kafamda letterboxd entelleriyle alakalı komik başlıklar dönüp duruyo, kendi kendime kahkaha atıyorum... yapamıyorum... depresyona giremiyorum...
evet, bir türlü yapamıyorum... tool dinleyen diğer dinleyiciler gibi üçüncü gözüm açılmıyo, gizli ilimlere vakıf olup evrenin sırrını çözen o havalı metalci abiler gibi duvara bakıp adamlar fibonacci dizisiyle riff yazmış ya diyerek kendimden geçemiyorum...
çok kafama takıyorum bunu, çok üzülüyorum...
çok kafama takıyorum bunu, çok üzülüyorum...
dikkat ediyorum, bu dream pop seven kitlenin perdelerle çok enteresan bi bağı var...
o tül perdenin rüzgarda hafifçe havalanmasını izlemek suretiyle varoluşsal sancı çekmeleri bir yana dursun, bazen direkt olarak hareketsiz bir perdeye bile bakıp saatlerce dalıp gidebiliyor bunlar.
o tül perdenin rüzgarda hafifçe havalanmasını izlemek suretiyle varoluşsal sancı çekmeleri bir yana dursun, bazen direkt olarak hareketsiz bir perdeye bile bakıp saatlerce dalıp gidebiliyor bunlar.
90'lar dungeon synth'i dinliyorum, bütün sinir gözeneklerimi açıyorum ve rahatlıyorum.
türün bütün alt kültürünü, eflatun tüllü perdelerini, reverb basılmış gitarlarını yutmuş bir insan olarak itiraf ediyorum uludağ... benim bu grupla olan imtihanım var... dream pop’la aram o kadar iyi ki, türün mahallesinde esnaf beni iyi tanıyo... beach house’la sabahlara kadar melankoliye boğulurum, slowdive’la duşta ağlarım ama bu grubu bi türlü sevemiyorum.