bugün
- rafael leao24
- sarapci koala69
- günün sözü20
- kendisine şiir yazılan kadın olmak ister miydiniz9
- gece araba sürerken dinlenecek şarkılar9
- başkan3
- gece herkes uyurken otele gelen kapüşonlu adam2
- galatasaray'ın çok ballı kura çekmesi23
- biraderine de sana da yeter artık7
- karı kıza para yedirir misiniz6
- mehmet ali alabora7
- erkeklerin istediği tek şey17
- telefon zil sesini ilahi yapan anadolu çomarı3
- ayağı şiir kokan kadın6
- gece tuvalette zıplayan fil görmek5
- türkiye15
- sözlüğün en sevilen yazarı38
- biraderlerin vurduyor olması12
- iş yerinde sözlükte takılmak15
- biraderizm felsefesi6
- cin görmüş yazarlar4
- en son ne zaman namaz kıldın13
- sarapci diye nick alan akpli17
- bir dinciyle tartışmak5
- gece şahin içinde lapsekili tayfur dinlemek4
- fener balı15
- gerçekliğin zihinle genişleyerek yaratılması9
- karşı partiye oy veren arkadaşınıza küser misiniz13
- 26 ağustos 2026 olympique lyon fenerbahçe maçı50
- pikap3
- deniz göktaş5
- gece gece zall'ın akla gelmesi2
- fenerbahçe vs galatasaray26
- öldükten sonra 2865 te dirilmek4
- gece ormanda bir seri katille köşe kapmaca oynamak3
- yeni tasarıma tek tıkla eskiye göt vererek geçmek9
- manifest11
- dayak yiyen kadının şikayetçi olmaması11
- ruhani bir varlığa aşık olmak ister miydin3
- manisa yaprağı vs tokat yaprağı2
- gece yolda geçmişte yapılan hataları görmek2
- ateistlerin yaşama amacı24
- üşümeyi özlemek4
- şarapçı koala ile viski içmek5
- teröriste sövmek artık yasak23
- miss usa 20262
- gram altın5
- 27 ağustos 2026 şampiyonlar ligi kura çekimi22
- brad pitt mi ben mi diyen erkek2
- sorgulayan aklı insana kim verdi19
sevdiği entry'ler
En çok ihtiyacım olan şey.
Ne de güzel anlatmış Cemal Süreya.
"Ama izmir... izmir'de hayat beklenmez, kovalanmaz da. O zaten sizinle beraberdir. Ufkun ötesini muştulayan bir deniz vardır. Mutlulukla dolu, sakin bir sevişmenin tadındadır körfez.
Körfez vapurlarının sakin gidişinde hırslarınız yok olur, kovalamayı bırakırsınız, hatta martılara gevrek atacak kadar iyilikle dolarsınız. Ne varsa bu şehirde, bayatlamış vapur çayı bile nektar olur. Hafta sonları denize doğru bir göç başlar. "Ey hayat, biz Çeşme'ye gidiyoruz sen de arkadan gel" der izmirliler muzipçe. Ve ne gariptir ki hayat, uslu bir çocuk gibi onların peşinden gider.
Ne garip, uçak biletinin üzerinde adımın hemen yanında yazan IZM harflerine sevgiyle bakıyorum. Sabırsızım, sevgilisine kavuşacak aşıklar kadar."
"Ama izmir... izmir'de hayat beklenmez, kovalanmaz da. O zaten sizinle beraberdir. Ufkun ötesini muştulayan bir deniz vardır. Mutlulukla dolu, sakin bir sevişmenin tadındadır körfez.
Körfez vapurlarının sakin gidişinde hırslarınız yok olur, kovalamayı bırakırsınız, hatta martılara gevrek atacak kadar iyilikle dolarsınız. Ne varsa bu şehirde, bayatlamış vapur çayı bile nektar olur. Hafta sonları denize doğru bir göç başlar. "Ey hayat, biz Çeşme'ye gidiyoruz sen de arkadan gel" der izmirliler muzipçe. Ve ne gariptir ki hayat, uslu bir çocuk gibi onların peşinden gider.
Ne garip, uçak biletinin üzerinde adımın hemen yanında yazan IZM harflerine sevgiyle bakıyorum. Sabırsızım, sevgilisine kavuşacak aşıklar kadar."
evet bu gece de aklıma bu takıldı. konuşalım, tartışalım istedim.
öncelikle birkaç sorum olacak;
- aşk nedir?
- insanlar neden genelde fiziksel ve bilgi birikim, statü bakımından dengi olarak gördüğü kişilere aşık olur?
- en önemlisi insan hayatı boyunca kaç kişiye aşık olabilir?
siz bunlara kendinizce cevaplar verirken ben de kendimce bir açıklama getireyim;
bir insan ne kadar sosyal olursa olsun hayatı boyunca takriben, maksimum 3-4 bin insanla yüz göz olabilir. bu da dünya geneline vurduğumuzda toplam insan sayısının 2 milyonda 1'ine tekabül ediyor.
buna rağmen herkes hayatı boyunca 1 defa dahi olsa aşık olur ve kendine vazgeçilmez bir kutsal yaratır. bu aşk onun gözünü o kadar kör eder ki insanın sadece hayatta 1 defa, 1 kişiye aşık olabileceğini düşünür. hiç aşık olmadan da bunu savunan insanlar yok değildir.
olayı bu şekilde formülize ettiğimizde herkesin, ne büyük tesadüftür ki 2 milyonda 1'lik bir dilim içerisinden o şanslı kişiyi bulup aşık olduğunu düşünmemiz gerekir.
doğru mudur? asla.
bizim yere göğe sığdıramadığımız, o çok ulvi duygunun gerçeklikle örtüştüğü bir tanım yapacak olursak;
aşk: fiziksel beğeni + sosyal statü + biraz da çeneye bakıyor.
aşk diye yücelttiğimiz yere göğe sığdıramadığınmız şey bunlardan ibaret işte.
eğer karşımızdaki insan bunlara sahipse ve kafa yapılarımızda birazcık uyuşuyorsa, birlikte geçireceğimiz güzel zamanların yarattığı mutluluk ve alışkanlık duygusuyla, kör kütük aşık olduğumuzu sanıyoruz.
e oldu ki ayrıldık. 3 ay sonra aynı kriterleri sağlayan başka bir insana aşık olabiliyoruz.
örneğin;
hanginiz cahil bir insana aşık oldu bugüne kadar? ya da hanginiz size göre 2-3 gömlek daha çirkin bir insanı sevdi? sevemez.
donanım olarak size en yakın hatta mümkünse daha yukarıda olan insanların peşinden koştunuz hep. bu da ortalama bir güzelliğe ve kültürel birikime sahipseniz ülkenin neredeyse 3'te birini sizin potansiyel sevgili adayınız yapıyor. o olmasa da iki gün sonra başkası olacaktı yani. oluyor da nitekim. ayrılıyorsunuz 3-5 ay sonra hoop başkası geliyor.
eyyorlamam bu kadar genşler.
üşenmeyip okuyan arkadaşların görüşlerini ve eleştirilerini bekliyorum.
öncelikle birkaç sorum olacak;
- aşk nedir?
- insanlar neden genelde fiziksel ve bilgi birikim, statü bakımından dengi olarak gördüğü kişilere aşık olur?
- en önemlisi insan hayatı boyunca kaç kişiye aşık olabilir?
siz bunlara kendinizce cevaplar verirken ben de kendimce bir açıklama getireyim;
bir insan ne kadar sosyal olursa olsun hayatı boyunca takriben, maksimum 3-4 bin insanla yüz göz olabilir. bu da dünya geneline vurduğumuzda toplam insan sayısının 2 milyonda 1'ine tekabül ediyor.
buna rağmen herkes hayatı boyunca 1 defa dahi olsa aşık olur ve kendine vazgeçilmez bir kutsal yaratır. bu aşk onun gözünü o kadar kör eder ki insanın sadece hayatta 1 defa, 1 kişiye aşık olabileceğini düşünür. hiç aşık olmadan da bunu savunan insanlar yok değildir.
olayı bu şekilde formülize ettiğimizde herkesin, ne büyük tesadüftür ki 2 milyonda 1'lik bir dilim içerisinden o şanslı kişiyi bulup aşık olduğunu düşünmemiz gerekir.
doğru mudur? asla.
bizim yere göğe sığdıramadığımız, o çok ulvi duygunun gerçeklikle örtüştüğü bir tanım yapacak olursak;
aşk: fiziksel beğeni + sosyal statü + biraz da çeneye bakıyor.
aşk diye yücelttiğimiz yere göğe sığdıramadığınmız şey bunlardan ibaret işte.
eğer karşımızdaki insan bunlara sahipse ve kafa yapılarımızda birazcık uyuşuyorsa, birlikte geçireceğimiz güzel zamanların yarattığı mutluluk ve alışkanlık duygusuyla, kör kütük aşık olduğumuzu sanıyoruz.
e oldu ki ayrıldık. 3 ay sonra aynı kriterleri sağlayan başka bir insana aşık olabiliyoruz.
örneğin;
hanginiz cahil bir insana aşık oldu bugüne kadar? ya da hanginiz size göre 2-3 gömlek daha çirkin bir insanı sevdi? sevemez.
donanım olarak size en yakın hatta mümkünse daha yukarıda olan insanların peşinden koştunuz hep. bu da ortalama bir güzelliğe ve kültürel birikime sahipseniz ülkenin neredeyse 3'te birini sizin potansiyel sevgili adayınız yapıyor. o olmasa da iki gün sonra başkası olacaktı yani. oluyor da nitekim. ayrılıyorsunuz 3-5 ay sonra hoop başkası geliyor.
eyyorlamam bu kadar genşler.
üşenmeyip okuyan arkadaşların görüşlerini ve eleştirilerini bekliyorum.