bugün

sevdiği entry'ler

turgut uyar der ki

görsel

sabır

En çok ihtiyacım olan şey.

izmir

Ne de güzel anlatmış Cemal Süreya.

"Ama izmir... izmir'de hayat beklenmez, kovalanmaz da. O zaten sizinle beraberdir. Ufkun ötesini muştulayan bir deniz vardır. Mutlulukla dolu, sakin bir sevişmenin tadındadır körfez.
Körfez vapurlarının sakin gidişinde hırslarınız yok olur, kovalamayı bırakırsınız, hatta martılara gevrek atacak kadar iyilikle dolarsınız. Ne varsa bu şehirde, bayatlamış vapur çayı bile nektar olur. Hafta sonları denize doğru bir göç başlar. "Ey hayat, biz Çeşme'ye gidiyoruz sen de arkadan gel" der izmirliler muzipçe. Ve ne gariptir ki hayat, uslu bir çocuk gibi onların peşinden gider.
Ne garip, uçak biletinin üzerinde adımın hemen yanında yazan IZM harflerine sevgiyle bakıyorum. Sabırsızım, sevgilisine kavuşacak aşıklar kadar."

insanların gerçeklikten uzak aşk algısı

evet bu gece de aklıma bu takıldı. konuşalım, tartışalım istedim.

öncelikle birkaç sorum olacak;

- aşk nedir?
- insanlar neden genelde fiziksel ve bilgi birikim, statü bakımından dengi olarak gördüğü kişilere aşık olur?
- en önemlisi insan hayatı boyunca kaç kişiye aşık olabilir?

siz bunlara kendinizce cevaplar verirken ben de kendimce bir açıklama getireyim;

bir insan ne kadar sosyal olursa olsun hayatı boyunca takriben, maksimum 3-4 bin insanla yüz göz olabilir. bu da dünya geneline vurduğumuzda toplam insan sayısının 2 milyonda 1'ine tekabül ediyor.

buna rağmen herkes hayatı boyunca 1 defa dahi olsa aşık olur ve kendine vazgeçilmez bir kutsal yaratır. bu aşk onun gözünü o kadar kör eder ki insanın sadece hayatta 1 defa, 1 kişiye aşık olabileceğini düşünür. hiç aşık olmadan da bunu savunan insanlar yok değildir.

olayı bu şekilde formülize ettiğimizde herkesin, ne büyük tesadüftür ki 2 milyonda 1'lik bir dilim içerisinden o şanslı kişiyi bulup aşık olduğunu düşünmemiz gerekir.

doğru mudur? asla.

bizim yere göğe sığdıramadığımız, o çok ulvi duygunun gerçeklikle örtüştüğü bir tanım yapacak olursak;

aşk: fiziksel beğeni + sosyal statü + biraz da çeneye bakıyor.

aşk diye yücelttiğimiz yere göğe sığdıramadığınmız şey bunlardan ibaret işte.

eğer karşımızdaki insan bunlara sahipse ve kafa yapılarımızda birazcık uyuşuyorsa, birlikte geçireceğimiz güzel zamanların yarattığı mutluluk ve alışkanlık duygusuyla, kör kütük aşık olduğumuzu sanıyoruz.

e oldu ki ayrıldık. 3 ay sonra aynı kriterleri sağlayan başka bir insana aşık olabiliyoruz.

örneğin;

hanginiz cahil bir insana aşık oldu bugüne kadar? ya da hanginiz size göre 2-3 gömlek daha çirkin bir insanı sevdi? sevemez.

donanım olarak size en yakın hatta mümkünse daha yukarıda olan insanların peşinden koştunuz hep. bu da ortalama bir güzelliğe ve kültürel birikime sahipseniz ülkenin neredeyse 3'te birini sizin potansiyel sevgili adayınız yapıyor. o olmasa da iki gün sonra başkası olacaktı yani. oluyor da nitekim. ayrılıyorsunuz 3-5 ay sonra hoop başkası geliyor.

eyyorlamam bu kadar genşler.

üşenmeyip okuyan arkadaşların görüşlerini ve eleştirilerini bekliyorum.
© copyright 2005 - 2026