bugün
- karton toplayan çocuk16
- vietnam da gençleştirme ameliyatı olan adam9
- sözlükteki ayakçılar9
- romanya52
- almanya25
- sözlük kızlarının ojeleri17
- otel odası6
- nick vermeden bir yazara seslen14
- güzel memelerin öpülmeye değer olması4
- açılı nude5
- kadınların sapık olması10
- pencere açık uyumak2
- meme yalarken düşünülen şeyler2
- 2 gecede 40 bin iranlıyı katleden molla rejimi13
- türkiye23
- nikola tesla'nın kürt olması10
- hiçbir şeyin sarmaması10
- fatma betül sayan kaya39
- yunanistan12
- avrupanın en ucuz mazotunu kullanıyoruz21
- sarallar çetesi2
- mal mısın sorusuna verilebilecek alternatifler3
- fon soruşturmasında tedbirlerin kaldırılması3
- bir zirve yapsak kim kimin yanında oturur33
- fatma betül sayan kaya yalnız değildir17
- dünya61
- gilded ile yağan yağmuru izlemek3
- 4 büyükler bu transferleri nasıl yapıyor3
- domates ve haşlanmış yumurtayı birlikte yemek2
- tüm dünyada faşizmin yükselmesi5
- usualsuspect'i tedavi ettirmek8
- çok uykum var3
- meksika açmazı macerası11
- 27 eylül 2026 almanya yunanistan maçı7
- lookinin yeni nicki2
- 27 eylül 2026 anadolu efes beşiktaş maçı4
- hentbol5
- turizm3
- judas'ın cesedi2
- offf çok sıkıldım sözlük4
- judas adlı yazarın 50 yaşlarında olması2
- başka ülkelre vatandşlk başvrsu yapn milltvekilri12
- adidas3
- mehdinin en sevdiği balık7
- butlancıların birbirine girmesi5
- bulgaristan4
- kapalı hava bağımlılığı2
- anın görüntüsü31
- yarın iş var5
- amerika birleşik devletleri31
sevdiği entry'ler
konuşurken uyuduğunda aslında uyuduğun için çok kızmıyordum hatta bazen hoşuma bile gidiyordu. bir gece telefon kapanana kadar nefes alış verişini dinlemiştim hiçbir şey yapmadan ve en huzurlu olduğum anlar onlardı.
sen ağlayınca telefonun ucunda ben de ağlardım sessizce, hatta bazen telefonu ilk açtığımda gözlerim dolardı. sesim çatallaşmasın diye yutkunup dişlerimi sıkardım çünkü o rüyanın kısa süreceğini ve neredeyse imkansız olduğunu senden daha iyi biliyordum.
aslında telefonda o kadar uzun konuşmayı hiç sevmem ama seninle konuşurken zamanın nasıl geçtiğinin farkında olmuyordum.
bazen işteyken aradığında bütün işi gücü bırakırdım, sana o zamanlar yalan söyledim bir tek ''müsaitim'' diye. geceye kadar beklemek zor geliyordu.
ben asla en sevdiğin olduğumu düşünmedim. sadece bunu çok istedim, agresifliğimin sebebi zaman zaman buydu.
seninleyken kendime inanamıyordum bazen. yapmam dediğim bir çok şeyi yaptım, yapardım. büyük konuşmuşum.
çoğu zaman gece uykum gelmesin diye bütün gün sigara ve kahve içerdim. kahveyi çok sevmem belki hatırlarsın.
o sokakta farklı yönlere giderken 3 kere uzun uzun ardından baktım. hiç dönmedin, o zaman anladım fazla ömrümüz yoktu.
ve daha yazamayacağım o kadar çok şey var ki... bunların artık hiçbir önemi yok. aklıma geldikleri zaman bazen gülüyorum bazen üzülüyorum bazen de acıyorum o ben'e.
sen ağlayınca telefonun ucunda ben de ağlardım sessizce, hatta bazen telefonu ilk açtığımda gözlerim dolardı. sesim çatallaşmasın diye yutkunup dişlerimi sıkardım çünkü o rüyanın kısa süreceğini ve neredeyse imkansız olduğunu senden daha iyi biliyordum.
aslında telefonda o kadar uzun konuşmayı hiç sevmem ama seninle konuşurken zamanın nasıl geçtiğinin farkında olmuyordum.
bazen işteyken aradığında bütün işi gücü bırakırdım, sana o zamanlar yalan söyledim bir tek ''müsaitim'' diye. geceye kadar beklemek zor geliyordu.
ben asla en sevdiğin olduğumu düşünmedim. sadece bunu çok istedim, agresifliğimin sebebi zaman zaman buydu.
seninleyken kendime inanamıyordum bazen. yapmam dediğim bir çok şeyi yaptım, yapardım. büyük konuşmuşum.
çoğu zaman gece uykum gelmesin diye bütün gün sigara ve kahve içerdim. kahveyi çok sevmem belki hatırlarsın.
o sokakta farklı yönlere giderken 3 kere uzun uzun ardından baktım. hiç dönmedin, o zaman anladım fazla ömrümüz yoktu.
ve daha yazamayacağım o kadar çok şey var ki... bunların artık hiçbir önemi yok. aklıma geldikleri zaman bazen gülüyorum bazen üzülüyorum bazen de acıyorum o ben'e.
hoşçakal.
evet sadece hoşçakal. ''bu kadarcıkmı'' diye merak ediyorsundur şu anda eminim. ''sen beni sevmiyon sevsen bu kadar kısa konuşmazdın benle'' diye kafama peluş terliklerinden birini atmaya hazırlanıyorsundur şimdi taa oradan.
evet tam da düşündüğün gibi. kısa olduğunu düşündüğün o sekiz harfli kelimeye sığdırdıklarım arasında senin cennet gözlerin var. nasıl da derin bakar ciğerlerime işlerdin güzelliğini. sonra kafana bişeyler sokuşturup topladığın saçlarınla karşıma geçip şebeklik yaparak bana kahkalar attırdığın o şapşal gülüşlerin de var mesela. muhtemelen ''hoş'' hecesinde bir yerdeler ve kikirdiyorlardır şu anda eminim. ''beni onun gülüşlerine gömün'' diye yazdığın yazıyı okuduktan sonra oturup ağladığım akşamlar da var. sonra gömleğimin yakasının içine yazdığın ''seni seviyorum'' yazısı, banyo lifine tutturduğun o küçük mavi tokan, pek sevdiğin renkli kalemlerin, ataçların....
bir hasret varki o ''hoşçakal'' içinde böyle gözlerimden yaş getiren. böyle nasıl desem çok özlediğim sohbetlerimiz, gülüşmelerimiz, uzuuun uzun bakışmalarımız var o kelimede. sessiz, sadece bakarak birbirimizle konuştuğumuz saatler. tabikide sadece bir ''hoşçakal'' değil. ömrümüz var ömrümüz. senin olmadığın benim ise yalnız kaldığım sığ, berbat, eksik o aşşağılık ''ömrüm'' var.
evet sadece hoşçakal. ''bu kadarcıkmı'' diye merak ediyorsundur şu anda eminim. ''sen beni sevmiyon sevsen bu kadar kısa konuşmazdın benle'' diye kafama peluş terliklerinden birini atmaya hazırlanıyorsundur şimdi taa oradan.
evet tam da düşündüğün gibi. kısa olduğunu düşündüğün o sekiz harfli kelimeye sığdırdıklarım arasında senin cennet gözlerin var. nasıl da derin bakar ciğerlerime işlerdin güzelliğini. sonra kafana bişeyler sokuşturup topladığın saçlarınla karşıma geçip şebeklik yaparak bana kahkalar attırdığın o şapşal gülüşlerin de var mesela. muhtemelen ''hoş'' hecesinde bir yerdeler ve kikirdiyorlardır şu anda eminim. ''beni onun gülüşlerine gömün'' diye yazdığın yazıyı okuduktan sonra oturup ağladığım akşamlar da var. sonra gömleğimin yakasının içine yazdığın ''seni seviyorum'' yazısı, banyo lifine tutturduğun o küçük mavi tokan, pek sevdiğin renkli kalemlerin, ataçların....
bir hasret varki o ''hoşçakal'' içinde böyle gözlerimden yaş getiren. böyle nasıl desem çok özlediğim sohbetlerimiz, gülüşmelerimiz, uzuuun uzun bakışmalarımız var o kelimede. sessiz, sadece bakarak birbirimizle konuştuğumuz saatler. tabikide sadece bir ''hoşçakal'' değil. ömrümüz var ömrümüz. senin olmadığın benim ise yalnız kaldığım sığ, berbat, eksik o aşşağılık ''ömrüm'' var.