bugün
- sözlük kızlarının ojeleri17
- kadınların sapık olması10
- romanya52
- nick vermeden bir yazara seslen10
- sözlükteki ayakçılar4
- nikola tesla'nın kürt olması10
- 2 gecede 40 bin iranlıyı katleden molla rejimi13
- usualsuspect'i tedavi ettirmek8
- tüm dünyada faşizmin yükselmesi5
- hiçbir şeyin sarmaması9
- türkiye23
- almanya19
- adidas3
- jensen ackles2
- turizm2
- avrupanın en ucuz mazotunu kullanıyoruz21
- fatma betül sayan kaya39
- yunanistan9
- hentbol5
- offf çok sıkıldım sözlük4
- bir zirve yapsak kim kimin yanında oturur33
- dünya61
- fatma betül sayan kaya yalnız değildir16
- butlancıların birbirine girmesi5
- turgay tamer2
- 27 eylül 2026 anadolu efes beşiktaş maçı3
- 27 eylül dünya turizm günü3
- irlanda2
- 4 büyükler bu transferleri nasıl yapıyor2
- otel odası2
- feridun geçgel2
- mehdinin en sevdiği balık7
- yarın iş var5
- 27 eylül 2026 almanya yunanistan maçı5
- borsada 2 milyar kazanan bir kişi eleştirmek4
- silvermist nickli yazarın gizli ülkücü olması4
- işte muhalefet ile aramızdaki fark3
- başka ülkelre vatandşlk başvrsu yapn milltvekilri12
- voleybol3
- kanada4
- sigorta asgari ücret batı icadıdır3
- s'i l v'e r m'i s t12
- anın görüntüsü32
- hırsız ekremi eleştirmeyip borsacıyı eleştirmek5
- gilded bayan yazare5
- yaptığı çomarlık eleştirilince agresifleşen çomar5
- zagor is back2
- ermeni rum soykırımını inkar etmek16
- sözlüğün en iyi gammazı2
- daha 17 dizisi2
sevdiği entry'ler
konuşurken uyuduğunda aslında uyuduğun için çok kızmıyordum hatta bazen hoşuma bile gidiyordu. bir gece telefon kapanana kadar nefes alış verişini dinlemiştim hiçbir şey yapmadan ve en huzurlu olduğum anlar onlardı.
sen ağlayınca telefonun ucunda ben de ağlardım sessizce, hatta bazen telefonu ilk açtığımda gözlerim dolardı. sesim çatallaşmasın diye yutkunup dişlerimi sıkardım çünkü o rüyanın kısa süreceğini ve neredeyse imkansız olduğunu senden daha iyi biliyordum.
aslında telefonda o kadar uzun konuşmayı hiç sevmem ama seninle konuşurken zamanın nasıl geçtiğinin farkında olmuyordum.
bazen işteyken aradığında bütün işi gücü bırakırdım, sana o zamanlar yalan söyledim bir tek ''müsaitim'' diye. geceye kadar beklemek zor geliyordu.
ben asla en sevdiğin olduğumu düşünmedim. sadece bunu çok istedim, agresifliğimin sebebi zaman zaman buydu.
seninleyken kendime inanamıyordum bazen. yapmam dediğim bir çok şeyi yaptım, yapardım. büyük konuşmuşum.
çoğu zaman gece uykum gelmesin diye bütün gün sigara ve kahve içerdim. kahveyi çok sevmem belki hatırlarsın.
o sokakta farklı yönlere giderken 3 kere uzun uzun ardından baktım. hiç dönmedin, o zaman anladım fazla ömrümüz yoktu.
ve daha yazamayacağım o kadar çok şey var ki... bunların artık hiçbir önemi yok. aklıma geldikleri zaman bazen gülüyorum bazen üzülüyorum bazen de acıyorum o ben'e.
sen ağlayınca telefonun ucunda ben de ağlardım sessizce, hatta bazen telefonu ilk açtığımda gözlerim dolardı. sesim çatallaşmasın diye yutkunup dişlerimi sıkardım çünkü o rüyanın kısa süreceğini ve neredeyse imkansız olduğunu senden daha iyi biliyordum.
aslında telefonda o kadar uzun konuşmayı hiç sevmem ama seninle konuşurken zamanın nasıl geçtiğinin farkında olmuyordum.
bazen işteyken aradığında bütün işi gücü bırakırdım, sana o zamanlar yalan söyledim bir tek ''müsaitim'' diye. geceye kadar beklemek zor geliyordu.
ben asla en sevdiğin olduğumu düşünmedim. sadece bunu çok istedim, agresifliğimin sebebi zaman zaman buydu.
seninleyken kendime inanamıyordum bazen. yapmam dediğim bir çok şeyi yaptım, yapardım. büyük konuşmuşum.
çoğu zaman gece uykum gelmesin diye bütün gün sigara ve kahve içerdim. kahveyi çok sevmem belki hatırlarsın.
o sokakta farklı yönlere giderken 3 kere uzun uzun ardından baktım. hiç dönmedin, o zaman anladım fazla ömrümüz yoktu.
ve daha yazamayacağım o kadar çok şey var ki... bunların artık hiçbir önemi yok. aklıma geldikleri zaman bazen gülüyorum bazen üzülüyorum bazen de acıyorum o ben'e.
hoşçakal.
evet sadece hoşçakal. ''bu kadarcıkmı'' diye merak ediyorsundur şu anda eminim. ''sen beni sevmiyon sevsen bu kadar kısa konuşmazdın benle'' diye kafama peluş terliklerinden birini atmaya hazırlanıyorsundur şimdi taa oradan.
evet tam da düşündüğün gibi. kısa olduğunu düşündüğün o sekiz harfli kelimeye sığdırdıklarım arasında senin cennet gözlerin var. nasıl da derin bakar ciğerlerime işlerdin güzelliğini. sonra kafana bişeyler sokuşturup topladığın saçlarınla karşıma geçip şebeklik yaparak bana kahkalar attırdığın o şapşal gülüşlerin de var mesela. muhtemelen ''hoş'' hecesinde bir yerdeler ve kikirdiyorlardır şu anda eminim. ''beni onun gülüşlerine gömün'' diye yazdığın yazıyı okuduktan sonra oturup ağladığım akşamlar da var. sonra gömleğimin yakasının içine yazdığın ''seni seviyorum'' yazısı, banyo lifine tutturduğun o küçük mavi tokan, pek sevdiğin renkli kalemlerin, ataçların....
bir hasret varki o ''hoşçakal'' içinde böyle gözlerimden yaş getiren. böyle nasıl desem çok özlediğim sohbetlerimiz, gülüşmelerimiz, uzuuun uzun bakışmalarımız var o kelimede. sessiz, sadece bakarak birbirimizle konuştuğumuz saatler. tabikide sadece bir ''hoşçakal'' değil. ömrümüz var ömrümüz. senin olmadığın benim ise yalnız kaldığım sığ, berbat, eksik o aşşağılık ''ömrüm'' var.
evet sadece hoşçakal. ''bu kadarcıkmı'' diye merak ediyorsundur şu anda eminim. ''sen beni sevmiyon sevsen bu kadar kısa konuşmazdın benle'' diye kafama peluş terliklerinden birini atmaya hazırlanıyorsundur şimdi taa oradan.
evet tam da düşündüğün gibi. kısa olduğunu düşündüğün o sekiz harfli kelimeye sığdırdıklarım arasında senin cennet gözlerin var. nasıl da derin bakar ciğerlerime işlerdin güzelliğini. sonra kafana bişeyler sokuşturup topladığın saçlarınla karşıma geçip şebeklik yaparak bana kahkalar attırdığın o şapşal gülüşlerin de var mesela. muhtemelen ''hoş'' hecesinde bir yerdeler ve kikirdiyorlardır şu anda eminim. ''beni onun gülüşlerine gömün'' diye yazdığın yazıyı okuduktan sonra oturup ağladığım akşamlar da var. sonra gömleğimin yakasının içine yazdığın ''seni seviyorum'' yazısı, banyo lifine tutturduğun o küçük mavi tokan, pek sevdiğin renkli kalemlerin, ataçların....
bir hasret varki o ''hoşçakal'' içinde böyle gözlerimden yaş getiren. böyle nasıl desem çok özlediğim sohbetlerimiz, gülüşmelerimiz, uzuuun uzun bakışmalarımız var o kelimede. sessiz, sadece bakarak birbirimizle konuştuğumuz saatler. tabikide sadece bir ''hoşçakal'' değil. ömrümüz var ömrümüz. senin olmadığın benim ise yalnız kaldığım sığ, berbat, eksik o aşşağılık ''ömrüm'' var.