bugün

sevdiği entry'ler

valorant

günden güne bakış açımın iyiye doğru kaydığı riot games oyunu.

bu oyuna ilk başladığım zamanlarda bu oyuna karşı tutumlarım ve bakış açım zaten pek kötü değildi, ancak son zamanlarda oyuna iyice ısınmamla ve oynamayı öğrenmemle birlikte bakış açım daha da bir değişti. mesela ilk zamanlar sadece deathmatch oynayıp, 5 vs 5 özel yeteneklerle oynanan modları eleştirmiştim. ancak şuan 5 vs 5 modlarına alışıp, deatmatch'ten bile daha fazla oynamaya başladım. akıyor yani. özellikle kaliteli takıma denk gelirseniz. ayrıca mizah seviyesi yüksek bir grupsa, kadın erkek farketmeksizin karışık şekilde gırgır şamata bolca dönüyor, böylece oyun çekilebilir bir hal alıyor. hatta yaşı küçükler dışında, bir çok seviyeli, sıcakkanlı ve mütevazi insanlarla karşılaşmanız mümkün. ki bazılarıyla denk geldiğimizde halen daha grup kurup oynamaya devam etmekteyiz. yaşı küçüklerde de ben öyle aman aman seviyesiz insanlara rastlamadım, yani oyun oynamamı engellemiyorlar. rahatsız ediyorsalar da zaten direkt susturabiliyorum.

yalnız bu oyuna karşı birkaç eleştirim elbette olacak. tamam grafikler, tarz, müzikler, genel oynanış, seslendirme vs okey ama, o spray nedir arkadaş? bakın oyunculuk hayatım boyunca bir çok fps oyunu oynadım, şunu söylemeliyim ki valorant, şuana kadar oynadığım en rezalet spray'e sahip. hayır zaten hayvani şekilde taramıyorum, crosshair'im nokta, hatta neredeyse tek tek sıkıyorum ve silahı da sabit tutuyorum. sıktığım mermilerin biri anyaya, biri konyaya, biri uzaya, biri de ay'a gidiyor. gerçekten çok kötü ve garip bir silah tepmesine ve spray'lerine sahip. acilen düzeltilmeli diyeceğim ama, sanırım oyun çıktığından beri hiç değişmemiş. oyunun ilk çıktığı dönemlerde yazılan makalelerde de bu rezalet spray'i eleştirmişler. oyun çıkalı 3 yıl oldu, halen daha aynı. eğer bu oyun cs go ile kıyaslanacaksa, bu kıyasta cs go kesinlikle alır.

bir diğer eleştireceğim mevzu ise, oynayış kalitemi etkileyen, gereksiz ve saçma sapan yetenekler. ulan duvarın arkasındayım, adam bir şey atıyor ne olduğunu gram bilmiyorum halen daha öğrenme aşamasındayım. benim tüm canımı alıyor, oyun zevkimin içine sıçıyor. sonra bir yetenek daha var, etrafı tarıyor rakibin yerini saptıyor falan. abi aşırı gereksiz yetenekler. resmen hileyi oyuna getirmiş gibiler. abartılmamış, oynayış kalitesini yükselten, daha basic yetenekler bulunsaydı gerçekten daha iyi bir oynanış sunabilirdi valorant. ama tabi her şeye rağmen oyunda akıcılık var, bunda okeyiz.

maalesef bir eleştirim daha var. monitörlerde ki hz olayı. oyun her anlamda pay2win'den tamamen bağımsız olarak her şartta eşit olsa da, bu konuda sınıfta kalmakta maalesef. arkadaş benim monitörüm 60 hz, 140hz monitöre sahip olan insan benim içimden geçiyor. tamam burada oyunculuk kalitesinin rolü büyük, ancak bu konuda oyuncular asla eşit değil. adam saniyesinde beni mıhlıyor, bazen adamları görmüyorum bile ben. öldüğüm zaman, "aga nereden sıktı bu adam?" diyebiliyorum ister istemez. tabi şu hz olayında, yüksek hz alanların düşük hz alanları daha önceden gördüğü rivayeti ne kadar doğru bilemiyorum ama, kesinlikle ve kesinlikle etkisi olduğunu düşünüyorum ben de. bu konuda riot eşitlik sağlamalıydı bir şekilde. ama 2020 yılında çıkmış bir oyun, onlara da kızacak halim yok. zaten oyunda 60 hz ile oynayan azımsanmayacak kadar oyuncu var. hatta birtanesine denk geldim, adam 50 fps zar zor aldığını söylemişti.

onun dışında vanguard hile koruma sistemi aşırı iyi iş yapıyor. aylardır oynuyorum ve tek bir hileyle dahi karşılaşmadım. müzikleri zaten tek kelimeyle muazzam. bazılarını oyun dışında youtube'dan habire dinlemekteyim. seslendirmeler iyi, karakterlerin hareket animasyonları iyi, map'ler tek kelimeyle harika. icebox dışında tabi ona nedense bir ısınamadım gitti. genel itibariyle kaliteli çizilmiş map'ler var. silah animasyonları iyi, özellikle kurma kolunu çekiş anı. eğer parayı basabilirseniz silah skinleri de gayet iyi bla bla...

daha çok yönünden bahsederim bu oyunun da, yeter lan yoruldum!

insanlık

bu zamana kadar yüklenmediği anlam kalmayan, fakat benim için sadece doğanın bir parçası, basit bir hayvandır, veya da türdür insanlık.

binlerce yıl boyunca dinler, ideolojiler, kanunlar, ulusal görüşler ve bilim adına o kadar fazla anlam yüklendi ki, artık insanlık kendi özünü tanımamakta, ve bu uçsuz bucaksız medeniyette kendilerini iyice kaptırmaktadırlar.

üzülerek söylemeliyim ki, sen de, ve tüm insanlık da bu doğanın parçası, ve basit bir hayvan sadece. sadece düşünebiliyorsun ve konuşabiliyorsun. sırf bu sebeple doğada ki herhangi bir türden daha ayrıcalıklı değilsin. ki bazı insan dışı türler de bu yeteneğe sahip. yani beiki de gerekli imkânlar sağlansaydı, doğada ki bir çok hayvan bu yeteneğe sahip olacaktı. sen de herbiri gibi bencil, sinsi ve vahşisin. bunu bu arada sönük anlamda söylemiyorum, ciddi anlamda sen de vahşisin! yeri geldiğinde hayatta kalmak için kendini savunup, yeri geldiğinde gerek dişini, gerek de yavrularını korur, yeri geldiğinde ise karnını doyurmak için avlanıp (medeni adı cinayet) işlersin. bizim farkımız düşünüş becerimizi inanılmaz derece de yükseltip, kendimizi doğanın doğal seçiliminden kurtarmamız. bu üstte saydığım anlamlar da bu evreden sonra yüklenilmeye başlandı.

yani bu evreye gelmemiz elbette güzel, ona bir şey demiyorum. ancak ipin ucunu bence artık kaçırdık, ve doğamızdan tamamen uzaklaştık. hatta emin olduğum bir şey var ki, şuanda yaşam sürdüren, neyi neden yaptığını bilmeyen, neden ve nasıl hayata geldiğini dahi bilmeyen insanlar var. doğasından zerre haberleri yok.

bu benim görüşüm tabi. sadece bu kadar doğadan uzak yaşamı ben tuhaf buluyorum. belki de psikolojim bozuktur, ya da kimyamda ağır bir felsefi güç bulunduruyorumdur. yani elimden gelse bu dünya düzenini tamamen reddedecek durumdayım. ama yapacak bişi yok, ben de maalesef doğanın değil, medeniyetin parçası olarak gelmişim dünyaya.

belki de bir duş alıp zıbarmak hem vatana millete, hem de bana iyi gelecektir. günaydın!
© copyright 2005 - 2026