bugün
- sözlükteki yakışıklı olgun erkekler14
- seküler kesimden yeni carrefoursa'ya tokat35
- bicepsleriyle dalga geçilen yuzır dayanışması9
- dincilere laf anlatmakta çalışmak14
- tırcı sevgili yapmak3
- şabat şalom5
- başlangıçta sonsuz mahvoluşa uygun görülmüş2
- taksiciyimbebegim5
- uludağ sözlük whatsapp grubu kurmak3
- en karizmatik ve çekici sözlük erkeği7
- kaçak çay18
- aklından hiç çıkmayacak o sahne2
- whatsapp grubundan çıkarılmak10
- bu başlıkta kılıçdarist gibi davranıyoruz2
- erkeğin kadından üstün olduğu gerçeği49
- kız kulesi4
- muslettin amca tarzı entry girmek4
- piramitleri uzaylılar yaptı yalan söyleyen toptur3
- çilekli süt içen sözlük erkeği4
- nişanlının eski sevgilisiyle buluşması9
- fon vurgunu54
- borsa istanbul19
- galatasaray vs akp9
- denize girmek2
- çilekli pasta yiyen erkek7
- yazarların kulaklık markaları5
- caiz ve mekruh ayrımları3
- mustafa sarıgüi'ün seks kaseti iddiası11
- gocu nerede gocu6
- kadınların erkeklere hiç çok yakışıklısın dememesi16
- japonlardan gelmeyiz2
- bırakılan sevgilinin yerini dolduracak şeyler5
- çok eşlilik büyük bir sapıklıktır9
- en iyi çakmak markası10
- from gold from dust34
- papatya çayı içen erkekler2
- yılmaz erdoğan'ın ekin türkmen'e söylediği söz6
- muslettin amca ile sinagoga gidiyoruz zirvesi2
- atatürk'ün gerçek varisi başkomutan erdoğan dır5
- nervio bayan6
- fon vurgununu unutturacak seks kaseti5
- antalya7
- hayatın son gününde yapılabilecekler7
- bir kemalist ile arkadaş olunur mu4
- biz x hocanın neferiyiz2
- iltica20
- tavuklu pilav13
- tavuk dolma5
- berat albayrak'a iftira atılması11
- çirkin ayaklı kızların yaşama amacı4
entry'ler (72)
aşkın ve tutkunun dansı olarak da bilinen tango isimli müzikli hareketler bütününün öğretildiği ve/veya öğretileceği iddia edilen müessese/ler.
şöyle ki; tango kursu adıyla bilinen müesseseler mevcut, bunda hemfikiriz zannediyorum. iddiaları da aşkın ve tutkunun dansının nasıl icra edileceğini bireylere aktarmak. bu iddianın satır araları okunduğu takdirde; aşkın ve tutkunun öğrenilebilir ve hatta öğretilebilir olduğu neticesine varmak hiç de güç değildir.
hanımefendiler ve beyefendiler. istirham ediyorum sorumu yanıtlayınız. aşkın ve tutkunun öğrenilebilir olduğuna dair bir fikre ne zaman kapıldınız. tek başına ve ancak savrularak, sağa sola çarparak, sevinerek, üzülerek, korkarak, sinirlenerek; öğrenilmek bir yana yalnızca hakkında kaba bir fikre sahip olunabilecek bu iki ruh hali ne zamandan beri belirli bir meblağ karşılığında "öğrenilebilir" hale gelmiştir.
"ama kurallarını da bilmek lazım" mı dediniz. lütfen.. aşkın formülünü mü çıkarıyorsunuz, tutkunun grafiğini mi çiziyorsunuz? nedir bu, hayata karşı önü alınamaz kazuistik yaklaşım?
her şeyi bir kenara bırakalım; hangi aklı başında bünye, dansın kuralı olduğu safsatasına bel bağlayıp omuz verebilir? samimiyetle söylüyorum dionysos bunları duysa tapınağında ters dönerdi.
şöyle ki; tango kursu adıyla bilinen müesseseler mevcut, bunda hemfikiriz zannediyorum. iddiaları da aşkın ve tutkunun dansının nasıl icra edileceğini bireylere aktarmak. bu iddianın satır araları okunduğu takdirde; aşkın ve tutkunun öğrenilebilir ve hatta öğretilebilir olduğu neticesine varmak hiç de güç değildir.
hanımefendiler ve beyefendiler. istirham ediyorum sorumu yanıtlayınız. aşkın ve tutkunun öğrenilebilir olduğuna dair bir fikre ne zaman kapıldınız. tek başına ve ancak savrularak, sağa sola çarparak, sevinerek, üzülerek, korkarak, sinirlenerek; öğrenilmek bir yana yalnızca hakkında kaba bir fikre sahip olunabilecek bu iki ruh hali ne zamandan beri belirli bir meblağ karşılığında "öğrenilebilir" hale gelmiştir.
"ama kurallarını da bilmek lazım" mı dediniz. lütfen.. aşkın formülünü mü çıkarıyorsunuz, tutkunun grafiğini mi çiziyorsunuz? nedir bu, hayata karşı önü alınamaz kazuistik yaklaşım?
her şeyi bir kenara bırakalım; hangi aklı başında bünye, dansın kuralı olduğu safsatasına bel bağlayıp omuz verebilir? samimiyetle söylüyorum dionysos bunları duysa tapınağında ters dönerdi.
üniversite sırasında ve/veya sonrasında sosyal hayattan * beklediğini alamamış bünyelerin, aman tanrım ne kadar modern, ne kadar estetik, ne kadar romantik diyerek kendilerini adadıkları müzikli hareketler bütünü.
aslında hiçbirşeyin o kadar da basit olmadığını hepimiz biliyoruz da bir türlü dile getiremiyoruz. sizi bilmem ama ben birkaç defa tango kursu ve milonga gecelerinde bulunma talihsizliğine eriştim. o loş ortam, o sırtlan duruş, ortamda illa ki bulunan ve adeta bakanlık onayıyla orada bulunması gereken bir demirbaşmışçasına mekanda bulunan beyaz uzun saçlı yaşlı adam ve/veya adamlar. bu adamların kur yaparak kahkahalar attırdıkları ,tercihen, üniversiteli kızlar. benim masadaki birayı göremeyişime nazire yaparcasına gözlerden düşmeyen güneş gözlükleri.
denebilir ki ne var bunda. o saatlerde gidebileceğin her mekanda aynı görüntüler fazlasıyla ve fazlasıyla var. haklısınız lakin bahsi geçen ortamlarda zaten içerideki kalabalığın amacı apaçık ortada. sorunun çıkış noktası tam da bu. tango çaça salsa üçgenine dahil kime sorarsanız sorun size ortamın ne kadar elit olduğundan, erkeklerin ne kadar beyefendi, kibar ve modern olduğundan, kızların ne kadar asil, hanımhanımcık ve yine modern olduğundan bahsedecektir.
yüzümde pişkin bir sırıtışla, tango yaptını söyleyen bir arkadaşıma; e sen güzel bi' kızsın, sen bari yapma demiştim. o da bana yukarıdaki cevabı vermişti. açıkçası o an ben de keriz gibi yemiştim bu hikayeyi.
velhasıl kelam yalnız mısınız geceleriniz tek başınıza mı geçiyor? tango kursları ve milonga geceleri tam size göre. hem modern hem elit hem de kızlar dansa kaldırıyormuş ooluuummm...
aslında hiçbirşeyin o kadar da basit olmadığını hepimiz biliyoruz da bir türlü dile getiremiyoruz. sizi bilmem ama ben birkaç defa tango kursu ve milonga gecelerinde bulunma talihsizliğine eriştim. o loş ortam, o sırtlan duruş, ortamda illa ki bulunan ve adeta bakanlık onayıyla orada bulunması gereken bir demirbaşmışçasına mekanda bulunan beyaz uzun saçlı yaşlı adam ve/veya adamlar. bu adamların kur yaparak kahkahalar attırdıkları ,tercihen, üniversiteli kızlar. benim masadaki birayı göremeyişime nazire yaparcasına gözlerden düşmeyen güneş gözlükleri.
denebilir ki ne var bunda. o saatlerde gidebileceğin her mekanda aynı görüntüler fazlasıyla ve fazlasıyla var. haklısınız lakin bahsi geçen ortamlarda zaten içerideki kalabalığın amacı apaçık ortada. sorunun çıkış noktası tam da bu. tango çaça salsa üçgenine dahil kime sorarsanız sorun size ortamın ne kadar elit olduğundan, erkeklerin ne kadar beyefendi, kibar ve modern olduğundan, kızların ne kadar asil, hanımhanımcık ve yine modern olduğundan bahsedecektir.
yüzümde pişkin bir sırıtışla, tango yaptını söyleyen bir arkadaşıma; e sen güzel bi' kızsın, sen bari yapma demiştim. o da bana yukarıdaki cevabı vermişti. açıkçası o an ben de keriz gibi yemiştim bu hikayeyi.
velhasıl kelam yalnız mısınız geceleriniz tek başınıza mı geçiyor? tango kursları ve milonga geceleri tam size göre. hem modern hem elit hem de kızlar dansa kaldırıyormuş ooluuummm...
yukarıda belirtilen (1 nou başlık) standartlardan yola çıkarak yazarının türk olmadığı ya da türkiye'de yaşamadığı, hiç olmadı; en son 80lerde bu coğrafyada ikamet ettiği sonucunu çıkardığımız önerme.
1. küpe mutlaka olacak
2. ismail yk tadında müzikler dinlenecek
3. arabada marka önemsizdir mühim olan dışarıya çok ses verebilen cep telefonuna sahip olmaktır
4. kavgaya hazır olacaksın
5. askere gidene eğlence kısmı konumuza nereden dahil oldu onu ben de anlamadım.
1. küpe mutlaka olacak
2. ismail yk tadında müzikler dinlenecek
3. arabada marka önemsizdir mühim olan dışarıya çok ses verebilen cep telefonuna sahip olmaktır
4. kavgaya hazır olacaksın
5. askere gidene eğlence kısmı konumuza nereden dahil oldu onu ben de anlamadım.
yüksek sesle ve ortalamanın biraz üzerinde bir hızla okunduğunda insanın köpükler saçarak çoşmasıyla sonuçlanan yazılar bütünü.
laf dediğin balkaba' osur osur koy tabağa..
benzer bir duru pelinler için de geçerlidir. pelinler her zaman güzel olurlar. ancak zeka seviyeleri, konuşkanlıkları gibi kriterler hepsinde farklıdır.
en hisli duygunun insanıdır.
istisnasız her çarşı iznimde nizamiyeden çıkarken okuduğum şiir. *
iç hizmet kanunu der ki : "silahlı eşkiya düşman sayılır"
gücünü ve hakkını bizzat kanunlardan alan bir kurumun, sorumlu olduğu kanunu uygulaması kadar doğal bir durum yoktur.
yukarıda sıçılan önerme kapsamında şöyle bir önerme de sıçılabilir:
hastalıkların önüne geçilmek isteniyorsa doktorlar iş bırakmalıdır.
gücünü ve hakkını bizzat kanunlardan alan bir kurumun, sorumlu olduğu kanunu uygulaması kadar doğal bir durum yoktur.
yukarıda sıçılan önerme kapsamında şöyle bir önerme de sıçılabilir:
hastalıkların önüne geçilmek isteniyorsa doktorlar iş bırakmalıdır.
329 kd olarak acemiliğimi tamamladığım askeri okul. sazan dönemi olarak epey kalabalık geldiğimiz için 5. bölüğü de kısa dönemlere ayırmışlardı. başta asteğmen ilter masır ve yüzbaşı sabri coşkun (5. bölük) olmak üzere olağanüstü subay astsubay ve çavuşlara sahip askeri birliktir. sinema ve uyuma aynen devam etmiştir. ayrıca bizlere verdikleri disiplinin ne derece sıkı olduğunu usta birliğinde kavradığım yerdir. keşke hiç ayrılmasaydım da dağıtımım mebs'e olsaydı demekteyim an itibariyle. lakin 2. bölük korkusu duymamak da ayrı bir lütuf olsa gerek. *
Rosa que al prado, encarnada
te ostentas presuntüosa
de grana y carmin banada:
campa lozana y gustosa;
pero no, que siendo hermosa
tambien seras desdichada.
te ostentas presuntüosa
de grana y carmin banada:
campa lozana y gustosa;
pero no, que siendo hermosa
tambien seras desdichada.
bizi seveceğine söz vermeden çağıran sevgili.
bununla ilgili fantastik bir film vardı.* asla varolmamış ama herkesin bildiği bir kumsal, tamamiyle geceyi yaşayan fakat kesinlikle bunun farkında olmayan insanlar... hatta kimsenin görmemesine ve gitmemiş olmasına rağmen herkesin kumsalla ilgili bir anısı vardı ve nasıl gidildiği sorulduğunda hatırlamıyorlardı.
be hey bu bahtsız diyarın karayağız delikanlıları... nedir derdiniz onu deyin evvela... memleketin çöpü sapı düzeldi, heryer güllük gülistanlık da bi harry* mi sizi gerdi a can dostlar, a gönül adamları, fakir babaları, mazlum bekçileri....
efendiler; yapmayınız etmeyiniz, sinirinizi, kibrinizi, öfkenizi, sevginizi ve dahi şefkatinizi çarçur etmeyiniz.
prince sana söylüyorum darkness sen anla; bırakın bu gereksiz "benim sevdiğimi herkes sevmeli, en kötü takdir etmeli, o da olmadı diyelim taşak geçmemeli" zihniyetini. sen sevdin de ne oldu ben taşak geçtim de ne oldu...
efendiler; yapmayınız etmeyiniz, sinirinizi, kibrinizi, öfkenizi, sevginizi ve dahi şefkatinizi çarçur etmeyiniz.
prince sana söylüyorum darkness sen anla; bırakın bu gereksiz "benim sevdiğimi herkes sevmeli, en kötü takdir etmeli, o da olmadı diyelim taşak geçmemeli" zihniyetini. sen sevdin de ne oldu ben taşak geçtim de ne oldu...
efendim çoook eskilerden bir şarkı vardır cici kızlar'ın seslendirdiği.. hep birlikte dinliyoruz..
"hayır dersem belki demek, belki dersem evet anla, çok söz söyler kadınlar evet demezler asla...."
şarkının sonunda ise "bir kez evet derim ben, nikah memurluğunda" dizeleri yer alır....
"hayır dersem belki demek, belki dersem evet anla, çok söz söyler kadınlar evet demezler asla...."
şarkının sonunda ise "bir kez evet derim ben, nikah memurluğunda" dizeleri yer alır....
bi' temiz dayak atarım evvela.
ulan eşşek sıpası bu vakte kadar nerdeydin, medem ki teknlojin var idi ne diye bu vakte kadar hayırlı bi' iş için kullanmadın diye söver, kızıp bi' daha döverdim.
yamuluyorsam düzeltin a dostlar... bu işin öss'si var efendime söyleyeyim sınavı var finali var vizesi var. hayır bi' kız meselesi olur ona bi' yardımı dokunur ne bileyim.. gelsene sen zamanında..
hayır şimdi ben bunları yazdım ya gelecekteki ben bu sefer de korkusundan gelmeyecek ona yanarım ben.......
ulan eşşek sıpası bu vakte kadar nerdeydin, medem ki teknlojin var idi ne diye bu vakte kadar hayırlı bi' iş için kullanmadın diye söver, kızıp bi' daha döverdim.
yamuluyorsam düzeltin a dostlar... bu işin öss'si var efendime söyleyeyim sınavı var finali var vizesi var. hayır bi' kız meselesi olur ona bi' yardımı dokunur ne bileyim.. gelsene sen zamanında..
hayır şimdi ben bunları yazdım ya gelecekteki ben bu sefer de korkusundan gelmeyecek ona yanarım ben.......
dikkat çalışma var...
büyük şehir çalışıyor... *
büyük şehir çalışıyor... *
(#464433) andy kaufman bu esnada; yıllardır insanlara yaptığım şeyi şimdi bana yapıyorlar der. jim carrey'in o anda yüzünde beliren donuk gülümseme için dahi oscar alması gerekirdi.