bugün
- bik bik 221
- en yakın erkek kankaya sakso çekmek7
- anın görüntüsü17
- 30 ekim 2026 konyaspor galatasaray maçı18
- teomancalmasur23
- sözlük yazarları neden birbirinden nefret ediyor7
- herzevekil13
- eli üşüyen kızın elini nasıl ısıtırsın24
- türk solu16
- eski eş ile yeni eşi yemeğe davet etmek5
- msn kullanan efsane nesil4
- mhp'nin atatürk'ü sevmemesi10
- ayak yalamak için 591 km gitmek7
- 29 ekim 2026 aliyev'in türkiye'ye gelmemesi22
- türkiyeliyim ve mutluyum16
- tatlı tatlı kaşınan göt deliği6
- nervio13
- nutellayı memelerine sürüp ikram eden kız15
- mercedes benz tırlarn çamaşır makinesine benzemesi3
- noodle6
- gay olduğunu saklayan erkek4
- sibel can'ın nutellalı memeleri9
- jeffrey epstein12
- ismetin ciddi sıkıntıları olması8
- ayağı güzel kızlar nereli sorunsalı6
- türkiyede evlenmeyenlerin sayısı 20 milyon olması4
- ayak istiyorum ayak bulun bana ayak6
- insan doğuştan iyi midir17
- airfryer alanlar şimdi ne yapıyor19
- aleyna tilki'nin konserde verdiği efsane frikik3
- bir erkeğin en mutlu olduğu an5
- deri tayt giyen kız osurunca hava nasıl çıkıyor4
- psikolog4
- cia in takibe aldığı 23 sözlük yazarı4
- simko38
- olmaz olsun öyle yetkili4
- tanga giyen kişi osurursa ıslık sesi mi çıkıyor4
- ak partiyi savunan dayılar9
- rafael leao6
- mi6'nın takibe aldığı sözlük yazarları3
- ekşi sözlük toplu alım bitti6
- kadınların tayt ile toto gösterme çabası2
- 26 ekim 2026 galatasaray fenerbahçe maçı60
- an itibarıyla yazarların nerede olup ne yaptığı2
- tipe boya paraya karaktere bakmayan kız2
- aşırı mutluluk veren sıradan olaylar2
- ankara allah'ın belası bir yerdir4
- akademisyen egosu2
- 2028 cumhurbaşkanı recep tayyip erdoğan5
- kadınların yok bir şey demesi2
sevdiği entry'ler
o kadar berbat, boktan ve sefil bir haldeyim ki kaybedecek hiçbir şeyim yok. madem kaybedecek hiçbir şeyim yok, o zaman neden risk alamıyorum? neden rahat, geniş bir şekilde içimden geldiği gibi yaşayamıyorum?
o kadar mükemmel, harika bir şeyim ki toplumda en saygı duyulan, en sevilen, en çok istenen kişi ben olmalıyım. o kadar kusursuzum ki kendimi yere göğe sığdıramıyorum. küçümsenmeyi hiçbir koşulda hak etmiyorum. çünkü mükemmelim.
gururumla ördüğüm duvarların arasına hapsetmek zorundayım kendimi. içimden gelse de, küçük düşme ihtimalini göze almamalıyım. gururumu riske atmamalıyım. her anlamda harika bilmeli insanlar beni. bana her koşulda saygı duymalılar. sadece göstermelik bir saygı değil; içlerinden gelerek duymalılar bu saygıyı, beni hem içleriyle, hem dışlarıyla yüceltmeliler. benim üstünlüğüm karşısında boyun eğmeli ve kusursuzluğum karşısında kendilerini aciz hissetmeliler. işte bu yüzden içimden gelse bile, onların gözleri önünde küçük düşme ihtimali doğuran şeyler yapmamalıyım. kendi sınırlarımı çizmeliyim. gururumu ve yüceliğimi riske atmamalıyım.
ama dur bi dakika, madem o kadar mükemmelim, riske atacak neyim olabilir ki?...
eğer düşündüğüm kadar mükemmelsem, ne yaparsam yapayım insanlar her koşulda bana tapacaktır.
eğer saklayacak şeylerim varsa ve bunları sırf mükemmelliğin ardına sığınmak için gizlemeye devam ediyorsam, hatta bunun için büyük çabalar gösterip kendi ellerimle hayatımı acıya dönüştürüyorsam, düşündüğüm kadar mükemmel değilim demektir. değil mi?
yani belki de, mükemmellik beni özgürleştirmekten ziyade; sınırlandıran, mahrum bırakan, beni zorlayan, hatta hayatımı zindana çeviren lanet olasıca bir safsatadan başka bir şey değil?
belki de artık bu takıntıdan kurtulmam; aslında ne kadar da berbat, aciz, sefil bir halde olduğumu kabul etmem ve istediğim her türlü riski alarak, heyecanla yaşamaya başlamam gerek şu hayatı?
tıpkı kaybedecek hiçbir şeyi olmayan ve bunun farkında olan o güçlü, aziz insanlar gibi; artık rahat, geniş ve özgür bir şekilde, içimden geldiği gibi yaşamalıyım?...
o kadar mükemmel, harika bir şeyim ki toplumda en saygı duyulan, en sevilen, en çok istenen kişi ben olmalıyım. o kadar kusursuzum ki kendimi yere göğe sığdıramıyorum. küçümsenmeyi hiçbir koşulda hak etmiyorum. çünkü mükemmelim.
gururumla ördüğüm duvarların arasına hapsetmek zorundayım kendimi. içimden gelse de, küçük düşme ihtimalini göze almamalıyım. gururumu riske atmamalıyım. her anlamda harika bilmeli insanlar beni. bana her koşulda saygı duymalılar. sadece göstermelik bir saygı değil; içlerinden gelerek duymalılar bu saygıyı, beni hem içleriyle, hem dışlarıyla yüceltmeliler. benim üstünlüğüm karşısında boyun eğmeli ve kusursuzluğum karşısında kendilerini aciz hissetmeliler. işte bu yüzden içimden gelse bile, onların gözleri önünde küçük düşme ihtimali doğuran şeyler yapmamalıyım. kendi sınırlarımı çizmeliyim. gururumu ve yüceliğimi riske atmamalıyım.
ama dur bi dakika, madem o kadar mükemmelim, riske atacak neyim olabilir ki?...
eğer düşündüğüm kadar mükemmelsem, ne yaparsam yapayım insanlar her koşulda bana tapacaktır.
eğer saklayacak şeylerim varsa ve bunları sırf mükemmelliğin ardına sığınmak için gizlemeye devam ediyorsam, hatta bunun için büyük çabalar gösterip kendi ellerimle hayatımı acıya dönüştürüyorsam, düşündüğüm kadar mükemmel değilim demektir. değil mi?
yani belki de, mükemmellik beni özgürleştirmekten ziyade; sınırlandıran, mahrum bırakan, beni zorlayan, hatta hayatımı zindana çeviren lanet olasıca bir safsatadan başka bir şey değil?
belki de artık bu takıntıdan kurtulmam; aslında ne kadar da berbat, aciz, sefil bir halde olduğumu kabul etmem ve istediğim her türlü riski alarak, heyecanla yaşamaya başlamam gerek şu hayatı?
tıpkı kaybedecek hiçbir şeyi olmayan ve bunun farkında olan o güçlü, aziz insanlar gibi; artık rahat, geniş ve özgür bir şekilde, içimden geldiği gibi yaşamalıyım?...