bugün
- milliyetçi faşistlerin pkk biter korkusu13
- mel melin palavra sıkması7
- ismet'in domuz çukulatası getirmesi7
- mantıklı mantıklı konuşup can sıkmak4
- türkiyeye gelmiş en iyi yabancı kaleci6
- herkesle iyi geçinmek8
- nihoş4
- abdullah öcalan'ı paşa yapmak6
- çerçeve yasa18
- en güzel reçel6
- ihtiyar yazar5
- game of thrones taki kerhaneci4
- türkiyeye gelmiş en büyük yıldız5
- poğaca ile kahvaltı yapmak8
- romatizmaya iyi gelen şeyler2
- yaşlı almanın altını almak2
- birikim3
- adana3
- apo piçtir piç kalacak6
- gelecekten entry2
- çerçeve yasaya hayır diyenler askerliğe alınsın4
- özgür özel11
- özgürlük3
- yaşlı izlenimi veren isimler5
- yalçın çakır3
- gitme isteği2
- abdullah öcalan'ın paşa olmasını isteyen akp li2
- türkiyeye gelmiş en kariyerli futbolcu2
- sözlük profiline fotoğraf koyan yazarın asıl amacı2
- velvet'in fotoğrafları3
- 11 ağustos 20263
- ümit özdağ yavuz ağıralioğlu müsavat dervişoğlu2
- kolombiya da 7 4 büyüklüğünde deprem3
- bir şeyler söyle2
- sözlük tipsizlerinin fotoğrafları17
- canın et şiş dürüm çekmesi3
- iki arada bir derede kalmak4
- perk up coffee2
- nikah davetiyesi2
- yeni partinin çerçeve yasa kararı15
- arabayla almanya'dan türkiye'ye gitmek11
- ekşi sözlük referans17
- reçel yiyen erkek2
- reis3
- eşitlik mi özgürlük mü8
- yaşlandığının farkına varmak9
- okul kıyafeti zorunluluğu2
- simko318
- osint metodolojisi2
- 80 yaşında sözlük yazarı olmaz3
sevdiği entry'ler
o kadar berbat, boktan ve sefil bir haldeyim ki kaybedecek hiçbir şeyim yok. madem kaybedecek hiçbir şeyim yok, o zaman neden risk alamıyorum? neden rahat, geniş bir şekilde içimden geldiği gibi yaşayamıyorum?
o kadar mükemmel, harika bir şeyim ki toplumda en saygı duyulan, en sevilen, en çok istenen kişi ben olmalıyım. o kadar kusursuzum ki kendimi yere göğe sığdıramıyorum. küçümsenmeyi hiçbir koşulda hak etmiyorum. çünkü mükemmelim.
gururumla ördüğüm duvarların arasına hapsetmek zorundayım kendimi. içimden gelse de, küçük düşme ihtimalini göze almamalıyım. gururumu riske atmamalıyım. her anlamda harika bilmeli insanlar beni. bana her koşulda saygı duymalılar. sadece göstermelik bir saygı değil; içlerinden gelerek duymalılar bu saygıyı, beni hem içleriyle, hem dışlarıyla yüceltmeliler. benim üstünlüğüm karşısında boyun eğmeli ve kusursuzluğum karşısında kendilerini aciz hissetmeliler. işte bu yüzden içimden gelse bile, onların gözleri önünde küçük düşme ihtimali doğuran şeyler yapmamalıyım. kendi sınırlarımı çizmeliyim. gururumu ve yüceliğimi riske atmamalıyım.
ama dur bi dakika, madem o kadar mükemmelim, riske atacak neyim olabilir ki?...
eğer düşündüğüm kadar mükemmelsem, ne yaparsam yapayım insanlar her koşulda bana tapacaktır.
eğer saklayacak şeylerim varsa ve bunları sırf mükemmelliğin ardına sığınmak için gizlemeye devam ediyorsam, hatta bunun için büyük çabalar gösterip kendi ellerimle hayatımı acıya dönüştürüyorsam, düşündüğüm kadar mükemmel değilim demektir. değil mi?
yani belki de, mükemmellik beni özgürleştirmekten ziyade; sınırlandıran, mahrum bırakan, beni zorlayan, hatta hayatımı zindana çeviren lanet olasıca bir safsatadan başka bir şey değil?
belki de artık bu takıntıdan kurtulmam; aslında ne kadar da berbat, aciz, sefil bir halde olduğumu kabul etmem ve istediğim her türlü riski alarak, heyecanla yaşamaya başlamam gerek şu hayatı?
tıpkı kaybedecek hiçbir şeyi olmayan ve bunun farkında olan o güçlü, aziz insanlar gibi; artık rahat, geniş ve özgür bir şekilde, içimden geldiği gibi yaşamalıyım?...
o kadar mükemmel, harika bir şeyim ki toplumda en saygı duyulan, en sevilen, en çok istenen kişi ben olmalıyım. o kadar kusursuzum ki kendimi yere göğe sığdıramıyorum. küçümsenmeyi hiçbir koşulda hak etmiyorum. çünkü mükemmelim.
gururumla ördüğüm duvarların arasına hapsetmek zorundayım kendimi. içimden gelse de, küçük düşme ihtimalini göze almamalıyım. gururumu riske atmamalıyım. her anlamda harika bilmeli insanlar beni. bana her koşulda saygı duymalılar. sadece göstermelik bir saygı değil; içlerinden gelerek duymalılar bu saygıyı, beni hem içleriyle, hem dışlarıyla yüceltmeliler. benim üstünlüğüm karşısında boyun eğmeli ve kusursuzluğum karşısında kendilerini aciz hissetmeliler. işte bu yüzden içimden gelse bile, onların gözleri önünde küçük düşme ihtimali doğuran şeyler yapmamalıyım. kendi sınırlarımı çizmeliyim. gururumu ve yüceliğimi riske atmamalıyım.
ama dur bi dakika, madem o kadar mükemmelim, riske atacak neyim olabilir ki?...
eğer düşündüğüm kadar mükemmelsem, ne yaparsam yapayım insanlar her koşulda bana tapacaktır.
eğer saklayacak şeylerim varsa ve bunları sırf mükemmelliğin ardına sığınmak için gizlemeye devam ediyorsam, hatta bunun için büyük çabalar gösterip kendi ellerimle hayatımı acıya dönüştürüyorsam, düşündüğüm kadar mükemmel değilim demektir. değil mi?
yani belki de, mükemmellik beni özgürleştirmekten ziyade; sınırlandıran, mahrum bırakan, beni zorlayan, hatta hayatımı zindana çeviren lanet olasıca bir safsatadan başka bir şey değil?
belki de artık bu takıntıdan kurtulmam; aslında ne kadar da berbat, aciz, sefil bir halde olduğumu kabul etmem ve istediğim her türlü riski alarak, heyecanla yaşamaya başlamam gerek şu hayatı?
tıpkı kaybedecek hiçbir şeyi olmayan ve bunun farkında olan o güçlü, aziz insanlar gibi; artık rahat, geniş ve özgür bir şekilde, içimden geldiği gibi yaşamalıyım?...