bugün
- sözlük yazarlarının 2027 kararları8
- dolar isterse 100 olsun7
- velvet55
- yazarların favori giyim markası14
- migros'a sorulacak tek soru24
- yakışıklı erkek denince akla gelen isim10
- arabayla dağdan inerken dinlenecek şarkılar10
- osuruktan şiirler61
- geceleri bir kadına sarılıp uyuyamamak10
- 2026 ekonomik krizi17
- sözlüğün en harbi kızı8
- insan olmaya ceyrek kala15
- israile atom bombası atmak8
- sözlüğün en harbi erkeği7
- inanılmaz sıkıcısınız ya6
- ölmedeyiz uludağ sözlük6
- aleksey batrakov28
- sözlük yazarlarının karşılaştığı garip olaylar9
- kadınların cinsel başlıkları eksilemesi7
- sözlüğün en cool erkek yazarı6
- bir sözlük yazarını kıskanmak13
- hayattaki en değerli şeyler8
- yargıya güvenen varsa yazsın9
- seninle sevişirken ölmek istiyorum7
- friedrich hegel la bi cay icek12
- sekiz aydır masturbasyon yapmıyor olmak7
- kendi klanına laf edilince hoplamak6
- victor osimhen20
- sigara içmeyi bırakmak istememek8
- sözlükte güzel kız olmaması sorunsalı8
- spor ayakkabı5
- kova burcunun su grubu yerine hava grubunda olması5
- öz eleştiri yaparken dikkat edilmesi gerekenler4
- evde soğuk kahve yapımı7
- zeka içerikli entry vs bilgi içerikli entry8
- tostumu yaptım11
- ırkçıların geri zekalı olduğu gerçeği11
- arkadaşlar çok hastayım ya10
- alparslan kuytul15
- dudaktan öpüşmek neden seksle bağlantılı5
- kadınları aşağılamanın moda olması7
- enayimiknatisi ile kavga etmek21
- g i l d e d l i l y16
- hurdacıya gidiyorum7
- migros'tan alışveriş yapınca elit olduğunu sanmak6
- öğretmenlere önlük ve kıyafet zorunluluğu gelmesi9
- bilinçaltı algılama6
- sözlük kavgalarının aslında çok yararlı olması9
- michel foucault3
- 20 ağustos 2026 trabzonspor ferencvaros maçı4
entry'ler (3)
(bkz: monster porn) bunun da fanları varmış.
önemli olan 25 yaşında nei gösterdiğindir.
nedir benim olması gereken! öncelikle iyinin meselesi, sonra tanrı'nın, insanlığın, gerçeğin, özgürlüğün, hümanizmin ve adaletin; dahası halkımın, kralımın, anavatanımın; ve nihayet tinin ve binlercesinin. sadece benim meselem asla benim olmamalıdır. "yuh be, egoiste bakın, sadece kendini düşünüyor!"
meseleleri için çalışmamızı gerekli bulan, hatta canımızı feda etmemizi ve meselelerine hayranlık duymamızı bizden bekleyenlerin kendi meselelerini nasıl gerçekleştirdiklerine bakalım bir kez de.
tanrı hakkında köklüce şeyler müjdelemekte olan sizler binlerce yıl "tanrısallığı derinliklerine kadar incelediniz"; ve tanrı kalbine kadar uzanan sizler, meselesine hizmet etmekle vazifelendirildiğimiz o "tanrı'nın kendi meselesini" nasıl icra ettiğini pekala bize açıklayabilirsiniz. ve yaptıklarını da gizlemezsiniz. neymiş peki tanrı'nın meselesi? bize buyurduğu gibi yabancı bir meseleye mi tabidir, sevgi ve gerçeği kendisine mal etmiş midir? burada bir yanlış anlama söz konusudur, buysa sizi çıldırtıyor;
tanrı meselesinin sevgi ve gerçek olduğunu, dolayısıyla sevgi ve gerçeğin tanrı için yabancı bir mesele olamayacağını öğretmektesiniz. tanrı'nın yabancı bir işi kendine meslek etmiş olduğu varsayımı, dolayısıyla bizim gibi zavallı karıncalarla benzeş olması sizi çıldırtıyor. "tanrı gerçek demek olmasaydı gerçeğe sahip çıkar mıydı"? tanrı sadece kendinden yana yontuyor, çünkü o bir bütünlüktür, dolayısıyla her şey onun meselesidir! biz ama, biz bir bütünlük değiliz, dolayısıyla bizim meselemiz küçücük ve aşağılık bir iştir; işte bu nedenle de "yüce bir meseleye hizmet etmek zorundayız". şurası açıktırki, tanrı'yı sadece tanrı ilgilendiriyor, onun meşguliyeti sadece kendisidir, sadece kendisini düşünüyor ve kendi gözünde yine sadece kendisi var; vay haline tanrı'yı tatmin etmeyene. o, kendinden üstün herhangi bir varlığa hizmet etmiyor ve sadece kendisini tatmin ediyor. onun meselesi tam anlamıyla egoist bir meseledir.
peki ya insanlık, meselesini kendi meselemizmiş gibi görmemiz gereken o insanlık yüce bir varlığa mı hizmet etmektedir? onun meselesi bir başkasının meselesi midir? ve yüce bir meseleye mi hizmet etmektedir? hayır, insanlık kendinden başka kimseyi görmüyor, meselesi kendisidir ve sadece kendisine faydası vardır. amaçları ve istemleri uğruna halkları ve bireyleri acılara sürükleyip kullandıktan sonra, onlara teşekkür olsun diye tarihin çöplüğüne fırlatıyor. insanlığın da meselesi tam anlamıyla egoist bir mesele değil midir?
kendi meselesini bizim meselemizmiş gibi gösteren ve bizim çıkarlarımızdan dem vuran herkese tüm meselesinin sadece kendisinde düğümlendiğini açıklamama gerek yok. bir kez olsun diğer kavramları da gözden geçirin. hakikat, özgürlük, hümanizm, adalet, sizden kendilerine hayran olmanız ve hizmet etmeniz dışında başka bir şey istiyorlar mı?
tüm bunlar sizden gayretle boyun eğmenizi bekliyor. sadık yurtseverlerce savunulan şu halka bakın bir kez de. halk için kanlı savaşlarda ölen ya da açlık ve sefaleti göze alarak savaşan yurtseverler, halkı ne derece ilgilendiriyor? halk onların bok yığınına dönüşen cesetleri arasında "yeşeren halk" oluyor! bireyler, "halkın büyük meselesi için" ölürken, halk onlara arkalarından teşekkür yolluyor ve kadavralarından kendine kàr payı çıkarıyor. buna ben okkalı bir egoizm derim.
şimdi de "benim" dediği şeyleri şefkatle koruyan sultana bakalım. sultan tam bir özgeci değil midir ve onun olan şeyler için yaşamını daima adamamış mıdır? evet, "onun olanlar" için, tabii. sen ona değil, kendine ait olduğunu göstermeye çalış ve bunu bir kez olsun dene: onun egoizmini reddetmekle zindanı boylayabilirsin. sultanın meselesi kendisidir: o bir bütünlüktür ve kendisi için biriciktir ve "onun" olmak istemeyen birini tahammül edemez.
bu parlak önerilerden egoistin çok daha iyi hareket ettiğini anlayamıyor musunuz? ben, kendi adıma bundan bir ders alıyor ve bu büyük egoistlere özgeci davranıp hizmet edeceğime, kendim egoist oluyorum.
tanrı'nın da, insanlığın da işi kendilerine dayanmaktadır, kendileridir. benim meselem de benim. tanrı gibi her şey ve hiçim, biriciğim.
eğer tanrı ve insanlık, sizlerin de doğruladığı gibi, bir bütünlük iseler, benim de onlardan eksik bir yanım yok ve "boş" olduğuma dair bir şikayetim de yok. ben hiçim derken, boş olduğumu söylemiyorum, bizzat yaratıcı bir hiçim, bir yaratıcı olarak her şeyi yaratan bir hiç.
tepeden tırnağa kadar benim olmayan her işe uğurlar olsun! sizce benim işim en azından "iyi bir iş" olmalıdır? nedir iyi iş, kötü iş! işim demek zaten ben demek'im. ve ben ne iyiyim, ne de kötü. iyinin de kötünün de benim için hiçbir anlamı yoktur.
tanrı'nın işi, insanlığın işi, gerçeğin işi, iyinin işi, doğrunun işi, özgürlüğün işi ve daha niceleri. bunların hiçbiri benim işim değildir, benim işim sadece benim olandır ve o genel değil, biriciktir, benim gibi.
hiçbir şey benden üstün değildir!
meseleleri için çalışmamızı gerekli bulan, hatta canımızı feda etmemizi ve meselelerine hayranlık duymamızı bizden bekleyenlerin kendi meselelerini nasıl gerçekleştirdiklerine bakalım bir kez de.
tanrı hakkında köklüce şeyler müjdelemekte olan sizler binlerce yıl "tanrısallığı derinliklerine kadar incelediniz"; ve tanrı kalbine kadar uzanan sizler, meselesine hizmet etmekle vazifelendirildiğimiz o "tanrı'nın kendi meselesini" nasıl icra ettiğini pekala bize açıklayabilirsiniz. ve yaptıklarını da gizlemezsiniz. neymiş peki tanrı'nın meselesi? bize buyurduğu gibi yabancı bir meseleye mi tabidir, sevgi ve gerçeği kendisine mal etmiş midir? burada bir yanlış anlama söz konusudur, buysa sizi çıldırtıyor;
tanrı meselesinin sevgi ve gerçek olduğunu, dolayısıyla sevgi ve gerçeğin tanrı için yabancı bir mesele olamayacağını öğretmektesiniz. tanrı'nın yabancı bir işi kendine meslek etmiş olduğu varsayımı, dolayısıyla bizim gibi zavallı karıncalarla benzeş olması sizi çıldırtıyor. "tanrı gerçek demek olmasaydı gerçeğe sahip çıkar mıydı"? tanrı sadece kendinden yana yontuyor, çünkü o bir bütünlüktür, dolayısıyla her şey onun meselesidir! biz ama, biz bir bütünlük değiliz, dolayısıyla bizim meselemiz küçücük ve aşağılık bir iştir; işte bu nedenle de "yüce bir meseleye hizmet etmek zorundayız". şurası açıktırki, tanrı'yı sadece tanrı ilgilendiriyor, onun meşguliyeti sadece kendisidir, sadece kendisini düşünüyor ve kendi gözünde yine sadece kendisi var; vay haline tanrı'yı tatmin etmeyene. o, kendinden üstün herhangi bir varlığa hizmet etmiyor ve sadece kendisini tatmin ediyor. onun meselesi tam anlamıyla egoist bir meseledir.
peki ya insanlık, meselesini kendi meselemizmiş gibi görmemiz gereken o insanlık yüce bir varlığa mı hizmet etmektedir? onun meselesi bir başkasının meselesi midir? ve yüce bir meseleye mi hizmet etmektedir? hayır, insanlık kendinden başka kimseyi görmüyor, meselesi kendisidir ve sadece kendisine faydası vardır. amaçları ve istemleri uğruna halkları ve bireyleri acılara sürükleyip kullandıktan sonra, onlara teşekkür olsun diye tarihin çöplüğüne fırlatıyor. insanlığın da meselesi tam anlamıyla egoist bir mesele değil midir?
kendi meselesini bizim meselemizmiş gibi gösteren ve bizim çıkarlarımızdan dem vuran herkese tüm meselesinin sadece kendisinde düğümlendiğini açıklamama gerek yok. bir kez olsun diğer kavramları da gözden geçirin. hakikat, özgürlük, hümanizm, adalet, sizden kendilerine hayran olmanız ve hizmet etmeniz dışında başka bir şey istiyorlar mı?
tüm bunlar sizden gayretle boyun eğmenizi bekliyor. sadık yurtseverlerce savunulan şu halka bakın bir kez de. halk için kanlı savaşlarda ölen ya da açlık ve sefaleti göze alarak savaşan yurtseverler, halkı ne derece ilgilendiriyor? halk onların bok yığınına dönüşen cesetleri arasında "yeşeren halk" oluyor! bireyler, "halkın büyük meselesi için" ölürken, halk onlara arkalarından teşekkür yolluyor ve kadavralarından kendine kàr payı çıkarıyor. buna ben okkalı bir egoizm derim.
şimdi de "benim" dediği şeyleri şefkatle koruyan sultana bakalım. sultan tam bir özgeci değil midir ve onun olan şeyler için yaşamını daima adamamış mıdır? evet, "onun olanlar" için, tabii. sen ona değil, kendine ait olduğunu göstermeye çalış ve bunu bir kez olsun dene: onun egoizmini reddetmekle zindanı boylayabilirsin. sultanın meselesi kendisidir: o bir bütünlüktür ve kendisi için biriciktir ve "onun" olmak istemeyen birini tahammül edemez.
bu parlak önerilerden egoistin çok daha iyi hareket ettiğini anlayamıyor musunuz? ben, kendi adıma bundan bir ders alıyor ve bu büyük egoistlere özgeci davranıp hizmet edeceğime, kendim egoist oluyorum.
tanrı'nın da, insanlığın da işi kendilerine dayanmaktadır, kendileridir. benim meselem de benim. tanrı gibi her şey ve hiçim, biriciğim.
eğer tanrı ve insanlık, sizlerin de doğruladığı gibi, bir bütünlük iseler, benim de onlardan eksik bir yanım yok ve "boş" olduğuma dair bir şikayetim de yok. ben hiçim derken, boş olduğumu söylemiyorum, bizzat yaratıcı bir hiçim, bir yaratıcı olarak her şeyi yaratan bir hiç.
tepeden tırnağa kadar benim olmayan her işe uğurlar olsun! sizce benim işim en azından "iyi bir iş" olmalıdır? nedir iyi iş, kötü iş! işim demek zaten ben demek'im. ve ben ne iyiyim, ne de kötü. iyinin de kötünün de benim için hiçbir anlamı yoktur.
tanrı'nın işi, insanlığın işi, gerçeğin işi, iyinin işi, doğrunun işi, özgürlüğün işi ve daha niceleri. bunların hiçbiri benim işim değildir, benim işim sadece benim olandır ve o genel değil, biriciktir, benim gibi.
hiçbir şey benden üstün değildir!