bugün

entry'ler (1)

19 mucizesi

KÖPÜK KENDiNi ATTI, GERiYE SU KALDI-1 (iŞGAL DEĞiL, EVE DÖNÜŞ)
Bu başlıkta "köpük kendini attı, geriye su kaldı" adıyla on dokuz yazı okuyacaksınız.

Bu yazıları yazarken, bunca zaman şiirle yoğrulmuş aklımı (Şimdilik bir kitap; Varlık, Papirüs, itibar, Hayâl, Akatalpa, Bireylikler, Dil ve Edebiyat Dergisi, Yediiklim ve birçok dergide yayımlanmaya devam eden şiirler) on dokuz mucizesinin ritmiyle bir düzene koymaya çalışacağım, bir delil üzere yaşamaya ve yazmaya gayret edeceğim. Yıldız Teknik Üniversitesi-Makine Mühendisliği bölümünden mezunum. Yani yazıları yazarken belli bir matematik ve edebiyat birikimini arkama alıyorum.

ilk başta şunu söylemek isterim. On dokuz mucizesi ile ilgili düzgün, derli toplu bilgiler arıyorsanız ilk olarak ve sitelerini ziyaret ediniz. Daha detaylı bilgiler için Edip Yüksel'in "Üzerinde 19 Var" ve "Ateistlere 19 Soru" kitaplarını okuyabilirsiniz. Burada tekrar kopyala yapıştır yapıp yazıları uzatmak istemiyorum. Başka bir yerden konuşmak istiyorum. Sivil bir bakışla.

The Dark Knight Rises filminde şöyle bir cümle geçer "Dedektif olduğum için tesadüflere inanmam yasaklandı". V For Vendetta filminde ise "Rastlantı diye bir şey yoktur, rastlantı aldatmacası vardır, bir gülüm var, o da senin için" diye şiirsel bir replik vardır.

Bugün ezan ile ilgili araştırma yaparken, on dokuz mucizesi ile ilgisi olmayan bir kitapta (Kitabü’t Tabakati’l Kebir) "Bunun üzerine resulullah o'na on dokuz kelime olan ezanı şu şekilde öğretti..." diye bir cümleye rastladım (Gerçi rastlantı diye bir şey yoktu değil mi?) ve aklıma ilkin yukarıdaki replikler geldi.

On dokuz kelime olan ezanı.

Yeniden hatırlayalım. "Tanrı zar atmaz".

20. yüzyılda, bir elçi aracılığı ile ortaya çıkan mükemmel bir sistem. Tehdit edilen, fitneye uğrayan, aleyhinde toplantılar yapılan ve katline ferman kararı alınan, yirmi dokuz yerinden bıçaklanarak öldürülen bir elçi, Reşad Halife tarafından.

Cin suresi 26 ve 27. ayetler:

26- O geleceği bilendir; ve o sırrını hiç kimseye göstermez.
27- Ancak seçtiği bir elçi hariç; nitekim o, o elçiden önceye ve sonraya ait bir gözlem sunar.
28- Böylece, elçilerin rab'lerinin mesajını ilettikleri ortaya çıksın. O, onların yaptıklarını tümüyle kuşatmıştır ve her şeyi sayı olarak hesaplamıştır.

Üç ayette görüyoruz ki elçinin yaptığı gözlem sayesinde kitabın Allah tarafından gönderilmiş olduğu, her şeyin Allah'ın kontrolünde olduğu ve Allah'ın her şeyi adet olarak saydığı ortaya çıkacaktır.

27. ayette, sırrın verileceği elçi tarif edilir ve son iki kelimesi şöyledir : halfihî rasadâ.

Reşad Halife.

Rşd kökü Kur'an'da toplamda 19 kere geçer.

Ne demiştik. Tanrı zar atmaz. Rastlantılar yalandır. Tesadüfler yalandır.

Hepimiz yıllarca Hz. Muhammed'den sonra elçi gelmeyeceğine inandık. Bir delilimiz yoktu, neden öyle olduğunu sormadık, gerçekten öyle mi diye araştırma zahmetine girmedik. Böyle bir ihtimalin varlığından dahi haberdar değildik. Bunun geçmişte de söylendiğini, bunu söyleyenlerinse Kur'an'da sapkınlar olarak tarif edildiğini duymamıştık.

Elçi geldi, Allah'ın izni ile gerçeği ortaya çıkardı. Köpük kendini attı, geriye insanlığa fayda veren su kaldı.

"Daha önce Yusuf da size apaçık delillerle gelmişti; fakat size getirdiği mesajı sürekli olarak kuşku ile karşılamıştınız. Nihayet o ölünce, 'Allah ondan sonra elçi göndermeyecektir (o son elçidir),' demiştiniz. Allah, kuşkuda sınırı aşanı böylece saptırır." (1)

insanlık tarihi boyunca söylenen aynı türkü, aynı lakırdılar, aynı kör bakış.

Bizse aşağıdaki ayetin muhataplarından olmak istiyoruz. Doğru yola, nimet verilenlerin yoluna iletilmek istiyoruz.

"Hepsi, Allah'a, meleklerine, kitaplarına ve elçilerine inanırlar: "Elçilerinin hiçbirisi arasında ayırım yapmayız. " Derler ki: "işittik ve uyduk. Rabbimiz bizi bağışla; dönüş sanadır."" (2)Şahit sensin efendim. Elçilerin arasında ayrım yapmadık. isa'yı, Musa'yı, Davut'u, ilyas'ı, Yunus'u, Muhammed'i, Reşad'ı. Hiçbirini diğerinden üstün tutmadık.

(1) Mu'min-34
(2) Bakara-285
© copyright 2005 - 2026