bugün
- kolye117
- var olmak için ne yaptınız12
- lale8
- z kusagi3
- brezilya7
- gül7
- duayı bencil bir iş haline getirmek3
- sen kimsin sorusuna 3 kelimelik cevap ver8
- kötüyü alaşağı etmek3
- sevgili nedir7
- gece gece sinirlenmek2
- 17 ekim 2026 gençlerbirliği galatasaray maçı21
- yüzde 50 burslu psikoloji bölümü kazanmak12
- başka birinin ayağını yalamış erkekle evlenmek7
- fil8
- kaplan17
- kırgızistan3
- çocukları okumaya erken başlatmak2
- dizel araba yüzünden hayattan soğumak2
- aslan15
- sözlük obezlerinin fotoğrafları10
- elma5
- makinelerin zihnimizi okuyabilmesi5
- evi ev yapan şeyler14
- nick vermeden bir yazara seslen9
- muz2
- türkiyede kürt olarak barınabilmek için gerekenler71
- 21 ekim 2026 lille galatasaray maçı4
- amerika birleşik devletleri6
- zebra7
- güne psikolojik bir tespit bırak2
- misafir döngüsü2
- sarı teker kim sorunsalı8
- 17 ekim 2026 fenerbahçe alanyaspor maçı9
- yaşlanınca yalnız kalmamak için evlenmek3
- ankara8
- bileklik19
- yağmur yağdığında çırıl çıplak sokağa çıkmak3
- gece 23 30 da son ses müzik çalan komşu3
- ona bir şey söyle10
- odanız sade mi olsun yaratıcı mı4
- timsah9
- futbol18
- fenerbahçe18
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı4
- yağmurlu gecelerde yapılması zevk veren şeyler3
- papatya5
- nervio'nun arkadaşının eline asık olmak5
- galatasaray19
- anadolu çomarları7
entry'ler (3)
kesinlikle herkes tarafından kabul edilesi bir gerçektir. yaşamak mı çok zor yoksa ölmek mi çok kolay derim ben hep. yaşamak zorsa biz neden varız bu hayatta ? peki ya ölmek sanıldığı kadar kolay bir şeyse neden herkes bu kadar çok korkar ki ölümden ? sanmıyorum herhangi bir babayiğidin çıkıp da ben ölümden korkmuyorum diyebileceğini. ölüm herkesin korkulu rüyası. çünkü hayatın ne kadar zor olduğu söylense de aslında bir o kadar da tatlıdır hayat. hani küçükken büyümek isteriz ya hep, özgür olmak, istediğimizi yapabilmek, kimse tarafından kısıtlanmamak, dilediğimizce yaşamak... ama yaşlı birine sorulsa ne istediği ya da aklı okunabilse o kişinin, çok eminim ki gençlik yıllarına geri dönmek için can atıyor olur. çünkü yıllar geçtikçe bilir ki ölüme bir adım daha yaklaşmıştır. kabullenemez bazıları bunu, zoruna gider önce. çok zor dediği bu hayatı terk etmek istemez. işte o zaman anlar zor olsa da hayatın her anının dolu dolu yaşanması gerektiğini. sonraları korkar, kuşkular, endişeler sarar ruhunu ve sonra dönüp der ki kendine: ölüm çok kolayken yaşamak neden bu kadar zordu ?
yalnızlık, insanın kendi duygu ve düşünceleriyle başbasa kalmasıdır. yalnızlık yalnızlıktır işte. mutlu olduğunda kendinle paylaşırsın yine mutluluğunu, üzgün müsün, derdin mi var, ha belki de ağlayacaksın, üzgünüm yalnızsın, gözyaşlarını ne kadar dışarı vursan da, onlar hep senin içine akacak yine. alışmak zor olacak ilk zamanlar, kapın tıklamayacak, telefonun çalmayacak, kahkaha sesleri kalmayacak etrafında daha önceleri arkadaşlarınla paylaştığın. geceleri iyi uykular diyenin olmayacak, onunla uyandığın günaydın mesajlarını da unutmak zorundasın. güneş doğduğunda sanacaksın ki sadece senin üzerine doğuyor, yalnızca seni aydınlatıyor. halbuki sen koskoca bir karanlığın içindesin, çünkü yalnızsın.
aşk kendini unutup tamamen o odaklı düşünmektir. ben napıyorum ya değil de o şu an napıyor acaba ya şeklinde kafadan geçen düşünce bütününü ben aşk olarak tariflendiririm. gözlerinin içine baka baka yanından yabancıymış gibi geçmek de aşka dahil bence. güneş yine doğdu diye düşünürsün bazen ama senin gününe doğan odur aslında. geceleri ay yükselirken bu günümü de onsuz ama yine ona ait olarak bitirdim dersin. uyumuş olmak için değil de rüyamda onu göreyim diye uyursun sonra. rüyalar yedi saniye diye bildiğimiz bir şey var ya hani hepimizin, aşık olunca o yedi saniye yedi asır gibi gelir insana.