bugün
- yazarların işlediği günahlar14
- atları bağlayın geceyi burada geçiriyoruz20
- londra devlet hastanesindeki hamile erkek figürü2
- caminin yolunda öleyim2
- toplu taşımada yer verme ahlakı6
- yemek yaparak sözlükten koca düşürmek17
- halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama suçu2
- şamil tayyar'ın fatma betül sayan kaya tweeti2
- amedspor31
- 7 kasım 2026 galatasaray amed maçı22
- korkudan patır patır altına yapmak6
- soğuk gecelerde yatağı ısıtma sorunu13
- flörtün ilkesel reddi3
- günlük tutmak7
- psikologun aman buna da ağlama zırlak demesi7
- yazarların fotoğrafları9
- katatespizartmasinın mutfağına konuk olmak16
- aleksey batrakov29
- sözlük hanımlarının bugünkü kıyafetleri40
- 4 kasım 2026 fenerbahçe liverpool maçı87
- fenerbahçe liverpool'u yensin sakso çekeceğim33
- fatma betül sayan kaya milletin nene hatunu dur15
- sevgiliyle saatlerce telefonda konuşmak9
- bu ne hal yahu9
- atalarınızdan duyulan şamanik bilgiler9
- bik bik'in mutfağına konuk olmak18
- akşama ne yemek yapsam10
- şeriatı savunan begüm polat'ın şaplak şovu49
- arkadaşlar uyuyalım mı artık6
- şimdi ne yapsam acaba7
- kadın tır şoförleri6
- rahibin bu günahları çıkaramam demesi5
- ağıza alınca rahatlatan şeyler9
- yarma şeftali7
- sözlüğün yeni tasarımı23
- kar soğuğu6
- cumartesi gecesi6
- durduk yere tribe girmek5
- bir sözlük yazarıyla şömine başında şarap içmek6
- çoban salatasını çobanlar mı yaptı5
- kemal kılıçdaroğlu vs bülent ecevit9
- psikoloğun incinmişsin demesi4
- the merich'in mutfağına konuk olmak7
- 19 yaşındaki oğlum üvey annesiyle kaçtı10
- erbabı yaparken yorgan titremezmiş4
- eğitim seviyesi azaldıkça kişide artan şey12
- profdrekremculfa3
- kanal 7 gelin dizisi5
- ipkis2
- saçmalayan yazarlar2
entry'ler (11)
görsel
" Aç, aç, aç! Aç şu gözlerini artık. Zaten bana mı bakıyorsun? Bunu zaten biliyorum. Kör olduğum halde..."
Gözlerini açtığın da yatağın yumuşaklığından odanda olduğunu anlıyorsun. Gözlerin bozuk olduğu için elin yastığının yanında ki gözlüğüne gidiyor. Gözlüğü taktığında endişeli gözükmeye çalışan insanlar olduğunu görüyorsun. Teyzen senin için endişelendiğini söyleyip duruyor, amcan şükürler ediyor ve kuzenlerin de sana bakıp üzülmüş gibi geçmiş olsun diyorlar. Kısık gözlerini biraz daha açıyorsun. Bu topluluğun arkasın da hiç sesini çıkarmayan bir insan var. Sakallı bir bunak, yüzü kırış kırış ve beyaz bir örtü var üzerinde...
Devamı: http://yapaydestan.blogsp...7/06/sonsuzluga-baks.html
" Aç, aç, aç! Aç şu gözlerini artık. Zaten bana mı bakıyorsun? Bunu zaten biliyorum. Kör olduğum halde..."
Gözlerini açtığın da yatağın yumuşaklığından odanda olduğunu anlıyorsun. Gözlerin bozuk olduğu için elin yastığının yanında ki gözlüğüne gidiyor. Gözlüğü taktığında endişeli gözükmeye çalışan insanlar olduğunu görüyorsun. Teyzen senin için endişelendiğini söyleyip duruyor, amcan şükürler ediyor ve kuzenlerin de sana bakıp üzülmüş gibi geçmiş olsun diyorlar. Kısık gözlerini biraz daha açıyorsun. Bu topluluğun arkasın da hiç sesini çıkarmayan bir insan var. Sakallı bir bunak, yüzü kırış kırış ve beyaz bir örtü var üzerinde...
Devamı: http://yapaydestan.blogsp...7/06/sonsuzluga-baks.html
Bilmeyenlere: Frp kurguları yapıyorum.
Eski bir oduncu olan Nuka, şimdilerde şehrin delisi olarak biliniyor. Nuka, devleri gördüğünü söylüyor ve herkesin alay konusu oluyordu. Artık ormana gitmeye korkuyor ve para kazanamıyordu.
Devamı: http://yapaydestan.blogsp...n-mezar.html?view=sidebar
Eski bir oduncu olan Nuka, şimdilerde şehrin delisi olarak biliniyor. Nuka, devleri gördüğünü söylüyor ve herkesin alay konusu oluyordu. Artık ormana gitmeye korkuyor ve para kazanamıyordu.
Devamı: http://yapaydestan.blogsp...n-mezar.html?view=sidebar
Beş senedir ilk defa bu kasabaya uğramıştı. Eski arkadaşlarını görmek istemiş ve iç geçirmişti. Acaba hala aynı şeyleri yapıp, aynı yerde mi takılıyorlar diye düşündü. Kasabanın ortasında duran haber panosuna bir göz attı. Panoda, iğneyle geçirilmiş yırtık pırtık bir kağıttan başka bir şey yoktu. Bu bir aranıyor posteriydi. Kağıtta herhangi birine hitap eden bir resim yoktu. Bir yandan bunun garip olduğunu düşünürken bir yandan da okumaya devam etti. Okumayı bitirdiğinde kafasına iliştirilen namluyu hissederek gülümsedi. Panodaki kağıdı yerinden söküp rüzgarın akışına bıraktı ve konuşmaya başladı.
-Buraya geleceğimi nereden biliyordun?
-Parayı seven bir kaç kuş buldum. Şimdi Kevin Porter, ellerini havaya kaldır.
-Merak etme, silahım yok.
-Beyninin dağılmasını istemiyorsan dediklerimi yap.
Söz dinleyerek ellerini havaya kaldırdı. Arkasında ki adam onun üstünü ararken çevresini süzdü. Kasabadaki insanlar merakla onları izliyordu. Kalabalığın arasından bir ses yükseldi.
-Heey! Kevin, düştüğün şu duruma bak.
Ardından kahkahalar yükseldi. Elinde silahı olan adam, bir anlığına ne olduğunu anlamaya çalıştı. Kafasını sağa doğru çevirmeye çalıştığında boynunda bir basınç hissetti. Bir anda dünyası karardı ve yere yığıldı. Gözlerini açtığında, güneşin yerinde durmadığını farketti. Çevresi daha karanlıktı. Ayağa kalkıp üstündeki tozları temizlemek için ceketine ve pantolonuna vurdu. Yerden şapkasını aldı ve başına geçirdi. Kendisine doğru yaklaşan pasaklı ve şapkasının kenarı yırtılmış bir çocuk gördü. Çocuğun konuşmasına fırsat vermeden kaşlarını çatarak konuştu.
-Sanırım bir şey söyleyeceksin.
-Evet bayım. Kevin, bir dahaki sefere dikkatinizi dağıtmamanızı söylememi istedi.
-Nerede o?
-Şey, kesenin ağzını biraz açmanız gerek.
-işini iyi bilen bir velede benziyorsun, bir saniye.
Diyerek elini cebine attı. Dikkatle karıştırdı ama bir şey bulamadı. Somurttu ve söylenmeye başladı.
-Kevin ibnesi… Param yok ceketimi versem? Bayağı pahalıdır.
-Öyle olduğuna eminim efendim, bana uyar.
Ceketi giyen çocuk, Kevin hakkında konuştu.
-Şehirde birkaç işinin olduğunu söyledi.
-Eminim o işsizin birkaç işi vardır.
Dedi ve gülümsedi. Ardından kasabanın çıkışına doğru ilerledi. Çocuk, adamın gittiğini görünce panodan uzaklaşarak bir tavernaya girdi. Girer girmez, masada oyun oynayan ve elinde iki kart olan Kevin’a baktı. Kevin, gözlerini kartlardan ayırmadan bağırdı.
-Ooo, hoş geldin Maxi. Linton nerede?
-Şehre yolladım. Şimdi paraları görelim.
-Kör olduğunu bilmiyordum.
-Dalga geçmede paramı ver.
-Yeni bir ceket bile almışsın, ne parası?
-Bana bak, bir daha o kıçını kurtarmam.
-Biraz eğlenelim dedik be oğlum. Neyse, git ve kendine yeni bir şapka al.
Maximilian bir kaşını havaya kaldırdı. Şapkasını çıkardı ve içinde yirmi papel olduğunu gördü. Parayı cebine attı. Kapıyı açmak için elini, kapının koluna uzattı fakat kapı bir anda açıldı. Çocuk, karşısında biraz önceki adamı, Linton’u gördü. Linton sinirli bir şekilde Kevin’a döndü.
-Seni adi herif, beni kandırabileceğini mi sandın?
-Aslında, evet.
-Silahımı geri ver, bende bu seferliğine seni görmezden gelip gideyim.
-Vermem için bir sebep göremiyorum.
-Dedim ya! Seni bir defalığına görmezden gelicem.
-Peki, görmezden gelmezsen ne olur?
iyice sinirlenen Linton, içeridekilerin gülmesiyle daha da sinirlendi. Çocuğa dönüp ceketini geri isteyecekti ki, orada değildi. Linton tehditler savurmaya başladı.
-Seni bir dahaki görüşümde konuşmana izin vermeden öldüreceğim. Sadece sen değil, tanıdığın herkes zarar görecek!
-Aaa, şeyin kadar konuş Linton.
Diye lafa girdi Kevin’ın yanında oturan Veva. Herkes kahkahalar içinde Linton ile dalga geçip aşağıladılar. Linton sinir küpüne dönmüş bir şekilde tavernayı terketti.
-|-
ilgi olursa, devamıda gelir.
-Buraya geleceğimi nereden biliyordun?
-Parayı seven bir kaç kuş buldum. Şimdi Kevin Porter, ellerini havaya kaldır.
-Merak etme, silahım yok.
-Beyninin dağılmasını istemiyorsan dediklerimi yap.
Söz dinleyerek ellerini havaya kaldırdı. Arkasında ki adam onun üstünü ararken çevresini süzdü. Kasabadaki insanlar merakla onları izliyordu. Kalabalığın arasından bir ses yükseldi.
-Heey! Kevin, düştüğün şu duruma bak.
Ardından kahkahalar yükseldi. Elinde silahı olan adam, bir anlığına ne olduğunu anlamaya çalıştı. Kafasını sağa doğru çevirmeye çalıştığında boynunda bir basınç hissetti. Bir anda dünyası karardı ve yere yığıldı. Gözlerini açtığında, güneşin yerinde durmadığını farketti. Çevresi daha karanlıktı. Ayağa kalkıp üstündeki tozları temizlemek için ceketine ve pantolonuna vurdu. Yerden şapkasını aldı ve başına geçirdi. Kendisine doğru yaklaşan pasaklı ve şapkasının kenarı yırtılmış bir çocuk gördü. Çocuğun konuşmasına fırsat vermeden kaşlarını çatarak konuştu.
-Sanırım bir şey söyleyeceksin.
-Evet bayım. Kevin, bir dahaki sefere dikkatinizi dağıtmamanızı söylememi istedi.
-Nerede o?
-Şey, kesenin ağzını biraz açmanız gerek.
-işini iyi bilen bir velede benziyorsun, bir saniye.
Diyerek elini cebine attı. Dikkatle karıştırdı ama bir şey bulamadı. Somurttu ve söylenmeye başladı.
-Kevin ibnesi… Param yok ceketimi versem? Bayağı pahalıdır.
-Öyle olduğuna eminim efendim, bana uyar.
Ceketi giyen çocuk, Kevin hakkında konuştu.
-Şehirde birkaç işinin olduğunu söyledi.
-Eminim o işsizin birkaç işi vardır.
Dedi ve gülümsedi. Ardından kasabanın çıkışına doğru ilerledi. Çocuk, adamın gittiğini görünce panodan uzaklaşarak bir tavernaya girdi. Girer girmez, masada oyun oynayan ve elinde iki kart olan Kevin’a baktı. Kevin, gözlerini kartlardan ayırmadan bağırdı.
-Ooo, hoş geldin Maxi. Linton nerede?
-Şehre yolladım. Şimdi paraları görelim.
-Kör olduğunu bilmiyordum.
-Dalga geçmede paramı ver.
-Yeni bir ceket bile almışsın, ne parası?
-Bana bak, bir daha o kıçını kurtarmam.
-Biraz eğlenelim dedik be oğlum. Neyse, git ve kendine yeni bir şapka al.
Maximilian bir kaşını havaya kaldırdı. Şapkasını çıkardı ve içinde yirmi papel olduğunu gördü. Parayı cebine attı. Kapıyı açmak için elini, kapının koluna uzattı fakat kapı bir anda açıldı. Çocuk, karşısında biraz önceki adamı, Linton’u gördü. Linton sinirli bir şekilde Kevin’a döndü.
-Seni adi herif, beni kandırabileceğini mi sandın?
-Aslında, evet.
-Silahımı geri ver, bende bu seferliğine seni görmezden gelip gideyim.
-Vermem için bir sebep göremiyorum.
-Dedim ya! Seni bir defalığına görmezden gelicem.
-Peki, görmezden gelmezsen ne olur?
iyice sinirlenen Linton, içeridekilerin gülmesiyle daha da sinirlendi. Çocuğa dönüp ceketini geri isteyecekti ki, orada değildi. Linton tehditler savurmaya başladı.
-Seni bir dahaki görüşümde konuşmana izin vermeden öldüreceğim. Sadece sen değil, tanıdığın herkes zarar görecek!
-Aaa, şeyin kadar konuş Linton.
Diye lafa girdi Kevin’ın yanında oturan Veva. Herkes kahkahalar içinde Linton ile dalga geçip aşağıladılar. Linton sinir küpüne dönmüş bir şekilde tavernayı terketti.
-|-
ilgi olursa, devamıda gelir.
Değişen aciz insanlara acıyorum. Evlenmek mi? Haha. Yapacağınız son hata bile olmasın.
insanların dini inançlarına göre, besledikleri değerler için "iyilik" başlığının altında yapılan büyük işlerden kazanılan şeylere "büyük sevap" denir.
Hastalıktır, abazalıktır. Geçmiş olsun deyip geçiniz.
Zihniyetinize ateşli osuruk atayım. Babası mı tutup giydiriyor o pantolonu lan? Bu kadar da abaza olmayın. Sonra işe yaramaz dişiler onları beğendiğinizi sanıyor(Beğeniyorsan harbi abazasın).
Yarım saat önce evlenmiş ve şimdi boşanmakta olan iki bireyiz.
Tarafını seç ve savaşa katıl!(40 karakterden daha az entry giremezmişim.)
seamea: rastgele tuşlara basıp nick oluşturmuş rastgele kişilik.
Bu başlığı sheqillisozhler. com adlı adresine taşıyalım. O zaman daha fazla kez/keko lara rant sağlar.