bugün
- insanlar sizi nasıl tanımlar7
- mohamed salah'ın trabzonspor'a transferi4
- geceye güzel bir söz bırak6
- meal kuran değildir26
- dinamo zagreb'in kauno zalgiris'i 5 0 yenmesi3
- gecenin film sahnesi5
- dürüm yerken uzaklara dalmak3
- bir erkek ve bir kız arkadaş olabilir mi13
- bayan kelimesi neden rahatsız edici28
- lionel messi2
- aslan abilerim sözlüğe geri dönsün kampanyası7
- acil iş fikri lazım arkadaşlar16
- polonya2
- iremga12
- çoğu yazarları donuzlamış olmam7
- afrika nasıl kalkınabilir15
- bella hadid5
- velvet almanyaya gel5
- mohamed salah ghaly5
- kız arkadaş kiralamak8
- trabzonspor harbiden salah'ı almış4
- imamoğlu'nun tutukluluğunun 100 günü16
- 31 çekerken eli kırmak4
- duş almak vs duş yapmak4
- kendini anlatamamak6
- fakir olduğu halde bir erkeğe aşık olmak3
- velvet14
- kahve falı3
- ıban at4
- yazarlara sözlüğü zehir zıkkım etmek4
- sözlükte erkek yazar istemiyoruz kampanyası4
- halit bolkan2
- arkadaşlar bakar mısınız9
- gürkan uygun3
- birinin size söylediği en kırıcı şey nedir6
- kendine 10 üzerinden kaç verirsin4
- geceye 90 lardan bir şarkı bırak4
- dünya sivaslılar günü3
- uzak diyar nickli gurbetçi akp li3
- eğitimde itaat kültürü2
- uzak diyar4
- yunanistan30
- had bildirmek6
- lulu3
- arkadaşlar ben başaramadım3
- 3 ağustos 2026 aykolik gocu buluşması19
- tai lung7
- justin bieber3
- arkadaşlar benden rahatsız mısınız3
- başak erkeği nasıl tavlanır3
entry'ler (46)
evet görme engelli birine kör dememek gerekir. *
(yetenek sizsiniz türkiye yarışmasında ilk ikiye kalamayan 10 yarışmacıya)
siktir edin olum en azından gözünüz görüyo.
siktir edin olum en azından gözünüz görüyo.
yetenek sizsiniz 2'ye katılması kuvvetle muhtemeldir. titreklerin ilk 2 şansı yüksek. ondan sonrası allaha havale.
merak etmeyin bunlar yarın da başakşehirli oldukları için bilal ve uğur üzerinden akp'yi savunacaklardır.
a) bu yarışmada 12*6 =72 arasında yerin yoktu. (türk milletine dua et.)
b) bir de kendini 'kaybetmeye hazırlamayacak' kadar hamsın. (o çocukların olgunluğuna dua et)
c) sömürünün her türlüsü bir yere kadar taşır insanı ötesi yok. (duygu sömürüsü, din sömürüsü, vicdan sömürüsü, halkların sömürüsü)
d) şimdi sen git yat uyu gözlerini kapatmana gerek de yok zaten.
e) bu yarışma senin başını yer. çünkü kendini bi bok zannetme aşısı yapıldı sana. vay anam vay.
f) bence hemen bir psikolog bul, yanına fatih terim'i de al rehabilite olun. (derdiniz aynı artık) *
b) bir de kendini 'kaybetmeye hazırlamayacak' kadar hamsın. (o çocukların olgunluğuna dua et)
c) sömürünün her türlüsü bir yere kadar taşır insanı ötesi yok. (duygu sömürüsü, din sömürüsü, vicdan sömürüsü, halkların sömürüsü)
d) şimdi sen git yat uyu gözlerini kapatmana gerek de yok zaten.
e) bu yarışma senin başını yer. çünkü kendini bi bok zannetme aşısı yapıldı sana. vay anam vay.
f) bence hemen bir psikolog bul, yanına fatih terim'i de al rehabilite olun. (derdiniz aynı artık) *
bilal avcı ve uğur karameşe için ilk eleme görüntülerinde düşünceme ses veren hülya avşar söylemidir.
"ah be hülya, seninle aynı düşünmekte mi varmış?" dedirtmiştir.
"ah be hülya, seninle aynı düşünmekte mi varmış?" dedirtmiştir.
ilk gördüğüm elemelerde hayatımda ilk kez hülyayla aynı düşündüğüm için gocunduğum ikili.
(bkz: benim favorim sizsiniz)
(bkz: benim favorim sizsiniz)
yetenek sizsiniz yarışmasında kör darbukatör görünüp annesine sizi önümdeki plazmadan görüyorum diyen ulvi.
acun'un cevap hakkı kullanayım derken sözlüklerin genellemeyle reklamını yaptığı yarışma.
sözlüklerden haberi olmayan yurdum insanı... aval aval ne diyo bu diye bakakalmıştır.
sözlüklerden haberi olmayan yurdum insanı... aval aval ne diyo bu diye bakakalmıştır.
her öğrencinin yağmurlu havada şemsiyesidir.
hoca bana taktı bea.
hoca bana taktı bea.
değişim rüzgarları eserken birileri duvar örer, birileri yeldeğirmenleri yapar.
konfüçyus
konfüçyus
benim öğrenmeme gerek olmayacak bir dil. ulan cehennem de ne dil olacak acaba. taktım şimdi kafaya.
fazla iyidir. akıl yetmez. evlilik kurumunda çok iyilere yer yoktur. biraz sert olucan. vurdun mu oturtucan. *
Senin Korkularını Benim inceliğimi
Ayrılık ne biliyor musun?
Ne araya yolların girmesi,
ne kapanan kapılar,
ne yıldız kayması gecede,
ne ceplerde tren tarifesi,
ne de turna katarı gökte.
insanın içini dökmekten vazgeçmesi ayrılık!
ipi kopmuş boncuklar gibi yollara döktüğü gözlerini,
birer damla düş kırıklığı olarak toplaması içine.
Ardında dünyalar ışıyan camlar dururken,
duvarlara dalıp dalıp gitmesi.
Türküsünü söylecek kimsesi kalmamak ayrılık.
Saçına rüzgar, sesine ışık düşürememek kimsenin.
Çiçekçilerden uzağa düşmesi insanın yolunun.
Güneşin bir ceza gibi doğması dünyaya.
iki adımdan biri insanın, sevincin kundakçısı,
hüznün arması ayrılık.
O küçük ölüm!
Usta dokunuşlarla bizi büyük ölüme hazırlayan.
Ayrılık, o köpüklü öpüşlerin ardından gidip ağzını yıkadığında başlamıştı.
Ben bulutları gösterirken,
bulmacanın beş harfli yemek sorusuna; yanıt aramanla halkalanmış,
Aşkın şarabının ağzını açtım, yar yüzünden içti murt bende kaldı
türküsü tenimde düğümlenirken, odadan çıkışınla yolunu tutmuş,
Dağlarda öldürülen çocukların fotoğraflarını bir kenara itip,
bu eteğin üstüne bu bluz yakıştı mı?
diye sorduğunda varacağı yere varmıştı çoktan.
Şimdi anlıyormusun gidişinin neden ayrılık olmadığını,
bir yaprağın düşmesi kadar ancak, acısı ve ağırlığı olduğunu.
Bir toplama işleminin sonucunu yazmak gibi bir değer taşıdığını.
Boşluğa bir boşluk katmadığını, kar yağdırmadığını yaz ortasında....
Ne mi yapacağım bundan sonra?
Ayak izlerimi silmek için sana gelen bütün yolları tersinden yürüyeceğim önce.
Şiir yazmayacağım bir süre,
Fotoğraflarını güneşe koyacağım, bir an önce sararsınlar diye.
Hediyelik eşya satan dükkanların önünden geçmeyeceğim.
Senin için biriktirdiğim yağmur suyunu, bir gül ağacının dibine dökeceğim.
Falcı kadınlara inanmayacağım artık.
Trafik polislerine adres sormayacağım,
Geleceğe ışık düşüren bir gülüşle gülmeyeceğim kimseye....
Ne yapacağımı sanıyorsun ki?
Tenin tenime bu kadar sinmişken,
ömrüm azala azala önümden akarken,
gittiğin gerçek bu kadar herkese benzerken..
Senin korkularını, benim inceliğimi doldurup yüreğime,
bıraktığın boşluğu yonta yonta binlerce heykelini yapacağım.
Şükrü Erbaş
Ayrılık ne biliyor musun?
Ne araya yolların girmesi,
ne kapanan kapılar,
ne yıldız kayması gecede,
ne ceplerde tren tarifesi,
ne de turna katarı gökte.
insanın içini dökmekten vazgeçmesi ayrılık!
ipi kopmuş boncuklar gibi yollara döktüğü gözlerini,
birer damla düş kırıklığı olarak toplaması içine.
Ardında dünyalar ışıyan camlar dururken,
duvarlara dalıp dalıp gitmesi.
Türküsünü söylecek kimsesi kalmamak ayrılık.
Saçına rüzgar, sesine ışık düşürememek kimsenin.
Çiçekçilerden uzağa düşmesi insanın yolunun.
Güneşin bir ceza gibi doğması dünyaya.
iki adımdan biri insanın, sevincin kundakçısı,
hüznün arması ayrılık.
O küçük ölüm!
Usta dokunuşlarla bizi büyük ölüme hazırlayan.
Ayrılık, o köpüklü öpüşlerin ardından gidip ağzını yıkadığında başlamıştı.
Ben bulutları gösterirken,
bulmacanın beş harfli yemek sorusuna; yanıt aramanla halkalanmış,
Aşkın şarabının ağzını açtım, yar yüzünden içti murt bende kaldı
türküsü tenimde düğümlenirken, odadan çıkışınla yolunu tutmuş,
Dağlarda öldürülen çocukların fotoğraflarını bir kenara itip,
bu eteğin üstüne bu bluz yakıştı mı?
diye sorduğunda varacağı yere varmıştı çoktan.
Şimdi anlıyormusun gidişinin neden ayrılık olmadığını,
bir yaprağın düşmesi kadar ancak, acısı ve ağırlığı olduğunu.
Bir toplama işleminin sonucunu yazmak gibi bir değer taşıdığını.
Boşluğa bir boşluk katmadığını, kar yağdırmadığını yaz ortasında....
Ne mi yapacağım bundan sonra?
Ayak izlerimi silmek için sana gelen bütün yolları tersinden yürüyeceğim önce.
Şiir yazmayacağım bir süre,
Fotoğraflarını güneşe koyacağım, bir an önce sararsınlar diye.
Hediyelik eşya satan dükkanların önünden geçmeyeceğim.
Senin için biriktirdiğim yağmur suyunu, bir gül ağacının dibine dökeceğim.
Falcı kadınlara inanmayacağım artık.
Trafik polislerine adres sormayacağım,
Geleceğe ışık düşüren bir gülüşle gülmeyeceğim kimseye....
Ne yapacağımı sanıyorsun ki?
Tenin tenime bu kadar sinmişken,
ömrüm azala azala önümden akarken,
gittiğin gerçek bu kadar herkese benzerken..
Senin korkularını, benim inceliğimi doldurup yüreğime,
bıraktığın boşluğu yonta yonta binlerce heykelini yapacağım.
Şükrü Erbaş
hassiktir şu milyarlarca insan içinde sıra bana mı geldi bea.
eko sözlük = sözlük eko girişimin adıdır. Eko sözlük yazarlarının ittifakla kabulleriyle bu havayı yakalamıştır. ama geleceği adına ciddi kaygılar mevcut görünmektedir.
mesela:
- eski eko sözlük yöneticilerinin ne olduğu hakkında tek ipucu sergilenememektedir. buharlaşmışlar mıdır?
- eski eko sözlük tabanı aynıyle kullanılır durumdadır. yazarların geçmiş dönem entry ve başlıkları dahil olmak üzere.
- eski eko sözlüğün kısa bir süre bile olsa oluşturmuş olduğu bir ekonomik değer yok mudur? bu değer transfer edilmiştir. *
mesela:
- eski eko sözlük yöneticilerinin ne olduğu hakkında tek ipucu sergilenememektedir. buharlaşmışlar mıdır?
- eski eko sözlük tabanı aynıyle kullanılır durumdadır. yazarların geçmiş dönem entry ve başlıkları dahil olmak üzere.
- eski eko sözlüğün kısa bir süre bile olsa oluşturmuş olduğu bir ekonomik değer yok mudur? bu değer transfer edilmiştir. *
entry'leri bir gecede 20 küsurlamışsan ve sözüm ona izleniyorsun deniyorsa ama çaylaklığında bir yandan sürüyorsa... ne diyim şimdi sana diye söylenirsin yönetici tayfaya.