bugün

sevdiği entry'ler

hatırladıkça iç burkan garibanlık anıları

Annem sürekli anlatır tabi ben o zamanları hatırlamıyorum...
Küçükken dedemlerin alt dairesinde otururduk,durumumuz olmadığından yemek vakitleri üst kata çıkılır yemek yenirdi.sabah kahvaltılarında ise annem ve ben tek bir bardaktan çay içerdik,hatta annemin dediğine göre çayı çok sevdiğimden çoğunu ben içermişim.bu durum tabi yoksul olan aile büyüklerinin gözüne batar(dede ve ninenin) fazla çay olmadığından çocuğa çay içirme denir anneme,garip anamda içmez bu durumda doğal olarak tamam der mecburen.sonraki gün çaydan nefret ettirmek için çayın içine tuz koyar ve öyle içirir mecburende olsa(şimdi anlatırken bazen gözleri dolar)dolayısıyla çaydan artık nefret etmişim ve daha çay istememişim.

Ama şimdi şükürler olsun ki durumumuz çok iyi üst katımızda dedemler oturmuyor başka yere taşındık ve artık çayları şekerli içebiliyoruz hemde istediğimiz kadar...

hatırladıkça iç burkan garibanlık anıları

annemizi kaybettik, babamız olacak şahıs tekrar evlendi. üvey anne kahrı çektik, dövüldük, ezildik, ağlatıldık...

bir gün ablamla çıktık dışarı parkta oturuyoruz. karşımızda manav var. salkım salkım üzümler... paramız yok zaten. biri elimize para verse bu ne diye düşünürüz o haldeyiz. dayanamadım ben, ablam zaten hasta. üzüm alayım dedim. girdim markete. Abi dedim. üzümler güzelmiş dedim. üstümüz başımız yamalı zaten. çukurova çocuğuyuz işte. evet dedi güzel olacak tabi izmir üzümü dedi. zorlandım, terledim. dişimi sıktım isteyemedim. çıktım sonra ablamın yanına döndüm. bana baktı. şey dedim sahibi varmış o üzümlerin dedim. sustuk oturmaya devam ettik çimlere...

şuan bile dolu bi meyve tabağı görsem içim burkulur. yağmur yağar içime... o yeşeren meyveler, içimi tüketir...
© copyright 2005 - 2026