bugün
- silver ile evlenecek erkek36
- fenerbahçe nin transferi kapaması16
- true ve s'i l v'e r m'i s t birlikteliği6
- sözlük yazarlarının kombinleri11
- parayla saadet olması18
- aykolik 31 çekmeyi nerden öğrendi sorunsalı5
- ismet biradere koşarken çelme takmak6
- gammazların sözlüğü bitirmiş olması8
- s'i l v'e r m'i s t15
- iran düşmanlığı12
- kot ceketin havalı olduğu yıllar9
- amedspor19
- köfteci yusuf2
- ışıktan altın elde etmek4
- kürt sorunu12
- zengin olunca yapılacak ilk görgüsüzlük9
- evlenme masrafını balayında kullanmak8
- bir kızdan kibarca nasıl domalmş fotoğrafı istenir5
- sabah kahvaltısını gevrekle yapmak3
- türk'ün olduğu her yerde kürt olması25
- crimson desert2
- gammaz gammazı neresinden tanır4
- karizmatik soyadları6
- sinem dedetaş4
- ama yeni parti tüzüğü11
- 31 ağustos 2026 amedspor trabzonspor maçı27
- hepinizi karim yapacam olum2
- evlilikle saadet olması3
- 2026 ağustos ayı nasıl geçti2
- kadınsızlıkla nasıl baş ediyorsunuz8
- silvermist vs zendaya2
- sözlükten hatun götürmek3
- evlenecek kız kalmaması13
- bostanlı da kahve içip kitap okumak7
- era7capone4
- çekirdek yiyen erkek3
- diamond basphorus2
- çin halk cumhuriyeti4
- altındaki 12 tl 74 kuruşluk zararımı kim ödeyecek6
- küpe takan erkek3
- ibrahim mbaye2
- trafikte sinirlenip bağırmak10
- savaş çıksa en önden kaçacak ekip19
- mauro icardi6
- flört yapay zekası5
- mühendis abazanlığı2
- montun cebinden tek çekirdek çıkması2
- hangi yazarı on üzerinden kaç seviyorsunuz24
- dürüm yerken suikaste uğramak6
- sarapci koala60
entry'ler (2)
sanırım çocukluğumun kafamı en kurcalayan sorularından biridir bu, tanrı olduğunu nasıl anladın?
içinde bulunduğumuz düzen şüphesiz ki bizden en büyük servetimizi çalıyor. Öğrenmek en büyük hedefimiz olmalıyken insan elinden çıkma mevcut bilginin çok az bir kısmına erişim sağlayabiliyoruz. işin kötü yanı bu öyle bir yoksunluk ki bilgiye ihtiyaç duymuyor ve erişemediklerimizin mevcudiyetini dahi fark edemiyoruz.
Pek çoğumuzun bir distopyada yaşadığı sanrısına kapıldığı olmuştur. Bu yaşadığımız sanrıdan öte en karanlık distopya kurgusu olmalı. Aaron Swartz sayesinde bu distopyadan çıkabilmek adına çok büyük adımlar atabildik. Yine de bu büyük mücadelenin böylesine unutuluyor hatta bilinmiyor olması beni çok rahatsız ediyor. Her seferinde beni motive eden bu yazısının paylaşılması gerektiğini düşünüyorum.
`Bilgi güçtür. Fakat her zaman olduğu gibi bu gücü kendine saklamak isteyenler var. Yüzyıllarca dünyanın her yanında, kitaplar ve dergilerde yayınlanmış bütün bilimsel ve kültürel mirasın giderek daha fazlası sayısallaştırılıyor ve bir avuç özel şirket tarafından kilit altına alınıyor. En ünlü bilimsel sonuçların yayınlandığı makaleleri mi okumak istiyorsunuz? Reed Elsevier gibi yayıncılara muazzam meblağlar göndermeniz gerekecek.
Bu durumu değiştirmek için mücadele edenler de var. Bilim insanları telif haklarını devretmesin, çalışmaların internet üzerinde herkesin erişimine açık olarak yayınlansın diye yiğitçe savaştı. Fakat bu çalışmalar en iyi ihtimalle gelecekte yayınlanacak şeyleri etkileyebilecek. Şimdiye kadarki her şey kaybedilmiş olacak.
Bu kabul edilmez bir bedel. Bir akademisyen, meslektaşlarının çalışmalarını okumak için para vermeye zorlanır mı? Bütün kütüphaneler tarandıysa bunları sadece Google’dakilerin mi okumasına izin verilir? Bilimsel makaleler Birinci Dünya’daki seçkin üniversitelere sağlanır da Küresel Güney’deki çocuklardan esirgenir mi? Bunlar korkunç ve kabul edilmezdir.
“Tamam haklısın” diyor çoğu kişi, “ama ne yapabiliriz? Şirketler telif haklarını ellerinde tutuyor, erişimi ücretlendirerek devasa paralar kazanıyorlar ve bunlar bütünüyle yasal, onları durdurmak için yapabileceğimiz hiçbir şey yok.” Fakat yapabileceğimiz, hatta yapılmış olan bir şey var: Karşı saldırıya geçebiliriz.
Bu kaynaklara erişimi olanlar, öğrenciler, kütüphaneciler, bilim insanları; size bir ayrıcalık verildi. Siz bu bilgi ziyafetinden beslenirken dünyanın geri kalanı dışarıda bırakılmış durumda. Bu ayrıcalığı kendinize saklamamalısınız, aslında ahlaken de saklayamazsınız. Bunu dünya ile paylaşma göreviniz var. Ve yaptınız da: meslektaşlarla şifrenizi paylaştınız, arkadaşlarınız için dosya indirdiniz.
Dışarıda bırakılanlar, bu sırada siz de boş durmuyordunuz. Çatlaklardan gözlüyordunuz, çitlerden tırmanıyordunuz ve yayıncıların kilit altına aldığı bilgileri özgürleştirerek arkadaşlarınızla paylaşıyordunuz.
Ama bütün bu eylemler karanlıkta, yeraltında gizlenerek ilerliyordu. Hırsızlık veya korsanlık denildi, sanki bir bilgi hazinesini paylaşmak bir gemiyi soyup mürettebatı öldürmek ile ahlaken eşdeğermiş gibi. Fakat paylaşmak ahlaken yanlış değildir, aksine ahlaki bir buyruktur. Yalnız açgözlülükten gözü dönmüş birisi arkadaşına istediği kopyayı vermez.
Büyük şirketlerin, elbette, açgözlülükten gözleri dönmüştür. Uydukları kanunlar da bunu gerektirir, aksi halde paydaşları isyan eder. Ve satın aldıkları siyasetçiler onlara arka çıkmak için kimin kopya çıkarabileceği üzerinde onlara istisnai haklar veren kanunlar çıkarır.
Adil olmayan yasaları izlemek adaletli olamaz. Aydınlığa çıkmanın, büyük sivil itaatsizlik geleneğimizle, kamusal kültürümüzün şahsi gaspına karşı olduğumuzu ilan etmenin zamanı gelmiştir.
Nerede depolanmış olursa olsun, bilgiyi almalı, kendi kopyalarımızı çıkarmalı ve dünya ile paylaşmalıyız. Telif hakkı biten şeyleri alıp arşive eklemeliyiz. Gizli veritabanlarını satın alıp internete koymalıyız. Bilimsel dergileri indirip dosya paylaşım ağlarına yüklemeliyiz. Gerilla Açık Erişim için savaşmalıyız.
Bütün dünyada yeterince fazla sayıda olursak, yalnızca bilginin özelleştirilmesine karşı güçlü bir mesaj vermekle kalmayacağız, aynı zamanda onu tarihe gömeceğiz. Bize katılıyor musunuz?
Aaron Swartz
Temmuz 2008, Eremo, italya`
Pek çoğumuzun bir distopyada yaşadığı sanrısına kapıldığı olmuştur. Bu yaşadığımız sanrıdan öte en karanlık distopya kurgusu olmalı. Aaron Swartz sayesinde bu distopyadan çıkabilmek adına çok büyük adımlar atabildik. Yine de bu büyük mücadelenin böylesine unutuluyor hatta bilinmiyor olması beni çok rahatsız ediyor. Her seferinde beni motive eden bu yazısının paylaşılması gerektiğini düşünüyorum.
`Bilgi güçtür. Fakat her zaman olduğu gibi bu gücü kendine saklamak isteyenler var. Yüzyıllarca dünyanın her yanında, kitaplar ve dergilerde yayınlanmış bütün bilimsel ve kültürel mirasın giderek daha fazlası sayısallaştırılıyor ve bir avuç özel şirket tarafından kilit altına alınıyor. En ünlü bilimsel sonuçların yayınlandığı makaleleri mi okumak istiyorsunuz? Reed Elsevier gibi yayıncılara muazzam meblağlar göndermeniz gerekecek.
Bu durumu değiştirmek için mücadele edenler de var. Bilim insanları telif haklarını devretmesin, çalışmaların internet üzerinde herkesin erişimine açık olarak yayınlansın diye yiğitçe savaştı. Fakat bu çalışmalar en iyi ihtimalle gelecekte yayınlanacak şeyleri etkileyebilecek. Şimdiye kadarki her şey kaybedilmiş olacak.
Bu kabul edilmez bir bedel. Bir akademisyen, meslektaşlarının çalışmalarını okumak için para vermeye zorlanır mı? Bütün kütüphaneler tarandıysa bunları sadece Google’dakilerin mi okumasına izin verilir? Bilimsel makaleler Birinci Dünya’daki seçkin üniversitelere sağlanır da Küresel Güney’deki çocuklardan esirgenir mi? Bunlar korkunç ve kabul edilmezdir.
“Tamam haklısın” diyor çoğu kişi, “ama ne yapabiliriz? Şirketler telif haklarını ellerinde tutuyor, erişimi ücretlendirerek devasa paralar kazanıyorlar ve bunlar bütünüyle yasal, onları durdurmak için yapabileceğimiz hiçbir şey yok.” Fakat yapabileceğimiz, hatta yapılmış olan bir şey var: Karşı saldırıya geçebiliriz.
Bu kaynaklara erişimi olanlar, öğrenciler, kütüphaneciler, bilim insanları; size bir ayrıcalık verildi. Siz bu bilgi ziyafetinden beslenirken dünyanın geri kalanı dışarıda bırakılmış durumda. Bu ayrıcalığı kendinize saklamamalısınız, aslında ahlaken de saklayamazsınız. Bunu dünya ile paylaşma göreviniz var. Ve yaptınız da: meslektaşlarla şifrenizi paylaştınız, arkadaşlarınız için dosya indirdiniz.
Dışarıda bırakılanlar, bu sırada siz de boş durmuyordunuz. Çatlaklardan gözlüyordunuz, çitlerden tırmanıyordunuz ve yayıncıların kilit altına aldığı bilgileri özgürleştirerek arkadaşlarınızla paylaşıyordunuz.
Ama bütün bu eylemler karanlıkta, yeraltında gizlenerek ilerliyordu. Hırsızlık veya korsanlık denildi, sanki bir bilgi hazinesini paylaşmak bir gemiyi soyup mürettebatı öldürmek ile ahlaken eşdeğermiş gibi. Fakat paylaşmak ahlaken yanlış değildir, aksine ahlaki bir buyruktur. Yalnız açgözlülükten gözü dönmüş birisi arkadaşına istediği kopyayı vermez.
Büyük şirketlerin, elbette, açgözlülükten gözleri dönmüştür. Uydukları kanunlar da bunu gerektirir, aksi halde paydaşları isyan eder. Ve satın aldıkları siyasetçiler onlara arka çıkmak için kimin kopya çıkarabileceği üzerinde onlara istisnai haklar veren kanunlar çıkarır.
Adil olmayan yasaları izlemek adaletli olamaz. Aydınlığa çıkmanın, büyük sivil itaatsizlik geleneğimizle, kamusal kültürümüzün şahsi gaspına karşı olduğumuzu ilan etmenin zamanı gelmiştir.
Nerede depolanmış olursa olsun, bilgiyi almalı, kendi kopyalarımızı çıkarmalı ve dünya ile paylaşmalıyız. Telif hakkı biten şeyleri alıp arşive eklemeliyiz. Gizli veritabanlarını satın alıp internete koymalıyız. Bilimsel dergileri indirip dosya paylaşım ağlarına yüklemeliyiz. Gerilla Açık Erişim için savaşmalıyız.
Bütün dünyada yeterince fazla sayıda olursak, yalnızca bilginin özelleştirilmesine karşı güçlü bir mesaj vermekle kalmayacağız, aynı zamanda onu tarihe gömeceğiz. Bize katılıyor musunuz?
Aaron Swartz
Temmuz 2008, Eremo, italya`