bugün
- ciddi ilişki istemiyorum takılalım diyen kadın9
- soğuk duş almak5
- yaşlılığınız için insan biriktirin4
- yazarların en sevdiği meyve5
- lahmacunu elle yiyen kız5
- milli takıma isim koyalım kampanyası9
- kas krampı4
- insanlara güvenin azalması4
- seni hayata bağlayan şey11
- başına belayı satın almak3
- fakirlik belirten hareketler2
- içilen en lezzetli çorba2
- türk kızlarına yürüyen turistin dayak yemesi7
- çipli kimlik kartları2
- hawking'in uzaylılarla konuşmayın uyarısı3
- baba denince akla gelenler4
- nolcak bu ulkenin hali3
- özel okul öğretmenleri açlık grevinde2
- zincir marketlere kısıtlama çağrısı4
- 29 yaşında erkek 41 yaşında kadın ilişkisi3
- peki yazan kıza espri yapmaya devam etmek3
- nasılsınız3
- kimseyle tanışamamak8
- asosyal olmanın sebepleri3
- yüzde 80 kakao içeren bitter çikolata2
- milli takımın gruptan 3 çıkması senaryosu4
- ankara sokaklarında yürümek2
- 20 haziran 2026 türkiye paraguay maçı52
- 5 litrelik suyla sınava giren öğrenci5
- 26 haziran 2026 türkiye'nin abd'ye döşeyeceği boru3
- 20 haziran 2026 hollanda isveç maçı5
- arda güler egosu7
- başkan2
- türkiye'deki yakışıklı erkek kıtlığı16
- anne ve babayı çocukları önünde vuran maganda3
- okulda felsefe dersinin kaldırılması7
- bir insana sonradan öğretilebilecek en zor şey3
- fazla açıklama yapan insan2
- kanyon starbucks2
- yuzırların süper güçleri11
- bizim çocuklar'a alternatif slogan önerileri3
- hiç götü öpülmemiş kız siniri2
- enteresan beddualar9
- vincenzo montella'nın halen istifa etmemiş olması10
- türkiye a milli futbol takımı14
- telegram vs whatsapp4
- güzellik merkezi2
- 33 yaşında emekli hayatı yaşamak5
- türkiye'nin asla düzelemeyecek olmasının sebebi12
- erkeklere çekici gelen kadın meslekleri10
entry'ler (54)
*mını buldun da kılını mı arıyorsun.
o gün yolda olacağım için gidemiyeceğim ama aklımın kalacağı zirve.
o bir sutiiii
o bir edirne anadolu lisasi öğretmeni
o bir tanıyanlar için kabus tanımayan lar için ukte
o bir matematikçi
o bir öğrencileri isimleri yerinle okul numaraları ile ezberleyen zatı muhteremdir
o bir dersanede çalışmaya başlayınca edirne anadolu liselilerin o dersaneden kaydını aldırmasına sebep olan güzide insan...
o anlatılmaz öğrencisi olup yaşanır...
o bir edirne anadolu lisasi öğretmeni
o bir tanıyanlar için kabus tanımayan lar için ukte
o bir matematikçi
o bir öğrencileri isimleri yerinle okul numaraları ile ezberleyen zatı muhteremdir
o bir dersanede çalışmaya başlayınca edirne anadolu liselilerin o dersaneden kaydını aldırmasına sebep olan güzide insan...
o anlatılmaz öğrencisi olup yaşanır...
anadolu lisesi öğrencilerinin en güzel dört yılını geçirmek zorunda oldukları yarı kapalı ceza evinin bulunduğu muhteşem semt.
ömrümde bu kadar kibar hapşuran birini dörmedim:)resmen eski yeşil çam filimlerinde ince hastalığa yakalanan belgin doruğun öksürmesinin hapsuruk versiyonunu yaratan şahış...
mükemmel olmadığım gibi herkezin olmamı istediği durum.
söyleyeceklerini bir türlü kafasında toplayamayan yazarinsan.
edirne de özellikle ünv. gençliğinin sevgilileri ile takıldığı yerdir.
okulu kırınca gidilecek yerdir gönlünce eğlene bilirsin
özellikle talatın kahvesi süperdir (kırkahvesi olarak bilinir)bir de okeye acayip sardıysan muhabbetle deyicek yoktur keyfinize.
okulu kırınca gidilecek yerdir gönlünce eğlene bilirsin
özellikle talatın kahvesi süperdir (kırkahvesi olarak bilinir)bir de okeye acayip sardıysan muhabbetle deyicek yoktur keyfinize.
geriii geriiii
heyy geriii(burhandan nağmeler)
heyy geriii(burhandan nağmeler)
+beş dakka bekle geliyorum
-lan oğlum abdülkadir bizim tayfayı topla
+tam takım gelsinler
-ebesini belliycek birini buldum.
-lan oğlum abdülkadir bizim tayfayı topla
+tam takım gelsinler
-ebesini belliycek birini buldum.
asla yapmak ve de şahit olmak istenmeyecek bir durum!
gürültü kirliliğini arttırmak içinbüyükçe bir çaba harçayan papaz dörtlüsü...
asla kabul edilmemesi gereken insanı çileden çıkaran durum.
yalnız olanların nefret ettiği ve peluş oyuncak satışlarında patlama yaşanan gün.
Kapıcının oğlu
Ben güzel laflar edemem,
Süslü kelimeleriyse hiç beceremem.
Ne hayat bilgisinden gayrı kitap okudum.
Ne de okul gördüm, ilkokuldan gayri.
Islak görünümlü, kazık gibi saçlarıma dokunduğunda ;
Bu nasıl briyantin demiştin.
Ben limon kullanırım diyememiştim.
Sadece, beğendin mi demiştim.
Hamburger yerken ketçapa, salça dermiş,
Becerememiş köftesini yere düşürmüştüm.
Hele bir gece yanık yanık efkarlı bir türkü okurken,
Dire Straits'i hiç dinledin mi dediğin de;
O şarkıyı çok severim demiştim.
Sen anlam veremediğim bir şekilde kahkahayla gülmüş,
Bense bir halt ettiğimi anlamış ve susmuştum
Nereden bilebilirdim,
Dre Straits'in bir şarkı değil de, grup olduğunu
Ama sen hep anlayışlıydın, hep olgundun, hep farklı.
Ben ise her zaman pot kırmaya hazır.
Her kelimesi facia bir şöfor parçası.
Sen hep hatalarıma gülüp geçen, benim moral kaynağım.
Hayatta beni anlayan tek insandın.
ilkokul mezunu olmamı yüzüme vurmamış,
Ortaokulu dışardan bitirdiğimden nasıl gururlanmış, bana çay ısmarlamıştın
Çünkü, ben çayı, sen kolayı severdin.
Sen kola kadar serinleten,
Bense çay kadar yakan.
Benzetme sanatının mübalağasız örnekleriydik.
Her sabah bugün olmayacaksın korkusuyla uyanmış,
Her gece aynı korkuyla yatmıştım
Hele arkadaşların ve arkadaş sohbetlerin,
Her birinin delip geçen, küçük düşüren sözleri,
Ve senin sürekli savunmaların.
Israrla duymak istemediğim ama her seferinde yüzüme bir yumruk gibi inen,
Kızım bırak bu herifi sözleri.
Ama sen bırakmadın, ama sen hep tuttun.
Sen tuttukça, ben de hep kendime kahrettim
içime kustum
O kara kızın vizen nasıldı sözüne hemen atlamış.
Yurtdışına mı gidiyorsun diye şaşkın şaşkın bakarken,
Yine herkesin gülüşüyle, yerin dibine batmıştım.
Nerden bileydim, vizenin yazılı sınav olduğunu, kahretsin !
Benin en iyi yaptığım şey araba kullanmaktı.
Hayalimse ; hep bir arabaya sahip olmak,
Bir minibüs alıp, bir okulun servis şöförlüğünü yapacak,
Kendi arabamla, kendi paramı kazanıp,
Bak okumuşlar bu kadar paramı kazanıyor diyebilmekti.
Ama o da olmadı.
Hep başkalarının arabalarında çalıştım.
Gündüz servis attım, gece Ankara sokaklarında
Yine başkalarının taksilerinde
Yanık türküler dinleyip, şoförlük yaptım.
Ankara'nın karanlık sokaklarını,
Barları, pavyonları, sarhoşları topladım.
Kimse senin kadar anlayışlı değildi.
Ne baban, ne annen, ne de kardeşlerin.
Belki de haklıydılar.
Sen üniversite mezunu, rahatlıklar içinde.
Ben ise, ortaokulu dışardan bitirme.
Sorunlarla iç içe
Aslında, bende nice umutları olan, nice hayallere gebe,
Kendi çapında bitirim bir şofördüm.
Evet, şo-för
ingilizce'sini de öğrendim, Driver-Sürücü.
Taksi zaten ingilizcede de taksiymiş, dün otelci kadın söyledi.
Bak yine abuk-sabuk konuşmaya başladım.
Ama dedim ya ben de hayalleri olan,
Belki Çiçek Abbas'ı on kere izleyen,
Kendi çapında bir ilyas Salman'ım, kim bilir?
Hadi yeniden diyebilmek ne kadar zor bugün.
Hadi baştan yani
Göz bebeklerimizin her biri farklı yöe terlerken,
Bir daha diyebilmek ne kadar zor gülüm
Biliyor musun? Saçlarım dökülmeye başladı.
Limondan mı ne
Hamburgercilerin ise hepsinden nefret eder oldum.
Makarnayı bile salçasız yiyorum. Ketçapsız yani
Ne süslü kelimelerle güzel laflar edebildim sana.
Ne de şiir yazabildim
Ha unutmadan ;
Bir şiir yazmıştım ya sana ;
Orhan Gencebay'ındı. Sen nasıl olsa dinlemezdin,
Bilmezdin o tür şarkıları
"Hatasız kul olmaz, hatamla sev beni"
Ama sen yine de, anılarında da olsa, hatıralarımla sev beni.
Bana bir kravat almıştın ya, biz sözlenince takarsın diye,
Dün kapıcının oğlu evlendi, son hatıranda onunla gitti
Dün kapıcının oğlu evlendi, yüreğimde onunla gitti
Dün kapıcının oğlu evlendi, şoför bendim.
Dün kapıcının oğlu beni benden etti, gitti
Gitti
Gitti
(çok sevdiğim bu şiiri hakkını vererek okuyan güzel sesli insandır)
Ben güzel laflar edemem,
Süslü kelimeleriyse hiç beceremem.
Ne hayat bilgisinden gayrı kitap okudum.
Ne de okul gördüm, ilkokuldan gayri.
Islak görünümlü, kazık gibi saçlarıma dokunduğunda ;
Bu nasıl briyantin demiştin.
Ben limon kullanırım diyememiştim.
Sadece, beğendin mi demiştim.
Hamburger yerken ketçapa, salça dermiş,
Becerememiş köftesini yere düşürmüştüm.
Hele bir gece yanık yanık efkarlı bir türkü okurken,
Dire Straits'i hiç dinledin mi dediğin de;
O şarkıyı çok severim demiştim.
Sen anlam veremediğim bir şekilde kahkahayla gülmüş,
Bense bir halt ettiğimi anlamış ve susmuştum
Nereden bilebilirdim,
Dre Straits'in bir şarkı değil de, grup olduğunu
Ama sen hep anlayışlıydın, hep olgundun, hep farklı.
Ben ise her zaman pot kırmaya hazır.
Her kelimesi facia bir şöfor parçası.
Sen hep hatalarıma gülüp geçen, benim moral kaynağım.
Hayatta beni anlayan tek insandın.
ilkokul mezunu olmamı yüzüme vurmamış,
Ortaokulu dışardan bitirdiğimden nasıl gururlanmış, bana çay ısmarlamıştın
Çünkü, ben çayı, sen kolayı severdin.
Sen kola kadar serinleten,
Bense çay kadar yakan.
Benzetme sanatının mübalağasız örnekleriydik.
Her sabah bugün olmayacaksın korkusuyla uyanmış,
Her gece aynı korkuyla yatmıştım
Hele arkadaşların ve arkadaş sohbetlerin,
Her birinin delip geçen, küçük düşüren sözleri,
Ve senin sürekli savunmaların.
Israrla duymak istemediğim ama her seferinde yüzüme bir yumruk gibi inen,
Kızım bırak bu herifi sözleri.
Ama sen bırakmadın, ama sen hep tuttun.
Sen tuttukça, ben de hep kendime kahrettim
içime kustum
O kara kızın vizen nasıldı sözüne hemen atlamış.
Yurtdışına mı gidiyorsun diye şaşkın şaşkın bakarken,
Yine herkesin gülüşüyle, yerin dibine batmıştım.
Nerden bileydim, vizenin yazılı sınav olduğunu, kahretsin !
Benin en iyi yaptığım şey araba kullanmaktı.
Hayalimse ; hep bir arabaya sahip olmak,
Bir minibüs alıp, bir okulun servis şöförlüğünü yapacak,
Kendi arabamla, kendi paramı kazanıp,
Bak okumuşlar bu kadar paramı kazanıyor diyebilmekti.
Ama o da olmadı.
Hep başkalarının arabalarında çalıştım.
Gündüz servis attım, gece Ankara sokaklarında
Yine başkalarının taksilerinde
Yanık türküler dinleyip, şoförlük yaptım.
Ankara'nın karanlık sokaklarını,
Barları, pavyonları, sarhoşları topladım.
Kimse senin kadar anlayışlı değildi.
Ne baban, ne annen, ne de kardeşlerin.
Belki de haklıydılar.
Sen üniversite mezunu, rahatlıklar içinde.
Ben ise, ortaokulu dışardan bitirme.
Sorunlarla iç içe
Aslında, bende nice umutları olan, nice hayallere gebe,
Kendi çapında bitirim bir şofördüm.
Evet, şo-för
ingilizce'sini de öğrendim, Driver-Sürücü.
Taksi zaten ingilizcede de taksiymiş, dün otelci kadın söyledi.
Bak yine abuk-sabuk konuşmaya başladım.
Ama dedim ya ben de hayalleri olan,
Belki Çiçek Abbas'ı on kere izleyen,
Kendi çapında bir ilyas Salman'ım, kim bilir?
Hadi yeniden diyebilmek ne kadar zor bugün.
Hadi baştan yani
Göz bebeklerimizin her biri farklı yöe terlerken,
Bir daha diyebilmek ne kadar zor gülüm
Biliyor musun? Saçlarım dökülmeye başladı.
Limondan mı ne
Hamburgercilerin ise hepsinden nefret eder oldum.
Makarnayı bile salçasız yiyorum. Ketçapsız yani
Ne süslü kelimelerle güzel laflar edebildim sana.
Ne de şiir yazabildim
Ha unutmadan ;
Bir şiir yazmıştım ya sana ;
Orhan Gencebay'ındı. Sen nasıl olsa dinlemezdin,
Bilmezdin o tür şarkıları
"Hatasız kul olmaz, hatamla sev beni"
Ama sen yine de, anılarında da olsa, hatıralarımla sev beni.
Bana bir kravat almıştın ya, biz sözlenince takarsın diye,
Dün kapıcının oğlu evlendi, son hatıranda onunla gitti
Dün kapıcının oğlu evlendi, yüreğimde onunla gitti
Dün kapıcının oğlu evlendi, şoför bendim.
Dün kapıcının oğlu beni benden etti, gitti
Gitti
Gitti
(çok sevdiğim bu şiiri hakkını vererek okuyan güzel sesli insandır)
(bkz: http://www.kalbimsin.net/...i_siirler/zigon-sehpa.php)
zigon sehpa
Bugün ordaydım,
Aynı yerde aynı evde.
Aynı kapıdan girdim içeri,
Tesadüf bu ya,
Aynı anahtar kalmış bende.
Sandalyede yeleğini unutmuşsun,
Masada kahkahanı,mutfakta bardağını,
Salon da duruşunu unutmuşsun.
Sonra yan odada hıçkırığını,
Koridorda göz yaşlarını
Kapı da çarpıp çıkışını unutmuşsun.
Bir çiçeğin zehri düşmüş
Zigon sehpaya,
Bir rujunun rengi düşmüş oval aynaya,
O kavgadan arta kalan kırık vazoyla,
ikimizin kalbi düşmüş tozlu balkona.
Duvarda ki resmin de gülüşün kalmış
Son içtiğin fincan da dudak izlerin
Portmantonun yanın da gidişin
Kapı da bıraktığın ayak izlerin kalmış.
Yastığının üstün de saçını buldum
Posta kutusun da mektuplarını,
Teypte dinlediğin şarkını buldum
O hicaz da kalmış göz yaşlarını.
Yazan böyle yazmış demek ki
Nasıl da anlam buldu
Sen olmayınca.
Ne eyleyim köşkü ne eyleyim sarayı
için de salınan YAR olmayınca
zigon sehpa
Bugün ordaydım,
Aynı yerde aynı evde.
Aynı kapıdan girdim içeri,
Tesadüf bu ya,
Aynı anahtar kalmış bende.
Sandalyede yeleğini unutmuşsun,
Masada kahkahanı,mutfakta bardağını,
Salon da duruşunu unutmuşsun.
Sonra yan odada hıçkırığını,
Koridorda göz yaşlarını
Kapı da çarpıp çıkışını unutmuşsun.
Bir çiçeğin zehri düşmüş
Zigon sehpaya,
Bir rujunun rengi düşmüş oval aynaya,
O kavgadan arta kalan kırık vazoyla,
ikimizin kalbi düşmüş tozlu balkona.
Duvarda ki resmin de gülüşün kalmış
Son içtiğin fincan da dudak izlerin
Portmantonun yanın da gidişin
Kapı da bıraktığın ayak izlerin kalmış.
Yastığının üstün de saçını buldum
Posta kutusun da mektuplarını,
Teypte dinlediğin şarkını buldum
O hicaz da kalmış göz yaşlarını.
Yazan böyle yazmış demek ki
Nasıl da anlam buldu
Sen olmayınca.
Ne eyleyim köşkü ne eyleyim sarayı
için de salınan YAR olmayınca
miğdesi her türlü iğrençliği kaldıra bileçek insan türü...
fincan
misket
rikkat
misket
rikkat
evlilik yalanların en büyüğüdür çünkü kimse evli olunca tam anlamıyla mutlu değildir her iki tarafında farklı beklentileri vardır ve bu bir türlü gerçekleşmez sonuç itibari ile mahke salonunda son bulan eylem.
kısaca tanımı için :
ajdar= 1 iq
ajdar= 1 iq