bugün
- yazarların on üzerinden komiklikleri47
- birine geç kalmak9
- abd'nin iran füzelerine müdahale etmemesi3
- cayır cayır yanan kız13
- sabah sekizde okulda olmanın felsefi anlamsızlığı2
- seni ne mutlu eder sorusu6
- m r e r e c t o12
- üstteki yazar gözünde nasıl canlanıyor7
- larisalisa10
- insanlardan nefret etmek8
- beyazsemsiyeliyabanci48
- zall in yaptigi gammaz anketi15
- satranç haram yasaklansın17
- eşime sormam lazım kadınları3
- uludağ sözlük discord grubu7
- güvenli bir omuz arar bazen insan4
- aşkım daha önce hiç patlıcan yemedim diyen kız3
- yer sofrası5
- gir içime hünharca12
- eve atılan kızın ekşici çıkması4
- chery2
- bruce lee4
- neden bu kadar sevildiği anlaşılamayan şeyler7
- ezandan rahatsız olan kadın sanatçı12
- güzel bir kadını terk etmek5
- yalnızlık güç değildir4
- çocuğum olmuyor ne yapmalıyım4
- sözlükte erkekleri istemiyoruz18
- arkadaşlar bakar mısınız8
- afganistan islam emirliği4
- 7 haziran 2026 büyük sözlük ifşası32
- üstteki yazar hakkında fikrini söyle63
- park sorunu6
- çocukken alınamayan şeyleri büyüyünce almak10
- 2014 öncesinde feto'ya küfretmek8
- şişman kezoyu eskrim hamleleri ile zayıflatmak4
- yorgun mermi22
- gocu43
- filmlerde dövülen adamın güçlenip geri dönmesi3
- timsah4
- yeşilçam'da çocukken travma yaşattığınız sahneler9
- kürt mutfağı7
- togg'a lpg taktırmak11
- dul kalmak4
- en sevilen meyveler8
- 1 milyar tl loto ikramiyesi çıkan şanslı vatandaş3
- kaslı erkek isteyen şişman kız4
- yazarların üstüne çizik attığı burçlar8
- 7 haziran 2026 aziz yıldırım'ın başkan seçilmesi11
- escort2
entry'ler (13)
lider...
neden uç bir sapıklık, yamyamlık olarak değerlendirildiğini aslında kimsenin bilmediği eylem.
bir cevabı olan var mı? insan eti gerek protein yapısı olarak gerek de biyokimyasal olarak diğer beslenen hayvan etlerinden farksız ve aşağı yukarı aynı lezzette. tad farklılığı ise sadece yağ oranı ve tabiiki insanın 2 ayak üstünde durması ile dağılımı yüzünden farklı. alışsanız seversiniz bence.
bir cevabı olan var mı? insan eti gerek protein yapısı olarak gerek de biyokimyasal olarak diğer beslenen hayvan etlerinden farksız ve aşağı yukarı aynı lezzette. tad farklılığı ise sadece yağ oranı ve tabiiki insanın 2 ayak üstünde durması ile dağılımı yüzünden farklı. alışsanız seversiniz bence.
her insan biraz ölü sevicidir. her insan kan/et/kırılmış kemik parçalarını sever.
hangimiz değiliz ki?
hangimiz değiliz ki?
ılık ılıkken, kaynağına ağız dayayarak yapılması gereken eylem. taze kan bir nevi abı hayattır, yaşamın özütüdür.
seni benim gözümle kimse görmesin gayesiyle yapılmış eylem.
saç diplerinden başlamak, alın çıkıntısı boyunca inip şakaklardan o güzel tombul yanaklara inmek gerek. ne fazla derine inmek ne de alt deriyi yanak kaslarına yapışık bırakmak gerek. arada az bir yağ dokusu olacak, işte orada bırakmak lazım. sonra güzel üçgen çenede bitirmek...
göz kapaklarını bırakmalı, gözlerin de karanlığa ihtiyacı olacak. karanlık daim olan günlere dek. bu günlük bu kadar yeter...
saç diplerinden başlamak, alın çıkıntısı boyunca inip şakaklardan o güzel tombul yanaklara inmek gerek. ne fazla derine inmek ne de alt deriyi yanak kaslarına yapışık bırakmak gerek. arada az bir yağ dokusu olacak, işte orada bırakmak lazım. sonra güzel üçgen çenede bitirmek...
göz kapaklarını bırakmalı, gözlerin de karanlığa ihtiyacı olacak. karanlık daim olan günlere dek. bu günlük bu kadar yeter...
kadının doğurganlığını sona erdirecek en büyük günahlardan. sadece bir bedeni değil, kadının kasıklarında bekleyenleri de öldürmek.
ardarda ama rastgele değil nizami darbelerle, karnabahar gibi pörtük pörtük edene dek kıymaya çevirmekten bahsediyorum. canice...
ardarda ama rastgele değil nizami darbelerle, karnabahar gibi pörtük pörtük edene dek kıymaya çevirmekten bahsediyorum. canice...
hayatın değerini anlamak için yaşanması gereken haz.
bıçak benim elimde, sen altımda inliyorsun. zevkten mi yoksa karnına açtığım yarıktan dolayı acıyla mı inliyorsun. bilemem. bakalım ilk kim ölecek. sonu kanlı olacak...
bıçak benim elimde, sen altımda inliyorsun. zevkten mi yoksa karnına açtığım yarıktan dolayı acıyla mı inliyorsun. bilemem. bakalım ilk kim ölecek. sonu kanlı olacak...
kafası yerindeyken keyifsizdir. içinden elektrik akımı geçen bir kafa hazzı zayıflatır.
son ve kesin bir darbe.
son ve kesin bir darbe.
adet doğmamış çocukların kanlı gözyaşı, süt yeni bedene doğanın armağanıdır.
zıtlıkların kusursuz uyumudur.
zıtlıkların kusursuz uyumudur.
belki de çoktan ölmüştür.
ruhun posası, tazeyken üzerinde tüten acıları ve karanlığı hissetmek ve dokunmak...
ölü geride kalanların ruhunu besliyor, bir kısmına da haz veriyor. belki de o yüzden bazılarımız böyle tapıyor.
ölü geride kalanların ruhunu besliyor, bir kısmına da haz veriyor. belki de o yüzden bazılarımız böyle tapıyor.
paslı bir lezzeti olan kızıl su.
anlamak için pıhtılaşmaya yüz tutmuş halini hafifçe dil üzerinde tutup somurmak kafi; o an yaşamın, etlerin arasından süzülmüş demirin tadını alacaksınız.
anlamak için pıhtılaşmaya yüz tutmuş halini hafifçe dil üzerinde tutup somurmak kafi; o an yaşamın, etlerin arasından süzülmüş demirin tadını alacaksınız.
her canlının ölesiye korktuğu son.
ölümden mi ötesini bilememekten mi korkuyoruz, asıl soru bu? korkmaya gerek var mı? ölüm bir son değil; ölüm kederin bittiği gün; olabildiğince acılı ve çığlık çığlığa olmalı ölüm. ıstırabı bedeni aşıp ruha nakşetmeli; bedene aynı anda saplanan onlarca çivi gibi, tırnakların kerpetenle sökülmesi gibi, kafatasını delip beyne giren bir matkap ucu gibi olmalı ölüm.
kan her yeri kaplamalı, yıkamalı her noktayı. biliriz ki kanla yıkanan beden, hiçbir sıvıyla temizlenemeyecek kadar kirlenir.
ölümden mi ötesini bilememekten mi korkuyoruz, asıl soru bu? korkmaya gerek var mı? ölüm bir son değil; ölüm kederin bittiği gün; olabildiğince acılı ve çığlık çığlığa olmalı ölüm. ıstırabı bedeni aşıp ruha nakşetmeli; bedene aynı anda saplanan onlarca çivi gibi, tırnakların kerpetenle sökülmesi gibi, kafatasını delip beyne giren bir matkap ucu gibi olmalı ölüm.
kan her yeri kaplamalı, yıkamalı her noktayı. biliriz ki kanla yıkanan beden, hiçbir sıvıyla temizlenemeyecek kadar kirlenir.
