bugün

sevdiği entry'ler

gece 3 te dışarda ne işi varmış

Gece tecavüze uğrayan bir kızı gece dışarıda ne işi vardı diye eleştirenlerin önce o şerefsiz köpeğin kıza yaptığı hayvanlığı sonra da bu tarz iğrençliklere devletin caydırıcı ve en ağır şekilde cezalar getirmemesini eleştirmeleri gerekmektedir.

Lütfen bi siktirin gidin allahınızı severseniz diyeceğim ancak sizde allah korkusu olsa böyle şeyler düşünmezsiniz dedirten cinsten bir eleştiridir.

kızlarınıza saat kaçta nerede olup nerede olmayacaklarını öğreteceğinize oğullarınıza adam olabilmeyi öğretseydiniz bugün bu pislikler yaşanmazdı bu ülkede.

Edit: bana ettiğiniz küfürü size geri iade ediyorum. Küfürlerle değil beyinlerimizle savaşmak isterdim. Ancak siz silahsızsınız.

çilem doğan

hakkında çok dolu olduğum kadındır. çok sinirliyim, bu nedenle muhtemelen anlatmak istediğim her şeyi de anlatamayacağım tam olarak ama yazmazsam da iyice delireceğim.

öncelikle bilen bilir, bilmeyenler için belirteyim ki erkeğim.

şu anda çok sinirli ve yorgun olduğum için açıp kadın cinayeti istatistiklerini araştırıp aktaramayacağım. gerçi durumun vahimden de öte olduğu zaten bilinen bir gerçek. her allahın günü, her bir gün kadınlarımız erkek şiddetine kurban gidiyor bu topraklarda. olaylar hemen hemen benzer şekilde gerçekleşiyor. yıllarca yaşanan fiziki ve psikolojik şiddet, tecavüz, tüm insani haklarının gasp edilmesi gibi durumlar bu kadınların kabusu oluyor. kaçıp adaletine sığındıkları devlet "baba", hemcinsi olan erkekleri kolluyor ve bu kadınları nice eziyetin ve sonunda mutlak ölümün beklediği zindanlarına, cellatlarına teslim ederek geri gönderiyor her seferinde.

bu olaylara toplumun çok küçük bilinçli bir kısım kadın, erkek ve lgbt bireyi dışında hiç kimse müdahale etme ihtiyacı duymuyor. şöyle ezici bir çoğunluk çıkıp da hak, hukuk, adalet naraları atmıyor mesela sokaklarda, medyada, sosyal medyada vs.

sonra bir kadın çıkıyor ve sonu er ya da geç mutlak ölüm olan bu kadere itirazım var diyor. gebertiyor itin soyunu.

nasıl olduğunu anlamasam da ve hala endişelerim olsa da doğru bir karar veriyor mahkeme ve bu kadın serbest kalıyor hakettiği gibi.

bu davanın başından beri sosyal medyada böyle olayların kadınları kocalarını öldürmeye teşvik edeceğinden, hak hukuk olan bir ülkede cinayetin cezasız kalmaması gerektiğinden, kadının beyanının doğruluğunun şüpheliliğinden falan bahsediliyor. bunları yazanların da %99'u erkek.

öncelikle kadına şiddet ve taciz/tecavüz olaYlarında "kadının beYanı esastır." bu benim nazarımda tartışmaya açık bir konu değil. sıçarım hukukunuza. hukukunuz bu erk egemen toplumda bir halta yaramadığı için hala binlerce kadın benzer ızdırapları çekiYor.

bunun art niyetli kullanılabilecek olması da gram umrumda değil. her gün onlarca kadın öleceğine günahsız erkekler çeksin biraz da hemcinslerinin yüzyıllardır süregelen ve yanlarına kar kalan günahlarının cezasını.

ayrıca sayın şerefsizler. şimdi mi geldi aklınıza hak hukuk? her gün kadınlar katledilirken, katilleri namus için dedi diye, kravat taktı diye, tıraş oldu diye mahkemede serbest bırakılırken bu kadar sesiniz çıkmıyordu da şimdi mi kabardı adalet duygunuz? durum tek bir olayda bile olsa sizin aleyhinize dönünce mi geldi aklınız başınıza? şimdi mi ulan şimdi mi!?

Ben size söyleyeyim, hepiniz potansiyel tecavüzcü, hepiniz potansiyel dayakçı, hepiniz potansiyel kadın katilisiniz. ve korktunuz şimdi. kadınların ölmek zorunda olmadıklarını farketmeleri, itaat etmek zorunda olmadıklarını farketmeleri, gerekirse boş beyinlerinize birer kurşun sıkarak, ya da beş para etmeyen ciğerlerinizi ekmek bıçağıyla deşerek kendilerini koruyabileceklerini ve bundan korkmaları gerekmediğini farketmelerinden korktunuz.

en iyi ihtimalle, bunların hiç biri değilseniz bile, kadının sizinle eşit olmasından korktunuz. kudretinizi kaybetmekten korktunuz.

korkun ulan, korkun!

bok herifler!

paris olayları

ne Paris i olm bütün fransa. penurie acayip bi hale geldi. bu Fransızlar acayip bi milletmiş hakkaten. eve gittiğim zaman bu konuyla ilgili sesli entry gircem.

Adamlar ülke genelinde benzin istasyonlarını rafinerileri engellediler, benzin yok Fransa'da. olan da karneye bağlı. 20 euroluk tank yapabiliyosun.20 euroluk benzin almak için 2,5 saat kuyrukta bekliyosun.

Fransız sendikaları sendika başkanları, o philipp martinez falan, öyle taşşaklı adamlarmış ki, hepimiz halen hayretler içindeyiz.

sabah fransa saatiyle 8 buçuk tan 9 a kadar jeanjacques bourdin 'ı izleyin, fransızca biliyosanız. bu adamların Devletleri de basınları da, demokrasileri de, karşıt görüşlerin duruşları da tıkır tıkır işliyo kardeşim.

Devlet dediğin böyle olur.

ama esas konu penurie konusu. 49a 3 yasa taslağı. böyle cep telefonundan olmuyo o konuyu uzun uzun anlatmak lazım.

öğretmenlerin veliler üzerindeki etkisi

Ben de bir ingilizce öğretmeni olarak şunları söylemek istiyorum.kızınızın akademik durumu süper değil demiş hocamız. Yanlış değerlendirme. Zira böyle bir tabir üniversitede olur. Öğrencinin sınavdan düşük not alması da önemli değil. Şimdi öğretmenimizin şunları yapması, şunlar hakkında bilgi vermesi gerekirdi;
1- öğrencininin derse olan ilgisi ne düzeyde, dersi seviyor mu?
2- öğrenci dersin araç, gereç, kaynak vs. Eksiksiz derse getiriyor mu? Bundan kasıt şu ; ingilizce kitabı, defteri ve gerekirse sözlük. Bunlar her ders ortaokulda görevlendirilen bir öğrenci tarafından, ama anlattığınıza göre öğrenci ilkokulda bu durumda bizzat öğretmen tarafından ders ders listelenmeli ve veliye bilgi verilmeli.
3- öğrenci ödevlerini, eksiksiz ve zamanında yapıyor mu, bu da ortaokul ise görevlendirilen bir öğrenci , ilkokul ise bizzat öğretmen tarafından ders ders listelenmeli ve veliye ara ara bilgi verilmeli.
4- öğrenci ders esnasında nasıl? Söz hakkı almak için çaba gösteriyor mu? Derse katılıyor mu? Derste dersin huzurunu bozacak davranışlar sergiliyor mu?
5- öğrenci ilkokulda ise ogrenci hakkında haftalik ders içi gözlem
formu tutulmuş mu? Tutulmuş ise veli ile paylaşılmış mı?
6- öğrenciye dönem başı seviye belirleme sınavı yapılmış mı? Yapılmış ise, seviyesine uygun bir çalışma programı verilmiş mi?
7- öğrencinin durumu istenen düzeyde değil ise öğrenciye verilen normal ev ödevleri harici ev için tekrar edeceği kelime, alıştırma vs. Gibi ödevler verilmiş mi? (Bu madde, tam öğrenme modeli için geçerlidir?
8- öğrenciye ders dışı için , eksiğini kapatmasını sağlayacak kaynak vs. Velisine onerilmiş mi? (Ingilizce ders dışı etkinlik internet siteleri, ingilizce çocuk şarkıları , basit seviyede (1. Seviye) ingilizce okuma kitapları vs.)
9. Bunları sorabilirsiniz yalnız şunu da unutmayın ; o öğretmen dahi çocuğunuzun kötülüğünü istemez, cok iyi olmasını istiyor, sanırım meslekte yeni, yoksa bu şekilde size tak tak tak bilgi verirdi.ona kızmayın ve sizi ; kızınızın notlarını değil, sağlık ve mutluluğunu ön planda tuttuğunuz için de yürekten Kutlarım. Sizin gibi velileri görmek içimizdeki eğitme, öğretme aşkını artırıyor.meslektaşımı affetmenizi dilerim.
Tanım: veliler üzerindeki öğretmen etkisi.

sosyalizmin kızıl şafağında titreyen bozkurt

gezi parkı ile sosyalizmi bağdaştıracak kadar düşük seviyede bir insanla sosyalizm tartışmak bana da acı veriyor fakat bunu yine de yapacağım. gezi parkı'nda ki muhalefet hükümete karşı olan muhalefettir. her hareketi devrim falan sanma önce. eğer sosyalizm gelecekse burada sende yer alacaksın ama isteğinle değil hayat seni oraya yuvarlayacak. nasıl ki cumhuriyet kurulmadan önce cumhuriyet rejimini belki beğenmediği halde ülkenin çıkarları söz konusu olunca silaha sarılmış olan insanlar gibi. iç savaşa zemin hazırlamakmış. iç savaşa zemin hazırlamaya gerek yok onu zaten burjuvazi çok güzel hazırlıyor. yıllardır sizin bu milliyetçilik dalganız kürtlerle iç savaş halindeyiz zaten var olun. eğer sosyalistler bir iç savaş çıkaracaksa bu kürt-türk veya alevi-sunni kavgası gibi olmaz. direkt olarak burjuvaziyi hedef alır. bi defa gezi parkında devrim gibi bişeyi yapamazsın. devrimi yapacak olan yegane güç işçi sınıfıdır. işçi sınıfı ayaklanmadan zaten sosyalizme gidemezsin. bana dünya üzerinde işçi ve köylüler olmadan yapılmış bir tane devrim göster. buradan çekip gideyim. kimin atası arkadaşım marx mı ? marx'ın ataları ile beraber savaşa girdik biz. kim başka lenin mi ? kurtuluş savaşından sonra bize en çok yardımı doğu bloğu'ndan bolşevikler yapmıştır. eğer onlar savaştan çekilmeseydi ve biz doğu sınırımızı garanti altına alamasaydık şu an ingiliz mandasıydık. bazı tarihsel gerçekleri ortadan kaçırma. osmanlı zaten bitecekti. 1886'da ingiltere'de sanayi devrimi olmuş biz hala köylü bir devlet olarak mı devam edecektik? malesef dünya kapitalizme çoktan geçmişti ve zaten bizim daha fazla barınma şansımız kalmamıştı. bu savaşı vermek zorundaydık. diyeceğim odur ki onların atalarından bize fayda gelmemiş diyorsun. ulan siz kimden öğrendiniz milliyetçiliği ? milliyetçilik dediğin bu topraklara fransa'dan geldi. cumhuriyet rejimi zaten başlı başına fransız devriminden etkilenmiştir. hani şu ülkeni işgal eden fransızlar. ideolojilerin milliyeti yoktur. evrenseldir. bu saçma tartışmayı açıklamak zorunda bırakıyorsunuz ya yazıklar olsun. 1 mayıs'ta işçiler sokağa dökülecek tabi o grev hakkını kazanmak için kaç bin tane işçi öldü senin haberin var mı? katliam yapmaya iyi alıştınız siz. öldürün öldürün kendi fikrinizden olmayan herkesi öldürün. ayrıca artık şu sosyalistler pkklıdır muhabbetinizde sıktı. önce bi sosyalizmi öğrenin sapa sağlam ondan sonra gelin burda pkklı diyin bakalım pkknın sosyalizme dirhem alakası var mı?

dediğim gibi bir gün bu topraklarda bir devrim hareketinin içinde olacaksınız ama bunun farkında bile olmayacaksınız. hatta şuan bile bir karşı devrim hareketi içerisindesiniz ama bunun bile farkında değilsiniz.

berkin elvan

90 çocuğuyum ben. Evde,okulda işte her yerde " vatanın, tarihin şehit kanlarıyla yazıldığını" söylediler bize.
Yalan!
Anaların gözyaşlarıyla yazılıyor bu yalnız,katil,bedbaht,ülkenin tarihi!
Askere gönderdiği
Dağa gönderdiği
Töre için oğluyla gönderdiği
Madene çalışmaya gönderdiği
Şehri ve özğürlüğü için direnmeye gönderdiği
Ekmek almaya bakkala gönderdiği
Ama hep gönderdiği anaların,evlatların arkasından döktükleri gözyaşlarıyla yazılıyor bu lanet tarih.
Tam 2 yıl oldu sen 16 kiloyla çekip gideli.
Burda zulüm hiç değişmedi çocuk, sen orda rahat uyu...

12 ocak 2016 sultanahmet teki patlama

ulan, bak şimdi en basitinden anlatıyorum size bir siyaset bilimi öğrencisi olarak;

devlet nedir?

devlet,bir ülkenin vatandaşlarının belli aralıklarla, bir siyasi partiye/partilere(koalisyon durumunda) ülkenin "güvenliğini sağlama,yönetme,icraat yapma" yetkisini vermesidir. bu siyasi parti bu yetkileri aldığında, vatandaşını memnun etmek için bakanlar tayin eder ve yürütme yetkisini en iyi şekilde kullanmaya çalışır. şimdi vatandaş, oluşturduğu bu yapıdan kendisini en iyi şekilde "korumasını" da ister. eğer bunu yapamıyorsa, ülkeden ülkeye değişen bir "siyasi kültür" ün varlığı ile devlet kurumu "cezalandırılır". güney kore, japonya gibi ülkelerde genellikle "istifa", orta doğu,latin amerika'nın bazı ülkeleri, rusya ve türkiye gibi ülkelerde "hiç bir şey olmamış gibi devam", avrupa ve gelişmiş batı ülkelerinde "yargı mekanizması ile cezai yaptırım vb." yapılır. (fransada bu olmamıştır bunun nedeni kesin söylenemez fakat zannımca fransız halkı, yürütme erkini bu saldırıda suçlu bulmamıştır, ve saldırı sonrası fransız devletinin kararlı tutumu bunda etkili olmuştur.)

neden akp ye saydırıyorsun diyen şahıs'a ;

yukarıda anlattığım duruma paralel olarak, bu vatandaş akp'yi seçmiş mi kardeşim? evet seçmiş, e şimdi başına bir olay geldiğinde kime hesap soracak?(demokrasinin getirdiği bir hak olarak), bilal bakkala mı? faruk eczanesi mi? tabii ki yarattığı kuruma/sisteme. şimdi devlet makamlarının çıkıp olayı açıklığa kavuşturması ve üzgünlüklerini belirtmesi gereken şu saatlerde, eğer yayın yasağı getiriliyorsa, o zaman akpye sağlam saydırılır.

bu da sana bir doz "doğru vatandaş nasıl olunur?" dersi.

modern insanın en büyük problemi

Evrenin en büyük problemi modern insan.
© copyright 2005 - 2026