bugün
- sinek as'ın sözlüğe vedası21
- metamfetamin3
- pazar gecesi son huzurlu uyku6
- betray me6
- aç uyumak10
- sevgi vs aşk9
- gece gece kokoreç gömmek7
- bir yazarı çok sevmek ama o hiç sevmemek10
- ayağı şiir kokan kadın5
- nervio'nun ateist ve ayakçı erkekle evlenmesi6
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı17
- ilhan irem dinleyen erkek6
- herkes hakkını helal etsin sözlüğü bırakıyorum10
- bir günde 1500 kalori almak4
- sandalet ayak bikinisidir4
- çok mutsuzum sözlük2
- hamile fotoğrafı5
- beyoğlu4
- sözlük gammazları2
- bu sözlükte ayak konuşmak yasak10
- geçmişe götüren şarkılar5
- sözlükte kimseye zararı olmayan yazar9
- çin9
- salçalı makarna10
- açlıktan bayılmak4
- hikaye tabanlı oyun vs online oyun2
- özerhisar ayran2
- kocasakal'ın istanbul barosu başkanlığı3
- evrende hareket nasıl oluyor5
- yarın sabah işe gidecek olmak5
- sözlük yazarlarının gördüğü ünlüler10
- emevileri güzelleyen türk3
- silamınnn aleyykiiiimmm genşşlerr6
- sevgilinin ayağından sigara içmek2
- rojin hevin berivan rojda gülizar rojbin gülistan5
- kuranda israel suresi var2
- sikerim böyle hayatı deyip kırklareli ne yerleşmek16
- terliksi hayvan'a hallenen ayak fetişisti2
- chatgpt varken bir sevgiliye ihtiyaç duymak21
- evli kadına bin lira verip ilişkiye girmek7
- ümit kocasakal4
- fırında tavuk4
- ayak paça çorbası2
- fluoksetin hidroklorur2
- hareket edebilen canlılar4
- moralin çok bozuk olması2
- yaşlıların folklifte portif demesi7
- eli üşüyen kızın elini nasıl ısıtırsın15
- balık yanına en yakışan çorba9
- sözlükteki çiftçi yazarlar3
entry'ler (10)
22 Aralık'ta Batman'ın Garzan işçi kampında dünyaya gelir Ahmet Güneştekin... Çok küçük yaşlarda başlar resme olan tutkusu. ilk ödülünü de ilkokul 3'e giderken 9 yaşında alır. Ve ilk yağlı boya ile tanışıklığı da o zaman olur. Sonrasında devamlı olarak çalışmalarını sürdürür sanatçı. Bunun yanında edebiyata olan ilgisi de daha o yaşlarda belirir. Lise yıllarına gelindiğinde okulun salonunda ilk kişisel resim sergisini açar. Mezuniyetinin hemen ardından Mimar Sinan üniversitesindeki yetenek sınavlarını kazanarak okula girmeye hak kazanır. Fakat buranın kendini geliştirmeyeceğini hissedip çok geçmeden üniversiteyi terk eder. Batman'a dönerek çalışmalarına kaldığı yerden devam eder. 1991 yılında tekrar istanbul'a gelir ve buraya yerleşir. Bir süre ticarete atılır sanatçı ama sonrasında resme geri dönüş yapar. 1997'de Beyoğlu'nda ilk atölyesini kurar, karma ve kişisel birçok sergi açar. 2003 yılında AKM'de açtığı 'karanlıktan sonraki renkler' sergisi ile sanat dünyasında adından giderek söz ettirir. Aynı zamanda Coşkun Aral'ın yönettiği "Haberci" belgeselinin sanat yönetmenliğini üstlenir. Anadolu'nun onlarca şehrinde açık hava sergileri açarak kırılması güç bir rekora imza atar. 2005 yılında ise projesini kendisinin geliştirdiği 'Güneşin izinde' adlı belgeseli hem yazar hem yönetir. Sanatçı çalışmalarını halen Beyoğlu Asmalı Mescit sokaktaki atölyesinde sürdürmektedir.
Bir ülke varmış eskiden. Ve bu ülkede hiç ama hiç kırmızı gül yokmuş, bütün güller beyaz renkteymiş. Bir de birbirini çok seven bir kız ve bir delikanlı varmış... Birbirlerine çok yakışıyorlarmış. Kız çok güzel, delikanlı ise çok yakışıklıymış. Delikanlı bu kız için her şeyi yaparmış.kız ise bir şart koymuş ortaya: “bana kırmızı renkte bir gül getirirsen seninle evlenirim.”demiş.
Delikanlı çok üzülmüş bu şarta, çünkü hiç kırmızı gül yokmuş bu ülkede. Beyaz güllerle dolu bir bahçeye gitmiş, aramış ama yok sonra oradaki bir bülbüle derdini yanmış. Bülbül dinlemiş genci ve en sonunda üzülme delikanlı,yarın buraya aynı saatte gel, kırmızı bir gül göreceksin... “Onu al kıza götür, evlenin mutlu olun. Sen onu çok seviyorsun mutluluk hakkın.”demiş. Çocuk buruk halde ayrılmış oradan. Ertesi gün bahçeye gitmiş koskoca bahçe beyaz güllerle dolu yalnızca en ortada kıpkırmızı bir gül!!! Delikanlı biraz şaşkın, biraz heyecanlı, biraz mutlu koşup gitmiş gülün yanına... Ama gördüğüne gerçekten çok üzülmüş. Bülbül yerde, kendini dikeniyle öldürmüş olduğu gülün hemen dibinde cansız yatıyormuş. Delikanlı kendisinin mutluluğu için, bülbülün kanıyla boyadığı kırmızı gülü alıp kızın yanına gitmiş. Kız arzusu gerçekleştiği için çok sevinmiş ve kendisine kırmızı bir gül getiren delikanlıyla evlenmeyi kabul etmiş. Ama delikanlı benimle evlenebilmen için bülbülün ölmesi mi gerekiyordu diyerek oradan ayrılmış ve bir daha da hiç dönmemiş.
Oscar Wilde hikayesidir.
Delikanlı çok üzülmüş bu şarta, çünkü hiç kırmızı gül yokmuş bu ülkede. Beyaz güllerle dolu bir bahçeye gitmiş, aramış ama yok sonra oradaki bir bülbüle derdini yanmış. Bülbül dinlemiş genci ve en sonunda üzülme delikanlı,yarın buraya aynı saatte gel, kırmızı bir gül göreceksin... “Onu al kıza götür, evlenin mutlu olun. Sen onu çok seviyorsun mutluluk hakkın.”demiş. Çocuk buruk halde ayrılmış oradan. Ertesi gün bahçeye gitmiş koskoca bahçe beyaz güllerle dolu yalnızca en ortada kıpkırmızı bir gül!!! Delikanlı biraz şaşkın, biraz heyecanlı, biraz mutlu koşup gitmiş gülün yanına... Ama gördüğüne gerçekten çok üzülmüş. Bülbül yerde, kendini dikeniyle öldürmüş olduğu gülün hemen dibinde cansız yatıyormuş. Delikanlı kendisinin mutluluğu için, bülbülün kanıyla boyadığı kırmızı gülü alıp kızın yanına gitmiş. Kız arzusu gerçekleştiği için çok sevinmiş ve kendisine kırmızı bir gül getiren delikanlıyla evlenmeyi kabul etmiş. Ama delikanlı benimle evlenebilmen için bülbülün ölmesi mi gerekiyordu diyerek oradan ayrılmış ve bir daha da hiç dönmemiş.
Oscar Wilde hikayesidir.
ilk günün sabahı : devletimiz varolsun.
ilk günün öğleni : açım ve terliyim ama yine de devletimiz varolsun.
ilk günün akşamı : açım,terliyim,ayaklarım şişmiş,yorgunum ama olsun devletimiz varolsun.
ikinci günün sabahı : hastayım ve revire gidiyorum.
ikinci günün öğleni : revirden çıktım , doktor kızdı bakmadı bana ama yine de beni türk hekimlerine emanet ediniz.
ikinci günün akşamı : ben hayvan mıyım?
üçüncü gün ve sonraki günler : evet, ben hayvanım ama hayvan da olsam tanrı devletimizi başımızdan eksik etmesin.
nizamiyenin hemen yanındaki apartmanda oturan yaşlı bir teyzenin günlüğünden :
allahım vatanımızın yılmaz bekçilerini bu kavurucu güneşte esas duruşta saatlerce bekleten zihiniyete akıl ver ki evlatlarım bizi koruyabilsinler her türlü tehlikeye karşı.
son gün : yeşil olan herşeyden nefret ediyorum.ilk işim yeşil neyim varsa onlardan kurtulmak olacak. devlet hastanesine psikiyatr atanmışmıdır acaba!!!
ilk günün öğleni : açım ve terliyim ama yine de devletimiz varolsun.
ilk günün akşamı : açım,terliyim,ayaklarım şişmiş,yorgunum ama olsun devletimiz varolsun.
ikinci günün sabahı : hastayım ve revire gidiyorum.
ikinci günün öğleni : revirden çıktım , doktor kızdı bakmadı bana ama yine de beni türk hekimlerine emanet ediniz.
ikinci günün akşamı : ben hayvan mıyım?
üçüncü gün ve sonraki günler : evet, ben hayvanım ama hayvan da olsam tanrı devletimizi başımızdan eksik etmesin.
nizamiyenin hemen yanındaki apartmanda oturan yaşlı bir teyzenin günlüğünden :
allahım vatanımızın yılmaz bekçilerini bu kavurucu güneşte esas duruşta saatlerce bekleten zihiniyete akıl ver ki evlatlarım bizi koruyabilsinler her türlü tehlikeye karşı.
son gün : yeşil olan herşeyden nefret ediyorum.ilk işim yeşil neyim varsa onlardan kurtulmak olacak. devlet hastanesine psikiyatr atanmışmıdır acaba!!!
hızlı gonzalesin üvey kardeşidir. üvey anne baskısı yüzünden başı önünde bir yaşama mahkum edilmiş mazlum bir futbolcu abimizdir.
"borcumuzu ne öderiz ne de inkar ederiz" felsefesiyle hareket eden pişkin borçlular topluluğunun üyeleri.
günümüzde "benimle sevişir misin?" cümlesinin eş anlamlısı olarak kullanılır.
2004 yılında bir diyarbakır-bjk maçında oyuncunun düdükten önce topa vurması sonucu kart görmesine içerleyen sempatik taraftarımızın hakemin üzerine sultan abdulhamit'in saz heyetini salması vakasıdır.
Not: Osmanlı padişahları içerisinde Sultan Abdulhamit'in saz heyeti, en kalabalık heyet olması sebebiyle namlı bir topluluktur.
Not: Osmanlı padişahları içerisinde Sultan Abdulhamit'in saz heyeti, en kalabalık heyet olması sebebiyle namlı bir topluluktur.
kalem oynatmadan soruyu çözebilirim mantığıyla zeka ispatı içerisinde olan bölümün mezunları.
abazaların sokaktan geçen bütün hatunları çıplak görme sevdasıdır rüyaların gerçek olma dileği.
a) kadınların süs püs düşünmeden dışarı bir çırpıda çıkmalarını sağlayan ender kamuflajlarındandır.
b) kimi rivayetlere göre irtica sembolüdür.o nedenle ayaklı bomba muamelesi görürler.
c) "çarşafın altında bişey giymemişti olum , çırılçıplaktı hatun" dedirten fantazi öğesidir.
b) kimi rivayetlere göre irtica sembolüdür.o nedenle ayaklı bomba muamelesi görürler.
c) "çarşafın altında bişey giymemişti olum , çırılçıplaktı hatun" dedirten fantazi öğesidir.