bugün
- 9 eylül 2026 sporting lizbon galatasaray maçı72
- kiraz cicegi kolonyasi22
- futbolla zerre ilgilenmeyen erkek15
- bütün entryleri futboldan ibaret yazar5
- okan buruk9
- okan buruk'un hakeme ana avrat küfür etmesi8
- recep tayyip erdoğan14
- gece gece bamya yenir mi5
- bir yazara küfredilen entryyi artılayan yazarlar8
- silvermist'in mutfağına konuk olmak13
- galatahahahahahaha7
- çok eşliliğin iğrenç bir şey olması8
- galatasaray'ın ülke puanının anasını bellemesi7
- galatasaray'a lizbon da skandal kararlar5
- ne kadar paranız var10
- bakarız diyen erkek18
- dm yazarlığı8
- mansur yavaş'ın akp'ye geçmesi10
- 0 0 710
- hala açılacak başlık bulunması5
- dünya ya gelmeme gibi şansınız olsaydı3
- 10 eylül 2026 fenerbahçe roma maçı14
- uğurcan çakır4
- cübbeli ahmet hoca9
- kendinle alakalı ilginç bir bilgi ver6
- gta 78
- dereden altın bulmak5
- deplasmanda atılan golün bir ağırlığının olmaması4
- tacettin libosoglu3
- insanoğlu çalışmak ile lanetlenmiştir10
- arkadaşlar ben gudubet miyim3
- sırlar denizi5
- sinek yanımda hiç hareket etmeden duruyor2
- ruhi çenet10
- galatasaray'ın aslında osimhensaray olması3
- galatasaray'ın lizbon'a kaybetme sebebi2
- iş görüşmesine çağrılınca telefonda maaş soran tip12
- tancredi2
- fransız devrimi3
- okan buruk istifa2
- avrupa fatihahahahaha3
- iyi geceler7
- arkadaşlar lütfen uyur musunuz3
- çin tayvan gerilimi türkiye'yi etkilemez4
- sözlüğün sarması13
- sonra konuşuruz diyen sevgili13
- getirin ordan türk hakemleri gesem şov yapcak2
- çine neden bir şey olmuyor4
- true ve s'i l v'e r m'i s t birlikteliği4
- iphone duo4
entry'ler (10)
22 Aralık'ta Batman'ın Garzan işçi kampında dünyaya gelir Ahmet Güneştekin... Çok küçük yaşlarda başlar resme olan tutkusu. ilk ödülünü de ilkokul 3'e giderken 9 yaşında alır. Ve ilk yağlı boya ile tanışıklığı da o zaman olur. Sonrasında devamlı olarak çalışmalarını sürdürür sanatçı. Bunun yanında edebiyata olan ilgisi de daha o yaşlarda belirir. Lise yıllarına gelindiğinde okulun salonunda ilk kişisel resim sergisini açar. Mezuniyetinin hemen ardından Mimar Sinan üniversitesindeki yetenek sınavlarını kazanarak okula girmeye hak kazanır. Fakat buranın kendini geliştirmeyeceğini hissedip çok geçmeden üniversiteyi terk eder. Batman'a dönerek çalışmalarına kaldığı yerden devam eder. 1991 yılında tekrar istanbul'a gelir ve buraya yerleşir. Bir süre ticarete atılır sanatçı ama sonrasında resme geri dönüş yapar. 1997'de Beyoğlu'nda ilk atölyesini kurar, karma ve kişisel birçok sergi açar. 2003 yılında AKM'de açtığı 'karanlıktan sonraki renkler' sergisi ile sanat dünyasında adından giderek söz ettirir. Aynı zamanda Coşkun Aral'ın yönettiği "Haberci" belgeselinin sanat yönetmenliğini üstlenir. Anadolu'nun onlarca şehrinde açık hava sergileri açarak kırılması güç bir rekora imza atar. 2005 yılında ise projesini kendisinin geliştirdiği 'Güneşin izinde' adlı belgeseli hem yazar hem yönetir. Sanatçı çalışmalarını halen Beyoğlu Asmalı Mescit sokaktaki atölyesinde sürdürmektedir.
Bir ülke varmış eskiden. Ve bu ülkede hiç ama hiç kırmızı gül yokmuş, bütün güller beyaz renkteymiş. Bir de birbirini çok seven bir kız ve bir delikanlı varmış... Birbirlerine çok yakışıyorlarmış. Kız çok güzel, delikanlı ise çok yakışıklıymış. Delikanlı bu kız için her şeyi yaparmış.kız ise bir şart koymuş ortaya: “bana kırmızı renkte bir gül getirirsen seninle evlenirim.”demiş.
Delikanlı çok üzülmüş bu şarta, çünkü hiç kırmızı gül yokmuş bu ülkede. Beyaz güllerle dolu bir bahçeye gitmiş, aramış ama yok sonra oradaki bir bülbüle derdini yanmış. Bülbül dinlemiş genci ve en sonunda üzülme delikanlı,yarın buraya aynı saatte gel, kırmızı bir gül göreceksin... “Onu al kıza götür, evlenin mutlu olun. Sen onu çok seviyorsun mutluluk hakkın.”demiş. Çocuk buruk halde ayrılmış oradan. Ertesi gün bahçeye gitmiş koskoca bahçe beyaz güllerle dolu yalnızca en ortada kıpkırmızı bir gül!!! Delikanlı biraz şaşkın, biraz heyecanlı, biraz mutlu koşup gitmiş gülün yanına... Ama gördüğüne gerçekten çok üzülmüş. Bülbül yerde, kendini dikeniyle öldürmüş olduğu gülün hemen dibinde cansız yatıyormuş. Delikanlı kendisinin mutluluğu için, bülbülün kanıyla boyadığı kırmızı gülü alıp kızın yanına gitmiş. Kız arzusu gerçekleştiği için çok sevinmiş ve kendisine kırmızı bir gül getiren delikanlıyla evlenmeyi kabul etmiş. Ama delikanlı benimle evlenebilmen için bülbülün ölmesi mi gerekiyordu diyerek oradan ayrılmış ve bir daha da hiç dönmemiş.
Oscar Wilde hikayesidir.
Delikanlı çok üzülmüş bu şarta, çünkü hiç kırmızı gül yokmuş bu ülkede. Beyaz güllerle dolu bir bahçeye gitmiş, aramış ama yok sonra oradaki bir bülbüle derdini yanmış. Bülbül dinlemiş genci ve en sonunda üzülme delikanlı,yarın buraya aynı saatte gel, kırmızı bir gül göreceksin... “Onu al kıza götür, evlenin mutlu olun. Sen onu çok seviyorsun mutluluk hakkın.”demiş. Çocuk buruk halde ayrılmış oradan. Ertesi gün bahçeye gitmiş koskoca bahçe beyaz güllerle dolu yalnızca en ortada kıpkırmızı bir gül!!! Delikanlı biraz şaşkın, biraz heyecanlı, biraz mutlu koşup gitmiş gülün yanına... Ama gördüğüne gerçekten çok üzülmüş. Bülbül yerde, kendini dikeniyle öldürmüş olduğu gülün hemen dibinde cansız yatıyormuş. Delikanlı kendisinin mutluluğu için, bülbülün kanıyla boyadığı kırmızı gülü alıp kızın yanına gitmiş. Kız arzusu gerçekleştiği için çok sevinmiş ve kendisine kırmızı bir gül getiren delikanlıyla evlenmeyi kabul etmiş. Ama delikanlı benimle evlenebilmen için bülbülün ölmesi mi gerekiyordu diyerek oradan ayrılmış ve bir daha da hiç dönmemiş.
Oscar Wilde hikayesidir.
ilk günün sabahı : devletimiz varolsun.
ilk günün öğleni : açım ve terliyim ama yine de devletimiz varolsun.
ilk günün akşamı : açım,terliyim,ayaklarım şişmiş,yorgunum ama olsun devletimiz varolsun.
ikinci günün sabahı : hastayım ve revire gidiyorum.
ikinci günün öğleni : revirden çıktım , doktor kızdı bakmadı bana ama yine de beni türk hekimlerine emanet ediniz.
ikinci günün akşamı : ben hayvan mıyım?
üçüncü gün ve sonraki günler : evet, ben hayvanım ama hayvan da olsam tanrı devletimizi başımızdan eksik etmesin.
nizamiyenin hemen yanındaki apartmanda oturan yaşlı bir teyzenin günlüğünden :
allahım vatanımızın yılmaz bekçilerini bu kavurucu güneşte esas duruşta saatlerce bekleten zihiniyete akıl ver ki evlatlarım bizi koruyabilsinler her türlü tehlikeye karşı.
son gün : yeşil olan herşeyden nefret ediyorum.ilk işim yeşil neyim varsa onlardan kurtulmak olacak. devlet hastanesine psikiyatr atanmışmıdır acaba!!!
ilk günün öğleni : açım ve terliyim ama yine de devletimiz varolsun.
ilk günün akşamı : açım,terliyim,ayaklarım şişmiş,yorgunum ama olsun devletimiz varolsun.
ikinci günün sabahı : hastayım ve revire gidiyorum.
ikinci günün öğleni : revirden çıktım , doktor kızdı bakmadı bana ama yine de beni türk hekimlerine emanet ediniz.
ikinci günün akşamı : ben hayvan mıyım?
üçüncü gün ve sonraki günler : evet, ben hayvanım ama hayvan da olsam tanrı devletimizi başımızdan eksik etmesin.
nizamiyenin hemen yanındaki apartmanda oturan yaşlı bir teyzenin günlüğünden :
allahım vatanımızın yılmaz bekçilerini bu kavurucu güneşte esas duruşta saatlerce bekleten zihiniyete akıl ver ki evlatlarım bizi koruyabilsinler her türlü tehlikeye karşı.
son gün : yeşil olan herşeyden nefret ediyorum.ilk işim yeşil neyim varsa onlardan kurtulmak olacak. devlet hastanesine psikiyatr atanmışmıdır acaba!!!
hızlı gonzalesin üvey kardeşidir. üvey anne baskısı yüzünden başı önünde bir yaşama mahkum edilmiş mazlum bir futbolcu abimizdir.
"borcumuzu ne öderiz ne de inkar ederiz" felsefesiyle hareket eden pişkin borçlular topluluğunun üyeleri.
günümüzde "benimle sevişir misin?" cümlesinin eş anlamlısı olarak kullanılır.
2004 yılında bir diyarbakır-bjk maçında oyuncunun düdükten önce topa vurması sonucu kart görmesine içerleyen sempatik taraftarımızın hakemin üzerine sultan abdulhamit'in saz heyetini salması vakasıdır.
Not: Osmanlı padişahları içerisinde Sultan Abdulhamit'in saz heyeti, en kalabalık heyet olması sebebiyle namlı bir topluluktur.
Not: Osmanlı padişahları içerisinde Sultan Abdulhamit'in saz heyeti, en kalabalık heyet olması sebebiyle namlı bir topluluktur.
kalem oynatmadan soruyu çözebilirim mantığıyla zeka ispatı içerisinde olan bölümün mezunları.
abazaların sokaktan geçen bütün hatunları çıplak görme sevdasıdır rüyaların gerçek olma dileği.
a) kadınların süs püs düşünmeden dışarı bir çırpıda çıkmalarını sağlayan ender kamuflajlarındandır.
b) kimi rivayetlere göre irtica sembolüdür.o nedenle ayaklı bomba muamelesi görürler.
c) "çarşafın altında bişey giymemişti olum , çırılçıplaktı hatun" dedirten fantazi öğesidir.
b) kimi rivayetlere göre irtica sembolüdür.o nedenle ayaklı bomba muamelesi görürler.
c) "çarşafın altında bişey giymemişti olum , çırılçıplaktı hatun" dedirten fantazi öğesidir.