bugün
- kızılayın çadır satması5
- japonya'da 10.000 kürdün karakol basması26
- kendi ağzına vermek11
- en çok sevdiğiniz yazar7
- ülkeyi kimler yönetiyor5
- türk halkının kerem kınık'a özür borçlu olması17
- 17 temmuz 2026 bahis operasyonu gözaltıları28
- 17 temmuz 2026 oğuzhan uğur'un gözaltına alınması3
- gocu24
- sigara içen erkeklerin daha çekici olması9
- arkadaşlar opera dinlemeye başladım4
- sona doğru yaklaşan akp hükümeti2
- güzel zannedilen kadınların sıradan olmaları18
- hayatın güzel olması3
- 20 senedir aynı telefon numarasını kullanan insan8
- 17 temmuz 2026 ümraniyespor galatasaray maçı5
- 2000 tl lik tişört giymek2
- renault toros'un kar kış dinlememesi3
- özgür özel2
- kuzey kıbrısta asgari ücretin 61 bin 677 olması6
- iranın bir türlü barış anlaşmasına yanaşmaması9
- istanbul3
- kerem kınık'ın kızının motosikletliye çarpması2
- baklavanın yanında kola içmek7
- 35 yaşında evlenmemiş erkek15
- canımın sucuklu tost çekmesi9
- arkadaşlar kek yaptım9
- sarapci koala3
- plajda tanga bikini giyen evli kadın4
- sözlük yazarlarının numaraları6
- birader yazarlar birader baydırlar2
- merve şebnem oruç2
- yazarların kahve tercihleri5
- kadın cinayetlerinin abartılması3
- hazret ktc8
- sözlük kızlarının çorapları7
- seyir zevki olmayan sözlük kavgası4
- sözlüğün tanrıçası olmak15
- cem karaca5
- akrabalar ile görüşünce kavga çıkması8
- seviyeli bir yazar olmak4
- evli kadın2
- birazdan bira içecek olmam6
- hoşlanılan kıza true'nun foto atmış olması13
- restoranlara evcil hayvan girişinin yasaklanması4
- türk milletinin çirkin olması2
- yazlık almak vs 5 yıldızlı otellerde konaklamak2
- tanrı yok21
- dağa çıkıp devlet isteyen türk9
- kumar bağımlılığı5
sevdiği entry'ler
Onca spinozalar, farabiler, sokratesler bu mevzuyu çeşitli tanımlarda fikirlendirmişler fakat aralarında son ve en pürüzsüz noktayı kant koymuştur. Zahmet ediniz okuyunuz buyursunlar:
IMMANUEL KANT
Ahlaki olanın özerkliğini ilk ortaya atan Demokritos'tan Stuart Mill'e kadar uzanan ilk, Orta ve Yeni Çağda ahlak eylemin amacı mutluluğa erişmektir. ilk Çağda Demokritos, Sokrates, Aristippos, Aristoteles, Epikuros vb. için söz konusu olan tek tek bireylerin mutluluğudur. 18. yüzyılda Jeremy Bentham ve Stuart Mill'le bireyci mutluluk yerini toplumcu mutluluğa bırakmıştır. 19. yüzyıla girildiğinde de Alman filozof Immanuel Kant (1724-1804), mutçu (eudaimonist) bir ahlak felsefesinin insanın yapıp ettiklerini açıklayamayacağını ileri sürmüştür.
Kant'a göre ahlak eylemin amacı mutluluk olamaz. Çünkü "mutluluk" değişken ve öznel bir kavramdır; birisi için "erdem", başka biri için "iyi", başkası için "doğaya uygun yaşama" olabilmektedir. Böyle olunca eylemlerimizin ahlaki olması ya da olmaması da değişecek, birisinin ahlaki bulduğu bir eylemi başka biri ahlak bulmayacaktır.
Kant, ahlakı böyle bir durumdan kurtarmaya ve onu "herkes için aynı kalan, herkes için değişmeyen bir şey"le temellendirmeye çalışmıştır. Ona göre herkes için aynı kalan, değişmeyen bu temel, iyiyi isteme (iyi niyet) ve ahlak yasasıdır. Başka bir deyişle ödevdir. Ona göre ödev, her çeşit duygunun, özellikle de çıkar duygusunun ötesinde, ahlak yasasına sadece "yasa saygısı" duygusuyla bir boyun eğiştir; kesin bir buyruktur, akıllı olan herkesi yükümlü kılan evrensel bir kuraldır.
Kant için bir eylemin ahlaklılığı, o eylemin içeriğine değil, salt iyiyi istemeye (niyete) bağlıdır. Örneğin, birisi gösteriş yapmak gibi bir amaçla bir yoksula yardımda bulunmuşsa bu kişinin eylemi ahlaki niteliğini yitirir. Çünkü Kant'a göre ahlaklı insan, ilke olarak yoksula yardım eden insandır. Kısacası Kant, bir koşula bağlanan buyruğu ahlaki saymaz. Nitekim "Sana inanılmasını isliyorsan yalan söyleme!" buyruğu bir koşula bağlı olduğu için ahlaki değildir. "Yalan söyleme!" buyruğu ise bir koşula bağlanmadığı ve kesin olduğu için ahlakidir. Kısaca iyi niyete dayanan ve ödev duygusundan kaynaklanan her eylem, sonucu ne olursa olsun ahlakidir.
Kant, ahlaklı bir kimsenin şu üç buyruğa göre davranması gerektiği görüşündedir:
1) "Her zaman öyle davran ki eylemine ölçü olarak aldığın ilkeyi, herkes için genel bir yasa olarak isteyebilesin." Kant bu buyruktan, aslında aynı şeyin iki ayrı görünümünden başka bir şey olmayan iki buyruk daha çıkarıyor:
2) "Öyle davran ki insanlığı, kendinde ve başkalarında hiçbir zaman bir araç olarak değil, hep bir amaç olarak göresin."
3) "Öyle davran ki kendi istencini genel bir yasa koyucusu gibi saygın tutabilesin."
Kant'a göre, kişinin yapması gereken, bu üç ilkeye uygun davranmaktır; çünkü ilkelere uygun olan "iyi", olmayan "kötü"dür.
Burada Kant'ın "bilgi"yi incelerken benimsediği yaklaşımdan ayrıldığını görüyoruz. Bilgi alanında "mutlak"ı (numeni) bilemeyeceğimizi ileri süren filozof, ahlak alanında aklın yasa koyabileceğini kabul etmektedir. Bu konuda Kant'a yöneltilen eleştirilerden biri de şudur: Bir eylemin sonuçlarının hiç dikkate alınmaması ne denli doğrudur? Kant ahlakını bu yönden eleştirenlere göre ahlaki bir eylem, hem salt iyi niyete dayanan hem de etkili iyi sonuçları olan bir eylemdir.
IMMANUEL KANT
Ahlaki olanın özerkliğini ilk ortaya atan Demokritos'tan Stuart Mill'e kadar uzanan ilk, Orta ve Yeni Çağda ahlak eylemin amacı mutluluğa erişmektir. ilk Çağda Demokritos, Sokrates, Aristippos, Aristoteles, Epikuros vb. için söz konusu olan tek tek bireylerin mutluluğudur. 18. yüzyılda Jeremy Bentham ve Stuart Mill'le bireyci mutluluk yerini toplumcu mutluluğa bırakmıştır. 19. yüzyıla girildiğinde de Alman filozof Immanuel Kant (1724-1804), mutçu (eudaimonist) bir ahlak felsefesinin insanın yapıp ettiklerini açıklayamayacağını ileri sürmüştür.
Kant'a göre ahlak eylemin amacı mutluluk olamaz. Çünkü "mutluluk" değişken ve öznel bir kavramdır; birisi için "erdem", başka biri için "iyi", başkası için "doğaya uygun yaşama" olabilmektedir. Böyle olunca eylemlerimizin ahlaki olması ya da olmaması da değişecek, birisinin ahlaki bulduğu bir eylemi başka biri ahlak bulmayacaktır.
Kant, ahlakı böyle bir durumdan kurtarmaya ve onu "herkes için aynı kalan, herkes için değişmeyen bir şey"le temellendirmeye çalışmıştır. Ona göre herkes için aynı kalan, değişmeyen bu temel, iyiyi isteme (iyi niyet) ve ahlak yasasıdır. Başka bir deyişle ödevdir. Ona göre ödev, her çeşit duygunun, özellikle de çıkar duygusunun ötesinde, ahlak yasasına sadece "yasa saygısı" duygusuyla bir boyun eğiştir; kesin bir buyruktur, akıllı olan herkesi yükümlü kılan evrensel bir kuraldır.
Kant için bir eylemin ahlaklılığı, o eylemin içeriğine değil, salt iyiyi istemeye (niyete) bağlıdır. Örneğin, birisi gösteriş yapmak gibi bir amaçla bir yoksula yardımda bulunmuşsa bu kişinin eylemi ahlaki niteliğini yitirir. Çünkü Kant'a göre ahlaklı insan, ilke olarak yoksula yardım eden insandır. Kısacası Kant, bir koşula bağlanan buyruğu ahlaki saymaz. Nitekim "Sana inanılmasını isliyorsan yalan söyleme!" buyruğu bir koşula bağlı olduğu için ahlaki değildir. "Yalan söyleme!" buyruğu ise bir koşula bağlanmadığı ve kesin olduğu için ahlakidir. Kısaca iyi niyete dayanan ve ödev duygusundan kaynaklanan her eylem, sonucu ne olursa olsun ahlakidir.
Kant, ahlaklı bir kimsenin şu üç buyruğa göre davranması gerektiği görüşündedir:
1) "Her zaman öyle davran ki eylemine ölçü olarak aldığın ilkeyi, herkes için genel bir yasa olarak isteyebilesin." Kant bu buyruktan, aslında aynı şeyin iki ayrı görünümünden başka bir şey olmayan iki buyruk daha çıkarıyor:
2) "Öyle davran ki insanlığı, kendinde ve başkalarında hiçbir zaman bir araç olarak değil, hep bir amaç olarak göresin."
3) "Öyle davran ki kendi istencini genel bir yasa koyucusu gibi saygın tutabilesin."
Kant'a göre, kişinin yapması gereken, bu üç ilkeye uygun davranmaktır; çünkü ilkelere uygun olan "iyi", olmayan "kötü"dür.
Burada Kant'ın "bilgi"yi incelerken benimsediği yaklaşımdan ayrıldığını görüyoruz. Bilgi alanında "mutlak"ı (numeni) bilemeyeceğimizi ileri süren filozof, ahlak alanında aklın yasa koyabileceğini kabul etmektedir. Bu konuda Kant'a yöneltilen eleştirilerden biri de şudur: Bir eylemin sonuçlarının hiç dikkate alınmaması ne denli doğrudur? Kant ahlakını bu yönden eleştirenlere göre ahlaki bir eylem, hem salt iyi niyete dayanan hem de etkili iyi sonuçları olan bir eylemdir.
Çok uzun yıllardır sahibesi olduğum, geceleri iştahlı öpücükleriyle kıymetli uykumu bölen, memleketin son ordinaryuslerinden ve boş zamanlarında çiçekli basmalarla karşımda striptiz yapmaktan hoşlanan kalemi kuvvetli yazar. En sevdiğim olarak kalacak. Hoşgelmiş.