bugün
- alevi ailelerin ateist çocukları5
- 623 000 bin asker kaçağı10
- 25 yılda adam edilen istanbul'u 5 yılda bitirmek33
- said nursi denilince akla gelen şeyler9
- iltica26
- dündar ziya gültekin8
- 15 ekim 2026 hoffenheim beşiktaş maçı6
- abd israil vs türkiye farkı18
- anın görüntüsü22
- eski sevgiliye mesaj atma bahaneleri5
- 14 ekim 2026 aston villa fenerbahçe maçı70
- queen ravenna hanım10
- affedersiniz ama kartoncu12
- cevheri güven9
- yaltakçı gebeş manda2
- 15 ekim 2026 kups trabzonspor maçı3
- recep tayyip erdoğan8
- kaşlarını almayan kadın çekiciliği5
- evde çiçek yetiştiren erkek15
- yağmur8
- yapay zeka moderatörü8
- kups2
- akp'nin z kuşağını yönetemeyeceği gerçeği5
- game of thrones taki kerhaneci12
- bugün kups trabzonspor maçı saat 19 45 te trt 1 de2
- imamoğlu'nun ihanet sözleri6
- erdoğan ne istersem yapacaktır8
- fethullah gülen4
- ayrıldık36
- risale'i nur okumadan said nursi'ye atmak2
- fatih te selde elektrik akımına kapılan çocuk5
- şevval şahin vs aleyna tilki3
- istanbul mahvoldu19
- true crime izleyen tip4
- halk tv5
- en ufak eleştirilere bile tahammül edememek4
- ana bacı yapan tip5
- cimri insanların ortak özellikleri9
- istanbul sel felaketinin sözlükte yer almaması11
- ters ayaklı anneyi satanist ayin yaparken bulmak2
- laptop tavsiyeleri2
- ben vuruldukça çoğalırım yılanoğlu3
- bahadır özgür3
- ktç'nin kene ile savaşı6
- affetse bile yapılanı unutmayan 3 burç3
- 14 ekim 2026 istanbul yağmuru13
- babamgil diyen kız2
- cehape belediyeciliği10
- heybeli'ye sandalla gitmek6
- sel6
genç kalemler dergisinin ilk sayısında yayımlanan, dilin osmanlıca kelimelerden kurtarılarak yalınlaştırılması gerektiğini öngören makalenin ismi. bu makale ve içerdiği fikirler bir süre sonra milliyetçi bir harekete dönüşmüştür. ömer seyfettin'in başını çektiği yeni lisan hareketi eski dili yapay bulur ve bu dilin gerçekleri yansıtmadığı görüşünü savunur.
yeni lisan makalesindeki belli başlı görüşler şu şekilde sıralanmıştır:
1. Arapça ve Farsça dilbilgisi kuralları ile bazı istisnalar dışında bu kurala göre yapılmış tamlamaların kullanılmaması;
2. Arapça ve Farsça kelimelerin Türkçedeki kullanılışlarına göre değerlendirilmesi, bu dillere ait kelimelerin yerine mümkün olduğu kadar Türkçelerinin kullanılmasına dikkat edilmesi;
3. Arapça ve Farsça kelimelerin Türkçe telaffuzlarına göre yazılması;
4. Bilim dilinde kullanılan Arapça ve Farsça terimlerin kullanılmasına devam edilmesi;
5. Öteki Türk lehçelerinden kelime alınması;
6. Konuşmada, istanbul şivesinin esas olarak kabul edilmesi.
yeni lisan makalesindeki belli başlı görüşler şu şekilde sıralanmıştır:
1. Arapça ve Farsça dilbilgisi kuralları ile bazı istisnalar dışında bu kurala göre yapılmış tamlamaların kullanılmaması;
2. Arapça ve Farsça kelimelerin Türkçedeki kullanılışlarına göre değerlendirilmesi, bu dillere ait kelimelerin yerine mümkün olduğu kadar Türkçelerinin kullanılmasına dikkat edilmesi;
3. Arapça ve Farsça kelimelerin Türkçe telaffuzlarına göre yazılması;
4. Bilim dilinde kullanılan Arapça ve Farsça terimlerin kullanılmasına devam edilmesi;
5. Öteki Türk lehçelerinden kelime alınması;
6. Konuşmada, istanbul şivesinin esas olarak kabul edilmesi.
Yeni Lisan makalesi kişiye değil bir kitleye mal edilmek istendiği için imza yerinde büyük bir soru işaretiyle çıkmıştır.(bu makaleler derginin ilk 12 sayısı boyunca sürmüştür. ) ilk makalenin Ömer Seyfettin' e ait olduğunu Ali Canip açıklamıştır. ikinci Makaleyi Ali Canip ve Ziya Gökalp birlikte yazmışlardır.
Yeni lisan makalelerinden birincisini özetlemeye çalırsak:
Eski Lisan
Eski lisan artık asla konuşulmayan Latince ve ibranice gibi dillere denir. Bizim de Asya' dan Anadolu' ya geçmemizle dilimize Arabi ve Farisi kelimeler girmiştir. Bunun zararı olmamasına karşın zamanla bu dillerin fikirleri ve kaideleri dilimizi işgal etmiştir. Bu da dilimizi tabiata muhalif ve yapmacık bir hale getirmiştir. Ancak Türkçe fiillerimizi ve kiplerimizi saklayabilmişizdir. Onların sayesinde bugün Türkçemizi eski doğallığına getirme şansımız vardır.
Edebiyatımız
Eğer edebiyatımızı devrelere ayırmak istiyorsanız 1.Şarka doğru: iran' a 2.Garba doğru: Fransa' ya devrelerini görürsünüz. Dün nasıl şarka gidilmişse bugünde garba gidilmektedir. Eskiler sözde Türkçe yazdıkları divanlarının yanına şöhret kazanmak ve güç sahibi olmak için farsça divanlar eklerlermiş. Şairler, hâkimler Arapça yaza gelmişler. Padişahlarımızın Farisi bilmeleri şart gibiymiş hatta farsça divanlar düzüyorlarmış bazıları.
Milli Edebiyatımız
Yokmuş. Hala da yoktur. Olanlar da muharebe ve tasavvuf tasvirlerinden, şarkılardan ibarettir. Peki, niçin bizim milli edebiyatımız yok? Sebebi basittir. Edebiyat şiir ve hayal sanatıdır. Yazılan aşk şiirlerimiz peki ne kadar gündelik hayata uygundur? 15 yaşındaki bir kızı ebe beyinleri dışında kimse göremez. Aynı şekilde kocalı ya da dul bir kadını da kimse göremez. Bunları edebi gelişmemizin önünde ki engeller olarak görmek ise ukalalık olur. Bu yasaklar bizi zevk ve zaaf girdabına düşmekten alıkoymuş, başımızda hissi sersemlik fırtınaları kopmasını engellemiştir.
Şarka Doğru
Araplar çöl hayatından dolayı kadınlarla görüşme imkânına sahiptirler. Bu yüzden yakıcı ve etkili şiirler yazabilişlerdir. Bizim medeni islamiyetimiz kadınla erkeği birbirinden ayırdığından gerçek ve hastalıklı aşklara meydan kalmamıştır. Gerçek aşklar olmayınca şairler hayalleriyle sevişmeye başlamışlardır. Bu da şiirdeki hakikatin sade güzelliğini baltalamıştır. Samimi hareket edenler, gerçeği yazmak isteyenlerde ahlaksızlıkları kaleme almışlardır.
Garba Doğru
Şark devresini Muallim Naci ile bitirir. Fikret'le Cenab'ı güzel fakat milletimizin his ve zevklerine aykırı Fransızca şiirler meydana getirmekle itham eder. Halit Ziya'nın Fransız romanlarını sayfa sayfa naklettiğini söyler. Eser isimlerinin bile Fransızcadan çalıntı olduğunu söylemiştir. S.Fünun' u 35 sene evvel başlayan sadeliği öldürmekle suçlar. Eski edebiyatın yaptığının aynını S.Fünun' un da yaptığını belirtir.
Bugünküler
Yani Fecr-i Ati.. Bu grubuda S.Fünun taklitçiliği ve henüz eser ortaya çıkaramamakla suçlar. Tüm hatalarına rağmen yine de vatanın tüm ümidinin onlarda olduğunu söyler onlar gençtirler, zekidirler. Onların eskiyi taklit etmeyi bıraktıkları gün büyük işler başaracaklarına inanır.
Hastalıklar
Edebiyatımızın geçmişi hakkında kısa ama oldukça açık bir kroki yaptık. Görülüyor ki şimdiye kadar milli bir edebiyat meydana getirememişiz. Yeni bir döneme giren Türklere yeni bir lisan lazımdır. Milli bir edebiyata ancak milli bir lisanla ulaşabiliriz. Eski lisan hastadır. Hastalıkları taşıdığı lüzumsuz ve yabancı kurallardır. Bu hastalıktan ötürü ülkemizde kitaplar satılmaz, dergi satılmaz.
Tasfiye
Saflaştırmayı nasıl yapıcaz tabi ki Buhara' da ki kavimdaşlarımızın yanına dönerek değil. Bu büyük bir hata olur. 5 asırdan beri konuştuğumuz Arapça ve Farsça kelimeleri dilimizden atamayız hatta aruz yerine heceyi bile şairlerimize sevdiremeyiz. Konuştuğumuz lisan istanbul Türkçesi en doğal lisandır. Klişe terkiplerden başka lüzumsuz hiçbir deyiş ona girmemiştir. işte yazı lisanıyla konuşma lisanını birleştirirsek büyük iş başarmış oluruz. O zaman sanatımız ve zekâmızı kısıtlı bir edip kümesi değil büyük kitleler anlayıp takdir edebilecektir.
Nasıl?
Kolay ancak biraz fedakârlık istiyor. Türkçe kaidelerle her terkip yapılabilir o zaman Arabî Farisi kaideleri bırakalım. Süsten kaçalım. Fikre, hisse önem verelim. Sade, beyaz, muhteşem mermerden abideler üretelim. Bunu eskiler yapamaz onlar yeninin düşmanıdırlar.
Milliyete Doğru
Düne ve zevke aldanarak maddiyata düşmeyelim. Dilimizi böyle dağınık hale getiren bir ihtiyaç sonucunda dilimize gelen Arabî ve Farisi kelimeler değildir. Sırf süs sırf ziynet için dile eklediklerimizdir. Dilimizin üzerindeki yabancı kuralları kaldırmalıyız. Terkipleri Türkçe kurala uygun yaparsak bazı Arabî ve Farisi kelimeler kendiliğinden ortadan kalkacaktır.
Dilbilgisinin Temizlenmesi
Arabî ve Farisi terkipler atılacak. Türkçe cem edatından başka katiyen ecnebi cem edatları kullanılmayacak. Diğer Arabî ve Farisi edatları da atacaksınız. Yalnızca Türkçeleşmiş olan kelimeleri kullanacaksınız.
isimler ve Sıfatlar
Farisi kelimeleri, Arapça mastarları, Türkçemizdeki manalarına göre isim veyahut sıfat kabul edicez. Lisanımızda yalnızca Türkçe kaideleri hükmedecek. Yeni lisana ilmi, fenni, edebi yazılar yazacağız. Hikâyeler, telif şiirler düzenliycez.
imla
Arabî ve Farisi kelimelerin imlaları şiddetle: dini bir taassupla muhafaza olunacak.
Gaye
Bu ırki hastalığı tedavi edelim. Bunu başaracak olan gençlerdir. Gayemiz milli bir lisan, milli bir edebiyat vücuda getirmek olacaktır.
Netice
Savaşları ordular yapsa da zaferi düzen kazanır. Düzen ve gelişme ise bilimin fennin edebiyatın yükselmesiyle olur. Dünü taklit etmek bize kötülük olur zekâmızı emeğimizi yeni lisan için harcayalım. Hedefimiz istikbaldir gençler. Sizden sonra gelecek nesil eskiye bağlı olduğunuzu görürse size lanet okuyacaktır.
Eski Lisan
Eski lisan artık asla konuşulmayan Latince ve ibranice gibi dillere denir. Bizim de Asya' dan Anadolu' ya geçmemizle dilimize Arabi ve Farisi kelimeler girmiştir. Bunun zararı olmamasına karşın zamanla bu dillerin fikirleri ve kaideleri dilimizi işgal etmiştir. Bu da dilimizi tabiata muhalif ve yapmacık bir hale getirmiştir. Ancak Türkçe fiillerimizi ve kiplerimizi saklayabilmişizdir. Onların sayesinde bugün Türkçemizi eski doğallığına getirme şansımız vardır.
Edebiyatımız
Eğer edebiyatımızı devrelere ayırmak istiyorsanız 1.Şarka doğru: iran' a 2.Garba doğru: Fransa' ya devrelerini görürsünüz. Dün nasıl şarka gidilmişse bugünde garba gidilmektedir. Eskiler sözde Türkçe yazdıkları divanlarının yanına şöhret kazanmak ve güç sahibi olmak için farsça divanlar eklerlermiş. Şairler, hâkimler Arapça yaza gelmişler. Padişahlarımızın Farisi bilmeleri şart gibiymiş hatta farsça divanlar düzüyorlarmış bazıları.
Milli Edebiyatımız
Yokmuş. Hala da yoktur. Olanlar da muharebe ve tasavvuf tasvirlerinden, şarkılardan ibarettir. Peki, niçin bizim milli edebiyatımız yok? Sebebi basittir. Edebiyat şiir ve hayal sanatıdır. Yazılan aşk şiirlerimiz peki ne kadar gündelik hayata uygundur? 15 yaşındaki bir kızı ebe beyinleri dışında kimse göremez. Aynı şekilde kocalı ya da dul bir kadını da kimse göremez. Bunları edebi gelişmemizin önünde ki engeller olarak görmek ise ukalalık olur. Bu yasaklar bizi zevk ve zaaf girdabına düşmekten alıkoymuş, başımızda hissi sersemlik fırtınaları kopmasını engellemiştir.
Şarka Doğru
Araplar çöl hayatından dolayı kadınlarla görüşme imkânına sahiptirler. Bu yüzden yakıcı ve etkili şiirler yazabilişlerdir. Bizim medeni islamiyetimiz kadınla erkeği birbirinden ayırdığından gerçek ve hastalıklı aşklara meydan kalmamıştır. Gerçek aşklar olmayınca şairler hayalleriyle sevişmeye başlamışlardır. Bu da şiirdeki hakikatin sade güzelliğini baltalamıştır. Samimi hareket edenler, gerçeği yazmak isteyenlerde ahlaksızlıkları kaleme almışlardır.
Garba Doğru
Şark devresini Muallim Naci ile bitirir. Fikret'le Cenab'ı güzel fakat milletimizin his ve zevklerine aykırı Fransızca şiirler meydana getirmekle itham eder. Halit Ziya'nın Fransız romanlarını sayfa sayfa naklettiğini söyler. Eser isimlerinin bile Fransızcadan çalıntı olduğunu söylemiştir. S.Fünun' u 35 sene evvel başlayan sadeliği öldürmekle suçlar. Eski edebiyatın yaptığının aynını S.Fünun' un da yaptığını belirtir.
Bugünküler
Yani Fecr-i Ati.. Bu grubuda S.Fünun taklitçiliği ve henüz eser ortaya çıkaramamakla suçlar. Tüm hatalarına rağmen yine de vatanın tüm ümidinin onlarda olduğunu söyler onlar gençtirler, zekidirler. Onların eskiyi taklit etmeyi bıraktıkları gün büyük işler başaracaklarına inanır.
Hastalıklar
Edebiyatımızın geçmişi hakkında kısa ama oldukça açık bir kroki yaptık. Görülüyor ki şimdiye kadar milli bir edebiyat meydana getirememişiz. Yeni bir döneme giren Türklere yeni bir lisan lazımdır. Milli bir edebiyata ancak milli bir lisanla ulaşabiliriz. Eski lisan hastadır. Hastalıkları taşıdığı lüzumsuz ve yabancı kurallardır. Bu hastalıktan ötürü ülkemizde kitaplar satılmaz, dergi satılmaz.
Tasfiye
Saflaştırmayı nasıl yapıcaz tabi ki Buhara' da ki kavimdaşlarımızın yanına dönerek değil. Bu büyük bir hata olur. 5 asırdan beri konuştuğumuz Arapça ve Farsça kelimeleri dilimizden atamayız hatta aruz yerine heceyi bile şairlerimize sevdiremeyiz. Konuştuğumuz lisan istanbul Türkçesi en doğal lisandır. Klişe terkiplerden başka lüzumsuz hiçbir deyiş ona girmemiştir. işte yazı lisanıyla konuşma lisanını birleştirirsek büyük iş başarmış oluruz. O zaman sanatımız ve zekâmızı kısıtlı bir edip kümesi değil büyük kitleler anlayıp takdir edebilecektir.
Nasıl?
Kolay ancak biraz fedakârlık istiyor. Türkçe kaidelerle her terkip yapılabilir o zaman Arabî Farisi kaideleri bırakalım. Süsten kaçalım. Fikre, hisse önem verelim. Sade, beyaz, muhteşem mermerden abideler üretelim. Bunu eskiler yapamaz onlar yeninin düşmanıdırlar.
Milliyete Doğru
Düne ve zevke aldanarak maddiyata düşmeyelim. Dilimizi böyle dağınık hale getiren bir ihtiyaç sonucunda dilimize gelen Arabî ve Farisi kelimeler değildir. Sırf süs sırf ziynet için dile eklediklerimizdir. Dilimizin üzerindeki yabancı kuralları kaldırmalıyız. Terkipleri Türkçe kurala uygun yaparsak bazı Arabî ve Farisi kelimeler kendiliğinden ortadan kalkacaktır.
Dilbilgisinin Temizlenmesi
Arabî ve Farisi terkipler atılacak. Türkçe cem edatından başka katiyen ecnebi cem edatları kullanılmayacak. Diğer Arabî ve Farisi edatları da atacaksınız. Yalnızca Türkçeleşmiş olan kelimeleri kullanacaksınız.
isimler ve Sıfatlar
Farisi kelimeleri, Arapça mastarları, Türkçemizdeki manalarına göre isim veyahut sıfat kabul edicez. Lisanımızda yalnızca Türkçe kaideleri hükmedecek. Yeni lisana ilmi, fenni, edebi yazılar yazacağız. Hikâyeler, telif şiirler düzenliycez.
imla
Arabî ve Farisi kelimelerin imlaları şiddetle: dini bir taassupla muhafaza olunacak.
Gaye
Bu ırki hastalığı tedavi edelim. Bunu başaracak olan gençlerdir. Gayemiz milli bir lisan, milli bir edebiyat vücuda getirmek olacaktır.
Netice
Savaşları ordular yapsa da zaferi düzen kazanır. Düzen ve gelişme ise bilimin fennin edebiyatın yükselmesiyle olur. Dünü taklit etmek bize kötülük olur zekâmızı emeğimizi yeni lisan için harcayalım. Hedefimiz istikbaldir gençler. Sizden sonra gelecek nesil eskiye bağlı olduğunuzu görürse size lanet okuyacaktır.
yazı dilini konuşma diline yaklaştırmayı hedefler.
ömer seyfettin, ziya gökalp, ali canip, akil koyuncu gibi isimler 1911 yılında selanik'te Genç Kalemler adında bir dergi çıkarttılar. bu dergideki yayınlarında milli bir edebiyatın varlığını savundular.
amaçları dili ve edebiyatı doğu ve batı taklitçiliğinden kurtarıp, yaratıcı bir dil ve edebiyat oluşturmaktır.
ömer seyfettin, ziya gökalp, ali canip, akil koyuncu gibi isimler 1911 yılında selanik'te Genç Kalemler adında bir dergi çıkarttılar. bu dergideki yayınlarında milli bir edebiyatın varlığını savundular.
amaçları dili ve edebiyatı doğu ve batı taklitçiliğinden kurtarıp, yaratıcı bir dil ve edebiyat oluşturmaktır.
her şeyin başladığı makaledir. evet.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar