1. 1.
    tekstilde Türk kalitesini baz alan ilk kalitelendirme programının ve bu program sonucu alınan sertifikanın ismidir. Süper bir isim olduğunu bilmem söylemeye gerek var mı?
    ... bresson
  2. 2.
    yetmiyor efenim yemiyor insanlar bunları artık!! (bkz: chinesecheapness)
    ... fena halde leman
  3. 3.
    katma değer sahibi ürünleri iç ve dış rekabetten ayrıştırmak için maddi ve yönetsel katkı sağlayan bir destek programı olma özelliği taşımaktadır.
    ... crazy
  4. 4.
    Kendi deyimleriyle 'dünyanın devlet destekli ilk ve tek markalaşma programı' olan Turquality® projesi, Turkey ve Quality kelimelerinin yaratıcı bir şekilde bir araya getirilmesiyle isimlendirilmiştir. Yalnızca bu kelime kombinasyonundan yola çıkarak bile düşünecek olursak; Turquality®, Türkiye'nin uluslararası pazardaki ihracatını ve ürünlerindeki kalite düzeyini arttırmaya yönelik bir projedir. ilk adımları 2003 yılında atılan bu markalaşma ve markalaştırma programı şu anki Devlet Bakanımız Kürşat TÜZMEN tarafından oluşturulmakla birlikte tam olarak hayata geçirilmesi 2006 yılında gerçekleşmiştir.
    Uluslararası arenada yer almak isteyen şirketleri, değişen ve daha da ağırlaşan ticaret şartları paralelinde, daha fazla katma değer ve Pazar payı çerçevesinde geliştirmeyi amaçlayan proje; tekstil ve giyim, elektronik, otomotiv ve gıda gibi birçok alandaki şirketlerle çalışmaktadır. Markalaşma potansiyeli olan firmaların, üretim, pazarlama, satış sonrası hizmet gibi tüm süreçlerinde desteklenmesi amaçlanan bir oluşumdur Turquality® programı.
    Gerek Türkiye'nin imajını, gerekse ihracat düzeyimizi arttırmayı misyonları arasında bulunduran projenin en büyük işlevlerinden birisi markalaşma potansiyelindeki üye firmalarına finansal destek sağlamaktır. Bunun yanında birçok alanda danışmanlık ve uluslararası Pazar hakkında istihbarat desteği sağlamak da amaçları arasındadır.
    Turquality® projesi sayesinde markalarımız yerel bir statüye sahip olmanın yanında, küresel düzeyde söz sahibi hale gelebilecektir. Bu durum da gerek uluslararası camiadaki Pazar payımızı, gerek ülkemizin dış ticaret hacmini, gerek firmalarımızın ekonomik büyüklüğünü -dolayısıyla da Türkiye'nin ekonomisini- gerekse de Türk markalarının uluslararası itibarını daha iyi bir konuma gelebilmesine olanak sağlamaktadır. Projenin hayata geçirilmesiyle birlikte başvuru yapmış ve kabul edilmiş markaların reklamları ve bir takım faaliyetleri Turquality® logosuyla birlikte yabancı birçok basın-yayın organında yer almaya başlamıştır.
    Projeye başvuruda bulunmak için gerekli olan önşartlarsa, tescili Türkiye'de yapılmış olan şirketin uluslararası düzeyde de ibraz edeceği iş Planında belirtilecek hedef pazarlarının en az bir tanesinde tescil edilmiş olmasıdır.
    '10 yılda 10 dünya markası yaratmak' küçümsenmemesi gereken bir vizyon olmanın yanı sıra, istenilen düzeyde marka yaratma potansiyeli bulunan şirketleri destekleyerek vizyonlarını gerçekleştirmek adına çalışmalarına devam etmektedir Turquality® programı.
    -1 ... reanarchy
  5. 5.
    parayı har vurup harman savuran bir oluşum.
    ... enthusiasm
  6. 6.
    altıncı nesil yazar. hoş gelsin...
    1 ... la paz
  7. 7.
    Turquality diye bir programımız varmış, duyunca çok sevindim. Yurtdışında işyeri açmak isteyen işadamlarının açacakları işyerlerinin masraflarını aziz ve muhterem devletimiz bizim vergilerimizle ödüyormuş. Ödediğim vergilerin ne kadar da muazzam değerlendirildiğini böylelikle anlamış oldum. Ne kadar güzel değil mi? Biz vergi ödüyoruz, devlet bizden aldığı vergiyi zengin işadamlarımıza veriyor, onlar da gidip New York'ta, Selanik'te, Dubai'de falan mağaza açıp ülkemizi tanıtıyorlar. Zaten öyle sanıyorum ki ülkeye gelen turistlerin %60'ı yurtdışındaki kot mağazalarından etkilenip, %35'i de bu yolla açılan lüks restoranlardan ilham alıp ülkemize geliyordur. Tabii işadamlarımız bizim vergilerimizle açtıkları bu dükkanları Hürriyet Gazetesinin ekonomi sayfalarında çarşaf çarşaf duyurarak caka da satmıyor değiller. Hemen heveslenmeyin, zerre araştırmadım ama eminim öyle "Merhaba ben de Paris'te bir butik açacağım, benim dükkanın da kirasını ödeyin," diyeni kabul etmiyorlardır. Ben olsam ben de basardım havayı, milletin parasıyla New York'ta dükkan aç, masrafını biz ödeyelim, parayı sen kazan, bir de üstüne reklamını yap. Ha bu arada, bu kıytırık dükkanların ülke tanıtımına istatistik olarak anlam ifade eden bir oranda katkı yaptığını iddaa edecek olanların, samimi söylüyorum kalbini kırarım. Hepiniz yıllarca Nokia kullandınız, hanginiz kalkıp Finlandiya'ya gitti? içinden çıkmadığınız Ikea aslen Hollanda şirketi değil mi? Gider Hollanda'nın reklamını yapardı.

    Barış UYGUR'un Uykusuz'daki köşe yazısından alıntıdır.
    2 ... alucard nosferatu
  8. 8.
    yurt dışında mağazalarınız yoksa hiçbir şeye yaramayan destek. hani ihracat yapıyorum, 1-2 fuara katılıyorum, onların parasının bir kısmını destek kapsamında alırım falan diyorsanız hele hiç bulaşmayın! tekstil için başladı sonra tüm sektörlere açıldı ancak yaptığınız harcamayı alabilmek için ateşeler, noter tasdikleri, tercümanlar, apostiller, vs ile uğraşırken kaybolan zamanınıza mı yazık yoksa bunlara harcadığınız paranın destek olarak alacağınız paradan daha fazla olması sonucu zarar etmenize mi yazık, siz karar verin... hatta olmayan belgeleri bile isteyen memurlar gördükten sonra inancımın kalmadığı destek programıdır kendisi.
    1 ... crossd
  9. 9.
    yurtdışına açılmak isteyen türk markalarına destek olan bir teşvik programı.

    önemli markalar var. mağaza açıyorlar, çalışmalar yapıyorlar. alanında polonya, çek cumhuriyeti gibi ülkelerde pazar lideri olan markalar bile var.

    var da işte mesele markada değil. türkiye markası sıkıntılı.

    yani sen alanında başarılısın, kaliten kallavi ama başbakanın bir şey diyor ülkeler arası kriz çıkıyor hop imaj yerlerde. mesele sen değilsin çünkü.

    neden büyük markalar amerika'dan, avrupa'dan çıkar.

    ülkelerin imajı sağlam. bizim gibi değil ki.

    bak kendine. komşularla kavgalı, demokrasin yaralı, cumhurbaşkanın diktatör olarak anılıyor, turizmin amına konmuş... böyle ülkenin markasına insanlar itibar eder mi?

    yani mağaza açıyorsun, tonla reklam veriyorsun, emek, çaba, zaman her şey var ama türkiye markası güçlü değilse bir yere kadar işliyor işte.

    o yüzden önce düzgün bir siyasi yönetimin gelmesi lazım ki markalaşma çabası meyvesini versin.
    ... system error