bugün
- kürtler olmasa türkler anadoluya giremezdi yalanı28
- gocu29
- gocu abiyi akşamki boks maçına hazırlamak8
- bir milyon dolarim olsaydi4
- gömü bulmak8
- karton toplama arabasıyla yokuş aşağı kaymak3
- fiat ın en iyi arabası3
- melih gökçek'e soruşturma açılması8
- 5 eylül 2026 fenerbahçe beşiktaş maçı9
- 31 ağustos 2026 amedspor trabzonspor maçı6
- yokuş yukarı arabayı geri kaçıran erkek3
- uludağ sözlük entry kotası3
- virginia'dan arizona'ya gitmek3
- ekşi sözlük5
- rehberdeki bütün kadınlara toplu mesaj atan erkek2
- sincan uygur özerk bölgesi3
- yaşlı insanlar neden huysuz olur6
- sesli kitap dinlemek4
- anayasanın ilk 3 maddesi3
- dövüşlü film izleyip gaza gelmek5
- claudian clouds9
- denizde isyan davası filmi2
- yazarların sevdiği sözler3
- aç karnına kahve içmek8
- hayatının yavaş yavaş düzene girmesi3
- ibrahim ethem hacıosmanoğlu3
- ford explorer2
- çi çi çi çiçeğum çiçeğum da çiçeğum3
- bu koyden olsam ne olacak20
- kendinden biz diye bahsetmek6
- sarapci koala79
- dinlerin yalan olması17
- aslında 1999 yılında olmamız4
- şive şakası4
- iş yerinde entry girmek2
- ermeniler2
- zorunlu eğitim20
- 30 ağustos 2026 girne feribot faciası10
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı9
- paris saint germain2
- sarı torba8
- sözlüğün güzel yer olması3
- doğru insanı bulmak3
- 30 ağustos 2026 samsunspor fenerbahçe maçı19
- genç yaşta ölen ünlüler2
- sözlükteki botlar4
- boğazı yüzerek geçmek3
- melek mosso'dan canlı canlı vazgeç gönlüm dinlemek2
- telefonun şarj bölgesi temassızlığı2
- ağlama melis2
arthur rimbaud metni!!
! ve o , Ece, toprak kabında ateşi harlayan Büyücü Kadın, hiç anlatır mı bize, yalnız kendi bildiği, bilmediğimiz şeyi..
! ve o , Ece, toprak kabında ateşi harlayan Büyücü Kadın, hiç anlatır mı bize, yalnız kendi bildiği, bilmediğimiz şeyi..
Bir tavşan durdu da yoncalarla kıpır kıpır çıngırak
çiçekleri arasında, örümcek ağları içinde doğru dua etti gökkuşağına.
Kayıplara mı karışacaktı! o dört başı mamur taşlar,
ya çiçekler tam açmışken hem de!
Çöp içinde yüzen ana cadde boyunca kerevetler
dizildi. Minyatürlerdeki gibi yukarılara asılmış bir
denize doğru kaldırıldı, gemiler çekildi.
Mavi Sakalın evinde dere gibi aktı kan-ya mezbahalar,
ya o camları tanrı mühründen görünmez olmuş
kanlı meydanlar. Dere gibi aktı kan, bir o kadar da süt.
Kunduzlar yapı yaptı. Kahveler tüttü kahve ocaklarında
Camları hala zangır zangır camlı köşkte karalar
giymiş çocukların yaldızlı resimlere daldı gözleri.
Çat! Kapı çalındı; köyün meydanlığında bir çocuk
fırıldaklarla tekmil kulelerdeki horozların aklına uyup
kollarını döndürmeye başladı, çakmak çakmak sağanağın altında.
Filan hanım kuyruklu bir piyano kurdurttu Alp
dağlarına. Katedralin bin bir mihrabında kudas ve vaftiz
ayinleri yapıldı.
Yollara düştü kervanlar. Harcedildi de buzların
hercümerciyle kutup gecesi, kuruldu ispilandit Oteli.
O zamandan beri ay, kekik kırlarından gelen
ağlamaklı çakal sesleri işitir oldu- bir de meyve
bahçelerinde dolaşan tahta pabuçlu çoban türküleri.
Derken filize durmuş eflatun korudaki peri Ev karısı
geldi yanıma, dedi, bahar geldi.
Kaynayın! pınarlar, taşın, katın köprüleri önünüze,
basın ormanları siyah kumaşlar, orglar, şimşekler,
gök gürültüleri, kabarın hadi çağlayın; hadi su; hadisene
keder, kaldırın ayağa selleri.
Değil mi ki onlar senli-benli-gitti derler! O dört başı
mamur taşlar! O açmaya varmış çiçekler! -değil mi ki
bir kasvettir kalan geriye! Ecenin haliyse malum,
toprak mangalının korlarını karıştırmaya dalmış
büyücü, bilir ya söylemez bizim bildiğimizi.
çiçekleri arasında, örümcek ağları içinde doğru dua etti gökkuşağına.
Kayıplara mı karışacaktı! o dört başı mamur taşlar,
ya çiçekler tam açmışken hem de!
Çöp içinde yüzen ana cadde boyunca kerevetler
dizildi. Minyatürlerdeki gibi yukarılara asılmış bir
denize doğru kaldırıldı, gemiler çekildi.
Mavi Sakalın evinde dere gibi aktı kan-ya mezbahalar,
ya o camları tanrı mühründen görünmez olmuş
kanlı meydanlar. Dere gibi aktı kan, bir o kadar da süt.
Kunduzlar yapı yaptı. Kahveler tüttü kahve ocaklarında
Camları hala zangır zangır camlı köşkte karalar
giymiş çocukların yaldızlı resimlere daldı gözleri.
Çat! Kapı çalındı; köyün meydanlığında bir çocuk
fırıldaklarla tekmil kulelerdeki horozların aklına uyup
kollarını döndürmeye başladı, çakmak çakmak sağanağın altında.
Filan hanım kuyruklu bir piyano kurdurttu Alp
dağlarına. Katedralin bin bir mihrabında kudas ve vaftiz
ayinleri yapıldı.
Yollara düştü kervanlar. Harcedildi de buzların
hercümerciyle kutup gecesi, kuruldu ispilandit Oteli.
O zamandan beri ay, kekik kırlarından gelen
ağlamaklı çakal sesleri işitir oldu- bir de meyve
bahçelerinde dolaşan tahta pabuçlu çoban türküleri.
Derken filize durmuş eflatun korudaki peri Ev karısı
geldi yanıma, dedi, bahar geldi.
Kaynayın! pınarlar, taşın, katın köprüleri önünüze,
basın ormanları siyah kumaşlar, orglar, şimşekler,
gök gürültüleri, kabarın hadi çağlayın; hadi su; hadisene
keder, kaldırın ayağa selleri.
Değil mi ki onlar senli-benli-gitti derler! O dört başı
mamur taşlar! O açmaya varmış çiçekler! -değil mi ki
bir kasvettir kalan geriye! Ecenin haliyse malum,
toprak mangalının korlarını karıştırmaya dalmış
büyücü, bilir ya söylemez bizim bildiğimizi.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar