bugün
- aşk acısı çekiyorum sözlük20
- manifest dinleyen erkek9
- lahmacun yiyen insan kırodur4
- sözlük yazarlarının kıro olmaları7
- deprem2
- muğla2
- marmaris2
- aykolik'in iyi bir yazar olması5
- gram altın4
- yaz yemekleri5
- memurların 4 gün mesai 3 gün tatil istemesi6
- scooter'a 6 kişi binmek5
- nirmal purja2
- taksici muhabbeti5
- adını yoldaki taşlara yazdım4
- ismet gürbüz mehdi mi mesih mi sorunsalı2
- hükümet değişse ülke düzelir mi17
- 07 08 2026 mekke ortak savunma anlaşması9
- 7 ağustos 20012
- spiderman mi döver batman mi5
- gocu bay bey birader3
- gammazların çok kötü insanlar olması3
- evlenilmeyecek 4 erkek10
- ayda bir baklava yiyince kilo alacağını sanmak8
- dün gece sözlükte yaşanan ahlaksız olay10
- can kolukısa4
- petrol4
- uludağ sözlükteki sıcak ve samimi aile ortamı3
- elalem ne der4
- stres yönetimi6
- mekana müşteri çekecek kadar güzel olmak4
- doğuda yaşayan yazarlar5
- gulmekicinyaratilmis11
- arkadaşlar ben güzel miyim6
- türkiye5
- yüz yaşından büyük binada yaşamak3
- solcu dövmek2
- stres3
- opel alman arabası mı sorunsalı6
- david bowie yi tanımayan insan2
- bu saatte bu kadar sıcak mı olur lan2
- 21 ağustos 2026 erzurumspor galatasaray maçı3
- taksim delisi cenk2
- aylık 449 bin lira iyi para mıdır sorunsalı2
- tai lung9
- rüşvet5
- 1 50 boyundaki kızın benden kork demesi4
- ekşi mayalı tam buğday ekmeği4
- kuran ı kerim meali6
- fenerbahçe6
Bir Sylvia Plath şiiridir.
The Jailer
by Sylvia Plath
My night sweats grease his breakfast plate.
The same placard of blue fog is wheeled into position
With the same trees and headstones.
Is that all he can come up with,
The rattler of keys?
I have been drugged and raped.
Seven hours knocked out of my right mind
Into a black sack
Where I relax, foetus or cat,
Lever of his wet dreams.
Something is gone.
My sleeping capsule, my red and blue zeppelin,
Drops me from a terrible altitude.
Carapace smashed,
I spread to the beaks of birds.
O little gimlets!
What holes this papery day is already full of!
He has been burning me with cigarettes,
Pretending I am a Negress with pink paws.
I am myself. That is not enough.
The fever trickles and stiffens in my hair.
My ribs show. What have I eaten?
Lies and smiles.
Surely the sky is not that colour,
Surely the grass should be rippling.
All day, gluing my church of burnt matchsticks,
I dream of someone else entirely.
And he, for this subversion,
Hurts me, he
With his armoury of fakery.
His high, cold masks of amnesia.
How did I get here?
Indeterminate criminal,
I die with variety-
Hung, starved, burned, hooked!
I imagine him
Impotent as distant thunder,
In whose shadow I have eaten my ghost ration.
I wish him dead or away.
That, it seems, is the impossibility,
That being free. What would the dark
Do without fevers to eat?
What would the light
Do without eyes to knife, what would he
Do, do, do without me?
________________________________________________
Gardiyan
içyağı terler gecem onun kahvaltı tabağına.
Mavi sisin aynı afişi dönerek alır yerini
Aynı ağaçlarla ve mezar taşlarıyla.
Anahtarların şıngırdatıcısının
Bütün becerebildiği bu mudur ki?
Uyuşturuldum ve iğfal edildim.
Yedi saat fırladı beynimin sağından
Dinlenebileceğim
Siyah bir çuvala, cenin ya da kedi,
Onun ıslak düşlerinin kaldıracı.
Bir şey yitti.
Uyku hapım, kırmızı ve mavi zeplinim,
Korkunç bir irtifadan salıverir beni.
Parçalanır kabuğum,
Dağılırım kuşların gagalarına.
Ah küçük matkaplar!
Şimdiden tümüyle delinmiş bu kağıtsı gün!
Yakıp durur beni sigaralarla,
Pembe pençeli zenci bir dişiyi taklit ederek.
Ben kendimim. Yeterli değil bu.
Hararetim damlar ve katılaşır saçımda.
Kaburgalarım görünür. Ne yemiştim ben?
Yalanlar ve gülüşler.
Gökyüzü bu renk değildir kesinlikle,
Çayır dalgalanırdı kesinlikle.
Bütün gün, yanmış kibritlerden kilisemi tutkallarken,
Büsbütün başka birini düşlerim.
Ve O, bu tahrip için,
Acı verir bana, hilebâzlığın
Zırhını kuşanarak.
Hafıza kaybının azametli, soğuk maskeleri.
Nasıl geldim buraya?
Belli belirsiz suçluyum,
Çeşit çeşit ölürüm –
Asılırım, açlıktan ölürüm, yakılırım, kancalara geçirilirim!
Cinsel iktidarsız tasavvur ederim Onu
Uzaktaki bir şimşek misali,
Ki hayalet tayınımı yemişimdir Onun gölgesinde.
Ölmesini ya da gitmesini isterim.
Bu, galiba, imkânsızlıktır,
Bu özgür olmaktır. Ne yapardı karanlık
Yeme heyecanı olmaksızın?
Ne yapardı ışık
Bıçaklayacak gözler olmaksızın, ne yapardı O
Bensiz, ne, ne?
Sylvia Plath (1932-1963, ABD)
Çeviren: ismail Haydar Aksoy
The Jailer
by Sylvia Plath
My night sweats grease his breakfast plate.
The same placard of blue fog is wheeled into position
With the same trees and headstones.
Is that all he can come up with,
The rattler of keys?
I have been drugged and raped.
Seven hours knocked out of my right mind
Into a black sack
Where I relax, foetus or cat,
Lever of his wet dreams.
Something is gone.
My sleeping capsule, my red and blue zeppelin,
Drops me from a terrible altitude.
Carapace smashed,
I spread to the beaks of birds.
O little gimlets!
What holes this papery day is already full of!
He has been burning me with cigarettes,
Pretending I am a Negress with pink paws.
I am myself. That is not enough.
The fever trickles and stiffens in my hair.
My ribs show. What have I eaten?
Lies and smiles.
Surely the sky is not that colour,
Surely the grass should be rippling.
All day, gluing my church of burnt matchsticks,
I dream of someone else entirely.
And he, for this subversion,
Hurts me, he
With his armoury of fakery.
His high, cold masks of amnesia.
How did I get here?
Indeterminate criminal,
I die with variety-
Hung, starved, burned, hooked!
I imagine him
Impotent as distant thunder,
In whose shadow I have eaten my ghost ration.
I wish him dead or away.
That, it seems, is the impossibility,
That being free. What would the dark
Do without fevers to eat?
What would the light
Do without eyes to knife, what would he
Do, do, do without me?
________________________________________________
Gardiyan
içyağı terler gecem onun kahvaltı tabağına.
Mavi sisin aynı afişi dönerek alır yerini
Aynı ağaçlarla ve mezar taşlarıyla.
Anahtarların şıngırdatıcısının
Bütün becerebildiği bu mudur ki?
Uyuşturuldum ve iğfal edildim.
Yedi saat fırladı beynimin sağından
Dinlenebileceğim
Siyah bir çuvala, cenin ya da kedi,
Onun ıslak düşlerinin kaldıracı.
Bir şey yitti.
Uyku hapım, kırmızı ve mavi zeplinim,
Korkunç bir irtifadan salıverir beni.
Parçalanır kabuğum,
Dağılırım kuşların gagalarına.
Ah küçük matkaplar!
Şimdiden tümüyle delinmiş bu kağıtsı gün!
Yakıp durur beni sigaralarla,
Pembe pençeli zenci bir dişiyi taklit ederek.
Ben kendimim. Yeterli değil bu.
Hararetim damlar ve katılaşır saçımda.
Kaburgalarım görünür. Ne yemiştim ben?
Yalanlar ve gülüşler.
Gökyüzü bu renk değildir kesinlikle,
Çayır dalgalanırdı kesinlikle.
Bütün gün, yanmış kibritlerden kilisemi tutkallarken,
Büsbütün başka birini düşlerim.
Ve O, bu tahrip için,
Acı verir bana, hilebâzlığın
Zırhını kuşanarak.
Hafıza kaybının azametli, soğuk maskeleri.
Nasıl geldim buraya?
Belli belirsiz suçluyum,
Çeşit çeşit ölürüm –
Asılırım, açlıktan ölürüm, yakılırım, kancalara geçirilirim!
Cinsel iktidarsız tasavvur ederim Onu
Uzaktaki bir şimşek misali,
Ki hayalet tayınımı yemişimdir Onun gölgesinde.
Ölmesini ya da gitmesini isterim.
Bu, galiba, imkânsızlıktır,
Bu özgür olmaktır. Ne yapardı karanlık
Yeme heyecanı olmaksızın?
Ne yapardı ışık
Bıçaklayacak gözler olmaksızın, ne yapardı O
Bensiz, ne, ne?
Sylvia Plath (1932-1963, ABD)
Çeviren: ismail Haydar Aksoy
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar