bugün

hayatlarındaki güzel şansları değerlendirmeyenler hariç fiziksel olarak bütün zor işleri yapan insanlar ve savunucuları.

gününün 4'te 3'nü çalışarak geçiren ve geri kalanıylan yatağında tatil yapıyormuş gibi kendini avutan yada gerçekten öyle hisseden insanların hakkları. bir öğrenci evinin buz dolabında 'bütün hayatlarını, hayatları boyunca harcayamayacakları paraları kazanmak için harcayan zenginler...' diye geçiyordu. hayatta bir yerlere varabilmek için hiçbir şans eline geçmemiş ve şansızlığından dolayı kaderine hiç isyan etmemiş insanların hakları peşinde koşmak. bir ülkeye ırgatta, çırakta, amalede lazım ama kim, nasıl. uygun fiyatta ve şartlarda kimse ben bu ağır işleri yapmıyorum demez. ama hayatın çıkmaz sokakları kişileri bu işlere yöneltmişse ve yaptığı işin hakkı koskoca bir hiç ise bu sistem sorgulanmlı.

neden sol. bir insan yatağı sıcakken, yediği önünde yemediği arkasında iken neden başkaları için bir şeyler yapmaya çalışır. bir deniz, bir yusuf, bir mahir ve daha bir çokları neden kendilerini bu uğurda feda ederler. hani solcu olmak için çok okumak lazım denilir. hayat bütün olanları bize görsel olarak gösteriyor zaten, okumak o kadarda önemli bir şey değilmiş. burda vicdan lazım ama kimsenin rızası için değil sadece insanlık için. sol ile islamın birbirinden ayrıldığı yer burası. biri allah rızası ve kendi çıkarı için, diğeri insanlık için. bir bayrak yada bir toprak parçası için değil sadece insanlık için.

insanlar dinin kurallarını harfiyen yerinde getirdiğinde dünyada sorun kalmaz diyeceksiniz. ama hz. muhammet dönminde bile bu gerçekleşemedi. asr-ı sadet sadece hayali kurulan cennetten ibaret. belki sosyalizimlen de bu tam anlamıylan gerçekleşmeyecek ama şuanki durumdan iyi olacağı söylenilebiliniz.

27 nisan 2009 tarihinde taraf gazetesinin son sayfasında 20 soruluk anketini gazteyi takip edenler bilir.
'son soru: öldüğünüzde cennete giderseniz tanrının kapıda size ne demesini beklersiniz.' sorusuna bir kişinin veriği cevap.

''bu cennet kapısı, herkesten önce varlığıma inanmadıkları halde, adalet, eşitlik ve özgürlük üzerene kurulu bir dünya yaratmak için mücadele etmiş olanlara açık. çünkü onlar, bu uğurda, dünyada ve ahirette, cehennem ateşleri içinde yanmayı göze aldılar. ve benim sunduğum cennet ütopyasının, huriler gılmanlar ve sair rüşvetlerle çarpıtılmış ve bilinmeze ertelenmiş versiyonlarını ellerinin tersiyle itip, kendi yeryüzü ütopyalarının peşinde koşmayı bildiler. ve cennetin ışığını yeryüzüne egemen kılmaya çalıştılar. gireceğiniz cennete, en en çok kadınların hayallerinin damgasını vurduğunu söylememe gerek yok sanırım. dünyada yasaklandıkça coşmuş, bedeli hayatlarıyla ödenmiş hayallerin...
ve biz cenneti, buradakiler hepbirlikte ve birbirimizden öğrendiklerimizle değiştirip dönüştürüyor hergün yeniden yaratıyoruz. hayalgücümüzün o günkü sınırı neredeyse oraya kadar...

girin ve cehennem korkusu olmadan, ortaklaştırabildiğiniz hayallerinizi keyfinizce yaşayınız.''
© copyright 2005 - 2026