bugün

kuaförün saçı yıkadıktan sonra suyunu akıtırken, o saçı kuruturken*, hallaç pamuğuna çevirdiği saçı taramaya çabalarken ve o saça şekil vermeye çalışırken saça öküz gibi asılmasıdır. elindeki şeyin saç olduğunu, bir insanın kafasında bulunduğunu, çekerse o insanın canının yanacağını unutmuştur. kafayı uyuşturana kadar çekmeye devam eder. aynı zamanda kulağın kepçesine bir saat fön makinesini tutan kuaför de budur. o kulak illa kavurma olacak değil mi?
bütün kuaförlerde default olarak bulunan bir özelliğe sahiptir. ayrıca saç keserken burna düşen kıl tanesini de almamakta ısrar eder. eliniz burnunuza gittikçe kıpırdama der.
kalleş berbercidir. kıvanç tatlıtuğ gibi imaj hayal edersin o sana inadına tipsizin biri yapar.
berberci ne ya* berber pardon.
bir de bunların tarakla kafa derisinin alıp götürenleri vardır, koskoca bir gün boyunca kafanız acır. onların amına koyayım ben çok ayıp ediyorlar.
fön makinesini elime alıp, kendisini koltuğa oturtup aynı şekilde saçlarını çekerek "nasılmış, güzel miymiş hee?" diye bağırmak istediğim kişi.
© copyright 2005 - 2026