bugün
- kaç ayda bir banyo oluyorsunuz16
- bana gel film izleriz diyen erkek14
- yakışıklı erkeklerin sürekli çaylak olması14
- mamut avlayıp ev geçindiren efsanevi nesil3
- arkadaşlar nasılsınız9
- sözlük yazarlarına bir şey söyle7
- kavalali mehmet ali pasa3
- pkklıların salıverilmesine uludağ sözlüğün tepkisi18
- sözlük yazarlarının 1999 yılından beklentileri5
- bir erkeğe en çok yakışan şey4
- ders çalışmanın bazen iyi hissettirmesi2
- arkadaşlar önce soğan mı kavrulur yoksa biber mi4
- kendine bir soru sor5
- mekke anlaşması11
- cansever18
- gratisin içini merak etmek4
- insan sevmemek6
- sözlük tipsizlerinin fotoğrafları15
- yeni parti pkk için imza atarsa nah oy alır3
- sözlüğün kırbacı5
- sokakta kavga teknikleri2
- açlık krizi nasıl bastırılır8
- recep tayyip erdoğan3
- sigaranın yanına çay kahve dışında alternatifler3
- simko317
- pkklı anaları3
- kafamın içindeki sesler5
- merfulu2
- tavuk pilav4
- kitabını sikerim2
- küçük bir ilçede yaşamak2
- kürtler 13 000 yıldır anadoluda yaşıyor4
- gece yolda yürürken çöpten fırlayan adam2
- kendini atatürk ten akıllı sanan ergen türkçü7
- hewal ebo9
- sarapci koala7
- futbol24
- şort giyen genç kıza saldıran yaşlı kadın31
- nick vermeden bir yazara seslen3
- muzlu süt içen erkeğin namusu3
- günlük tutan erkek13
- victor osimhen9
- ümit özdağ6
- behzat ç şule2
- bazı boklar yenildi2
- kek yiyen erkek3
- en sevdiği şehir istanbul olan insan3
- tai lung16
- seküler milliyetçliğin en büyük tehlike olması5
- samsunspor4
firma yazıhanelerinin renkli tabelalarının gece yolculuğunun yalnızlığındaki beyaz otobüs içi ışıklarını içten içe çağrıştırması ve rengarenk ışıl ışıl bu otogar ortamından birazdan tenha yollara düşüleceğini bilmek ve sevdiklerinden ayrılmaktır.
sevdiklerine doğru çıkılacak yolda sizi götürecek arabanın bir türlü perona gelmemesidir bazende.
biraz orhan pamuk'un yeni hayat'ı, biraz zeki demirkubuz'un bekir'i.. otogar adamı santim santim melankolik yapar.
farklı şehirlerde olan sevgililere fena koyan melankolidir.
belki aylarca beklemişsindir buluşmak için ve sonunda bulmuşsundur sevgilini kollarında, bütün gün gezip, özlem gidermişsindir ama artık dönme vaktidir.
ya o ya da sen düşeceksindir yine o soğuk otoban yollarına..
bir türlü bırakmak gelmez içinden ama ne çare?
gözünde hafif bir yaşla sevgilinden ayrılırken, bir daha kim bilir ne zaman buluşacağınızı düşünmeye başlarsın...
belki aylarca beklemişsindir buluşmak için ve sonunda bulmuşsundur sevgilini kollarında, bütün gün gezip, özlem gidermişsindir ama artık dönme vaktidir.
ya o ya da sen düşeceksindir yine o soğuk otoban yollarına..
bir türlü bırakmak gelmez içinden ama ne çare?
gözünde hafif bir yaşla sevgilinden ayrılırken, bir daha kim bilir ne zaman buluşacağınızı düşünmeye başlarsın...
kısa zaman içinde fazla kavuşma ve ayrılık yaşadıktan sonra bünye ne hissetmesi gerektiğini bilemez duruma gelir. zaten yorulmuştur yoğun hislerden, biner otobüse boş gözlerle bakar çevresine, otobüs hareket eder hala birşey hissetmemektedir bünye. otogar melankolisi vs vs hakgetire.
çağrışımlara bağlanabilmesi muhtemel melankolidir. mesele otogar'da değil bundan eminim... ışıklar, renkler, sesler... hiçbiri değil mesele. olay "gitmek" fiilinin soğukluğunda. insan, hayatı boyunca sürekli bir yerlerden gider, birilerinden gider, uzaklaşır. ve bu gitmelerin hemen hepsi kendi efkârında vuk'u bulur insanın.
misal üniversite hayatımı düşünüyorum... okula her gidişimde aynı şarkılar çalıyordu fonda... sırası bile şaşmadan: sevda değil*, gidenlerin türküsü*... besleyip, doyurduğum efkârımdan kurtulmam gerektiğini ise kulağıma "smooth up in ya" diye bağıran marq torien hatırlatıyordu.
eve dönüş yolunda da süreç benzer şekilde devam ediyordu. bir şehirden gidiliyordu, bir hayattan gidiliyordu yollar uzanıyor, uyku kaçırıyordu... oysa çok sevdiğim o şehre, istanbul'a gidiyordum ama gitmek kısmı hala efkâr ve melankoliyi gizliyordu koynunda.
kısaca gitmek tarafından senaryosu yazılan, otogarların renkli ışıkları ve aceleci, bezgin konukları tarafından sahnelenen melankolidir... yaşatmayı bilmek mühim meseledir. ilk molada derin bir nefes çekmek gibi cigarandan...
misal üniversite hayatımı düşünüyorum... okula her gidişimde aynı şarkılar çalıyordu fonda... sırası bile şaşmadan: sevda değil*, gidenlerin türküsü*... besleyip, doyurduğum efkârımdan kurtulmam gerektiğini ise kulağıma "smooth up in ya" diye bağıran marq torien hatırlatıyordu.
eve dönüş yolunda da süreç benzer şekilde devam ediyordu. bir şehirden gidiliyordu, bir hayattan gidiliyordu yollar uzanıyor, uyku kaçırıyordu... oysa çok sevdiğim o şehre, istanbul'a gidiyordum ama gitmek kısmı hala efkâr ve melankoliyi gizliyordu koynunda.
kısaca gitmek tarafından senaryosu yazılan, otogarların renkli ışıkları ve aceleci, bezgin konukları tarafından sahnelenen melankolidir... yaşatmayı bilmek mühim meseledir. ilk molada derin bir nefes çekmek gibi cigarandan...
giden olmaktandır.
......
şu anda yollarda olan bütün otobüsleri, o otobüslerin farklı şehirlere, farklı hayatlara dağılan yolcularını düşünüyor. gece olunca, yoldaki bütün otobüslerde kim bilir kaç insan uykusuz bakıyor yola, kaçı başını cama dayayıp uyuyor, kaçı rüya görüyor, kaçı iyi, kaçı kötü şeyler görüyor rüyasında? memleketine geziye gidenler, tayin olanlar, kentten kente gezen satıcılar, müfettişler, mecburi hizmete gönderilenler, büyüklerin elini öpmeye giden yeni evliler, tatile çıkanlar, baba ocağını bırakıp büyük şehirlerde bir umut arayanlar, büyük kentlerde tutunamayıp baba ocağına geri dönenler, bir yerden bir yere sürgün edilenler, emekliliğine yakın sakin bir yere yerleşmek isteyenler, boşanıp ailesinin yanına gönderilenler, askere uğurlananlar, askerden dönenenler, bir şeylerden kaçanlar, birilerini kovalayanlar, gideceği yere bir an önce varmanın arzusuyla içi kendinden önce koşan tezcanlılar, doğduğu yeri yıllar sonra ölmeden son bir kez görmek isteyenler, kız istemeye gidenler, evden kaçanlar, yolda kimlik kontrolü yapılmasından korkanlar, izne çıkanlar, izinden dönenler, sadece seyahat edenler, öylesine seyahat edenler... içinden bir bir sayıp çoğaltırken yolları yolcuları, yollarda çatallanan yazgı olasılıklarını farkında olmadan usulca uykuya dalıyor.
.....
*
......
şu anda yollarda olan bütün otobüsleri, o otobüslerin farklı şehirlere, farklı hayatlara dağılan yolcularını düşünüyor. gece olunca, yoldaki bütün otobüslerde kim bilir kaç insan uykusuz bakıyor yola, kaçı başını cama dayayıp uyuyor, kaçı rüya görüyor, kaçı iyi, kaçı kötü şeyler görüyor rüyasında? memleketine geziye gidenler, tayin olanlar, kentten kente gezen satıcılar, müfettişler, mecburi hizmete gönderilenler, büyüklerin elini öpmeye giden yeni evliler, tatile çıkanlar, baba ocağını bırakıp büyük şehirlerde bir umut arayanlar, büyük kentlerde tutunamayıp baba ocağına geri dönenler, bir yerden bir yere sürgün edilenler, emekliliğine yakın sakin bir yere yerleşmek isteyenler, boşanıp ailesinin yanına gönderilenler, askere uğurlananlar, askerden dönenenler, bir şeylerden kaçanlar, birilerini kovalayanlar, gideceği yere bir an önce varmanın arzusuyla içi kendinden önce koşan tezcanlılar, doğduğu yeri yıllar sonra ölmeden son bir kez görmek isteyenler, kız istemeye gidenler, evden kaçanlar, yolda kimlik kontrolü yapılmasından korkanlar, izne çıkanlar, izinden dönenler, sadece seyahat edenler, öylesine seyahat edenler... içinden bir bir sayıp çoğaltırken yolları yolcuları, yollarda çatallanan yazgı olasılıklarını farkında olmadan usulca uykuya dalıyor.
.....
*
Askerlerin ve öğrencilerin yaşadığı allahın belası melankoli. 32 defada gelip gitse insan o melankoliiyi üstünden atamıyor.
sigaraların ardı ardına yakılıp söndürülmesi.
yalnız gidildiyse en huzur dolu melankolidir. bir şehri daha arkada bırakmak, yeni maceralara doğru yola çıkmak. uğurlayacaklar varsa insana geri de bıraktıklarını hatırlatır, boyut değiştirir, yaş olur gözden akar, sümük olur burundan aka.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar