bugün
- eğitim seviyesi azaldıkça kişide artan şey10
- özür dilerim ile kusura bakma arasındaki farklar7
- opel vectra b4
- sözlük yazarlarının su bardakları6
- sözlüğün yeni tasarımı22
- memur olup sıradan bir hayatla geberip gitmek8
- tinto brass12
- eskiden arkadaşlar genelevde aynı kadına gitmezdi10
- samsak döveci8
- italyan arabaları2
- aponun villası8
- sense and sensibility2
- rüyada hiç gitmediğin mekanı görmek4
- kimseye ihtiyaç duymamak5
- atatürk denilince akla ilk gelen takım2
- galatasaray amed operasyonu3
- kötü bir insan mıyım ben5
- sözlük hanımlarının bugünkü kıyafetleri40
- royal starla kuş pazarına gitmek2
- paranın mutluluk getirmemesi7
- belediye ruhsat birimi3
- şikayet et butonunun çalışmaması2
- konuşurken anladın mı deyip duran tip6
- yaşadım demek için ne yapmalı7
- açık beğen2
- sözlüğün en ılık yazarı3
- hababam sınıfı3
- 4 kasım 2026 fenerbahçe liverpool maçı93
- yazarların kedilerine söylemek istedikleri4
- uludede ile hacca gitmek2
- kaçak akım rölesi3
- küfürlü atasözleri4
- yaban arılarının ekstra stok yapması2
- kasım ayı indirimleri2
- allah ın selamını bile almayan vicdansız sabuha2
- kendi yanağından makas almak3
- kafayı kıran geliyor3
- günaydın kızlar4
- terhis oluyorum sözlük21
- türban mağduriyetinden türban zenginliğine2
- ajan berber2
- şeriatı savunan begüm polat'ın şaplak şovu49
- aşk16
- ucuz atlatmak2
- kadınlar nasıl giyinmeli sorunsalı14
- fatma betül sayan kaya28
- queen ravenna sözlüğün kraliçesidir14
- gece gelen yemek yapma isteği8
- süvari kahvesi3
- bir erkeğin bir kadınla lahmacun yemesi14
six feet under adında ki dizinin son bölümünde, evin çılgın annesinin bir eski arkadaşı öldü. ölen kadın aynı zaman da evin oğullarından birine ilk cinsel deneyimini yaşatan kadın. ve anne bu ilişkiden dolayı arkadaşı ile konuşmuyor ta ki ölene kadar.
sonra ortak arkadaşları ile birlik te bir yemek yiyorlar, o nu ve geçip gitmiş hayatı şimdi de anlamaya çalışarak.
sonra çılgın anne çılgın sanatçı kızından aldığı ot ve nargile ile arkadaşlarını da alıp, cesedin olduğa oda ya gidiyorlar.
etrafında o nun ölü bedeninin ot içip şarkılar söylüyorlar..
ölülerimizi diyorum,
biz gönderebilsek..
biz yani..
sonra ortak arkadaşları ile birlik te bir yemek yiyorlar, o nu ve geçip gitmiş hayatı şimdi de anlamaya çalışarak.
sonra çılgın anne çılgın sanatçı kızından aldığı ot ve nargile ile arkadaşlarını da alıp, cesedin olduğa oda ya gidiyorlar.
etrafında o nun ölü bedeninin ot içip şarkılar söylüyorlar..
ölülerimizi diyorum,
biz gönderebilsek..
biz yani..
(bkz: defin)
Nisan en zalim aydır, gövertir
Leylakları ölü toprakta, yoğurur
Anılarla istekleri, uyarır
Uyuşuk kökleri bahar yağmuruyla.
Kış, sıcacık tuttu bizi, örter
Toprağı unutkan karla, sürdürür
Kısır bir hayatı kuru köklerle.i
Yaz şaşırttı bizi, Starnbersee'ye gelince
Deli bir sağnakla; sığındık sıra kolonlara,
Derken yeniden güneş, uzandık Hofgarten'a,
Birer kahve içip konuştuk bir saat kadar.
Bin gar keine Russin, stamm' aus Litauen, echt deutsch.
Ve çocukluğumuzda, arşidüklerde kalırken,
Yeğenimgillerde, kızakla gezdirirdi beni,
Ve ben korkardım. Ama o, Marie, derdi,
Sıkı tutun Marie! Ve yamaçtan kayardık.
Dağlardaysan, orada özgür bulursun kendini.
Çoğu geceler okurum, kışın da güneye giderim.
Hangi kökler kavrar, hangi dallar bezer
Buradaki taş yığınını? Ey insanoğlu
Bunu bilemez, sezemezsin, çünkü bildiğin yalnız
Bir kırık putlar yığınıdır ki güneşte kavrulur
Ve ona ne ölü ağaç gölge, ne cırcırböceği erinç,
Ne de kuru taş su sesi verir. Yalnız
Burası gölge, altı bu kızıl kayanın,
(Sığın gölgesine bu kızıl kayanın),
Ve ben öyle bir şey göstereceğim ki sana,
Ne seni durmadan izleyen sabahki gölgendir,
Ne kalkıp seni karşılayan akşamki gölgendir,
Sana korkuyu göstereceğim bir avuç tozda.
Frisch weth der Wind
Der Heimat zu
Mein Irisch Kind,
Wo weilest du?
"Bana sümbülleri ilk verişin bir yıl önceydi,
Sonra sümbül kız koydular adımı."
- Ama döndüğümüzde, gün sonu, sümbül bahçesinden,
Kolların dolu, saçların ıslak, bir türlü
Konuşamadım, gözlerim de seçmedi, sanki
Ne diriydim, ne ölü, ne de bir şey biliyorum,
Sırf bakıyordum ışığın gözüne, sessizlik.
Oed' und leer das Meer.
Madam Sosostris, şu ünlü falcı,
iyice üşütmüştü kendini ama
En akıllı kadın diye bilinir Avrupa'da
Elinde bir deste hayın kağıtla. işte, dedi,
Senin kağıdın, boğulmuş Finikeli gemici,
(Şu inciler onun gözleriydi bir zamanlar, Bak!)
işte Belladonna, Kayalıkların Ecesi,
Durumların ecesi.
işte üç değnekli adam, işte Çarkıfelek,
Ve işte tek gözlü tüccar, bu kağıda gelince,
Bu boş kağıt, tüccarın sırtındaki şeydir,
Onu da görmem yasaktır. Peki nerede
Asılmış Adam! Suda ölümden sakın.
Kalabalıklar görüyorum halka olmuş yürüyor.
Falınız tamam. Sayın Mrs. Equitone'u görürseniz,
Deyin ki yıldız falını kendim getiririm:
Öyle zamandayız ki su uyur düşman uyumaz.
T. S. Eliot
Leylakları ölü toprakta, yoğurur
Anılarla istekleri, uyarır
Uyuşuk kökleri bahar yağmuruyla.
Kış, sıcacık tuttu bizi, örter
Toprağı unutkan karla, sürdürür
Kısır bir hayatı kuru köklerle.i
Yaz şaşırttı bizi, Starnbersee'ye gelince
Deli bir sağnakla; sığındık sıra kolonlara,
Derken yeniden güneş, uzandık Hofgarten'a,
Birer kahve içip konuştuk bir saat kadar.
Bin gar keine Russin, stamm' aus Litauen, echt deutsch.
Ve çocukluğumuzda, arşidüklerde kalırken,
Yeğenimgillerde, kızakla gezdirirdi beni,
Ve ben korkardım. Ama o, Marie, derdi,
Sıkı tutun Marie! Ve yamaçtan kayardık.
Dağlardaysan, orada özgür bulursun kendini.
Çoğu geceler okurum, kışın da güneye giderim.
Hangi kökler kavrar, hangi dallar bezer
Buradaki taş yığınını? Ey insanoğlu
Bunu bilemez, sezemezsin, çünkü bildiğin yalnız
Bir kırık putlar yığınıdır ki güneşte kavrulur
Ve ona ne ölü ağaç gölge, ne cırcırböceği erinç,
Ne de kuru taş su sesi verir. Yalnız
Burası gölge, altı bu kızıl kayanın,
(Sığın gölgesine bu kızıl kayanın),
Ve ben öyle bir şey göstereceğim ki sana,
Ne seni durmadan izleyen sabahki gölgendir,
Ne kalkıp seni karşılayan akşamki gölgendir,
Sana korkuyu göstereceğim bir avuç tozda.
Frisch weth der Wind
Der Heimat zu
Mein Irisch Kind,
Wo weilest du?
"Bana sümbülleri ilk verişin bir yıl önceydi,
Sonra sümbül kız koydular adımı."
- Ama döndüğümüzde, gün sonu, sümbül bahçesinden,
Kolların dolu, saçların ıslak, bir türlü
Konuşamadım, gözlerim de seçmedi, sanki
Ne diriydim, ne ölü, ne de bir şey biliyorum,
Sırf bakıyordum ışığın gözüne, sessizlik.
Oed' und leer das Meer.
Madam Sosostris, şu ünlü falcı,
iyice üşütmüştü kendini ama
En akıllı kadın diye bilinir Avrupa'da
Elinde bir deste hayın kağıtla. işte, dedi,
Senin kağıdın, boğulmuş Finikeli gemici,
(Şu inciler onun gözleriydi bir zamanlar, Bak!)
işte Belladonna, Kayalıkların Ecesi,
Durumların ecesi.
işte üç değnekli adam, işte Çarkıfelek,
Ve işte tek gözlü tüccar, bu kağıda gelince,
Bu boş kağıt, tüccarın sırtındaki şeydir,
Onu da görmem yasaktır. Peki nerede
Asılmış Adam! Suda ölümden sakın.
Kalabalıklar görüyorum halka olmuş yürüyor.
Falınız tamam. Sayın Mrs. Equitone'u görürseniz,
Deyin ki yıldız falını kendim getiririm:
Öyle zamandayız ki su uyur düşman uyumaz.
T. S. Eliot
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar
© 2005 – 2026 uludagsozluk.com