bugün

Devlet dört tane holdingi bir araya getirsin araba üretelim.
Suriye Irak Lübnan Rusya gibi ülkelere ihraç edelim.
O kadar kolay bir iş değil çünkü. Önce bir marka oluşturacaklar. Kendi markanı oluşturmak, sadece bir araba tasarlayıp üretmek demek değil. motor geliştirmek, uzun yıllar garanti ve servis ağı kurmak, dünya çapında yedek parça lojistiği, çarpışma testleri, emisyon standartları, marka algısı, reklam gücü, distribütör ilişkileri, ikinci el değerinin korunması gibi devasa bir ekosistem oluşturmak demek. Bu işin bir de ilk 10 sene zarar etmeyi göze alma boyutu var. Türkiye’de iş insanı genellikle yatırdığı paranın hızlı geri dönüşünü sever. araba işinde ise ilk nesil ürünler çoğunlukla zarar yazar. Yani özel sektörün kültürel olarak girerken göğüslemek zorunda olduğu bir sabır eşiği var.

Diğer tarafta otomotiv Türkiye’de hep devlet ile çok iç içe oldu. Devletten teşvik almadan, büyük alım garantileri olmadan otomobil markası yaratmak çok zor. Devlet desteği olursa da genellikle kamu ve özel ortak bir çizgiye kayıyor. bağımsız tam özel marka doğmuyor. Çünkü altyapı maliyetleri çok yüksek. Örneğin bir motor ailesi geliştirmek tek başına yüz milyonlarca dolar. Çoğu özel girişim, bunun yerine yedek parça, yan sanayi, kalıp, sac, plastik, koltuk, elektronik üretimi yaparak zaten küresel devlere parça satarak çok daha risksiz ve garanti bir kazanç elde ediyor. Yani özel sektör aslında otomobil işinin kalbinde zaten var. ama tamamını üretmek yerine dünyanın devine parça satmak daha mantıklı geliyor.
bu ülkede teşviksiz hiçbir şey yapılmaz arkadaşlar.
Togg uçak mıydı?
© copyright 2005 - 2026