bugün
- bu ne soğuk amk4
- tai lung vs gocu22
- fusya semsiyeli yabanci'nın gerçek kimliği38
- sözlükten soğumak için fırsat gözleyen yazarlar3
- sözlükte kavga olacak hissi3
- sözlüktekiler kaç yaşında10
- true nickli yazar19
- 1 gocu'ya 4 kişi dalması7
- analı avratlı sözlük kavgaları8
- krt tv4
- habire1228
- gocusuz bir sözlük5
- tuvaletin evin dışında olması6
- şanlıurfa2
- kadınların reddedemediği teklifler6
- silinen entry2
- karılı kızlı tiktok yerine sözlükte takılan tip2
- kürtler asimile edilmelidir11
- kızlar geri gelsin kampanyası2
- bir erkek ile yanlışlıkla göz göze gelmek5
- gocu'nun çaylak olması3
- ecevit döneminin kepazeliği5
- yanlışlıkla plaj şemsiyesine diklemesine oturmak6
- sözlüğün embesillerle dolu olması4
- fırtına sonrası sessizlik2
- uludağ sözlük adalet sistemi5
- sözlüğe renk katan yazarlar hangi rengi katıyor21
- varlık sebebimiz3
- ziyafet denince aklına sadece lahmacun gelen kıro2
- erkek kavgasının çok sıkıcı olması5
- et döner dürüm9
- seviyenin bugün yükselmesi için ne yaptın5
- şemsiyeli olayının gerçek yüzünü açıklıyorum8
- borsa istanbul5
- anti villain2
- apocalypse tank3
- aksu tv2
- bottega3
- yağız kaan erdoğmuş2
- manisada okul saldırısı17
- patso3
- allah'ın yasakladığı cinsel ilişkiler10
- sarı poşet kudurtması13
- lale belkıs3
- meksika açmazı macerası5
- evliliği ayakta tutan güçler13
- kavga bitti hadi yatağa3
- mod gelince civciv sürüsü gibi dağılmak3
- nicki 4 harfli olanların tehlikeli olması3
- kadir inanır'ın kendi ailesine miras birakmaması6
Birinci Dünya Savaşı'nda esir kampı olarak kullanılan, 10 bine yakın Türk asker ve sivilin şehit edildiği tahmin edilen Hazar Denizi'ndeki Ruslara ait ada.
Birinci Dünya Savaşı sırasında Sarıkamış'ta ve doğu cephesinde ruslara esir düşen Türk askerleri, sürekli kalacakları esir kamplarına götürülmeden önce, toplama kamplarında tutulurdu. işte bu toplama kamplarının en bilineni, Hazar Denizi'nde Bakü'nün birkaç kilometre açığındaki Nargin Adası'ydı. Sarıkamış'tan, Doğu Anadolu'dan Bakü'ye trenle getirilen esirler, 1915 yazından itibaren teknelerle bu adaya taşındı.
Nargin'deki kampta Alman, Avusturyalı, Macar ve Bulgar esirler de vardı ancak en kalabalık grubu Türkler oluşturuyordu. Hiçbir bitki örtüsü ve su kaynağı olmayan adaya "Yılan Adası" adı verilmişti. Çileli mahrumiyet içindeki esaret günlerinde Türk esirlerin, Nargin'e taktıkları isim ise "Cehennem Adası" ydı.
Tahtadan yapılan esir barakaları köhne binalardı ve haşaratla dolu, pis yerlerdi. Esirlerin çoğu zaman şiltelerde, kuru tahta üzerinde ya da yerde uyuyordu. Balık istifi barakalarda son derece sağlıksız koşullarda kalan esirler arasında bulaşıcı hastalıklar yaygındı ve ölüm oranı yüksekti.
Savaş sırasında Türk esirlerin ilk istasyonu olan Nargin, esir kafilelerinin artması sonucu zaman zaman boşaltılıyordu. Esirler, Nargin Adası'dan alınarak Rusya'daki diğer kamplara gönderiliyordu. 1920 yılının Eylül ayına kadar esir kampı olarak kullanılan Nargin, Osmanlı Birliklerinin 15 Eylül 1920'de Bakü'ye girmesinin ardından kapatılmış ve esirler tahliye edilmişti.
(Cem Fakir, NTV Tarih, Şubat 2012)
Nargin'deki kampta Alman, Avusturyalı, Macar ve Bulgar esirler de vardı ancak en kalabalık grubu Türkler oluşturuyordu. Hiçbir bitki örtüsü ve su kaynağı olmayan adaya "Yılan Adası" adı verilmişti. Çileli mahrumiyet içindeki esaret günlerinde Türk esirlerin, Nargin'e taktıkları isim ise "Cehennem Adası" ydı.
Tahtadan yapılan esir barakaları köhne binalardı ve haşaratla dolu, pis yerlerdi. Esirlerin çoğu zaman şiltelerde, kuru tahta üzerinde ya da yerde uyuyordu. Balık istifi barakalarda son derece sağlıksız koşullarda kalan esirler arasında bulaşıcı hastalıklar yaygındı ve ölüm oranı yüksekti.
Savaş sırasında Türk esirlerin ilk istasyonu olan Nargin, esir kafilelerinin artması sonucu zaman zaman boşaltılıyordu. Esirler, Nargin Adası'dan alınarak Rusya'daki diğer kamplara gönderiliyordu. 1920 yılının Eylül ayına kadar esir kampı olarak kullanılan Nargin, Osmanlı Birliklerinin 15 Eylül 1920'de Bakü'ye girmesinin ardından kapatılmış ve esirler tahliye edilmişti.
(Cem Fakir, NTV Tarih, Şubat 2012)
yılan adası diye anılması malum yıllanlardan dolayıdır, cehennem adası diye adlandırılması da haftada bir su getirilmesinden kaynaklı olduğu söyleniyor.
getirilen su önce rus kahvelerine götürülürmüş artan kısımda esirlere verilirmiş. bu yüzden çoğu türk esir susuzluktan kırılmış. (sarıkamış sonrası esir alınan türklerin sadece asker olduğunu sanmayın kayıtlarda 80 yaşında olanlar ile daha bebek dediğimiz 2 yaşında çocuk olanlar bile vardır. bunun sebebi rus güçlerine bağlı ermeni birlikleridir, bunlar bölgeyi türksüzleştirmek adına yani bölge halkını göçe zorlamak için birçok yola başvurdular)
esir türklere kısıtlı su verildiği için temizlik durumu da olmuyor tabii buna azerbaycan türkleri kayıtsız kalmamış ve bakü de bulunanlar ilgili komutanlığa haftada bir gün o da olmadı bayram günlerinde bu esirleri alıp banyo ihtiyaçlarını giderelim demişler. neyse ki ilgili komutanlık yukarıdan gelen onayla bunu kabul etmiş ve bu kardeşlerimiz kayıklarla adaya geçip bu sorunu aşmaya çalışmış. (azerbaycan türklerinin yardımıyla bu sırada kaçmayı başaranlarda varır. buna karşın yolda kayıkların batırılması durumları da vardır)
azerbaycan türkleri nargin adası'ndaki türk esirlerinin durumuyla oldukça ilgilenmişler. hatta yardım heyetlerinin ve cemiyetlerin dışında şahsî olarak da idarî makamlara başvurarak, türk esirlerine yardım etmek amacıyla girişimde bulunmuşlar.
nargin adası’nda esir olan türk subaylarından ahmet göze, azerbaycan türklerinin kendilerine yapmış oldukları yardımlara değinirken azerbaycanlı ayşe hanım adlı bir türk kadınının göstermiş olduğu yardımseverliği şöyle anlatmaktadır;
“...ayşe hanım zengin bir kadın, çok büyük bir vatanperver, milli hisleri kuvvetli ve çok cömert bir hanımefendidir. nargin adası'nda yüzlerce türk esirinin bulunduğunu bilmekte ve her fırsatta kendilerini ziyarete gelmektedir. "asker evlatlarım, ziyarete geldim" diyerek hallerini hatırlarını sormaktadır. "her haliyle bütün servetini onlara feda etmeye hazır olduğunu belli etmektedir. bu hamiyetli yaşlı hanım bütün kampın anası olmuştur adeta. bilhassa bayramlarda sabah sabah kampa koşmakta ve "asker evlatlarının" bayramlarını tebrik etmektedir. amma nasıl tebrik. kâhyası arkasından bütün esirlere maaşları kadar maaş yani albaya albay, yüzbaşıya yüzbaşı maaşı bayram harçlığı ve herkese birer kat çamaşır, ayakkabı vesaireyi muhtevi bohçalar vermektedir. onun karşılanışı da bir âlemdir. bütün esirler onu merasimle tabur halinde karşılayıp selamlamakta kendisi de esir olan bu kadına en büyük saygıyı, o da onlara en büyük sevgiyi göstermektedir.”
türk esirlere büyük yardımlarda bulunan ayşe hanım, bolşeviklerin bakü’ya girişlerinde öldürülmüştür.
okurum diyenlere bir link: http://e-dergi.atauni.edu...ile/1020002502/1020002504
getirilen su önce rus kahvelerine götürülürmüş artan kısımda esirlere verilirmiş. bu yüzden çoğu türk esir susuzluktan kırılmış. (sarıkamış sonrası esir alınan türklerin sadece asker olduğunu sanmayın kayıtlarda 80 yaşında olanlar ile daha bebek dediğimiz 2 yaşında çocuk olanlar bile vardır. bunun sebebi rus güçlerine bağlı ermeni birlikleridir, bunlar bölgeyi türksüzleştirmek adına yani bölge halkını göçe zorlamak için birçok yola başvurdular)
esir türklere kısıtlı su verildiği için temizlik durumu da olmuyor tabii buna azerbaycan türkleri kayıtsız kalmamış ve bakü de bulunanlar ilgili komutanlığa haftada bir gün o da olmadı bayram günlerinde bu esirleri alıp banyo ihtiyaçlarını giderelim demişler. neyse ki ilgili komutanlık yukarıdan gelen onayla bunu kabul etmiş ve bu kardeşlerimiz kayıklarla adaya geçip bu sorunu aşmaya çalışmış. (azerbaycan türklerinin yardımıyla bu sırada kaçmayı başaranlarda varır. buna karşın yolda kayıkların batırılması durumları da vardır)
azerbaycan türkleri nargin adası'ndaki türk esirlerinin durumuyla oldukça ilgilenmişler. hatta yardım heyetlerinin ve cemiyetlerin dışında şahsî olarak da idarî makamlara başvurarak, türk esirlerine yardım etmek amacıyla girişimde bulunmuşlar.
nargin adası’nda esir olan türk subaylarından ahmet göze, azerbaycan türklerinin kendilerine yapmış oldukları yardımlara değinirken azerbaycanlı ayşe hanım adlı bir türk kadınının göstermiş olduğu yardımseverliği şöyle anlatmaktadır;
“...ayşe hanım zengin bir kadın, çok büyük bir vatanperver, milli hisleri kuvvetli ve çok cömert bir hanımefendidir. nargin adası'nda yüzlerce türk esirinin bulunduğunu bilmekte ve her fırsatta kendilerini ziyarete gelmektedir. "asker evlatlarım, ziyarete geldim" diyerek hallerini hatırlarını sormaktadır. "her haliyle bütün servetini onlara feda etmeye hazır olduğunu belli etmektedir. bu hamiyetli yaşlı hanım bütün kampın anası olmuştur adeta. bilhassa bayramlarda sabah sabah kampa koşmakta ve "asker evlatlarının" bayramlarını tebrik etmektedir. amma nasıl tebrik. kâhyası arkasından bütün esirlere maaşları kadar maaş yani albaya albay, yüzbaşıya yüzbaşı maaşı bayram harçlığı ve herkese birer kat çamaşır, ayakkabı vesaireyi muhtevi bohçalar vermektedir. onun karşılanışı da bir âlemdir. bütün esirler onu merasimle tabur halinde karşılayıp selamlamakta kendisi de esir olan bu kadına en büyük saygıyı, o da onlara en büyük sevgiyi göstermektedir.”
türk esirlere büyük yardımlarda bulunan ayşe hanım, bolşeviklerin bakü’ya girişlerinde öldürülmüştür.
okurum diyenlere bir link: http://e-dergi.atauni.edu...ile/1020002502/1020002504
tarihimizin acı bir hikayesidir.
http://www.hurriyet.com.t...sehitleri-unutul-40472474
http://www.hurriyet.com.t...sehitleri-unutul-40472474
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar