bugün
- zorunlu eğitim9
- aşk acısı çekiyorum sözlük8
- isteklerinize nasıl sınır koyuyorsunuz5
- nickten isim tahmini yapmak10
- sözlüğün boşalması2
- guinness birası4
- içinizde bomba atmasını bilmeyen hayvanlar var3
- caddebostan da bostan yetiştirmek4
- batıl inançlar7
- cabrio tigra süren kadının arabasına atlatmak3
- ev ödevi2
- muşlettin amca3
- trabzon büyükşehir belediyesi21
- sözlüğün şizofren ve sapık dolu olduğu gerçeği15
- ispanya8
- 2026 2027 sezonu süper lig şampiyonluk yarışı17
- büyük filmlerden büyük replikler3
- haramidere de haramilik yapmak5
- arkadaşlar pizza yer miyiz4
- mohamed salah'ın trabzonspor'a transferi26
- izmirli kızlar neden kıçı açık geziyor sorunsalı12
- masklavi'yi şeriatla yönetilen ülkeye göndermek13
- otobüsteki en iyi koltuk hangisidir sorunsalı16
- sözlükte entrylerini anlamadiginiz kişi15
- sinem dedetaş11
- akrabalarla ilişkiyi kes17
- yürüyen bok4
- kilolu olmak5
- full metal jacket vs the thin red line2
- kemalistler yunanistan'a defolsun8
- gerçek sözlük yazarı uzun saçlı sakallı obez olur3
- kedin mi var derdin var4
- sözlükte olgun insanların sorunlarını konuşmak2
- ölümü gösterip sıtmaya razı etmek2
- şaka maka 40'a yaklaşmak6
- başlarım böyle hayata deyip akp'ye üye olmak4
- çerçeve yasa7
- mason greenwood11
- zall adlı yazar4
- fetönün siyasi ayağı araştırlsın önergesinin reddi8
- apo hapisten çıkınca ak partililerin tepkisi8
- sözlüğü doğru kullanmak2
- 5 ağustos 2026 fenerbahçe sturm graz maçı18
- oral süspansiyon3
- her gün tuvalete çıkmak2
- yeğen yerine yiğen diyen insanlar2
- velvet hanım ile kahve içmek8
- 15 temmuz tiyatro mu7
- renault 9 broadway12
- amerikaya taşınmak2
isveçli yazar ketil bjornstad'in iskandinav ülkelerindeki yabancılaşmayı ve yalnızlığı arka plana koyarak genç bir piyanistin ve bir grup piyanist arkadaşının hayallerini izleme hikayesini anlattığı romandır. fonda bol bol schumann, bach dinlersiniz.
beril yalçın'In kritik yazısı şöyledir:
Piyanonun tuşları insanı büyüleyebilir. Hiç dokunmamış biri için, o beyaz-siyah, kusursuz bir düzene sahipmiş gibi duran tuşlar çok çekici gelebilir. Onlara elinizi sürmek; sessizce varoldukları ve sabırla piyanistlerini bekledikleri kaderlerinde sizin için de bir yer var mı diye fal bakmak istersiniz. Siz müziği çok sevseniz de, müzik sizi sevecek mi, o büyüleyici dünyasının içine alacak mı diye merak edersiniz. Yeterince iyi misiniz, yeterince güçlü müsünüz, yeterince istekli misiniz? Norveçli müzisyen ve yazar Ketil Bjørnstad'ın yazdığı Müzik Uğruna, hayatlarında müziğin önemli bir rol üstlendiği bir grup genç insanın öyküsünü anlatırken, müzik sevgisinin ne olduğu, ne anlama geldiği ve aslında ne anlama gelmesi gerektiğine dair soruları da akla getiriyor.
Bir hırs mıdır müzik? Belkilere, şansa, tesadüflere bırakılabilecek bir şey midir? Çok çalışmak insanı müzisyen mi yapar yoksa 'icracı' mı? Aradaki farkı kim belirler, kim hisseder? Ve neden bazı aileler, anne-babalar, öğretmenler ya da organizatörler, on sekiz yaşına bile basmamış gençlerin hayatlarına, müziğin güzelliğini değil de seyircilerin takdirini yakıştırırlar? Kitapta söz konusu olan, konserlere eğlenmek için giden bir izleyici kitlesi değil. Onların dünyasında, 'hep beraber çalalım, söyleyelim, hatalı çalıp söylesek bile hep birlikte müziğin keyfine varalım' gibi bir duygu yok ne yazık ki. Gencecik piyanistleri bekleyen 'kader', şöyle bir topluluğun insafına kalmış: Hepsi de koltuklarında oturan ve saatler boyu da oturacak olan, verecekleri iyi-kötü herhangi bir tepkiyi en sondaki güçlü veya 'lütfen sunulacak' alkışlara saklayan bir izleyici kitlesi... Kitapta 'canavar' olarak da anılan kitle... Bugün de varolmaya devam eden, 'klasik müzikte çıt çıkmaz, konsantrasyon bozulursa her şey mahvolur' düşüncesine sımsıkı sarılmış, bu insafsız kaderi sorgusuz sualsiz kabul etmiş ve müzisyeni bir gün, bir gecede yargılayıverme gücünü elinde tutan kitle...
beril yalçın'In kritik yazısı şöyledir:
Piyanonun tuşları insanı büyüleyebilir. Hiç dokunmamış biri için, o beyaz-siyah, kusursuz bir düzene sahipmiş gibi duran tuşlar çok çekici gelebilir. Onlara elinizi sürmek; sessizce varoldukları ve sabırla piyanistlerini bekledikleri kaderlerinde sizin için de bir yer var mı diye fal bakmak istersiniz. Siz müziği çok sevseniz de, müzik sizi sevecek mi, o büyüleyici dünyasının içine alacak mı diye merak edersiniz. Yeterince iyi misiniz, yeterince güçlü müsünüz, yeterince istekli misiniz? Norveçli müzisyen ve yazar Ketil Bjørnstad'ın yazdığı Müzik Uğruna, hayatlarında müziğin önemli bir rol üstlendiği bir grup genç insanın öyküsünü anlatırken, müzik sevgisinin ne olduğu, ne anlama geldiği ve aslında ne anlama gelmesi gerektiğine dair soruları da akla getiriyor.
Bir hırs mıdır müzik? Belkilere, şansa, tesadüflere bırakılabilecek bir şey midir? Çok çalışmak insanı müzisyen mi yapar yoksa 'icracı' mı? Aradaki farkı kim belirler, kim hisseder? Ve neden bazı aileler, anne-babalar, öğretmenler ya da organizatörler, on sekiz yaşına bile basmamış gençlerin hayatlarına, müziğin güzelliğini değil de seyircilerin takdirini yakıştırırlar? Kitapta söz konusu olan, konserlere eğlenmek için giden bir izleyici kitlesi değil. Onların dünyasında, 'hep beraber çalalım, söyleyelim, hatalı çalıp söylesek bile hep birlikte müziğin keyfine varalım' gibi bir duygu yok ne yazık ki. Gencecik piyanistleri bekleyen 'kader', şöyle bir topluluğun insafına kalmış: Hepsi de koltuklarında oturan ve saatler boyu da oturacak olan, verecekleri iyi-kötü herhangi bir tepkiyi en sondaki güçlü veya 'lütfen sunulacak' alkışlara saklayan bir izleyici kitlesi... Kitapta 'canavar' olarak da anılan kitle... Bugün de varolmaya devam eden, 'klasik müzikte çıt çıkmaz, konsantrasyon bozulursa her şey mahvolur' düşüncesine sımsıkı sarılmış, bu insafsız kaderi sorgusuz sualsiz kabul etmiş ve müzisyeni bir gün, bir gecede yargılayıverme gücünü elinde tutan kitle...
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar