bugün
- insanlar sizi nasıl tanımlar7
- mohamed salah'ın trabzonspor'a transferi4
- geceye güzel bir söz bırak6
- meal kuran değildir26
- dinamo zagreb'in kauno zalgiris'i 5 0 yenmesi3
- gecenin film sahnesi5
- 2026 ağustos ayının serin geçmesi2
- bir erkek ve bir kız arkadaş olabilir mi13
- dürüm yerken uzaklara dalmak3
- bayan kelimesi neden rahatsız edici28
- aslan abilerim sözlüğe geri dönsün kampanyası7
- lionel messi2
- acil iş fikri lazım arkadaşlar16
- iremga12
- polonya2
- çoğu yazarları donuzlamış olmam7
- afrika nasıl kalkınabilir15
- bella hadid5
- velvet almanyaya gel5
- mohamed salah ghaly5
- kız arkadaş kiralamak8
- imamoğlu'nun tutukluluğunun 100 günü16
- trabzonspor harbiden salah'ı almış4
- 31 çekerken eli kırmak4
- duş almak vs duş yapmak4
- kendini anlatamamak6
- fakir olduğu halde bir erkeğe aşık olmak3
- velvet14
- kahve falı3
- ıban at4
- yazarlara sözlüğü zehir zıkkım etmek4
- sözlükte erkek yazar istemiyoruz kampanyası4
- arkadaşlar bakar mısınız9
- halit bolkan2
- gürkan uygun3
- birinin size söylediği en kırıcı şey nedir6
- kendine 10 üzerinden kaç verirsin4
- geceye 90 lardan bir şarkı bırak4
- dünya sivaslılar günü3
- uzak diyar nickli gurbetçi akp li3
- yunanistan30
- had bildirmek6
- uzak diyar4
- 3 ağustos 2026 aykolik gocu buluşması19
- eğitimde itaat kültürü2
- lulu3
- arkadaşlar ben başaramadım3
- tai lung7
- justin bieber3
- arkadaşlar benden rahatsız mısınız3
(bkz: Kosova)nın şirin kentidir. Bir o kadar da acılarla dolu kasabasıdır. Kenti bir nehir ortadan ikiye ayırır. Savaş sonrası bu nehir insanları da ayıran nehir olma özelliğini kazanmıştır. Yıllarca beraber oturmuş, beraber kahve içmiş beraber sohbet etmiş, boşnak, arnavut ya da sırplar politik egolar yüzünden ayrı düşmüş evlerini dostlarını sohbetlerini bırakmış köprünün öteki tarafına geçmişlerdir. Bir yanda sırplar bir yanda arnavut ve boşnaklar. Ortada yaklaşık 100 metre uzunluğunda bir köprü, arada ise özlenen sohbetler, arkadaşlar kalmıştır.
kenti ikiye ayıran nehir üzerindeki köprüde resmen olmasa da fiilen sınır kapısı vardır. nato askerleri burayı nizamiye haline getirmiştir.
cevat prekazi'nin memleketidir. karışıklıkların eksil olmadığı kentdir.
Kosova’nın kuzeyinde bulunan,
Kosova’nın Arnavut bölgesiyle, sırp bölgelerinin sınırları tam ortasından geçen bir şehir.
iki bölgeyide birbirleriyle bağlayan köprüleriyle meşhur-Muş. Muş. Çünkü ben bilmiyordum.
Geçen sene kosovalı dostumun düğünü için gitmiştim. sabiha gökçen üzeri aktarmalı. Tam bir gün öncesinde kosova’da sırp bölgeleriyle olaylar ve çatışma çıkmıştı. diplomatik krizleri hep var zaten, ama tansiyon son 10 yılda hiç bu kadar yükselmemişti demişlerdi. Havalimanında pasaportlarıma bakan Memur kardeş uçağa binmeden önce gözümün içine bakarak “sen istihbaratçımısın” diye fısıldamıştı. Hani neden Almanya’dan direkt uçmamışım da, istanbul üzeri uçuyormuşum diye kriz bölgesine. Ah be memur kardeş, sana o anda tabii “böylesi 100€ daha uyguna geldi, param yok. 12 saat daha uzun yolculuğu para uğruna göze aldım” diyemedim tabii, verdiğim cevap “kendini riske atacak sorular sorma kardeş” olmuştu. adamın rengi fena oynamıştı ama. yeminle diyorum.
Mitroviça’nın kendisi sakin bir kent. Her neyse, Düğün arefesinde düğün evinde telaş melaş derkene, bi akşam tek başıma takılayım felan dedim. O bahsettiğim köprünün hemen yanıbaşında bir club vardı. Çarşılarını turlayıp, iki fırt nargile çektikten sonra o cluba doğru yürüyordum, şöyle bi baktım bi köprü var. Işıklı mışıklı böyle. E tabii mevzuyu daha Bilmiyom, bi şu tarafı da turlayayım dedim. Köprüyü geçtim, ve geçer geçmez bi bulvar başlıyor ve o bulvar sağlı sollu Sırbistan bayraklarıyla donatılmış. Ben bunu fark edene kadar şöyle bi 150metre felan yürüdüm. bu da neyin nesi felan diye şok oldum. Kosova’da kimin götü yer lan Sırbistan bayrağı asmak? bi cafenin yanından geçerken, yanılmıyorsam bitane şampiyonlar ligi eleme maçı vardı içerideki ekranlarda. Ve o ana kadar fark ettiğim tek şey bayraklar ve tiplerin bi anda bariz değişmesi. neyse girdim dükkana, kola söyledim. instagramla felan meşguldüm. Maç bitti (zaten son 10 dakkası felan oynanıyordu vardığımda) , hesabı ödemek için uzattım € banknotunu (Kosova’nın para birimi €, her ne kadar Avrupa merkez bankası açısından gayriresmi olsa da, Kosova açısından resmî) . E bu eleman bi bakış attı, bu olmaz dedi. Genç bi çocuk. 19-20 felan. Sağolsun tamam ben değiştiririm dedi, 2dk sonra dükkana elinde sırp banknotlarıyla döndü. Bu paranın üstü deyip elime uzattı. işte tam o anda çaktım. Kafama sokim dedim. Lan ben sırp tarafına geçmişim ya la. Bu kadar yakın mı, bu kadar basit mi olur ya diye kendi kendime konuşurken, götüm üç buçuk atmaya başladı. Malum haberler bas bas bağırıyordu , savaş çıkabilir. hatta Kosova’da ilk uyandığım gün silah seslerinden uyanmıştım. Şimdi yarrağı yedin kerhaneci diye paniklerken, ben artık koşmaya başladım. Hemennn köprünün diğer tarafına tekrar dönmem lazım. Artık Allah ne verdiyse, koş bakalım felan derkene ,
köprüye 5-10 metre kala 3 tane asker, ellerindeki silah ve fenerleri yüzüme doğrultup , hoooop sen ne ayaksun , niye koşuyorsun felan diye altıma sıçtırdılar. Meğerse bunlar birleşmiş milletler tarafından görevlendirilen nato’nun kfor birlikleriymiş. Pasaport, kimlik kartı felan istediler, sonra bıraktılar. Koşma diye “nazikçe” uyardılar. Ben de donumdaki 20 kilo sıçtığım bokla arnavut tarafına geri döndüm.
görsel
görsel
Kosova’nın Arnavut bölgesiyle, sırp bölgelerinin sınırları tam ortasından geçen bir şehir.
iki bölgeyide birbirleriyle bağlayan köprüleriyle meşhur-Muş. Muş. Çünkü ben bilmiyordum.
Geçen sene kosovalı dostumun düğünü için gitmiştim. sabiha gökçen üzeri aktarmalı. Tam bir gün öncesinde kosova’da sırp bölgeleriyle olaylar ve çatışma çıkmıştı. diplomatik krizleri hep var zaten, ama tansiyon son 10 yılda hiç bu kadar yükselmemişti demişlerdi. Havalimanında pasaportlarıma bakan Memur kardeş uçağa binmeden önce gözümün içine bakarak “sen istihbaratçımısın” diye fısıldamıştı. Hani neden Almanya’dan direkt uçmamışım da, istanbul üzeri uçuyormuşum diye kriz bölgesine. Ah be memur kardeş, sana o anda tabii “böylesi 100€ daha uyguna geldi, param yok. 12 saat daha uzun yolculuğu para uğruna göze aldım” diyemedim tabii, verdiğim cevap “kendini riske atacak sorular sorma kardeş” olmuştu. adamın rengi fena oynamıştı ama. yeminle diyorum.
Mitroviça’nın kendisi sakin bir kent. Her neyse, Düğün arefesinde düğün evinde telaş melaş derkene, bi akşam tek başıma takılayım felan dedim. O bahsettiğim köprünün hemen yanıbaşında bir club vardı. Çarşılarını turlayıp, iki fırt nargile çektikten sonra o cluba doğru yürüyordum, şöyle bi baktım bi köprü var. Işıklı mışıklı böyle. E tabii mevzuyu daha Bilmiyom, bi şu tarafı da turlayayım dedim. Köprüyü geçtim, ve geçer geçmez bi bulvar başlıyor ve o bulvar sağlı sollu Sırbistan bayraklarıyla donatılmış. Ben bunu fark edene kadar şöyle bi 150metre felan yürüdüm. bu da neyin nesi felan diye şok oldum. Kosova’da kimin götü yer lan Sırbistan bayrağı asmak? bi cafenin yanından geçerken, yanılmıyorsam bitane şampiyonlar ligi eleme maçı vardı içerideki ekranlarda. Ve o ana kadar fark ettiğim tek şey bayraklar ve tiplerin bi anda bariz değişmesi. neyse girdim dükkana, kola söyledim. instagramla felan meşguldüm. Maç bitti (zaten son 10 dakkası felan oynanıyordu vardığımda) , hesabı ödemek için uzattım € banknotunu (Kosova’nın para birimi €, her ne kadar Avrupa merkez bankası açısından gayriresmi olsa da, Kosova açısından resmî) . E bu eleman bi bakış attı, bu olmaz dedi. Genç bi çocuk. 19-20 felan. Sağolsun tamam ben değiştiririm dedi, 2dk sonra dükkana elinde sırp banknotlarıyla döndü. Bu paranın üstü deyip elime uzattı. işte tam o anda çaktım. Kafama sokim dedim. Lan ben sırp tarafına geçmişim ya la. Bu kadar yakın mı, bu kadar basit mi olur ya diye kendi kendime konuşurken, götüm üç buçuk atmaya başladı. Malum haberler bas bas bağırıyordu , savaş çıkabilir. hatta Kosova’da ilk uyandığım gün silah seslerinden uyanmıştım. Şimdi yarrağı yedin kerhaneci diye paniklerken, ben artık koşmaya başladım. Hemennn köprünün diğer tarafına tekrar dönmem lazım. Artık Allah ne verdiyse, koş bakalım felan derkene ,
köprüye 5-10 metre kala 3 tane asker, ellerindeki silah ve fenerleri yüzüme doğrultup , hoooop sen ne ayaksun , niye koşuyorsun felan diye altıma sıçtırdılar. Meğerse bunlar birleşmiş milletler tarafından görevlendirilen nato’nun kfor birlikleriymiş. Pasaport, kimlik kartı felan istediler, sonra bıraktılar. Koşma diye “nazikçe” uyardılar. Ben de donumdaki 20 kilo sıçtığım bokla arnavut tarafına geri döndüm.
görsel
görsel
Ittihad ve terakki metroviçe şubesinin Gizli yönetim kurulu başkanı mareşal Fevzi çakmaktı.
Tın tınnnn... hiçbirinizin umurunda bile degil yazik dedi çöpe bakan zavallı emekli dede..
Tın tınnnn... hiçbirinizin umurunda bile degil yazik dedi çöpe bakan zavallı emekli dede..
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar