bugün
- savaş çıksa en önden kaçacak ekip18
- evlenecek kız kalmaması5
- 31 ağustos 2026 amedspor trabzonspor maçı24
- türk kızı9
- sikerim siyasetini deyip aşk konuşmak6
- sözlükte bir şeylerin eksik olması10
- geceye bir kadın yalanı bırak3
- kadınınızı çalıştırır mısınız5
- seri eksici ezik11
- hangi yazarı on üzerinden kaç seviyorsunuz24
- öyle bir sevişmek ki yatağın ağlaması2
- pozitif karmaya sahip olanların biraz şey olması7
- koşun koşun havadis var7
- bir yazarın profiline girip entrylerini okumak6
- isveçin coca cola yerine uludağa geçmesi3
- steroidden sonra çüksüz kaldım2
- karması 2000 den çok olanların biraz şey olması3
- açık oy5
- çanakkale savaşındaki dervişler4
- döner dürümün ardından terk edilmek2
- sarapci koala75
- akciğer kanseri3
- siyaset konuşmayan yazarlar3
- kürtler olmasa türkler anadoluya giremezdi yalanı33
- eksi karmaya oynasaydım sözlüğün içinden geçerdim2
- tarık akan4
- sözlüğün eksi karmalı tek yazarı olmak2
- türk'ün olduğu her yerde kürt olması16
- karması dört bin beş yüz otuz yedi olan yazar2
- eksi karmalı bir yazarı ciddiye almak2
- 31 ağustos 2026 beşiktaş çorum maçı4
- gocu31
- cin görmüş yazarlar8
- insan2
- doğu erkeklerinin oğlancı olması3
- aktrollerin akp'yi hiç eleştirmemesi14
- 30 ağustos 2026 girne feribot faciası14
- anın görüntüsü19
- renault 9 broadway6
- dinci mizahı3
- domates3
- akasya durağı3
- simko38
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı13
- sırrı süreyya önder7
- türk seküler devrimi11
- sivaslı ünlüler4
- kürt faşisti5
- sıfır atık vakfı3
- zorunlu eğitim20
volkan konak'ın seslendirdiği, volkanik parçalar albümünde bulunan bir sunay akın şiir derlemesidir.
Deniz kıyısında bir martıyla konuşurken görüyormuş dostlarım beni sürekli,
Bir kaptanım çünkü, kağıt gemilerden emekli
Gülemedim ki hiç hasta yatağının başında
Haberi bu yüzden yoktur annemin sol yanağımdaki gamzeden
Komidinin stündeki ilaçların sayıları arttıkça
Kutularından yaptığım gökdelenin uzamasına seviniyorum
Ve bilmezdim
Annemin yaşantısındaki renkliliğin
Yalnızca raflara dizili kavanozların içindeki reçeller olduğunu
Bilerek mi yanına almadın giderken
Başının yastıkta bıraktığı çukuru
Güveniyordum oysa ben sevgimize
Vapur iskelesi ya da tren istasyonundaki saatin doğruluğu kadar
Beni senin gibi bir de annem terketmişti
Ki göbeğimde durur onun yokluğundan bana kalan çukur
Sıralanmış saksılar vardı limana bakan penceremizin önünde
Ve çiçekler arkasında ekmek kırıntıları serpen martı yüzlü bir anne
Terasta toplanan kadınlar limandaki beyaz geminin ışıkları yanınca
Dedikodusunu yapmayı unuturlardı
Tam o saatte sokaktan geçen yazlık sinemadaki biletçi kızın
Annesinin dizlerinin dibinden hiç ayrılmayan uslu bir çocuk gibidir
Limandaki deniz
Ama sokağa çıkıp dalga olmak geçer yüreğinden
Hiç bir bardakta dudak payı bırakmadınız bana
Bir kaşık sesini bile çok gördünüz şekersiz içerek çaylarınızı
iki çocuk rahatlıkla oturduğumuz kapının eşiğine
Kendi başıma zor sığıyorum bugün
Büyüdükçe insan yalnız mı kalıyor ne?
Kabuğunu koparmadan ne bir elmayı soyabildim
Ne de iyileştirebildim bir yaramı
Ama karşıma çıkınca kızmadım hiç elma kurduna
Bendim çünkü bıçağı saplayan onun yurduna
Büyüklerle ben yapamıyorum
Çocuklar da almıyor beni oyunlarına
Devlet dairesinde yangından kurtarılmayacak sıkışmış bir çekmece gibiyim
Açılamıyorum sana
Kardeşiyle sokaklarda hep bir örnek giydirilen
Sen nasıl sevmezsin eşitliği
Yürürken düşen çoraplarınıaynı hizaya getirmek için
Annen değilmiydi önünde diz çöken
Yol kenarlarındaki yağmur mazgallarını kumbara sanıp
Harçlığımı atardım
Bu yüzden en çok denizden alacaklıyım...
Deniz kıyısında bir martıyla konuşurken görüyormuş dostlarım beni sürekli,
Bir kaptanım çünkü, kağıt gemilerden emekli
Gülemedim ki hiç hasta yatağının başında
Haberi bu yüzden yoktur annemin sol yanağımdaki gamzeden
Komidinin stündeki ilaçların sayıları arttıkça
Kutularından yaptığım gökdelenin uzamasına seviniyorum
Ve bilmezdim
Annemin yaşantısındaki renkliliğin
Yalnızca raflara dizili kavanozların içindeki reçeller olduğunu
Bilerek mi yanına almadın giderken
Başının yastıkta bıraktığı çukuru
Güveniyordum oysa ben sevgimize
Vapur iskelesi ya da tren istasyonundaki saatin doğruluğu kadar
Beni senin gibi bir de annem terketmişti
Ki göbeğimde durur onun yokluğundan bana kalan çukur
Sıralanmış saksılar vardı limana bakan penceremizin önünde
Ve çiçekler arkasında ekmek kırıntıları serpen martı yüzlü bir anne
Terasta toplanan kadınlar limandaki beyaz geminin ışıkları yanınca
Dedikodusunu yapmayı unuturlardı
Tam o saatte sokaktan geçen yazlık sinemadaki biletçi kızın
Annesinin dizlerinin dibinden hiç ayrılmayan uslu bir çocuk gibidir
Limandaki deniz
Ama sokağa çıkıp dalga olmak geçer yüreğinden
Hiç bir bardakta dudak payı bırakmadınız bana
Bir kaşık sesini bile çok gördünüz şekersiz içerek çaylarınızı
iki çocuk rahatlıkla oturduğumuz kapının eşiğine
Kendi başıma zor sığıyorum bugün
Büyüdükçe insan yalnız mı kalıyor ne?
Kabuğunu koparmadan ne bir elmayı soyabildim
Ne de iyileştirebildim bir yaramı
Ama karşıma çıkınca kızmadım hiç elma kurduna
Bendim çünkü bıçağı saplayan onun yurduna
Büyüklerle ben yapamıyorum
Çocuklar da almıyor beni oyunlarına
Devlet dairesinde yangından kurtarılmayacak sıkışmış bir çekmece gibiyim
Açılamıyorum sana
Kardeşiyle sokaklarda hep bir örnek giydirilen
Sen nasıl sevmezsin eşitliği
Yürürken düşen çoraplarınıaynı hizaya getirmek için
Annen değilmiydi önünde diz çöken
Yol kenarlarındaki yağmur mazgallarını kumbara sanıp
Harçlığımı atardım
Bu yüzden en çok denizden alacaklıyım...
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar