bugün
- aleksey batrakov25
- fenerli yazarların ortalarda gözükmemesi2
- cezaevine özenen gençler3
- tanımadığı kadına tokat atan adam19
- ulu önder tektir o da hz muhammeddir11
- 3 kasım 2026 galatasaray stuttgart maçı25
- queen ravennanın aşırı güzel olması15
- ilkokulda dayak yemiş efsanevi nesil16
- 4 kasım 2026 fenerbahçe liverpool maçı25
- netflix2
- sözlük kürdü55
- 26 ekim 2026 fb'nin cimbom'a döşeyeceği boru2
- iskilipli atıf hoca20
- nükleer bomba7
- filiz makarna'nın türkiye buğdayı skandalı20
- kırıkkaleli olmak istemek8
- yagmurcu çık açıkla10
- flört etmeme ilkesi4
- kablosuz mouse13
- almanyada doğanlar alman vatandaşı mı6
- 394
- arap götü9
- canın edirne ciğeri tavası çekmesi5
- emre belözoğlu6
- favlayan yazarın asıl amacı12
- dedenize sahip çıkar mısınız6
- her gün 1 litre kola içersek ne olur10
- abdullah öcalana'ın yeni konutuna taşınması20
- millette manyak para var21
- ismail kartal14
- traveler of secret moments tarzı enrty girmek13
- damla sakızlı muhallebi4
- durkheimın intihar teorisi7
- eski uzun kış gecelerinde anlatılan yaratıklar4
- onca puan alıp memur olunca 12 saat çalışmak3
- sözlük dedeleri6
- cadılar bayramı kutlayan gerizekalı türkler31
- kale3112 tarzı entry girmek8
- anın görüntüsü32
- hayırlı ramazanlar uludağ sözlük3
- yazarların akşama dair planları7
- sürekli çalışmak zorunda olmamız8
- değişik meslekler4
- sözlükteki galatasaraylı yazarlar4
- doların 50 tl olması7
- atatürk düşmanı5
- hoşlanılan kızı başkasının favlaması8
- öylesine bir şeyler yaz5
- robert de niro denince akla gelen ilk film8
- fon krizi kimin üstüne yıkılacak19
''perde''*adıyla can yayınları'ndan çıkan, yazarı milan kundera olan,
deneme türündeki, tadından yenmez kitap*. önceki yıllarda yayınlanmış 'roman sanatı' ve 'saptırılmış vasiyetler' adlı diğer kundera denemelerini de okuma isteği uyandırabilir. kitabın altbaşlığı olan 'yedi bölümlük bir deneme' kısmını kısa kısa açıklayalım.
1.bölüm 'devamlılık bilinci':
bu bölümde 'güzellik duygusu, duyarlılığımız tarafından esinlendirilip içten gelmiyor da, bir tarih bilgisi tarafından koşullandırılmış olarak beyinden mi geliyor?'
sorusu irdeleniyor. cevap olarak 'devamlılık bilincimiz öylesine güçlüdür ki,
her sanat eserinin algılanışında devreye girer' veriliyor. örnek olarak
''apollinaire'in, alkoller'i kaligrafiler'den sonra yazmış olması düşünülemezdi,
çünkü öyle olsaydı, o başka bir şair olurdu, eserleri başka bir anlam taşırdı'' veya
''diderot ve d'alembert'in ansiklopedi'sinde* rabelais ve cervantes'in, 'roman' maddesinde adlarının geçmiyor oluşu''nun doğallığı vurgulanıyor.
2.bölüm 'die weltliteratur'*:
goethe'nin 'die weltliteratur' tezini irdeleyen kundera ''bir sanat eserini konumlandırabileceğiniz iki temel bağlam vardır; ya ulusun tarihi ya da sanatının uluslarüstü tarihi. roman, kendi diline bağlı olduğu için dünyanın bütün üniversitelerinde neredeyse istisnasız olarak ulusal bağlamda incelenir...
bir romanı değerlendirirken özgün dilini bilip bilmemenin önemli olmadığını mı kastediyorum? elbette öyle, söylemek istediğim tam da bu!'' diyerek goethe'ye
destek oluyor.
3.bölüm 'şeylerin ruhuna inmek':
flaubert'in 'ben her zaman şeylerin ruhuna inmek istemişimdir' cümlesinden hareketle konulan bölüm başlığında, romanın, yazarın 'ben'iyle çok özel bir ilişkisi olduğu ve
romancının 'şeylerin ruhunun' belli belirsiz işitilebilen gizli sesini duyabilmek için,
şair ve müzisyenin tersine kendi ruhunun çığlıklarını bastırmasını bilmesi gerektiği üzerinde duruluyor.
4.bölüm 'romancı nedir':
romancı'yı tanımlamak için karşılaştırma metodunu kullanan kundera, lirik şairi
karşı kutba koyarak tanımını yapar; 'lirik şair, sözü kendi iç dünyasına vererek dinleyicilerinde kendi hissettiği duyguları, ruh hallerini uyandırır. hegel, lirik şiirin içeriğinin şairin ta kendisi olduğunu söyler ve şair eseriyle kendi portresini çizer' ... gençlik benim için lirik çağdır, yani neredeyse salt kendi üzerine yoğunlaşan bireyin, etrafındaki dünyayı görmekten, anlamaktan, açıkça değerlendirmekten aciz olduğu çağ. bu varsayımdan yola çıkarsak olgunluğa geçiş, lirik tavırdan vazgeçiş demektir. bir romancı kendi lirik dünyasının enkazından doğar' diyerek son noktayı koyar.
5.bölüm 'estetik ve varoluş':
estetik kavramların, varoluşun başka hiçbir yoldan erişilemeyen farklı görünümlerine götüren ipuçları olduğunu düşünen kundera bu iki kavramı birbirine eklemler ve farklı açılımlar yapar.
6.bölüm 'yırtılan perde':
yırtılan perde 'trajiğin yırtılan perdesi'dir. roman sanatının,
doğduğundan beri trajediden uzak durduğunu, trajedinin hayatın düzyazısına karşı
körlüğünden kaçtığını belirterek, bize perdenin ardını gösterinin roman olduğunu vurgular.
7.bölüm 'roman, bellek, unutuş':
son bölümde deneme boyunca irdelediklerini bir potada eritip roman sanatından sanatın geneline ulaşır ve ''sanatın artık hiç söylenmemişi aramaktan vazgeçeceği ve bireyin,
varlığın tekbiçimliliğiyle kaynaşmasına yardım etmesini talep eden kolektif hayatın hizmetine gireceği günü içim kararak hayal ediyorum'' diyerek denemesini sonlandırır.
deneme türündeki, tadından yenmez kitap*. önceki yıllarda yayınlanmış 'roman sanatı' ve 'saptırılmış vasiyetler' adlı diğer kundera denemelerini de okuma isteği uyandırabilir. kitabın altbaşlığı olan 'yedi bölümlük bir deneme' kısmını kısa kısa açıklayalım.
1.bölüm 'devamlılık bilinci':
bu bölümde 'güzellik duygusu, duyarlılığımız tarafından esinlendirilip içten gelmiyor da, bir tarih bilgisi tarafından koşullandırılmış olarak beyinden mi geliyor?'
sorusu irdeleniyor. cevap olarak 'devamlılık bilincimiz öylesine güçlüdür ki,
her sanat eserinin algılanışında devreye girer' veriliyor. örnek olarak
''apollinaire'in, alkoller'i kaligrafiler'den sonra yazmış olması düşünülemezdi,
çünkü öyle olsaydı, o başka bir şair olurdu, eserleri başka bir anlam taşırdı'' veya
''diderot ve d'alembert'in ansiklopedi'sinde* rabelais ve cervantes'in, 'roman' maddesinde adlarının geçmiyor oluşu''nun doğallığı vurgulanıyor.
2.bölüm 'die weltliteratur'*:
goethe'nin 'die weltliteratur' tezini irdeleyen kundera ''bir sanat eserini konumlandırabileceğiniz iki temel bağlam vardır; ya ulusun tarihi ya da sanatının uluslarüstü tarihi. roman, kendi diline bağlı olduğu için dünyanın bütün üniversitelerinde neredeyse istisnasız olarak ulusal bağlamda incelenir...
bir romanı değerlendirirken özgün dilini bilip bilmemenin önemli olmadığını mı kastediyorum? elbette öyle, söylemek istediğim tam da bu!'' diyerek goethe'ye
destek oluyor.
3.bölüm 'şeylerin ruhuna inmek':
flaubert'in 'ben her zaman şeylerin ruhuna inmek istemişimdir' cümlesinden hareketle konulan bölüm başlığında, romanın, yazarın 'ben'iyle çok özel bir ilişkisi olduğu ve
romancının 'şeylerin ruhunun' belli belirsiz işitilebilen gizli sesini duyabilmek için,
şair ve müzisyenin tersine kendi ruhunun çığlıklarını bastırmasını bilmesi gerektiği üzerinde duruluyor.
4.bölüm 'romancı nedir':
romancı'yı tanımlamak için karşılaştırma metodunu kullanan kundera, lirik şairi
karşı kutba koyarak tanımını yapar; 'lirik şair, sözü kendi iç dünyasına vererek dinleyicilerinde kendi hissettiği duyguları, ruh hallerini uyandırır. hegel, lirik şiirin içeriğinin şairin ta kendisi olduğunu söyler ve şair eseriyle kendi portresini çizer' ... gençlik benim için lirik çağdır, yani neredeyse salt kendi üzerine yoğunlaşan bireyin, etrafındaki dünyayı görmekten, anlamaktan, açıkça değerlendirmekten aciz olduğu çağ. bu varsayımdan yola çıkarsak olgunluğa geçiş, lirik tavırdan vazgeçiş demektir. bir romancı kendi lirik dünyasının enkazından doğar' diyerek son noktayı koyar.
5.bölüm 'estetik ve varoluş':
estetik kavramların, varoluşun başka hiçbir yoldan erişilemeyen farklı görünümlerine götüren ipuçları olduğunu düşünen kundera bu iki kavramı birbirine eklemler ve farklı açılımlar yapar.
6.bölüm 'yırtılan perde':
yırtılan perde 'trajiğin yırtılan perdesi'dir. roman sanatının,
doğduğundan beri trajediden uzak durduğunu, trajedinin hayatın düzyazısına karşı
körlüğünden kaçtığını belirterek, bize perdenin ardını gösterinin roman olduğunu vurgular.
7.bölüm 'roman, bellek, unutuş':
son bölümde deneme boyunca irdelediklerini bir potada eritip roman sanatından sanatın geneline ulaşır ve ''sanatın artık hiç söylenmemişi aramaktan vazgeçeceği ve bireyin,
varlığın tekbiçimliliğiyle kaynaşmasına yardım etmesini talep eden kolektif hayatın hizmetine gireceği günü içim kararak hayal ediyorum'' diyerek denemesini sonlandırır.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar