Eric Rohmer'in teknik desteği, anti-kösteğiyle çekilmiş 16 dakikalık bir kısa film. yazan-yöneten Edwige Shaki, ki kendileri filmde buğday sarısı saçlarıyla, süt beyaz teniyle eva rolünde de arz-ı endam etmekte.

Body language in impressionist painting * konusunda ödev yapan genç bir öğrenci, ressam-heykeltıraş olan amcasının galerisine gider. orada Muazzam bir bel kıvrımına sahip bir heykelcik görür. Amcası, genç bir kızdan ilham alarak heykelciği yaptığını söyler. Tipik amca-yeğen muhabbetlerinin çok ötesinde, apayrı lezzette bir muhabbetir bu. Neden sonra Eleman galeriden dışarı çıkar. Bir kız görür. Kızın sırtında, az önce bahsi geçen kavisi görür. o kız zanneder. Gözlerini kızdan alamaz. Kız da geri veremez. "E gözlerin bende kaldı madem, sana başka bir şey vereyim" diyerek kalbini verir.

filmde Degas, manet gibi ressamların bahsi geçer. maalesef Ben çok anlamam o işlerden. Bakıcıyım sadece. Göz tiryakisiyim. Ama resme, resmetmeye ilgisi olanların izlemesinde fayda olabilir. Portreleri, resimleri günlük hayata entegre etmeye çalışan takıntılı öğrenci, eva çırılçıplak yatakta uyurken (oha hangi ara sevişti bunlar, dostum bu ne hız, ben de sanat okumak istiyorum), eva'yı duvarda asılı olan portredeki kadının pozisyonuna getirmeye çalışır. Kız "lan noliii!" diyerek uyanır. lakin burası çok önemli, çok can alıcı, eva "Ayrı bir sapıkmışsın sen de, manyak mısın olm!" demez. Hor görmez bu sanatsal arzuyu. Ne yapar? elemanın istediği pozisyonları alır. Pozisyon derken, poz baabında. Yeri gelir figürler yapar, yeri gelir tanrıçalıkçılık oynar. sevişmekle kalmayıp, sanat konuşarak ayrı bir boyut katarlar bu şehvet seansına.

Sanatsal erotizm... E güzel tabii hoş; kuru kuru sevişmemek lazım. yani önce sevişebilmek lazım. Sonra işin sanatsal yönü de olursa, o da kreması olur, bonusu olur, yeri gelir şokellası olur. afiyet olur.
© copyright 2005 - 2026