bugün
- eğitim seviyesi azaldıkça kişide artan şey10
- özür dilerim ile kusura bakma arasındaki farklar7
- opel vectra b4
- sözlük yazarlarının su bardakları6
- sözlüğün yeni tasarımı22
- memur olup sıradan bir hayatla geberip gitmek8
- tinto brass12
- eskiden arkadaşlar genelevde aynı kadına gitmezdi10
- samsak döveci8
- italyan arabaları2
- aponun villası8
- sense and sensibility2
- rüyada hiç gitmediğin mekanı görmek4
- kimseye ihtiyaç duymamak5
- atatürk denilince akla ilk gelen takım2
- galatasaray amed operasyonu3
- kötü bir insan mıyım ben5
- sözlük hanımlarının bugünkü kıyafetleri40
- royal starla kuş pazarına gitmek2
- paranın mutluluk getirmemesi7
- belediye ruhsat birimi3
- şikayet et butonunun çalışmaması2
- konuşurken anladın mı deyip duran tip6
- yaşadım demek için ne yapmalı7
- açık beğen2
- sözlüğün en ılık yazarı3
- hababam sınıfı3
- 4 kasım 2026 fenerbahçe liverpool maçı93
- yazarların kedilerine söylemek istedikleri4
- uludede ile hacca gitmek2
- kaçak akım rölesi3
- küfürlü atasözleri4
- yaban arılarının ekstra stok yapması2
- kasım ayı indirimleri2
- allah ın selamını bile almayan vicdansız sabuha2
- kendi yanağından makas almak3
- kafayı kıran geliyor3
- günaydın kızlar4
- terhis oluyorum sözlük21
- türban mağduriyetinden türban zenginliğine2
- ajan berber2
- şeriatı savunan begüm polat'ın şaplak şovu49
- aşk16
- ucuz atlatmak2
- kadınlar nasıl giyinmeli sorunsalı14
- fatma betül sayan kaya28
- queen ravenna sözlüğün kraliçesidir14
- gece gelen yemek yapma isteği8
- süvari kahvesi3
- bir erkeğin bir kadınla lahmacun yemesi14
olayları oluş sırasına göre sıralayan bilim dalı
(bkz: timeline)
(bkz: zaman dizini)
takvim bilgisidir. tarihi olayların zamanlarını belirleyerek meydana geliş sıralarını düzenler.
kronoloji
Gidip gelmenin, gelip tekrar gitmenin, vedaların, öpüşlerin, öpüşmelerin, merhabaların, yorulmuş yolların, göze girmelerin ve de göze almaların zamanındayız şimdi. Yıllar tüm şehvetiyle ıslatıyor yüzümüzü. Neden diye sormuyoruz; neden aramaktan vazgeçtiğimiz için. Zamanın her gün bir önceki deli güne dönesimizin geldiği anlarındayız. Yaşamakla yaşamamak arasında kalmış bir telaşla, mecazen geçen günlerin içinde, ne olduğumuzu şaşırmışlığımızla, işte buradayız, hayatın tam da göbeğinde.
Birkaç sokak arasına sıkışıp kalmışlığımız vardı bizim. Geç öğrendik mesela akşam olunca, canavarlaşırmış ıslık çaldığımız sokaklar ve rehavet inermiş insanların ruhuna, haberimiz bile olmadı zamanında. Penceresinden ışık saçmayan evler vardı çevremizde ve biz geç anladık ışığın bakan gözlerde olduğunu. Arnavut kaldırımlı sokakların ahşap evleri olduk. Vergisini verdik aldığımız her nefesin, yüreğimizde ki kurşun yüreğimizde kaldı. Bize peşkeş çekilen günahları sahiplendik. Tek derdimiz aşklarımız ve aşk bozgunlarımızdı, onlar da bozuk para niyetine harcandı, bize kalan elde var sıfırdı. Soluksuz söylediğimiz şarkılar vardı, hüznün dibine vura vura, içip içip gebermeyi marifet sayardık. Çiçekler kuruturduk kalın kitaplar içerisinde, bir gün o sayfa açıldığında yeniden bulmak umuduyla. En kalleş gecelerin bile üzerine yıldızlar serpiştirirdik dua niyetine. Umudumuz vardı büyüttüğümüz. Yabancı şehirler tanıdık. Bizi bağrına basan şehirler, gerçeği yüzümüze vuran şehirler, ıssız istasyonlarıyla dost olduğumuz şehirler. O şehirlerde tanıdık hayatın coğrafyasını. Şair bu mısrada ne anlatmak istemiş diye düşünürken şairin ta kendisi olduğumuzu sandık. Soğuktan parmaklarımız donuyordu o zaman ama biz uzak türküler dinliyorduk, nalları diker gibi. isimler yazdık puslu camlara ve o isimleri gene biz sildik. Ağlatmadık güneşi, zehirlemedik saksıda ki menekşeyi. Gözleri gök yakut oldu sevdiğimizin, kirpiği ayın on dördü. insanlar tanıdık, her biri ayrı hikâyeye konu olmuş insanlar. Dert olduk, derman olduk. Çocukluğumuzun yakasına asılmış maşallah olduk. Gençliğimizi, başka hayatlarda ki gençliğin kafiyeleri süsledi, biz o kafiyelere ilham olduk. Ve bir gün büyüdük. Dokunulmamış, bakir yarınlarımıza açıldık kendi maviliğimizde.
Akrep mi yelkovanı takip ediyor yoksa yelkovan mı akrebi diye dert edinmiş, geçen zamanı saya saya yaşıyoruz şimdi. Âşık olduğumuz günler geride kalmış, yetişilesi yerlerimiz var ve birde kuyruk acılarımız. Anlamışız ki yangında ilk kurtarılması gereken yaşadığımız aşk değilmiş, biz artık aşka aşığız. Bataklığın içinden alacağımızı almış, özgür martıların kapı eşiğinde sürünüyoruz bu ara, cebimizde kalan sahibinden satılık ikinci el masallarla...
Gidip gelmenin, gelip tekrar gitmenin, vedaların, öpüşlerin, öpüşmelerin, merhabaların, yorulmuş yolların, göze girmelerin ve de göze almaların zamanındayız şimdi. Yıllar tüm şehvetiyle ıslatıyor yüzümüzü. Neden diye sormuyoruz; neden aramaktan vazgeçtiğimiz için. Zamanın her gün bir önceki deli güne dönesimizin geldiği anlarındayız. Yaşamakla yaşamamak arasında kalmış bir telaşla, mecazen geçen günlerin içinde, ne olduğumuzu şaşırmışlığımızla, işte buradayız, hayatın tam da göbeğinde.
Birkaç sokak arasına sıkışıp kalmışlığımız vardı bizim. Geç öğrendik mesela akşam olunca, canavarlaşırmış ıslık çaldığımız sokaklar ve rehavet inermiş insanların ruhuna, haberimiz bile olmadı zamanında. Penceresinden ışık saçmayan evler vardı çevremizde ve biz geç anladık ışığın bakan gözlerde olduğunu. Arnavut kaldırımlı sokakların ahşap evleri olduk. Vergisini verdik aldığımız her nefesin, yüreğimizde ki kurşun yüreğimizde kaldı. Bize peşkeş çekilen günahları sahiplendik. Tek derdimiz aşklarımız ve aşk bozgunlarımızdı, onlar da bozuk para niyetine harcandı, bize kalan elde var sıfırdı. Soluksuz söylediğimiz şarkılar vardı, hüznün dibine vura vura, içip içip gebermeyi marifet sayardık. Çiçekler kuruturduk kalın kitaplar içerisinde, bir gün o sayfa açıldığında yeniden bulmak umuduyla. En kalleş gecelerin bile üzerine yıldızlar serpiştirirdik dua niyetine. Umudumuz vardı büyüttüğümüz. Yabancı şehirler tanıdık. Bizi bağrına basan şehirler, gerçeği yüzümüze vuran şehirler, ıssız istasyonlarıyla dost olduğumuz şehirler. O şehirlerde tanıdık hayatın coğrafyasını. Şair bu mısrada ne anlatmak istemiş diye düşünürken şairin ta kendisi olduğumuzu sandık. Soğuktan parmaklarımız donuyordu o zaman ama biz uzak türküler dinliyorduk, nalları diker gibi. isimler yazdık puslu camlara ve o isimleri gene biz sildik. Ağlatmadık güneşi, zehirlemedik saksıda ki menekşeyi. Gözleri gök yakut oldu sevdiğimizin, kirpiği ayın on dördü. insanlar tanıdık, her biri ayrı hikâyeye konu olmuş insanlar. Dert olduk, derman olduk. Çocukluğumuzun yakasına asılmış maşallah olduk. Gençliğimizi, başka hayatlarda ki gençliğin kafiyeleri süsledi, biz o kafiyelere ilham olduk. Ve bir gün büyüdük. Dokunulmamış, bakir yarınlarımıza açıldık kendi maviliğimizde.
Akrep mi yelkovanı takip ediyor yoksa yelkovan mı akrebi diye dert edinmiş, geçen zamanı saya saya yaşıyoruz şimdi. Âşık olduğumuz günler geride kalmış, yetişilesi yerlerimiz var ve birde kuyruk acılarımız. Anlamışız ki yangında ilk kurtarılması gereken yaşadığımız aşk değilmiş, biz artık aşka aşığız. Bataklığın içinden alacağımızı almış, özgür martıların kapı eşiğinde sürünüyoruz bu ara, cebimizde kalan sahibinden satılık ikinci el masallarla...
büyük ihtimalle yunan mitolojisindeki zeus'un babası ve zaman tanrısı kron'dan(chron) türeyen kelime.
cemil meriç'in bu kavrama karşı oluşunu anlamak gerek biraz. Batının aksettirmek istediklerini dayatması nedeniyle. Hakikaten de, müfredatımıza dayatılan batı öykünmeciliği şiddetli boyutlardadır. yunanlı şair hesiodos der ki:
yunan filozof der ki
gibi.. kronoloji sözcüğünü etimolojik olarak irdelersek bile yunanca kronos sözcüğüne ulaşırız.
Bu da, başımızda demoklesin kılıcı gibi duruyor. Aha da bakın! Demokles dedim.
Bu da, başımızda demoklesin kılıcı gibi duruyor. Aha da bakın! Demokles dedim.
Zaman bilimi, olayların gerçekleştiği zamanı bildirir.
Sıraya sokmada yardımcı olur.
Sıraya sokmada yardımcı olur.
takvim bilimidir.
başarılı bir film. oyuncu kadrosu epey güzel, minimal kafalar aslında.
"Aptalların tarihidir" der cemil Meriç.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar
© 2005 – 2026 uludagsozluk.com