bugün
- bir zirve yapsak kim kimin yanında oturur21
- koklayarak öpmek17
- çocuğuyla birlikte dans eden vajinası belli anne4
- zengin akpli kızların çok daha güzel olması17
- sigara içelim mi7
- bir şey söyle8
- yiyişmeye gidilen sinemada filmin sarması12
- dünya52
- özlemek4
- fatma betül sayan kaya14
- kemal sunal'ın en başarısız filmleri10
- çalıyor ama çalışıyor5
- erzurumda sokak hayvanı beslemenin yasaklanması3
- akp kazandı11
- iphone'a ekran koruyucu takanlar beni ürpertiyor2
- yalnız erkek sayısının patlaması10
- geceye bir şarkı bırak4
- uyuyamama nedeni5
- sarılmak istediğiniz sözlük yazarları19
- gocu32
- arkadaşlar çok acil bakar mısınız8
- koklayarak insan tanımak7
- öpmek istediğiniz sözlük yazarları8
- morkstar yazdı bunu12
- 26 eylül 2026 ahmet şık tweetleri2
- anın görüntüsü28
- sözlüğün en iyi kalpli yazarı10
- siyahi peygamber olmaması8
- sözlüğü sonsuza kadar terk ediyorum8
- sözlükteki anlık online sayısı3
- sözlükteki herkesin tarafını tutmak istemek5
- müslüman toplumlarda para adil dağılmıyor6
- fatma betül sayan kaya yalnız değildir3
- ermeni rum soykırımını inkar etmek14
- 25 eylül 2026 türkiye fransa maçı36
- 30 yaş üstü yazarlar silinsin kampanyası7
- sözlüğün en güzel kadını26
- beyaz ölüm2
- ilk buluşmaya 100 tl ile gelen erkek4
- güzel miyim diyen kıza götünü açan erkek2
- şuan dinlediğin şarkı8
- gocunun elleri9
- sözlük yazarlarının ruh hali6
- tek göz odalı evde kocasıyla mutlu olan kadın7
- amerika birleşik devletleri28
- sözlüğün embesillerle dolu olması8
- meleğim diye hitap eden kova burcu erkeği13
- morkstar11
- akşam akşam canın kahveli yaş pasta çekmesi6
- usualsuspect'i tedavi ettirmek4
Bir uyuşma bedende, zihinde ve düşlerde. Belki bir kirlenme bu, belki çürüme, belki de bir karpuzun içini yemesi gibi birşey. Baktığımız bütün yüzlerde, kendinden ve insanlardan uzaklaşmanın ağır faturası.
Devasa bir inançsızlık, devasa bir ümitsizlik ve dev bir kaçış. "Bu toprakları kime bırakmaya niyetlisiniz acaba?" diye sorsam gözlerimin içine anlamsız anlamsız bakacağınızdan eminim. Kendi kabuğuna çekilmiş ve orada "kara bir inci" üretmeye çalışan insanların suçüstü yakalanmışlığı var bakışlarınızda. Size incilerden nefret ettiğimi söylemeliyim. Gövdesine saplanmış bir taşı dünyanın en güzel mücevherlerinden biri haline getirmek fikri alabildiğine yabancı bana.
Atılan bir taşla yaşamaya alışmak bile kötü bir duyguyken onu onur duyulası bir maddeye dönüştürmek, tepkisiz, teslim olmuş, apolitik varlıkların işi olsa gerektir. Oysa insana düşen, kendisine yönelen bütün yabancı unsurları reddetmek ve o unsurların kaynağına doğru haykırmaktır. Bir "inci"ye meziyet yükleyen bütün felsefelerin karşıtıyım ve karşıt olmak, şu dünyadaki hanemize yazılan en "pırıltılı" şey.
Bir vakitler, inanç ve kararlılıklarına bakarak benim de yanlarında saf tuttuğum sıkılmış yumrukların gevşediğini görüyor bu gözler. Beyazla pembe arası bir renk turu yaşanıyor o avuçlarda şimdi. O avuçlarda, o yumruklarda "yumuşama"nın tiksindirici ve iç karartıcı yüzü dolaşıyor. Baktığım bütün yüzler kapanıyor karşımda ve kilit vuruluyor aşklara. Kilit vuruluyor topraklara, üstünde doğulan ve bir bıçak gibi dolaşılan bütün şehirlere, köylere, evlere kilit vuruluyor. Ürkek ve kendi gölgesinden bile korkan güvercinler gibi yaşadığınız bu aşklardan size bir sancıdan başka birşey kalmayacak. Küçük bir ses parçasıyla kalbi pır pır eden ve güvenli kuytulara sığınmak için topluca havalanan güvercinlerin aşkından ne olur ki? Ne olur ki sizin aşkınızdan? Ve ne hakkınız var sizin sevdiklerinizi de kirletmeye, yaralamaya, korkak hale getirmeye? Ruhunuzda yayılan karanlığı, bir başkasına hangi hak ve duyguyla taşımaktasınız? Kendi pis korkunuzu tek başınıza yaşayın ve bilin ki aşk cesaret işidir. Ancak gerçekten sevenler aşık olabilir. Ancak hayatı bir isyan ateşi gibi alnında dolaştıranlar aşık olabilir. Bu ateşli ve cesur duyguyu, korkularınız ve ihanetlerinizle kirletmeyin.
Aklınızdan geçen herşeyi biliyorum. Çok gördük biz bu yılgınlık ve sünepelikleri. Aşklarınız karşısında dahi yenildiniz siz ve sarılıp yanınız sıra koşturmak yerine, sevdiklerinizin korkularını da korkularınıza gerekçe göstererek, hem kendinizi hem de onu bir çukura doğru sürüklediniz. Koşmaya mı cesaretiniz yoktu, sunacak dünyalarınız mı sığdı, cahil miydiniz, eksik miydiniz, bilinmez...
Gerekçeleriniz hiç ilgilendirmiyor bizi. Bildiğimiz birşey var ki, siz aşkı kuşatılmış kalelerin teslim olması gibi birşey sandınız ve sevgilinizin elinden tutmanız beyaz bir bayrağın dalgalanması anlamına geliyordu sözlüğünüzde. Ürkek cümlelerden oluşan bir sözlüğünüz var ve tam da bu yüzden tek bir satır anlamayacaksınız kavgamızdan. Size o kavgaya katılma hakkı ve kavga etme imkanı sunuldu, lakin cenk meydanına attığınız ilk adımda ayaklarınızın tutuştuğunu görüp, serin bir hayata, serin bir kucağa, serin bir eve doğru koştunuz. Kendiniz gibi korkak hale getirdiğiniz sevdiklerinizden sizi avutmalarını, dizlerine yatırıp saçlarınızı okşamalarını beklediniz.
Oysa o saçlar, isyan ateşenin yalımlarıyla tutuşmalıydı. Saçları isyan ateşinde kavrulmuş adamların ve kadınların hakkıdır aşk. Ve dünyanın en güzel ağaçları ve en güzel kalpleri onların toprağında yetişir. Size, içinde gittikçe boğulacağınız daracık hayatlar ve o hayatları bile doldurmaktan aciz avuçlar kalır. Gidin ve o avuçların aşkında teselli bulun. Uyutsun sizi miniminnacık sevgililer ve yaşlanan bedenlerinizi kanapelere yayıp kazak ören kadınları seyredin siz. Yaşayabileceğiniz en büyük mutluluk budur. korkak adamlarin mutlulugu!
(bkz: idris özyol)
Devasa bir inançsızlık, devasa bir ümitsizlik ve dev bir kaçış. "Bu toprakları kime bırakmaya niyetlisiniz acaba?" diye sorsam gözlerimin içine anlamsız anlamsız bakacağınızdan eminim. Kendi kabuğuna çekilmiş ve orada "kara bir inci" üretmeye çalışan insanların suçüstü yakalanmışlığı var bakışlarınızda. Size incilerden nefret ettiğimi söylemeliyim. Gövdesine saplanmış bir taşı dünyanın en güzel mücevherlerinden biri haline getirmek fikri alabildiğine yabancı bana.
Atılan bir taşla yaşamaya alışmak bile kötü bir duyguyken onu onur duyulası bir maddeye dönüştürmek, tepkisiz, teslim olmuş, apolitik varlıkların işi olsa gerektir. Oysa insana düşen, kendisine yönelen bütün yabancı unsurları reddetmek ve o unsurların kaynağına doğru haykırmaktır. Bir "inci"ye meziyet yükleyen bütün felsefelerin karşıtıyım ve karşıt olmak, şu dünyadaki hanemize yazılan en "pırıltılı" şey.
Bir vakitler, inanç ve kararlılıklarına bakarak benim de yanlarında saf tuttuğum sıkılmış yumrukların gevşediğini görüyor bu gözler. Beyazla pembe arası bir renk turu yaşanıyor o avuçlarda şimdi. O avuçlarda, o yumruklarda "yumuşama"nın tiksindirici ve iç karartıcı yüzü dolaşıyor. Baktığım bütün yüzler kapanıyor karşımda ve kilit vuruluyor aşklara. Kilit vuruluyor topraklara, üstünde doğulan ve bir bıçak gibi dolaşılan bütün şehirlere, köylere, evlere kilit vuruluyor. Ürkek ve kendi gölgesinden bile korkan güvercinler gibi yaşadığınız bu aşklardan size bir sancıdan başka birşey kalmayacak. Küçük bir ses parçasıyla kalbi pır pır eden ve güvenli kuytulara sığınmak için topluca havalanan güvercinlerin aşkından ne olur ki? Ne olur ki sizin aşkınızdan? Ve ne hakkınız var sizin sevdiklerinizi de kirletmeye, yaralamaya, korkak hale getirmeye? Ruhunuzda yayılan karanlığı, bir başkasına hangi hak ve duyguyla taşımaktasınız? Kendi pis korkunuzu tek başınıza yaşayın ve bilin ki aşk cesaret işidir. Ancak gerçekten sevenler aşık olabilir. Ancak hayatı bir isyan ateşi gibi alnında dolaştıranlar aşık olabilir. Bu ateşli ve cesur duyguyu, korkularınız ve ihanetlerinizle kirletmeyin.
Aklınızdan geçen herşeyi biliyorum. Çok gördük biz bu yılgınlık ve sünepelikleri. Aşklarınız karşısında dahi yenildiniz siz ve sarılıp yanınız sıra koşturmak yerine, sevdiklerinizin korkularını da korkularınıza gerekçe göstererek, hem kendinizi hem de onu bir çukura doğru sürüklediniz. Koşmaya mı cesaretiniz yoktu, sunacak dünyalarınız mı sığdı, cahil miydiniz, eksik miydiniz, bilinmez...
Gerekçeleriniz hiç ilgilendirmiyor bizi. Bildiğimiz birşey var ki, siz aşkı kuşatılmış kalelerin teslim olması gibi birşey sandınız ve sevgilinizin elinden tutmanız beyaz bir bayrağın dalgalanması anlamına geliyordu sözlüğünüzde. Ürkek cümlelerden oluşan bir sözlüğünüz var ve tam da bu yüzden tek bir satır anlamayacaksınız kavgamızdan. Size o kavgaya katılma hakkı ve kavga etme imkanı sunuldu, lakin cenk meydanına attığınız ilk adımda ayaklarınızın tutuştuğunu görüp, serin bir hayata, serin bir kucağa, serin bir eve doğru koştunuz. Kendiniz gibi korkak hale getirdiğiniz sevdiklerinizden sizi avutmalarını, dizlerine yatırıp saçlarınızı okşamalarını beklediniz.
Oysa o saçlar, isyan ateşenin yalımlarıyla tutuşmalıydı. Saçları isyan ateşinde kavrulmuş adamların ve kadınların hakkıdır aşk. Ve dünyanın en güzel ağaçları ve en güzel kalpleri onların toprağında yetişir. Size, içinde gittikçe boğulacağınız daracık hayatlar ve o hayatları bile doldurmaktan aciz avuçlar kalır. Gidin ve o avuçların aşkında teselli bulun. Uyutsun sizi miniminnacık sevgililer ve yaşlanan bedenlerinizi kanapelere yayıp kazak ören kadınları seyredin siz. Yaşayabileceğiniz en büyük mutluluk budur. korkak adamlarin mutlulugu!
(bkz: idris özyol)
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar