1. 1.
    Kemalistlerin sorgulama ve muhakeme yetenekleri ellerinden alınarak zihinlerinin hapsedildiği matrixtir.

    morpheus : hoş geldin neo. tahmin edebileceğin gibi ben morpheus’um.

    neo : seninle tanışmak bir onur.

    m : hayır. o şeref bana ait. lütfen. gel, otur. eminim şu anda kendini tavşan deliğinden düşen alice gibi hissediyorsundur.

    n : öyle denilebilir.

    m : gözlerinden belli. sende gördüklerini kabullenen birinin gözleri var uyanmayı beklediğin için tuhaf ama bunlar gerçekten pek uzak değil. kadere inanır mısın neo?

    n : hayır.

    m : neden?

    n : hayatımı kontrol edemiyor olma düşüncesini sevmem.

    m : ne demek istediğini çok iyi anlıyorum. neden burada olduğunu anlatayım. bir şey bildiğin için buradasın. bildiğini açıklayamıyorsun. ama hissediyorsun. hayatın boyunca hissettin. dünyada ters giden bir şeyler var. ne olduğunu bilmiyorsun ama orada. beyninde kıymık gibi seni çıldırtan bir şey. seni bana getiren şey bu duyguydu. neden söz ettiğimi biliyor musun?

    n : kemalist matrix mi?

    m : ne olduğunu öğrenmek ister misin? Kemalist matrix her yerdedir. etrafımızda. şu anda bile, bu odada. pencereden dışarı baktığında görürsün ya da televizyonu açtığında, işe gittiğinde hissedersin ya da kiliseye, vergi öderken. gerçeği görmemen için dünya, bir perde gibi önüne çekilmiş sanki.

    n : ne gerçeği?

    m : bir köle olduğun gerçeği neo.
    sen de herkes gibi bir köle olarak doğdun.
    dokunamadığın tadamadığın ya da koklayamadığın bir hapisanedesin.
    beyninin içi bir hapisane. ne yazık ki, kemalist matrix'in ne olduğu kimseye anlatılamaz.

    bunu kendin görmek zorundasın.

    bu senin son şansın.
    bundan sonra, bir geri dönüş olmayacak.
    mavi hapı alırsan,
    bu hikaye sona erer, yatağında uyanırsın ve istediğin her neyse ona inanırsın.
    kırmızı hapı alırsan harikalar diyarında kalırsın.
    ben de sana tavşan deliğinin gittiği yerleri gösteririm.
    unutma..
    sana vadettiğim tek şey gerçek. fazlası değil...
    -1 ... isminiunutanadam