bugün

istanbul'da ya$amak yagmur ciselediginde* 3 saat trafik cilesi cekmektir.hafif 1 meltem estiginde elektriklerin kesilmesi, yoldan kamyon gectiginde sularin kesilmesi, belediye otobuslerinde 400 ki$i gitmektir.stresle bogu$mak, kapkaccilarla kavga etmek, hirsizlarla mucadele etmektir.en onemlisi bunlarin hepsine ali$ip istanbul'un bagimlisi olmaktir.
istanbul'da yaşamak, istanbul'da yaşlanmaktır. bağımlılık yapar bu şehir insana, tutkunluk yaratır.
istanbulda yaşamak bazen gürültüsüz sessiz sakın bir köşede yaşamınızı devam ettirme isteğidir. bazen de gidilen o sessiz sakin yerden duyulan özlemdir. içindeki insanların yaşamları gibi gel-gitli karmaşalı ama bir o kadar da güzel şeydir.
vapur yana$madan iskeleye atlayabilmek, emniyet $eridini kullanmak, yolda diger suruculere kufur etmek, kapi$maktir.
istanbul'da yaşamak;
-saatlerce balık tutmaya çalışıp, bir tane bile yakalayamamaktır.
-bilet fiyatlarının her 4 ayda bir artmasına alışmaktır.
-unkapanının kaset çıkarmaya yetmediğini öğrenmektir.
-bu şehrin gece bile uyumadığını öğrenmektir.
-bu şehrin insanı yutmadığını, ama insanın şehri yuttuğunu anlamaktır.
-aslında başkentin bu şehir olduğunu bilmektir.
-yabancı grupların ilk bu şehre geldiğini bilmektir.
-gökdelenler bu hızla giderek artarsa yakında yıldızları göremeyeceğini bilmektir.
-çamlıca'da kuşbakışı şehre bakmaktır.
-köprülerden geçerken aklından intihar edenlerin geçmesidir.
-taksim'de kalabalığa yakalanmak, pierre lotti'de soluklanmak, ortaköy'de kumpir yemek, vapurda güvercinlere simit atmaktır.
-nereden gelirsen gel, bu şehire ait olduğunu, şehrin de sana ait olduğunu bilmektir istanbul'da yaşamak.
herseye ragmen güzel bir duygudur istanbul'da yasamak.Sabah erkenden kalkıp vapurda cay içmek,simit yemek..bogusurken vapur dalgalarla,kız kulesini seyretmek...ögle vakti istiklal'de gezmek,her telden insana denk gelmek..Gece mezarlıkların arasından dik yokusunu asarak pierre loti'ye varmak ve esssiz manzara karsısında bir yorgunluk kahvesi içmek..

tabi bunun yanısıra yürek parcalayan sahnelerede sahit olur istanbul'da yasayan..Etiler'de ,bebek'te lüks bir restorantda yemek yerken sözümona(!) beyefendi,camın önünde ölüm sogugunda selpak satan cocuklar takılır gözlere..ve evine bir lokma yiyecek götürebilmek için semt pazarının kapanmasını bekleyip,yerdeki artıkları toplayan ögretmen emeklisi ahmet amca...

farklı bir sehir bu sehir.esi benzeri olmayan,ugruna akıtılmadık kanlar akıtılan.acısıyla,tatlısıyla...ama herseye ragmen yasamaya degecek bir sehir gözümde..
değeri bilinmeyen şeydir. dünyanın en güzel şehirlerinden birinde yaşamaktır.
Canım istanbul

Ruhumu eritip de kalıpta dondurmuşlar;
Onu istanbul diye toprağa kondurmuşlar.
içimde tüten birşey; hava, renk, eda, iklim;
O benim, zaman, mekan aşıp geçmiş sevgilim.
Çiçeği altın yaldız, suyu telli pulludur;
Ay ve güneş ezelden iki istanbulludur.
Denizle toprak, yalnız onda ermiş visale,
Ve kavuşmuş rüyalar, onda, onda misale.

istanbul benim canim;
Vatanim da vatanim...
istanbul,
istanbul...

Tarihin gözleri var, surlarda delik;
Servi, endamlı servi, ahirete perdelik...
Bulutta saha kalkmış Fatih'ten kalma kir at;
Pırlantadan kubbeler, belki bir milyar kırat...
Şahadet parmağıdır göğe doğru minare;
Her nakısta o mana: Öleceğiz ne çare?
Hayattan canlı olum, günahtan baskın rahmet;
Beyoğlu tepinirken ağlar Karaca Ahmet...

O manayı bul da bul!
ille istanbul
istanbul,
istanbul...

Boğaz gümüş bir mangal, kaynatır serinliği;
Çamlıca'da, yerdedir göklerin derinliği.
Oynak sular yalının alt katına misafir;
Yeni dünyadan mahzun, resimde eski sefir.
Her aksam camlarında yangın çıkan Üsküdar,
Perili ahşap konak, koca bir şehir kadar...
Bir ses, bilemem tambur gibi mi, uda gibi mi?
Cumbalı odalarda inletir katibi mi...

Kadını keskin bıçak,
Taze kan gibi sıcak.
istanbul,
istanbul...

Yedi tepe üstünde zaman bir gergef isler!
Yedi renk, yedi sesten şayisiz belirişler...
Eyüp oksuz, Kadıköy süslü, Moda kurumlu,
Adada rüzgar, ucan eteklerden sorumlu.
Her şafak Hisarlarda oklar çıkar yayından
Hala çığlıklar gelir Topkapı sarayından.
Ana gibi yar olmaz, istanbul gibi diyar;
Güleni söyle dursun, ağlayanı bahtiyar...

Gecesi sümbül kokan
Türkçesi bülbül kokan,
istanbul,
istanbul...

Necip Fazıl Kısakürek
belediye otobüsünün ön camına yapışık yolculuk yapmaktır.
istanbul da yasamak

-Sabah saatlerinde tahammül edilemeyecek Maslak trafiğini katlanmak,
-'Oturur durumda 13 kişi alan bir minibüse 30 kişi nasıl sığar'konulu soruyu her sabah yaşayarak cevaplamak,
-Her daim bir yerlerde yol çalışmasına rastlamak,
-Metroda insanlarla dipdibe yolculuk yapmak zorunda kalmak,
-Taksi için yol kenarında yarım saatten fazla beklemek,
-Sürekli artan dolmuş fiyatları yüzünden maaşın yarısını yol parası olarak tüketmek,
-Günde 4 saatinizi yolda harcamak,
-iyi bir yer için yaklaşık 1200YTL kira parasını cepten çıkarmak,
-Yazın denize girecek yer bulamamak,
-iş bulabilmek için aylarca,eğer şanssızsanız yıllarca kapı kapı dolaşmak zorunda kalmak
-Çocuğunuza okul bulabilmek için aylar öncesinden sıraya girmek

Ama bir de

-Boğaz'da balık yemek,
-Vapurla bir yakadan diğerine geçerken martılara simit atmak,
-Yanıbaşınızda mezarlık varken,bir bardak çay eşliğinde Pier Loti'den Haliç'i seyretmek,
-Emek Kafe ve Rumeli Hisarı'nda sabah kahvaltısı yapmak,
-Bahar'da Emirgan Korusunda yürüyüş yapmak ve erguvanları seyretmek,
-Kışın istiklal Caddesi'nde bir kafenin cam kenarına oturup tramvayı izlemek,
-23 Nisan'da adaya gitmek,
-Boğaz'da balık ekmek eşliğinde yürüyüş yapmak,
-Sarıyer'de muhallebi/börek/balık,Kanlıca'da yoğurt,Ortaköy'de kumpir,Şampiyon'da kokoreç,Bebek'te Badem Ezmesi,Moda'da dondurma yiyebilmek,
-Dolmabahçe'den Çırağan'a kadar size eşlik eden Atatürk resimlerini seyretmek,
-Anadolu Feneri'nin en yüksek tepesinden nehir gibi uzanan Boğaz'ı seyredebilmek,
-Mısır Çarşısı'ndan baharat alabilmek,
-Önemli mimari yapılar ve müzelere bir otobüs mesafesinde bulunmak,
-Mercan yokuşu ve Tahtakale'de herşeyin en ucuzunu bulabilmek,
-Boğaz yalılarını,Arnavutköy,Beylerbeyi,Çengelköy,Sarıyer sokaklarındaki eski ahşap evleri görebilmek,
-Aynı gün içinde cıvıl cıvıl Taksim'i,10 dakika mesafede parasızlıkktan kızların gece vakti 'yol kenarlarında beklediği' Tarlabaşını,muhafazakar Fatih'i,aşmış Reina'yı görebilmek,
-(Ölmeden önce) Maçka otobüsünde Atilla ilan'a rastlayabilmek
-Deniz kenarında balık tutmak,
-Hemen hemen her bütçeye göre her türlü lezzeti tadabileceğiniz mekan bulabilmek,
-inönü Stadına yakın olmak,
-Aynı gün içinde hem deniz,hem kara hem de demiryolunu kullanabilmek
-Açık Hava Tiyatrosu'nda konsere gidebilmek,
-Her türlü sanatsal ve kültürel etkinliğe yakın olmak demektir.

Ama en çok 'sıkıldım bu şehirden uzaklaşmak istiyorum'deyip kaçıverdiğinizde,en geç 3 gün sonra geri dönüş planları yapmaktır.
Huysuz sevgili ile beraber olmak gibidir istanbul'da yaşamak.Ne onunla ne onsuz.istanbul'da yaşamak kendinizi başka hiçbiryerde düşünememektir.
güzel bir keşmekeşe ortak olmak.
(bkz: yaşamak)
yaşam adına ne varsa herşeyi yaşatır size!
zordur istanbulda yasamak. bu sehirde yasayacaksan once asık olmalısın bizansa. kendisi seni her daim icine ceker, karanlıgında ve yogunlugunda kaybolup gidersin. tıpkı sen gibi kaybolan on uc milyon insan gibi. zaman zaman bırakıp gitmek istersin ama hic bir yere gidemezsin. istanbuldur, bizanstır tılsımlıdır ceker alır goturur seni kacsan kacamaz, gitsen gidemezsin ama bir sekilde bu sehirde yasamaya devam edersin.
eroinin kana karısmasıdır, en derin solugu bir kere cekersin, ikincisi kendiliginden gelir,nereli olursan ol,nerden gelirsen gel vazgecemezsin artık, unutulmaz sevgilidir, eziyet eden üvey babadır, evlat yerine koyup saran anadır istanbul...medeniyetin kralı, acıların kralicesidir, hem kadındır, hem erkektir, hem sensindir hem de ben istanbul...
karpuzkabugu
istanbul'da yaşamak aşkı anlamaktır....
gereksiz streslere bulaşmaktır.
hayatı bı ıstanbulda yasamak bırde yasamamak ; ıste butun mesele bu ...
herşeye rağmen çok güzel olan hadise.
hayat pahalılığına karşı mücadele etmekle eşanlamlıdır.
kimi zaman cekilmez, kimi zaman ise tarifi mumkun olmayan duygular yasatan her yonuyle essiz sehir
açılmışı var

(bkz: istanbul da yaşamak)
(bkz: aramaya inanmak)
trafige mahkum olmaktir.
bayramlarda karsi'da oturan akrabalariniza dört saatte gitmektir.
ülkenin genelindeki diger insanlardan daha acik gözlü olmak demektir.

bir kiz kulesine sahip olmak demektir.
hic ummadiginiz ara sokaklarda tarih'e rastlayabilmek demektir.
hüzünlü zamanlarinda basini yaslayip aglayabilecegin bir denizinin olmasi demektir.

cogu zaman güzeldir muhtemelen.. *
herşeyine rağmen dünyanın en güzel 4. şehri.
(bkz: istanbul u yaşamak)

(bkz: sozluk yazarlarinin nicklerinin hikayesi/@istanbul)
hayatın 4te 3ünü yolda geçirmenin diğer bir adıdır. ama hiçbir şeye değişmeyeceğim en büyük aşkımdır.
mezuniyet sonrası bir çok insan gibi benim de en büyük hayalim olan durum.
"..kendini bulmak, köşe başında elele sevgilileri görmek, moda'daki çay bahçesinde tavla oynamak, beşiktaş'tan ortaköy'e yürümek, metro'ya son anda yetişmek, köprü trafiğinde denizi seyretmek, her an kapkaççılardan korkmak, kız kulesi'nde bir gün geçirmek, sultanahmet'te köfte; kanlıca'da yoğurt yemek, emirgan'da çay içmek, bir sürü yol parası harcamak, gerektiğinde kıta değiştirmek, sabahları yol yapımı sesleriyle uyanmak ama bu şehirde uyanmaya şükretmektir vb.."

diye bitirilesi bir cümlenin başlangıcı..
(bkz: aksamini sevdiğimin istanbul u)
(#1057066)

evet, budur.
şerefsizoğlu şerefsiz trafik de olmasa çok güzel olaydır.
(bkz: sözlük yazarlarının nicklerinin hikayesi/@istanbul)

(bkz: istanbul/@istanbul)
başka hiç bir şehre ihtiyaç duymamaktır.
dünyanın en güzel şehrinde yasamaktır...
amazonlarda yaşamak kadar zor bir hadisedir...
bazen tüm kederleri bir anda denizine bırakabilmektir ya da kaçarak uzaklaşmak istemektir. istanbul, kimi zaman güvenli bir sığınak olsa da en acı dramların geçtiği mekanlar bileşkesidir aslında.
Trafiğine ,keşmekeşine ,kalabalığına,insan seline ,pahalılığına , yaşam koşullarının ağırlığına rağmen yaşanılacak şehirdir .. Başka bir yere gittiğinde onu özlemek bile onu anlatmaya yeter... istanbul içindeyken nefret edersin ama artık ondan vazgeçemezsin ...
gerçek anlamda hayatın içinde olmak ve hayatı biraz olsun öğrenmektir
(turkiye için konusmak gerekirse)istanbullu iseniz
-istanbul da araba kullanmamış birine söför gözüyle bakmazsınız,
-istanbul da çalışmayan birisne deneyimli gözüyle bakmazsınız,
-istanbul da aşık olmayan insanın aşka bakış açısını merak edersiniz,
-istanbul da üniversite okumamış gençler size hep biraz toy gelir,
-istanbul da eğlenmemiş birinin eğlence anlayışını merak edersiniz,
-istanbul da güvenliğini sağlamamış kişilerin kendilerini koruyabileceğinden süphe edersiniz,
-istanbul da trafikte 2 saat geçirmemiş kişilerin sabırlı olabileceğinden emin olmazsınız,

böyledir istanbul da yaşamak tabi herkesin istanbul da yaşamaktan anladığı farklıdır, gerçekten yaşayan için istanbul dan ayrılmak bile kabustur, kendisini sudan çıkmış balık gibi hissedebilir. bu kişilere evine dönmesi önerilir
rüya ötesi sey, binbir gece masali.
yaşamayı bilene en büyük armağandır. hayatı okula ve işe gidip gelmekle geçen insanlar sadece trafik yönünü görürler. halbuki istanbul'dan bundan ibaret değildir. dediğim gibi yaşamayı bilene dünyanın en güzel şehridir.
yaşayanı, "allah ın lütufu mu yoksa bir cezası mı" diye düşünmeye gark eden olay.
degerini bilememektir.
herşeyiyle mutluluk verir. kazandığınız para çar-çur olabilir fakat güzel olan tek şey lanet edip kenti terkettikten sonra bu söylediklerinizin aklınıza gelip ağlamaya sebebiyet vermesi.
hayatımın sonuna kadar sürdüreceğim eylem. trafiği,pahalılığı,keşmekeşi bir yana, her şeyiyle aşkın diğer adı istanbul...
pahalıya malolur. her yönden.
öğrenci haliyle otobüse binişte 95 kuruş vermektir.**
paran varsa şahanedir;
giyim kuşam mağazalarının en afillileri buradadır.
boğaz'da balık yemek bir başkadır.
gez gez bitmez.
her türlü sinema, tiyatro, bale bimemnenin tr'deki merkezidir.
aradığınız her türlü kitabı bulabilirsiniz.
vs vs
avantajları bitmek tükenmek bilmez.

paran yoksa;
tuvalete bile gidemezsin.
gece üstgeçitten geçerken
''birşey lazım mı?'' diyen travestiden götü kurtarmak için kaçmaktır..
28.05.2011 tarihi itibariyle benim için başlayacak olan durumdur. *
çiledir.