bugün
- ben aquila bicipite sorularınızı yanıtlıyorum25
- kızlara bişey soracağım erkekler gelmesin9
- ayı saldırınca yapılması gerekenler12
- gece yarısı çalan telefon7
- geceye bir söz bırak3
- sinirli kadını sakinleştirmenin yolları14
- ilşkisini herkese anlatan kızlar7
- uysaljakoben21
- kızların sözlüğü erkek düşürmek için kullanması7
- gammaz olmuşum13
- eski dizileri izlemek3
- bir erkeğin instagram kullanma amacı2
- daha önce erkeklerle aynı ortamda oturmuş kız2
- başımın tatlı tatlı dönmesi4
- çıplak ayakla misafir karşısına çıkmaya utanmak2
- yüzüklerin efendisi abartılmış boktan bi filmdir4
- aquila bicipite8
- aşık olunca yapılan salaklıklar3
- kadın mı erkek mi belli olmayan yazarlar21
- uyuşturucu kullanan oğlunu öldüren baba7
- kel erkek3
- minyon kadın siniri5
- reha muhtar25
- ona bir şey söyle16
- denize sıfır bir ev sahibi olmak2
- ekşi sözlükte 2 yıldır çaylak olmak2
- hiç evlenemeyecek gibi hissetmek4
- osuruk kokusunun kalıcılık süresi6
- death2
- kemal kılıçdaroğlu35
- rusya'dan nükleer silah tehdidi2
- toplu taşımaya binen kızın asıl amacı4
- bir kadına alınabilecek en güzel hediye7
- güzel ayaklar mevsiminin gelmesi9
- bizim delilere bakayım4
- elit olmak için gerekenler13
- gecenin şarkısı4
- benim başaklarımı görmek ister misiniz3
- gençler iş beğenmiyor3
- ses yakışıklılığı2
- herkes eski nikini yazsın bitsin bu eziyet11
- pazarda su satmak2
- yazarların 2005 yılı maaşları7
- yemek yemek mi güzel giyinmek mi5
- gazlamak2
- ona bir cümle bırak4
- semum3
- sevgiliyle kavga etmek2
- vajina peşinde yitip giden hayatlar3
- 1 litrelik cam şişe kola3
sezai karakoçun 1967 yılında yayımlanmış şiir kitabı.
Ey yeşil sarıklı ulu hocalar bunu bana öğretmediniz
Bu kesik dansa karşı bana bir şey öğretmediniz
Kadının üstün olduğu ama mutlu olmadığı
Günlere geldim bunu bana öğretmediniz
Hükümdarın hükümdarlığı için halka yalvardığı
Ama yine de eşsiz zulümler işlediği vakitlere erdim
Bunu bana söylemediniz
insanlar havada uçtu ama yerde öldüler
Bunu bana öğretmediniz
Kardeşim ibrahim bana mermer putları
Nasıl devireceğimi öğretmişti
Ben de gün geçmez ki birini patlatmayayım
Ama siz kağıttakileri ve kelimelerdekini ve sözlerdekini
nasıl sileceğimi öğretmediniz
Bir kentten daha geçtim
Buğdayları yakıyorlardı
Yedikleri pirinçti
Birbirlerine açılan borular gibi üfürüyorlardı
Sonra birbirlerinden borular gibi çıkıyorlardı
Pirinçler gibi çoğalıyorlardı
Atlarını yalnız atlarını cana yakın buldum
Öpüp çıkıp gittim yelelerini
sezai karakoc
Bu kesik dansa karşı bana bir şey öğretmediniz
Kadının üstün olduğu ama mutlu olmadığı
Günlere geldim bunu bana öğretmediniz
Hükümdarın hükümdarlığı için halka yalvardığı
Ama yine de eşsiz zulümler işlediği vakitlere erdim
Bunu bana söylemediniz
insanlar havada uçtu ama yerde öldüler
Bunu bana öğretmediniz
Kardeşim ibrahim bana mermer putları
Nasıl devireceğimi öğretmişti
Ben de gün geçmez ki birini patlatmayayım
Ama siz kağıttakileri ve kelimelerdekini ve sözlerdekini
nasıl sileceğimi öğretmediniz
Bir kentten daha geçtim
Buğdayları yakıyorlardı
Yedikleri pirinçti
Birbirlerine açılan borular gibi üfürüyorlardı
Sonra birbirlerinden borular gibi çıkıyorlardı
Pirinçler gibi çoğalıyorlardı
Atlarını yalnız atlarını cana yakın buldum
Öpüp çıkıp gittim yelelerini
sezai karakoc
1.
bu çok sağlam surlu şehirden de geçtim
beni yalnız yarasalar tanıdı
az kalsın bir bağ bekçisi beni yakalayacaktı
adım hırsıza da çıkacaktı
her evde kutsal kitaplar asılıydı
okuyan kimseyi göremedim
okusa da anlayanı görmedim
kanunlarını kağıtlara yazmışlar
benim anılarım gibi
taşa kayaya su çizgisine
gök kıyısına çiçek duvarına değil
kedi yavrularından başka
- o da gözleri açılmamış olanlardan başka -
el uzatmaya değer
soluk alır bir nesne bulamadım
bir gün daha öldü
ey batıdaki mağaralar
beni afyonunuz bağlasaydı da
uyusaydım
bu katı bu sert kente gelmeseydim
bir kaç eski ölünün kemiğini fosforladım
ışıklarını artırdım bin yıl sonraki çocuklar için
yaşlı bir adamın şapkasını düşürdüm
karpuz kopardım
dağdan taş yuvarladım
ırmakta yıkandım
ölümsüz çamaşırlar giyindim
çivi yazısıyla yazılmış bir taşa oturdum
yanımdan tak kuran işçiler ve turistler geçti
çok eski bir şairin (ben miyim yoksa)
taktım aklıma şöyle bir dörtlüğünü:
"giydiklerin öyle ölümsüz büzülmüş ki
seni bardakta kaynayan
Âbıhayat sandım
elim uzandığı yerde kaldı"
şimdi ayı bekliyorum
ay doğunca onu yerime gözcü bırakacağım
aradığım bu ülkede de yok
taşlar hatıra yazılamayacak kadar
fazla kararmış
bu çok sağlam surlu şehirden de geçtim
beni yalnız yarasalar tanıdı
az kalsın bir bağ bekçisi beni yakalayacaktı
adım hırsıza da çıkacaktı
her evde kutsal kitaplar asılıydı
okuyan kimseyi göremedim
okusa da anlayanı görmedim
kanunlarını kağıtlara yazmışlar
benim anılarım gibi
taşa kayaya su çizgisine
gök kıyısına çiçek duvarına değil
kedi yavrularından başka
- o da gözleri açılmamış olanlardan başka -
el uzatmaya değer
soluk alır bir nesne bulamadım
bir gün daha öldü
ey batıdaki mağaralar
beni afyonunuz bağlasaydı da
uyusaydım
bu katı bu sert kente gelmeseydim
bir kaç eski ölünün kemiğini fosforladım
ışıklarını artırdım bin yıl sonraki çocuklar için
yaşlı bir adamın şapkasını düşürdüm
karpuz kopardım
dağdan taş yuvarladım
ırmakta yıkandım
ölümsüz çamaşırlar giyindim
çivi yazısıyla yazılmış bir taşa oturdum
yanımdan tak kuran işçiler ve turistler geçti
çok eski bir şairin (ben miyim yoksa)
taktım aklıma şöyle bir dörtlüğünü:
"giydiklerin öyle ölümsüz büzülmüş ki
seni bardakta kaynayan
Âbıhayat sandım
elim uzandığı yerde kaldı"
şimdi ayı bekliyorum
ay doğunca onu yerime gözcü bırakacağım
aradığım bu ülkede de yok
taşlar hatıra yazılamayacak kadar
fazla kararmış
güncel Önemli Başlıklar
